yukari
Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 73,127
» Son Üye: zeyal
» Toplam Konular: 70,591
» Toplam Yorumlar: 2,559,729

Detaylı İstatistikler

 
  Central Themes For a Unit On Korea
Yazar: first genius - 16-08-2015, Saat: 18:27 - Forum: About Korea - Yorumlar (15)

Central Themes For a Unit On Korea
[Resim: MW4n9M.gif]


Charles K. Armstrong
Kore Vakfı Sosyal Bilimler Dalı Kore Çalışmaları Alanında Doç. Dr., Kolombiya Üniversitesi


Kore’nin Fiziki Ve Kültürel Çevresi

Fiziki Çevre

Kuzeydoğu Asya’nın doğu kenarında bir yardımada olması sebebiyle Kore’nin pozisyonu ülkenin sosyal, siyasal ve kültürel tarihi açısından belirleyici unsurdur.

Kore yarımadasında medeniyet, komşular Çin, Kuzeydoğu Asya’nın diğer kültürleri ve Japonya ile etkileşim sonucunda oluşmuştur.

İklim ve topografya Kore’nin tarihsel gelişimi üzerinde önemli bir yer teşkil etmektedir. Kore yarımadası özellikle kuzeyde dağlık bir yapıya sahiptir. Arazi yüzde 20’den daha az oranda tarım için uygundur.

Kore iklimi karasal özellik göstererek kuzeydoğusundaki Amerika Birleşik Devletleri iklimine benzer, ancak Asya’nın yağmuru muson rüzgarları etkilidir. Kışları soğuk, kuru bir hava ve şiddetli yağış etkili olup yazları sıcak ve nemlidir.

Japonya ve Çin’deki kadar, Kore’de de temel gıda ıslak çeltik alanlarda geleneksel şekilde yetiştirilen pirinç olmuştur. Zor topoğrafya ve elverişsiz iklim koşulları ile nüfusun nispeten az olduğu alanlarda ve küçük köy topluluklarında ıslak pirinç tarımına aşırı emek verilmektedir. Sosyal kaynaşma çerçevesinde Kore’nin geleneksel davranışları Çin’deki Konfüçyüsçülükten etkilenmiştir.

English

by Charles K. Armstrong
The Korea Foundation Associate Professor of Korean Studies in the Social Sciences, Columbia University


Korea in Its Physical and Cultural Environment

Physical Setting

Korea's position as a peninsula on the eastern edge of Northeast Asia has determined much of its social, political, and cultural history.

Civilization on the Korean peninsula has developed in close interaction with neighboring China and other cultures on the Northeast Asian mainland, and with Japan.

Topography and climate have also been important influences on Korea's historical development. The Korean peninsula is very mountainous, especially in the north. Less than 20 percent of the land is suitable for cultivation.

The Korean climate is continental, similar to the northeastern United States, but with the precipitation patterns of monsoon Asia. Winters are cold and dry, summers hot and humid with heavy rainfall.

As in Japan and much of China, the staple food in Korea has traditionally been rice, cultivated in wet paddy fields. Labor-intensive wet-rice agriculture, combined with this difficult topography and climate, meant that most of the Korean population was concentrated into relatively small areas and into tight-knit village communities. Social cohesion in traditional Korea was reinforced by norms of behavior strongly influenced by Confucianism from China.

Bu konuyu yazdır

  Jangseung (장승)
Yazar: first genius - 13-08-2015, Saat: 13:23 - Forum: About Korea - Yorumlar (9)

Jangseung / 장승 / Köy Koruyucuları

[Resim: zrgkAO.jpg]


Bilinen Diğer Adları: Beopsu (법수), Beoksu (벅수)

(Hangul: 지하대장군, Hanja: 地下大將軍)


Jangseung, Koreli insanlara köylerinde bulunan ve uzak yerlerden gelen zararlara karşı koruyuculuk yapmak için ayakta duran sıradışı, çarpıcı heykellerdir.

Jangseung veya köy koruyucusu tahtadan yapılmış olan geleneksel Kore totem heykelidir. Genellikle tahtadan yapılmıştır ancak nadirde olsa taştan yapılanları da vardır.

Jangseunglar köy sınırlarını belirlemek için köylerin kenarlarına yerleştirildi ve bunu yapmak geleneksel bir davranıştı. Kötü ruhların kendilerinden uzakta kalmasına yardım ettiklerine inanılırdı.

Hatta Jangseung totem heykelleri dini simgelerdi.

Jeolla bölgesinde ise Jangseunglar çoğunlukla taştan yapılmıştır ve buradaki totemler Jeju Adası'ndaki dolhareubanglar ile benzerlik gösterir.

Bilgiler

18. yüzyılda Joseon Hanedanı Kralı Jeongjo (bildiğimiz adı ile Yi San) babasının mezarının bulunduğu Suwon'a yapacağı kraliyet gezisi sırasında Sangdo yakınlarına kötü ruhlardan korunmak amacıyla Jangseung dikilmesini emretmiştir. O zamandan beri de bu bölge (yani Seoul metrosu 7. hatta bulunan Jangseungbaegı İstasyonu) Jangseungbaegı olarak bilinmektedir.

Jangseung, Köy Bekçileri

Bu gün büyük bir bölümü ortadan kalkmış olmasına rağmen, sadece 100 yıl öncesine kadar Jangseung Kore’nin neredeyse her köyünün girişine dikilirdi.

Ziyaretçiler onları selamlarlar bununla beraber bu çarpıcı sütunların kıtlık, suçiçeği gibi salgın veya doğal afetler nedeniyle oluşan kötü ruhları korkutup kaçırdığına inanırdı.

Geçmiş yıllarda Jangseung halkın dini nesnesi olarak kabul edilmiş. Harika bir koca, iyi kalpli bir gelin veya ailelerinin sağlığı için köylüler dua etmişlerdir. Böylece dirençli Jangseung zararda köylüleri koruduğu aynı zamanda istek ve arzular için bir umut olduğu, açık kulaklarıyla insanları dinlediği için koruyucu bir tanrı olarak görev aldı. Her yıl köylüler Jangseung ayinleri yapmak istemekte, onurlu koruyucunun dibinde pirinç keki ve meyveler adamaktadır.

Jangseung, İnsanların Kuvveti ve Canlılığının Sembolü

Jangseung genellikle taştan veya ahşaptan yapılmıştır. Bugün hala Jangseung’da vücutlarında yazılı isimler ile erkek ve kadın figürleri bulundurmaktadır. Bunlar sembolik yüz özellikleri ile koruyucu tanrılar olarak ifade edilir, yüz ifadeleri kasıtlı olarak değiştirilmiştir.

Yüz kaba şekilli, şişkin gözler, yumru gibi bir burun, çıkıntılı köpek ve ön dişlerin ile karakterize edilen; bir asker ya da kafasında devlet memurunun şapkası olan Jangseung heykelidir. Aynı zamanda insan portlerini sunarken yetenekli zanaatkarların yaptığı abartılı bozulma ile Jangseung’un yeraltından gelen bir canavar ya da tanrıyı anımsatan bir koruyucu görüntüsünü tasvir etmektedir. jangseung büyükbaba ve büyükannenin yüzlerinde sarkma ve hayırseverlik, Dangsan, Buan ve büyükanne Jangseung, dişsiz buruşuk bir gülümseme, dede Jangseung Naju’daki Bulhoesa Tapınağı'nda uzun örgülü bıyık o zamanın sıradan insanlarının dostu mizahi karakterin yansımasıdır.

Çoğu ahşap Jangseung, geçmiş yıllarda çürümüştür. Ancak birçok taş Jangseung mükemmel orijinal formlarını muhafaza etmeyi başarmıştır. Bu dikkat çeken taş Jangseung, o günlerin estetik değerlerini bize göstermektedir. Onların gülümsüyor olmalarına rağmen sert ama yine de güzel mizacı, sıradan insanların güvenini ifade etmektedir. Özgürce oluşturulmuş Jangseung yüzleri, özünde günümüz Korelilerini yüz hatlarını yansıtır. Onların kıyafetleri doğrudan Kore’nin halktan kesimini sembolize eder. Jangseung, gücü, canlı kalmayı anlatıyor.

Dipnot: Totem: İlkel toplumlarda topluluğun ondan türediği sanılan ve kutsal sayılan hayvan, ağaç, rüzgâr vb. herhangi bir doğal nesne, ongun (Referans: Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlügü)

Güney Jeolla, Chungcheong'da ve Gyeongsang'da Jangseunglar beopsu (법수) veya beoksu (벅수) olarak bilinir. Ayrıca boksa (복사) totem heykeli de erkek saman demektir.


English


The Other Known Names: Beops the (법수), Beoks the (벅수)

(Hangul: 지하 대장군, Hanja: 地下 大 將軍)


Jangseung are extraordinary, striking statues that stand as protectors over the Korean people, sheltering them from harm in their villages and on roads far away.

A jangseung or village guardian is a Korean totem pole usually made of wood, sometimes made of stone and bearing some resemblance to the dolhareubangs of Jeju Island.

A jangseung or village guardian is a Korean totem pole usually made of wood. Jangseungs were traditionally placed at the edges of villages to mark for village boundaries and frighten away demons.

They were also worshipped as village tutelary deities.

In the southern regions of Jeolla, Chungcheong, and Gyeongsang, jangseungs are also referred to as beopsu or beoksu, a variation of boksa (복사/卜師), meaning a male shaman.

In the Jeolla region, jangseungs are often made of stone bearing some resemblance to the dolhareubangs of Jeju Island.

Trivia

In Seoul, 18th century Joseon Dynasty King Jeongjo ordered jangseungs erected in the area near Sangdo to ward off evil spirits when he made a royal procession to Suwon, where his father's tomb was located. Since then, the district has been called Jangseungbaegi and has given its name to the Jangseungbaegi Station on the Seoul Metropolitan Subway's Line 7.

Jangseung, village guardians

Although they have mostly disappeared from view today, even until just 100 years ago jangseung were erected at the entrance of nearly every village in Korea.

Besides greeting visitors, these striking pillars were created to scare away evil spirits that caused famines, natural disasters or epidemics such as small pox. With the passing years, jangseung came to be regarded as objects of folk religion to which villagers prayed for the health of their families, for a baby, or for a wonderful husband or kind-hearted bride.

Thus, the resilient jangseung protected the village from harm and also served as a guardian god, with its ears open to the wishes and hopes of villagers. Each year villagers would conduct jangseung rituals, placing offerings of rice cakes and fruit at the foot of their honored guardian.


Jangseung, a symbol of the people's strong and vitality

Jangseung were commonly made out of wood or stone. Jangseung that remain today are mostly male and female figures with their names written on their bodies. They are symbolically expressed as guardian gods through the intentional altering of human facial features.

The face is characterized by coarsely-shaped bulging eyes, a fist-like nose, and protruding canines and front teeth; most jangseung statues have a soldier or government official's hat on the head. Through such distortion and exaggeration, the talented jangseung craftsmen depicted a guardian god image, reminiscent of a monster or god from the underworld, while simultaneously offering a kind of portrait of the common people. The sagging and benevolent faces of the grandfather and grandmother jangseung in Dangsan, Buan, and the toothless, wrinkled smile of the grandmother jangseung and the long braided whiskers of the grandfather jangseung at Bulhoesa Temple in Naju are reflections of the friendly yet satirical characters of the common people at that time.

Most wooden jangseung rotted away with the passing years, but many stone jangseung have been almost perfectly preserved in their original forms. These striking stone jangseung accurately show the aesthetic values of their day. Stern despite their smiles, but nevertheless beautiful, they seem to express the confidence of the common people. The freely-formed faces of jangseung, in essence, reflect the many faces of Koreans today. Their attire accurately depicts the Korean commoner class.

Kaynak // Source 1

Kaynak // Source 2

Bu konuyu yazdır

  KTX (Korea Train Express)
Yazar: madamagafya - 08-01-2015, Saat: 15:07 - Forum: About Korea - Yorumlar (12)



KTX (Korea Train Express)

[Resim: qnsRbL.jpg]

Çalışma: 2004 - günümüze tarihleri
Parça göstergesi: 1.435 mm (4 ft 8 1/2) Standart göstergesi

Taşıt Yapısı
Toplam Taşıt Uzunluğu: 388m
Toplam ağırlık: 771.2 (yolcularla birlikte)
Koltuklar: Özel Kompartman- 3 sıra (127 koltuk), Genel Kompartman-4 sıra (808 koltuk)
Toplam Koltuk: 935 her bir taşıtta.
Maximum: 300km/saat
Motorgücü: 13.560 KW (18.200 beygirgücü)
Hız Kapasitesi: 6 dakika 8 saniyede 300km/saat hıza ulaşıyor.
Durma Mesafesi: 6.400 m (2 dakika 32 saniyede)
Uygun Özellikleri: Video/audio sistem, intercom sistem, yolcu bilgi kolaylıkları, 10 içecek makinesi, 3 atıştırmalık makinesi, vb.
Engelliler için İmkanlar: Her kompartmanda 2 engelli koltuğu, 1 engelli tuvaleti ve 1 tekerlekli sandalye depo birimi.

Kore Tren Express (KTX) Güney Kore'nin Koreail tarafından yönetilen hızlı raylı tren sistemidir. İlk hızlı tren inşaatına Seoul-Busan arasında 1992 yılında başlandı. KTX servisi 1 Nisan 2004'te hizmete sunuldu.

KTX, Incheon Uluslararası Havalimanı'ndan Seoul ve Yongsan İstasyonlarında durarak Busan ve Gwangju yönüne hareket eder. Yeni bir terminal Seoul'un Gangnam bölgesinde inşaa ediliyor, bu terminal 2016 yılında açılacak ve Yeni Dongtan Şehri ve Pyeobgtaekdeki Seoul Metro Hattı 1.Jije İstasyonlarının arasında olacak. İkinci hızlı tren inşaatına ise 2009 Aralık'ta başlandı ve 2015'in ilk çeyreğinde açılacak. Yeni bir hat Wonju ile Gangneung arasında inşaat edilecek ve 2018 Kış Olimpiyatları'nda PyeongChang'da hizmete girecek.

En hızlı trenler 350 km/saat (217 mph) hızla yol alacak alt yapıyla dizayn edilmesine rağmen 305 km/saat (190 mph) hızla servis verirler.

Hızlı tren açılış tarihi Nisan 2014 ile Kore; Fransa, Japonya, Almanya ve İspanya'dan oluşan tren ligine ve dönemine saatte 300 km ile dahil oldu. Büyük ulusal politik proje ile ulusal temelli olan hızlı trenin açılışı sadece Korelilerin hayatına ülkenin her yerine üç saatte gitmeleri ile bir değişim getirmeyecek, ayrıca ülkeye ekonomik, sosyal ve kültürel açılardan büyük etkiler getirecek.

Çeviri: Blingbling*

Bu konuyu yazdır

  Ambitious Dig Begins in Gyeongju
Yazar: esra_kjm - 01-01-2015, Saat: 2:00 - Forum: About Korea - Yorumlar (3)

Ambitious Dig Begins in Gyeongju

Gyeongju’da Büyük Kazı Başlıyor


[Resim: xFE46Q.jpg]

Kore tarihinin en önemli arkeolojik araştırmalarından biri, geçtiğimiz hafta Kuzey Gyeongsang’taki Gyeongju’da başlamıştır.

Zengin tarihinden dolayı Japonya’nın Kyoto şehri ile sürekli olarak karşılaştırılan şehir, yaklaşık 1000 yıl önceki Silla Hanedanlığı’nın başkentiydi. Bu araştırma, bir saray ve kale içeren ve Wolseong olarak bilinen Silla’nın kraliyet şehrini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır.

Hal böyleyken uzmanlar, projeden gelen bulguların, gelecek yıl ya da aylarda Kore medyasında manşetlerde yer alabileceğini ifade etmektedir.

Kore’nin Tarihi Sit Alanı No: 16 ve UNESCO Dünya Mirası olan Wolseong, Gyeongju merkezindeki Inhwang-dong’ta 200.000 metrekareden daha büyük bir alan olarak ölçülmektedir. Bu isim, kelime anlamıyla ‘Ay Kalesi’ anlamına gelmektedir ve bunu, göksel şekilli coğrafik özelliklerinden almaktadır.

[Resim: jtm3px.jpg]

Ayrıca burası, Banwolseong yani Yarım Ay Kalesi olarak da bilinmektedir.

Arazinin büyük bir alanında keşfedilen ilk yer, yedinci yüzyıldaki gözlemevi olan Cheomseongdae’den çok uzakta olmaya eski bir soğutucu olan Buz Deposu Taşı’nın önündeki kısımdır.

11 Kasımdan bir hafta önce gerçekleştirilen bir ön kazıda alan, acımasız rüzgarda dimdik ayakta duran dalları ile uzun boylu çam ağaçlarının dışında çoğunlukla boştu.

Silla Sarayı’nın ne zaman inşa edildiği ve yıkıldığı tam olarak belli değildir. Bunu yalnızca Samguksagi’deki yer alan ve Wolseong’un 101 yılında inşa edildiğini ve 935 yılına kadar kullanıldığını ifade eden ‘Üç Krallığın Tarihçesi’ adlı metinden bakarak tahmin edebiliriz.

Sekizinci yüzyılda belli bir süre Silla’nın altın çağında Gyeongju’nun nüfusu bir milyona ulaşmıştır. Tarihçiler, Gyeongju’nun eski Çin başkenti olan ve günümüzde Xi’an olarak bilinen Chang’an; Avrupa’da İstanbul; İslam Dünyası’nın kültür, ticaret ve entelektüel şehri olan Bağdat ile kıyaslandığını söylemektedir.

Tarihsel ağırlığı ile karşılaştırıldığında Wolseong, büyük oranda keşfedilmemiştir. 1915 yılında Japon bir arkeolog, kale yakınlarında tahıl ve çanak çömleğin yanı sıra hayvan kemikleri ve dişleri ortaya çıkarmıştır. Günümüzde bu kalıntıların nerede olduğu belli değildir.

1970li yıllara kadar başka bir denetim gerçekleştirilmemiştir. 1979 ve 1980 yılları arasında Kore Hükümeti, kalenin yanında haeja olarak adlandırılan bir savunma tesisinin yanı sıra doğu tarafta bir geçitin varlığı doğrulamıştır. Haeja, 1984 ile 1985 yılları arasında keşfedilmiştir.

Hükümet, ayrıca kuzey ve güney taraflarında,1985 ile 2014 yılları arasında bulunan birkaç yapının ve kuyunun olduğunu doğrulamıştır.

Gyeongju Ulusal Kültürel Miras Araştırma Enstitüsü Direktörü Choi Maeng-sik, yaptığı açıklamada “Bugüne kadar yapılan denetimlerin oldukça geçici olmuştur. Saray için gerçek bir çalışma yoktur.” sözlerini ifade etmiştir.

Mart ayına kadar keşfedilen ilk alan, 57.000 metrekare olarak ölçülmüştür. Yetkililer, burada kralın yatak odası ve taht salonu gibi temel yapıların olduğuna inandıklarını söylemektedir.

Gyeongju Ulusal Kültürel Miras Araştırma Enstitüsü’nden Park Yun-jeong – aynı zamanda araştırmanın liderliğini yapıyor- enstitünün hiç şüphesiz önemli keşifler yapacağını söylemiştir.

Park, “Bugün bile 10-20 cm kazılar yaparken çatı kiremiti şeklinde kalıntılar bulduk. Deneme kazılar yaklaşık 20 cm derine kadar gidecek, gelecek sürece karar vereceğiz.” şeklinde konuşmuştur.

Gözlemcileri endişelendiren ise Gyeongju enstitüsünün ve yönetimin, keşif için yalnızca 10 yıllık bir zaman teklif etmesidir.

Kore’nin kültürel özellikleri alanındaki projeler, on yıl içinde tamamlanacak. Bunun yerine savruk restorasyona neden olan aceleci zihniyete karşı en az 30-40 yıla ihtiyaç duyulduğu söylenmektedir.

Devlet Başkanı Park Geun Hye, seçim kampanyası sırasında bu bölge için onun sözlerinden biri olarak bu projeyi seçmiştir.

Daha önceki yönetimler de benzer projeyi yürütmüştür. Gyeongju’ya dikkatleri çeken ilk yönetim, Park’ın babası Park Chung Hee olmuştur.

Tarihçiler, Silla Sarayı ve çevresindeki yapıların, Çin’deki Xi’an’da yer alan Daming Sarayı ve Japonya’daki Nara’da yer alan Heijo Sarayı gibi restorasyona ihtiyaç duydukları konusunda çağrıda bulunmaktadır.

Yazar: Kim Hyung Eun

Kaynak

Bu konuyu yazdır

  Eulmi Incident / 을미사변
Yazar: esra_kjm - 08-10-2014, Saat: 20:55 - Forum: About Korea - Yorumlar (4)

Eulmi Incident / 을미사변

[Resim: IfD9rK.jpg]

Kore imparatoriçesi Kraliçe Min, 8 Ekim 1895 günü erken saatlerinde, Okho-ru'daki Gyeongbok Sarayı'nın içindeki özel kraliyet konutu olan Geoncheong Köşkü'nde öldürülmüştür. Kraliçe Min'in öldüğünden emin olduktan sonra suikastçiler, onun vücudunu yakmıştır. Eulmi Vakası, Kore tarihinin en trajik olaylarından birisidir.

Hem Kore hem de Japon yönetimi, olaya Japon konsolosu Miura Gorō'nun dahil olduğunu kabul etmektedir; ancak Japon yönetiminin suikaste teşvik ettiği düşünülmektedir. Kore tarihi, onun cinayeti ile Donghak Çiftçi Devrimi, Birinci Çin-Japon Savaşı, Rus-Japon Savaşı ve Kore'nin Japon işgalini tetiklenerek felakete doğru trajik bir hal almıştır.

English

Korean empress Queen Min was assassinated in the early hours of October 8, 1895, at Okho-ru (옥호루, 玉壺樓) Pavilion in the Geoncheonggung (건청궁, 乾淸宮), which was the rear private royal residence inside Gyeongbokgung Palace. After verifying that they had indeed killed Queen Min, the assassins burned her body. The Eulmi Incident (을미사변; 乙未事變), the name given for the assassination, constitutes one of the most tragic events in Korean history.

Both the Korean and Japanese governments accept that the incident involved the Japanese consul to Korea, Miura Gorō, but some propose that the Japanese government instigated the assassination. The course of Korean history took a tragic turn toward disaster with her murder, triggering the Donghak Peasant Revolution, First Sino-Japanese War, Russo-Japanese War, and the Japanese colonization of Korea.

Kaynak / Source

Bu konuyu yazdır

  Flag of South Korea (Taegeukgi / 태극기)
Yazar: first genius - 13-07-2014, Saat: 19:59 - Forum: About Korea - Yorumlar (14)

Flag of South Korea (Taegeukgi / 태극기) / Güney Kore Bayrağı

[Resim: aqjc.png]


Kabul Edilme

6 Mart 1883 (Orjinal Versiyon)

12 Temmuz 1948 (Güncel sürüm)

Güney Kore Bayrağı, (bazı zamanlar Taegeukgi olarak kullanılmaktadır) Kore Cumhuriyeti Ulusal Bayrağı'dır. Üç bölümdür: Bunlardan ilki, beyaz bir arka plan, ikincisi mavi ve kırmızı (Ying-Yang simgesi) merkezdeki yang sembolü kırmızı ve mavi Taiji yin ve üçüncüsü de 4 tane her köşede bulunan şekillerdir. Sekiz tane seçilen orjinal dört siyah trigramdan oluşur.

English

Adopted


March 6, 1883 (Original version)

July 12, 1948 (Current version)

The Flag of South Korea, or Taegukgi (sometimes also romanized as Taegeukgi) is the national flag for the Republic of Korea. It has three parts: a white background, a red and blue Taeguk, which is a red and blue Taiji yin- and yang-symbol in the center, and four black trigrams, which are selected from the original eight, on each corner of the flag.

Bu konuyu yazdır

  Dokdo, Korea's Beautiful Island
Yazar: esra_kjm - 05-06-2014, Saat: 1:32 - Forum: About Korea - Yorumlar (9)

Dokdo, Korea's Beautiful Island

Doğu Denizi'nin en doğusunda yer alan Dokdo, tarihsel, coğrafi açıdan ve uluslararası hukuk çerçevesinde Kore topraklarının ayrılmaz bir parçasıdır. Dokdo ile ilgili herhangi bir toprak anlaşmazlığı bulunmamaktadır ve Dokdo, diplomatik müzakereler ve yargısal çözüm yolu ile ele alınması gereken bir konu değildir.

Kore Cumhuriyeti Hükümeti, Dokdo üzerindeki inkar edilemez toprak egemenliği konusunda çalışmaktadır. Hükümet, herhangi bir provokasyon ile azimli ve sağlam bir şekilde ilgilenecektir ve ada üzerindeki Kore'nin egemenliğini savunmaya devam edecektir.

>>> Dok Adası (독도 / Dok-do)

English

Dokdo, the easternmost island in East Sea, is an integral part of Korean territory historically, geographically, and under international law. No territorial dispute exists regarding Dokdo, and Dokdo is not a matter to be dealt with through diplomatic negotiations or judicial settlement.

The Government of the Republic of Korea exercises Korea’s irrefutable territorial sovereignty over Dokdo. The Government will deal firmly and resolutely with any provocation and will continue to defend Korea’s sovereignty over the island.

>>> Dok Island (독도 / Dok-do)


Kaynak / Source

Bu konuyu yazdır

  Korean Diaspora
Yazar: sukjong - 12-04-2014, Saat: 12:27 - Forum: About Korea - Yorumlar (9)

Korean Diaspora

[Resim: yf9x.png]

Kore diasporası kabaca 7 milyon insandan oluşur ve sadece 5 milyon Koreli göçmen, Çin, ABD ve Japonya da yaşamaktadır. Diğer ülkelerle birlikte Avusturalya, Kanada, Kazakistan, Yeni Zellanda ve Özbekistan dahil %0.5 den fazla Koreli, azınlık olarak yaşar ve Bütün bu rakamlar, hem geçici göçmenleri hem de kalıcıları içerir. Eğer uzun süre kalan insanlar düşünülürse,2010 yılında toplam 5.3 milyon Koreli göç etmiştir.

Tarihi

Modern çağdan önce, Kore yarımadası yüzyıllar boyunca bölgesel bir istikrara sahipti; Kim Jea Eun bunu şöyle açıklar, "Bölge siyaseti ve nüfusu hafife alındı" Kore'den gelen büyük ölçekli ilk göç 1860 yılından sonra oldu, başta Rusya, Uzak Doğu ve Kuzeydoğu Çin'e, bu göçmenlerin ataları olan 2 milyon Koreli göç eti ve burada enik gruplar oluşturdu.

Kore Japon Egemenliği Altında

1910-1945 Japon sömürge dönemi sırasında, Koreliler işlere alındı ya da anakara Japonya'da çalışmak için zorlandı. Zainichi (Japonya’da yaşayan Koreliler) olarak bilinen Koreliler savaşın sonunda Japonya'da kaldılar. Sovyet işgalinden sonra Karafuto da sıkışıp kalan 40 bin Koreliye da Sakhalin Korelileri denir. Japonya'nın göçmenlik bürosunun istatistiklerine göre, 2005 yılı itibariyle Japonya'da 517,570 daimi olmak üzere, 901,284 Koreli ikamet ediyor, 284,840 kişi ise Japon vatandaşlığına girdi.

Bağımsızlıktan Sonra

II. Dünya savaşından ve 1945’te Japonların istilasından sonra Kore bağımsızlığını kazandı ama kuzey ve güney olarak ikiye ayrıldı. 1945’te Çin Cumhuriyeti kurulduktan sonra içindeki etnik Koreliler ülkenin 56 etnik grubundan biri olarak resmi bir şekilde tanındı. Büyük azınlıklardan biri olarak düşünüldüler. Nüfusları yaklaşık 2 milyona çıktı. Atalarının daha önce yaşadığı Kuzey bölgesinde kaldılar ve 1997’de sayılarının 554.000 ulaştığı Yanbian kentinde nüfusları yoğunlaştı.

Amerika Birleşik Devletleri’ne göçün 1903 yılından itibaren başladığı bilinmektedir. Ancak Amerika 1965 Göçmenlik Reformu yasasına kadar Kore toplumunun önemli bir boyuta ulaşmasına izin vermedi. Şu anda Amerika Birleşik Devletleri’nin metropol şehirlerinde 1,5 – 2 milyon arasında Koreli yaşamaktadır. Az sayıda işçi 19. Ve 20. YY Havai ye göç etmiştir. Kore Savaşı’nda ABD, Güney Kore’nin müttefiki olduğunu söylemiş ve savaşta pek çok askerini kaybetmiştir.

Avrupa ve Latin Amerika da ki belli başlı yerlerde savaştan sonra Kore den göçler başlamıştır. 1950’de Kore’den Latin Amerika ya giden göç belgelenmiş. O dönemde ki Kuzey Kore mahkumları göç tercihlerini Şili den yana kullanmıştır, 1953’de Arjantin, 1956’da Red Cross (Kızıl Haç) Korelilerin çoğunlukla yaşadığı yerlerden olmuş, bununla birlikte Kore, 1960’lara kadar Kore ekonomik bakımdan sömürülmüştür. Güney Kore ekonomisi 1980’li yıllarda gelişmeye devam ederken Latin / Amerika’sın da, tekstil endistürisi, Koreli yatırımcıların tercihi olmuş ve işletmeler kurulmuştur. Brezilya, Sao Paulo, Buenos Aires , Arjantin, Guatemala gibi Latin Amerika bölgelerinde Kore kasabaları yoğun olarak bulunmaktadır. Koreli göçmenler gittikçe kentsel merkezlere yerleşmekte ve Güney Kore’ye geri göçün olmasına rağmen Bolivya, Şili Uruguay, Venezuella gibi yerler hala göç almaktadır.

1970’lerde tüm göçün çeyreğinden fazlasını alan Japonya ve ABD Güney Koreli göçmenler için ilk gidilecek yerler arasında yer aldı. Orta Doğu 1975 ve 1985 arasında Suudi Arabistan’a giden 800,000 den fazla Koreliyle, en popüler üçüncü gidilecek yer oldu.

Göç Odakları

Ayaklanmalarla ilgili Güney Kore basınında çıkan haberler, uzun çalışma saatleri ve 1990'larda Amerika Birleşik Devletleri’nde ki göçmenlerin karşılaştığı zorlu koşullar, kamu bilincini artırmıştır. Amerika Birleşik Devletleri'nde ki 1992 Los Angeles ayaklanmasının, bir sonucu olarak daha az çekici hale gelmesine rağmen, Los Angeles ve New York diğer metropoliten yerlere göre halen en büyük etnik Kore popülasyonlarını barındırır. Üstelik hala en büyük payı çekmeye devam ediyor. Aslında, New York Metropoliten Alanı içerisinde, New Jersey Bergen İlçesi'nde ki, Koreli nüfus, 2010 Amerika Birleşik Devletleri nüfus sayımı ile 6.3% olduğu belirtildi ve ABD'nin en yüksek Kore nufüsünun burada olduğu belirlendi. Zengin Koreli Amerikanların önemli bir kısmı 2000'lerin başından (on yıl) beri Bergen İlçesine yerleşmiş ve Bergen İlçesi Akademileri Magnet Yüksek Okulu, Kore Ana Ortaklık Örgütü, Kore-Amerikan Derneği ve komünal destekleyici kuruluşlar, olmak üzere çeşitli akademik kuruluşları New Jersey'de kurmuşlardır. New Jersey, Teaneck'de ki, Holy Name Tıp Merkezi, Bergen İlçesi içinde büyüyen Kore Tıp Programı ile birlikte, ABD'deki düşük pirimle sigortalanmış veya sigortasız Koreli hastalara geniş ve kapsamlı bir alanda sağlık hizmetleri verebilmek için iddialı bir gayret sarf etmiştir. Bergen ilçesindeki Palisades Park'da bulunan Kore mahallesi, Koreli Amerikanların kültürünün yaşandığı baskın bir yer olarak ortaya çıkmıştır. Ayrıca ‘’Kore yemeğinin şöhret kaldırımı’’ olarak ünlenmiş, Amerika Birleşik Devletleri'nde ki Kore restorantlarının en yoğun şekilde bulunduğu yer olarak dikkat çekmiştir. Palisades Park içinde bulunan Yaşlılar Merkezi'nde ki Koreli büyükanneler tarafından Eylül 2012 tarihinde Güney Kore "K-pop" şarkıcısı PSY tarafından dünya çapında tanınan Gangnam Style dansının büyük bir ilgiyle takip edildiği kaydedildi. Chusok, Kore Hasat Şükranı festivali Bergen İlçesin de binlerce kişinin katıldığı her yıl düzenlenen bir gelenek haline gelmiştir.

Bergen İlçesinin büyüyen Kore nufüsüna karşılık olarak Ocak 2011 yılında New Jersey Merkez Belediye Mahkemesi Nöbetçi Hakimliği'ne Koreli avukat Jae Y. Kim'in atanması bu bölgedeki Korelilerin etkisini arttırdı. Ocak 2012 yılında New Jersey valisi Chris Christie, New Jersey Yüksek Mahkemesi'ne avukat Phillip Kwon'u aday gösterdi. Bu aday devletin Senato Adalet Komitesi tarafından Temmuz 2012'de reddedildi. Daha sonra New York ve New Jersey genel müşaviri Yardımcısı olarak atandı. Bergen İlçesinde ki nüfusun 2010 yılındaki sayıma göre 56.773 olduğu belirlendi ve dil yardımı gerektirecek kadar nüfus arttı.

Güney Kore ekonomisinin gelişmesiyle birlikte, Kore göçünün odağı, gelişmekte olan veya gelişmiş ülkelere doğru yönelmeye başladı. Çin ve Güney Kore arasındaki diplomatik ilişkilerin 1992 yılında normalleşmesi ile, Güney Kore'den pek çok sayıda vatandaşın Çin'e gitmesine ve düşük yaşam maliyetine karşı oluşturulan iş fırsatları ile Çin'e olan yerleşim oranı arttı. Güney Koreliler Pekin, Şangay ve Qingdao'da büyük topluluklar oluşturmuştur, 2006 yılı itibarıyla, Koreli nüfusün 300,000 ile 400,000 arasında olduğu tahmin edilmektedir. Hong Kong'un 2001 yılı nüfus sayımına göre en büyük 12. etnik grubunu Koreliler oluşturmaktadır ve çoğunlukla işadamları ve aileleri yaşamakta tahminen 5.200 kişi burada ikamet ediyor. Böylece Güneydoğu Asya da Güney Korelilerin akınına maruz kaldı. Vietnam'da Koreliler, Tayvanlılardan sonra Vietnam'ın ikinci büyük yabancı topluluğudur, diplomatik ilişkilerin normalleşmesi ile birlikte, 1992 yılından bu yana yaklaşık 30.000 kişi göç etti. 2004 yılında 370.000 Koreli Filipinler'i ziyaret etti, ve kabaca 46.000 Koreli sürekli orada yaşamaya karar verdi, Güney Kore'ye oranla yaşam maliyetinin düşük olması göç oranını yükselmiştir. Daha küçük olsa da, Kamboçya'da ki Korelilerin sayısı neredeyse 2005 ve 2009 yılları arasında dört katına yükseldi. Bunlar çoğunlukla Siam, Reap ve Phnom Penh kentinde yaşamaktadır. Bazı misyoner ve NGO (Non-governmental organization / Sivil toplum kuruluşu) çalışanları da vardır ama onlar, büyük ölçüde inşaat sektöründe yer alan yatırımcılardır.

Geri Dönüş

Yurtdışında doğan veya Kore bağımsızlık restorasyonu zamanından beri yurtdışında olan Koreliler, Kuzey ve Güney Kore'ye geri dönüş yapmışlardır, belki de en ünlü örneği Kim Jong-Il'in babası Kim Il-sung, (Kuzey Kore eski lideri) Rusya'nın Khabarovsk şehrinin Vyatskoye bölgesinde, doğmuş ve Kızıl Ordu'da görev yapmıştır. Japon istilasıyla göç ettirilen Koreli halk Savaş sonrasında topraklarına geri döndü. Sömürge öncesinde Kore Devleti açıkça bir kişinin vatandaş olarak belirlenmesinde ki sınırları ve ölçütleri ortaya koydu. Ancak sömürge hükümeti (Japon) tek bir Korelinin ve ailesinin Mançurya'ya göçünü bile kayıt altına aldı. Böylece Japonya geri dönen Korelilerin hangi yere (Güney Kore, Kuzey Kore) ait olduklarının hukuki bir tanımını yaptı.

Büyük ölçekli geri dönüş 1950 ve 1960'ların başlarında Zainichi Korelileri (Japonya'daki Korelilere verilen isim) tarafından Kuzey Kore sponsorluğunda gerçekleşti. Yaklaşık 90.000 Zainichi Komünist taraf da idi ama asıl evleri Güney Kore'de bulunan Koreliler için Güney tarafı da popülaritesini, dönemin koşullarından ötürü yitirmişti ve pek çoğu Japonya'ya geri dönme kararı aldı. Daha sonra Kang Chol-Hwan Kuzey Kore'den kaçışını ve yaşadıklarını anlatan ''The Aquariums of Pyongyang'' adlı bir kitabı yayımladı. Daha sonraları sömürge döneminde Manchukuo yerleşmiş olan Koreliler için Güney Kore popüler bir hedef haline geldi. Böylece Park Chung-hee ve Chun Doo-hwan gibi Manchukuo'dan dönenler Güney Kore'nin gelişmesinde büyük etkilerde bulundular.

1980'lerde Güney Kore ekonomisinin yükselişi ile birlikte Çin ve Orta Asya başta olmak üzere yurdışında yaşayan pek çok Koreli vatandaş evlerine geri döndü. Ayrıca Güney Kore, başta Çin olmak üzere büyük ölçüde yurtdışından göç aldı. 356.000 Çin vatandaşı Güney Kore'ye göç etmiş bununla birlite Orta Asya'dan da Güney Kore'nin büyüyen ekonomisinden faydalanmak isteyen insanlarda burayı tercih etmiştir. Başta ekonomik büyüme insanların Güney Kore'yi diğer ülkelere göre daha çok tercih etmesine neden olmuştur.

Bu konuyu yazdır

  Philosophy in Korean Society
Yazar: sukjong - 17-01-2014, Saat: 20:42 - Forum: About Korea - Yorumlar (5)

Philosophy in Korean Society

[Resim: 5fjg.jpg]

Bir toplumun düşüncesini ve dünyaya bakış açsını belirleyen felsefi düşünceler ve akımlar Uzakdoğu toplumunun geneline baktığımızda olduğu gibi, Kore toplumunu da etkisine almış ve tarih boyunca farklı düşüncelerin ve sentezlerin mensubiyetinde yaşamıştır. Kore toplumunun felsefi düşüncesi ve yaşayışı incelenecek ise diğer çoğu toplumda da olduğu gibi din öğesini de ele almak ve bağlantıları ortaya koymak gerekir.

Düşünüldüğü gibi Taoizm, Budizm, Konfüçyüsçü lük gibi akımlar temelinde bir din değil felsefi bir düşüncedir. Bu düşüncelerin kurucularından sonra gelen öğrencileri tarafından dinsel öğelerin içine katılmasıyla bir din halini almıştır. Bundan dolayı da başta bu üç akım hem din olarak hem de felsefi bir görüş olarak günümüz insanının kendi hayatında uyguladığı önemli olgu ve değerlerden olmuştur.

TARİH ÖNCESİ DÖNEM

Kore toplumunun Arkeolojik araştırmalardan yola çıkılarak, Jeulmun çömlekçilik döneminde (M.Ö 8000-1500) bir ulus halini aldığı düşünülmektedir. M.Ö 4000’li yıllara doğru Orta Asya’dan göçen Tuyur kabileleri, Kore’nin Kuzeyindeki Mançurya bölgesine yerleştiler ve ilk medeniyetlerini burada kurdular. Bu dönemde Kore insanı doğayı gözlemleyerek kendine bir görüş ve din belirleme çabası içine girişmiş ve metafiziği fazlasıyla kullanmıştır. Doğada olan çoğu şeye Mısır ve Yunan mitolojisinde olduğu gibi bir ruh ve tanrı atfetmiş bunlar doğrultusunda yaşamlarını sürdürmüş, başta Şamanist ve Taoist öğelerin etkisinde kalmış, yaşamsal olgu ve değerlerini bu doğrultuda belirlemişlerdir. Bu dönem felsefesi ile ilgili fazla bir bilgi sahibi olmamakla birlikte Kore mitolojisinden yola çıkarak bir şeyler söylemek mümkün. Hananim (En yüce, en güçlü tanrı), Hahim (Gökyüzü tanrısı), Hwanın (Cennet ve toprağın imparator tanrısı), Hwanung (Hwanın oğlu) gibi tanrı ve ruhlar, insanüstü kavramlar, bu dönem toplumunun oluşturduğu metafizik içerikli ögelerdir. Sözlü gelenek yoluyla nesilden nesille aktarılan bu isimler ve efsaneler günümüzde bu dönem insanın yaşayışını ve ritüellerini öğrenmemizde çok önemli bir kaynak oluşturmakta ayrıca Uzakdoğu toplumunda sıkça görülen yüceltme arzusunun geçmişini de ortaya koymada önemli bir rol oynamaktadır. En açıklayıcı şekliyle bu dönem temel felsefesini insanüstü ögelerden alır.

ANA ÖĞRETİ TAOİZM

Kore toplumu tarih boyunca hep farklı milletlerin görüşlerinden etkilendi ve bu görüşlerin temel ritüellerine göre hayatını idame etti. Bu görüşlerin en başında, Neo-Konfüçyüsçü lük ve Budizm gibi akımları da etkilemiş olan Taoizm gelir. Çoğu kişi Taoizm’i Çin dini geleneğine ait en orijinal öğreti olarak görür.

Doğum tarihi tartışmalı olmakla birlikte M.Ö 6. YY da yaşadığı düşünülen ve Taoculuk fikrinin anlaşılmasını sağlayan Çinli filozof Laozi (Lao Tzu), bu akımın efsanevi lideri olarak görülür, düşüncelerinde dönemin diğer akımlarından daha farklı bir bakış ve dil benimsemiştir. Eylemsizliği öğretisinin ana temasına koymuş ve her şeyin fazlasını reddederek, fazla bilginin ve davranışın gereksiz olduğunu, insanı yanlış durumlara sürükleyeceğini iddia etmiştir. Çağdaşı olan Konfüçyanist Felsefe ile ters düşmüş ve kesin olarak reddetmiştir, efsaneye göre Konfüçyanist Felsefenin kurucusu Konfüçyüs, Laozi’yi hocası olarak görmekteydi ve bazı konularda Laozi den yardım almaktaydı ancak Konfüçyüs, ölümünden kısa bir süre önce Tao’yu ve öğretisini reddederek, iki akımın zıtlığını ve farklılığını ortaya koymuştur. Laozi, Dil ve anlatım yönünden anlaşılması zor olan, 81 bölüm ve bu bölümlerin açıklamalarından oluşan, Taoizm’in en temel yazıtı Tao Te Chıng adlı eseri yazmış ve Tao’yu tanımlamaya çalışmıştır. Yorumu fazlasıyla zor olan bu eser Taoizm’in temel dayanaklarını ortaya koyarak anlaşılmasını sağlamıştır. Bu eserde Laozi Tao’yu şöyle tanımlar;

En güzel öğreti bile Tao'nun kendisi değildir.
En güzel isim bile onu tanımlamakta yetersizdir.
Tao kelimeler olmadan deneyimlenebilir
ve bir isim olmadan bilinebilir.
Kişinin hayatını Tao'ya göre idaresi
kişinin hayatını pişmanlıklar olmadan yönetmesidir;
kişinin içindeki bu potansiyeli anlamak
herkesin yararınadır.

Kişinin hayatını bu şekilde yaşaması için
kelimeler ve isimler gerekmez, ama
tarif etmek için kelimeler ve isimler kullanılır ki
hakkında konuşmakta olduğumuz yolu,
bireyin yaşamayı seçmek isteyebileceği
diğer yollarla karıştırmadan
daha iyi açıklayabilelim.
Tao’nun görünümleri
bilgi, entelektüel düşünce ve kelimeler sayesinde bilinir,
ama bu tür entelektüel bir amaç olmadan
Tao’nun kendisini tecrübe edebilmeliyiz.

Bilgi ve tecrübe gerçektir,
ama gerçek, karmaşıklık yaratıyor gibi görünen
birçok biçime sahiptir.

Uygun yöntemleri kullanarak
kendimizi
bu karmaşıklık bariyerlerinin ötesine uzatır
ve Tao'yu böyle tecrübe ederiz… (Tao Te Chıng 1. Bölüm Tao’nun anlamı)


Buna göre Tao kendiliğinden var olmuştur. Betimlenemez, nesnesiz, cisimsiz, sonlu ve sonsuz olandır. Ontolojik olarak Taoizm incelendiğinde, Laozi dünya varlığını reddeder ve her şeyin bir Tao olduğunu savunur ona göre Tao her şeydir, o gerçek varlıktır ve ona uymak gerekir Tao’ya uyan kişinin, Tao; varlığının, varlığı olur ve ona gerçeği kazandırır. Ancak buna karşılık olarak Laozi Tao Te Chıng’in bir bölümünde, varlığın yokluktan geldiğini açıkça ifade etmiş, varlığın var olmadığını var olsa da bilinemeyeceğini iddia ederek, tek gerçek varlığın Tao olduğunu öne sürmüştür. Tanrı fikri Taoizm düşüncesinde önemli bir yere sahiptir. Tanrı evreni keyfine göre değil belli Taolara göre yönetir ve tesadüfler yok. Kanunlar vardır. Bu düşünceye göre Tanrı’nın dahi uyduğu Tao’ya insanda uymalı ve uygulamalıdır. Sonuç olarak başından beri bahsettiğimiz Tao, en anlaşılır şekliyle Doğa düzenin ta kendisidir.
Taoizm’in beş temel esası vardır. Bunlar; Tao, De, Xiulian, Yin ile Yang ve Wu Xing (Beş element) dir. Kore toplumunu en çok etkileyen Yin ve Yang olmuştur öyle ki Joseon İmparatorluğu ve günümüzde Güney Kore bayrağında Yin ve Yang sembolü yer alır. Bu felsefenin temel düşüncesi her şeyin bir karşıtı olduğudur. Ve beş bölümde incelenir. Bunlar;

~Her şey iki kutupludur ve birbirinin karşıtıdır: Yin ve Yang kutbu.
~Kutuplar karşıtını içinde barındırır: Savaşın içinde barış veya barışın içinde savaş.
~Bağlılık ilişkisi: Her kutup ve karşıt birbirine bağlıdır.
~Karşıtların içinde karşıtlar vardır: soğuğun çok soğuk ya da az soğuk olması.
~Üreten-Tüketen ilişkisi: Her şey birbiriyle ilişki içindedir. Üretilen tüketilir. Tüketilende üretilir.
~Dönüşebilme: Sıcağın soğuğa, soğuğunda sıcağa dönmesi.

Tarihsel olarak baktığımızda Yin ve Yang ile ilgili ilk eser M.Ö 2800’lü yıllarda yazıldı. Bu bağlamda Laozi’nin Taoizm düşüncesinden uzun yıllar önce ortaya çıktı ve Taoist felsefenin bir parçası olarak görüldü. Ayrıca sonrasında gelen Neo-Konfüçyüsçü lük ve Budizm düşüncelerini de derinden etkiledi.

Kore toplumuna Taoizm’in ne zaman geldiği ile ilgili kesin bir şey söyleyemesek de en eski etkilendiği görüşün Şamanizm ile birlikte Taoizm olduğunu söyleyebiliriz. (Güncellenecek)

BUDİZM

M.Ö 6. Ya da 5. Yüzyılda Hindistan’da Brahmanizm’e bir tepki olarak ortaya çıktığı düşünülen Buda’nın kurduğu din ve felsefi görüştür.
Budizm Buda’nın ahlak üzerine kurduğu felsefi bir görüş olup aydınlanmayı, bazı şeylerin farkına varmayı ve huzur bulmayı amaçlar. Toplumda oluşan ‘’Budistler putperesttir’’ anlayışı tamamen yanlış olup Budizm’e aykırıdır. İnsanlar Buda heykeline tapmazlar heykel Buda’nın yolunu simgeler ve kişinin secdeye kapanması kendini bu yola adayacağına dair bir ritüeldir. Buda’da kendini hiçbir zaman Tanrı veya üstün bir varlık olarak göstermemiş. Aydınlanmış ve bazı şeylerin farkına varmış biri olarak yaşamıştır.

Budizm’in Theravada, Mahāyāna, Vajrayāna adında üç mezhebi vardır ve bunlar ortak olarak Dört Yüce Gerçek, Sekiz Aşamalı Asil Yol, 12 Halkalı Nedensellik Yasası gibi öğretileri kabul ederler. Kore yarım adasına Budizm’in ilk gelişi M.S 7. Yüzyılda Birleşik Shılla dönemine rast gelir. Gelen Budizm üç mezhepten biri olan Mahayana Budizm’idir. Bu mezhep e göre Buda doğası herkesin içinde bulunur. Bunu açığa çıkarmak gerekir, bunun içinde meditasyon ve Japonya özgü olan zen gibi yöntemlere başvurulur. Budizm’in en temel öğretisi olan Sekiz Aşamalı Asil Yol Buda’nın doğasının ne olduğunu ortaya koyar.

Gerçek Bilgi
Doğru Zihniyet
Doğru Söz
Doğru Davranış
Doğru Yaşam Biçimi
Gerçek Çaba
Gerçek Dikkat
Gerçek Uyanıklık

Kore’de Budizm’in en güçlü olduğu dönem Goryeo (Koryo) Hanedanlığı dönemindeydi. Bu dönemde Kore Budizm’inin ve felsefesinin en önemli kişileri yaşamış, pek çok tarihi tapınak bu dönemde inşa edilmiş ve Budizm’in en nadide eserleri bu toraklarda ortaya konmuştur. Aynı zamanda toplumsal yapıda ciddi etkilerde bulunmuş her zaman doğruyu ve gerçeği arayan bir toplum oluşturulmaya çalışılmıştır. 14. Yüzyılda Joseon Hanedanlığının kurulmasına değin Budizm Kore’nin en önemli dini ve felsefi görüşü olmuştur. Günümüzde de Kore’de en fazla mensup nüfusa sahip din ve felsefi görüş olma özelliğini taşır.

KONFÜÇYÜSÇÜLÜK

Çin bilgesi, Filozof, siyasal yönetici ve büyük öğretmen Konfüçyüs M.Ö 551 yılında Lu kentinde doğdu Chou hanedanlığı döneminde (M.Ö. 1027-256) Hristiyanlığın doğuşundan yaklaşık beş yüz yıl önce yaşadı küçük yaşlardayken babası ölünce annesi tarafından mütevazı koşullarda büyütüldü. Ambar bekçiliği ve kamu arazisi yöneticiliği yaptı ama asıl isteği Chou hanedanlığının kuruluşundaki ahlaki ve kültürel ilkeleri yeniden canlandırmak ve bölünmeye doğru giden ülkeyi ve toplumu tekrar birlik ve bütünlük içine sokmaktı. Otuzlu yaşlardayken kendi okulunu kurdu ve pek çok öğrenci yetiştirdi. Düşünceleriyle döneminde çok büyük bir farkındalık göstererek kralın dikkatini çekti ve zamanla bakanlık görevine kadar yükseldi. Yetmişli yaşlardayken ülkesinde kaos ortamı oluştu ve ülkesinde ayrılmak zorunda kaldı. Gittiği yerlerde düşüncelerini açıklayarak insanları kendine hayran bıraktı.

Konfüçyüs’ün düşüncelerinin çoğunu öğrencilerinin derlediği Söyleyişiler adlı eserden biliyoruz, bundan dolayı da yaşamının ve düşüncelerinin doğruluğundan ne yazık ki emin olamıyoruz. Bu esere göre en temel öğretileri; Ahlak, toplumsal düzen, sanat ve saygıdır. Düşüncesinin ana teması ise insancıl düzendir. Ona göre ülkede ve toplumda düzeni sağlamanın yolu aile kurumunun düzenine bağlıydı Ailesine ve çocuklarına merhametle yaklaşan biri diğer insanlara da merhametle yaklaşır düşüncesi hakimdi. Konfüçyüs eğitime önem vermiş ve herkes için eğitim anlayışını savunarak dönemin otoritesindeki sadece asiller ve erkekler eğitim görür anlayışına karşı bir duruş sergilemiştir. Ona göre birinin eğitim görüp bilgi sahibi olması için asil ya da erkek olması gerekmiyordu, kişi düşük sınıf dan biri olarak doğmuş olsa da kendi çabalarıyla yükselebilirdi. Ancak Konfüçyüs bu düşüncelerine karşılık olarak statülerin ve kişilerin birbirine saygı duymak zorunda olduğunu insancıl düzenin ancak bu şekilde sağlanabileceğini savunmuştur. Aynı zamanda atalara da saygı gösterilmesi gerektiğini bununla ilgili çoğu sözünde vurgulamıştır, öyle ki bir sözünde ölümden sonraki hayatın bilinmemesi gerektiğini eğer bilinirse atalara saygının ve hürmetin kalmayacağını söylemiştir. Bu sözü Konfüçyüs’ün ölümden sonrada yaşamın olduğuna inandığının ve materyalist olmadığının en büyük kanıtıdır. Konfüçyüs’e göre kesin şart olarak alçak gönüllülükle bilen insan erdemli insandı. Öğretisinin pek çok yerinde erdemli insan, büyük ve üstün insan, kutsal insan gibi terimleri kullandığını görmekteyiz, buda onun insana verdiği değerin bir göstergesi olsa gerek.

Konfüçyüs’ü anlamanın tek yolu ona kulak vermektir.

Üstat dedi ki: Yu, zihinle ilgili olan altı sözcüğü duydun mu?

Yu: "Hayır, duymadım," dedi.

- "Otur, sana anlatayım."

- "Öğrenmeye karşı bir sevgi beslemeden iyilik yapmaktan hoşlanmak, insanı basitliğe götürür. Öğrenme sevgisi olmadan bir şeyi anlamaya çalışmak, insanı karışıklığa götürür. Öğrenme sevgisi olmadan içtenliği istemek, insanı zararlı sonuca götürür. Öğrenme sevgisi olmadan doğruluğu istemek, insanı başkaldırıya götürür. Öğrenme sevgisi olmadan dayanıklı olmayı istemek, insanı gereksiz davranışlarda bulunmaya götürür. "

- Bildiğini bilenin arkasından gidiniz, bildiğini bilmeyeni uyarınız, bilmediğini bilmeyenlerden kaçınız…

Beni de büyük öğretileriyle peşinden sürükleyen Konfüçyüs ve düşüncesi zaman içinde bazı düşünürlerin dokunuşlarıyla karşılaşmış ve Neo-Konfüçyüsçü lük ortaya çıkmıştır. Neo-Konfüçyüsçü lük, Konfüçyüsçü düşüncenin Taoizm ve Budizm’den etkilenmiş halidir ve Çin’in Song Hanedanı döneminde oluştuğu düşünülmektedir. En fazla etkilendiği görüşün Taoist görüş olduğunu ve Konfüçyüsçü düşüncenin temelinde Neo-Konfüçyüsçü düşünceyi Taoist görüşün oluşturduğunu söyleyebiliriz. En açıklayıcı şekliyle Neo-Konfüçyüsçü düşünce Uzakdoğu felsefesinin bir sentezidir. Buna rağmen kendi içinde de farklı olarak idealist ve rasyonalist fikirler ortaya çıkmıştır.

Rasyonalist görüşün en önemli temsilcisi Zhu Xi düzen prensibi (Lİ) olarak adlandırılan var oluşun temel nedeni ve kişisel varlığın düzen yapısını biçim verme düzeyinin üstünde görerek sınırsızın üst sınırı olan Taiji olarak görür. Aslında rasyonalist Neo-Konfüçyüsçü lük Taoist görüş den fazlasıyla etkilenmesine rağmen Tao’ya aykırı olarak varlığın var olduğunu kabul eder ancak insanla evren (Yüce öğreti veya Tao) arasında bölünmez bir bağın olduğunu da savunur. İdealist görüş ise varlığı reddeder. Özetle Neo-Konfüçyüsçü lük metafiziği Ontolojik, teolojik ve kozmolojik olarak incelemiş, her alanını ele almış ve böylece farklı fikirler ortaya koyarak felsefe alanına büyük katkılar sağlamıştır.

Song Hanedanı döneminde ortaya çıkan Neo-Konfüçyüsçü düşünce, Ming Hanedanı döneminin hakim görüşüydü ve Qing Hanedanı zamanında da devam etti.

Kore toplumunda Konfüçyüsçü düşüncenin hakimiyeti Joseon döneminde olmuş başta Yi Hwang olmak üzere Yi I, Park Jae-ga gibi Neo-Konfüçyüsçü düşüncenin fazlasıyla etkisinde kalmış filozoflar bu dönem Kore düşüncesine ve yaşantısına yön vermişlerdir. Ayrıca Kore’de toplum yapısını, düzenini, gelenek ve kültürünü derinden etkiledi ve Jongmyo, Seollal gibi Konfüçyüs düşüncesine ait tören ve ritüelleri Kore’nin toplum yapısına yerleştirdi.

Genel olarak Kore toplumu oluştuğu günden bugüne kadar pek çok düşünür ve bilgeyi içinde barındırmış ve başta Çin düşüncesi olmak üzere her dönemde farklı bir akımın etkisinde kalmıştır. Günümüzde de kültür ve toplumsal yapı bakımından bu akımların ve düşüncelerin tümünün bir sentezini yaşar.

Kaynak
Ahmet Can Asena: Çin Doğu Türkistan
Konfüçyüs: Analektler (Lun-yu)
Laozi: Tao Te Chıng
John Man: Kubilay Han
Çeviren
sukjong

Bu konuyu yazdır

  Ingan-Munhwage / 인간문화재
Yazar: sukjong - 05-01-2014, Saat: 19:11 - Forum: About Korea - Yorumlar (3)

Ingan-Munhwage / 인간문화재


Ingan-munhwage Kore'de kültürel varlık anlamına gelen ve Önemli Somut Olmayan Kültürel özellikleri yapan ya da yapma yeteneğine sahip insanları belirtir. Ingan-munhwage statüsü Kore hükümeti tarafından tayin edilir. Somut olmayan kültür varlıkları geleneksel Kore kültürünün 108 farklı yönü ile organize edilir. Kore'de Kültür ve Turizm Bakanı Ingan-munhwage statüsünü Kültürel Özellikleri Koruma Kanunu uyarınca Kültür Mirası Komitesi'nin tavsiyesi doğrultusunda belirler ve onların haklarını korur. Bir kişi Ingan-munhwage olarak tayin edildikten sonra onların kültürel performansının aktarımı için devlet desteği alırlar ve bu yeteneği göstermek ve genç öğrenciler yetiştirmek için sorumlulukları vardır. Özel bir durum yoksa belirlenen Ingan-munwhage unvanı kendi ölümü ile sona erer.

~English~

Ingan-munhwage means human cultural asset in Korean and indicates people who have the ability to make or perform important intangible cultural properties. Ingan-munhwage status is designated by the Korean government. Intangible culture assets are organized with 108 different aspects of Korean traditional culture, from Korean traditional dance to building techniques. In Korea, the Minister of Culture and Tourism designates who has ingan-munhwage status and protects their rights, and is advised by the Cultural Heritage Committee under the Cultural Properties Protection Law. Once people are designated as an ingan-munhwage, they have rights to government support for transmission of their cultural performance and have responsibility to show that ability and train younger students. If there is not any special problem, the designated ingan-munwhage expires with his or her death.

Kaynak / Source

Bu konuyu yazdır

Koreafans Hakkında

Lorem ipsum

              Quick Links

              User Links

              Advertise