yukari
Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 73,125
» Son Üye: Aysezerda
» Toplam Konular: 70,591
» Toplam Yorumlar: 2,559,709

Detaylı İstatistikler

 
  Respect in Korean Society
Yazar: sukjong - 13-12-2013, Saat: 16:59 - Forum: About Korea - Yorumlar (6)

Respect in Korean Society

[Resim: 2jnj.jpg]

Bir milleti oluşturan en önemli etkenin toplumsal yapı olduğunu söylemek mümkündür.

Batıya göre en ilginç yapıyı uzak doğu ve Kore toplumunda görmek mümkün. Tarihsel süreçte Kore toplumunu incelediğimizde oluşumundan bu güne kadar en çok önem verdiği değerin saygı olduğunu hatta bu değerin toplumda bir norm halini aldığını söyleyebiliriz. Kore toplumu saygıyı belli bir hiyerarşiye oturtmuş ve uygulamıştır, bu hiyerarşide en önemli yeri ise atalar ve büyükler oluşturmaktadır. Özellikle Goryeo döneminde Budist Joseon döneminde uygulanan Konfüçyanist politika günümüz Kore toplumunun atalara ve büyüklere saygı olgusunun ritüellerini belirleyen önemli etkenlerden biridir. Konfüçyüs öğretisinde babadan sonra ilk doğan oğul gelirdi. Aile içinde oğul babaya, kadın erkeğe, genç yaşlıya itaat etmeli ve saygı göstermeliydi. Makro düzeyde bakıldığında halk hükümdara hükümdarda Tanrı ya kuldu. Bu öğretinin Kore toplumunda da uygulandığını görmekteyiz. Çok daha derinlere inmek gerekirse uzak doğu insanının en belirgin özelliklerinden olan yüceltme isteğinin doğal bir sonucu olduğunu da söyleyebiliriz.

Tarihten bu güne kadar Kore'de gerçekleştirilen atalara saygının ve hürmetin en iyi şekilde gösterildiği törenlerden olan Seollal törenlerinde atalara yiyecekler ve içkiler sunulur, Geleneksel yemekler yapılır ,Hanbok giyilir ve torunlar atalarını saygıyla yad ederler. Bu tören genellikle kış döneminde yapılmakta her yıl farklı bir tarihte kutlanmaktadır. Bu durumdan da anlaşılacağı gibi atalar Kore toplumunun en önemli unsurlarındandır.

Kore’de saygı günlük hayatta da çok önemli bir yere sahip olup eğer aranızda bir yaş bile olsa sizden büyükse saygı göstermeniz gerekir. Dahası tecrübeye bile saygı duyulması gerekmektedir. Bu bağlamda bakıldığında Kore toplumu kendisinden iyi, güzel ve büyük olan çoğu şeye saygı duyar. Bu da Kore toplumunu diğer toplumlardan ve yapılardan ayıran en önemli özelliklerdendir.

Belki de toplumsal düzeni sağlamanın yolu saygıdan geçer. Bunu en iyi şekilde uygulayan toplumlardan biridir Kore. Ülkedeki suç oranlarının düşüklüğü, gece yarısı bile hiç çekinmeden rahatça dışarıda dolaşabilir olmanız, insanların birbirlerine duyduğu saygının bir sonucu olduğunu görmekteyiz.

Sonuç olarak saygının, bir toplumun düzenini, yaşam standartlarını, insan ilişkilerini hatta ülkenin gelişmişliğini etkileyen en önemli faktörlerden olduğunu söyleyebiliriz. Bunun en iyi örneği Kore'dir.


English

The most important factor in a nation's social structure it is possible to say that.

According to the West of the most interesting structures can be seen in the Far East and Korean society. When we examine the historical process of the formation of the Korean society attaches much importance from to the present the value of this value is respect even become a norm in society, can say that sat in a certain hierarchy of Korean society respect and put into practice This is the most important place in the hierarchy is composed of grandparent's and great Especially during the Goryeo period Buddhist Confucian Joseon era policies applied the ancestors of today's Korean society and respect for elders is one of the important factors that determine the rituals of the phenomenon. In the teachings of Confucius, the first-born son after the father would come. Father and son in the family, women, men, young, old people should obey and respect. When we look at the macro-level public servants monarch monarch was God or. It is seen that the doctrine applies in Korean society. If you need to cut much deeper in the far east of the defining features of human deification, which is a natural result of the request could say that.

Performed in Korea to this day from the date of respect and reverence for ancestors as shown in the best possible way Seollal ceremony ceremonies in which food and drinks are offered to ancestors, Traditional dishes are made Hanbok worn and grandchildren of their ancestors would respectfully reminisce This ceremony is usually performed during the winter is celebrated on a different date each year. This situation suggests the ancestors as one of the most important aspects of Korean society.

Korea has a very important place in daily life respecting any of you are not even an age greater than you need to show respect. Moreover, even if experience should be respected. When viewed in this context of Korean society itself was good, nice and large with respect to most things . This structure of Korean society from other societies and is the most distinctive features.

Perhaps the way to ensure respect for the social order goes through. This is one of the best Korean society that applies. Lower rate of crime in the country, even at midnight without hesitation can easily be shouting out, people are a result of its respect for each other that we see.

As a result of the order of a society respect the living standards of human relationships, even the most important factor affecting the country's development can say that. Korea is the best example of this.

Kaynakça / Bibliography:
Ahmet Can Asena: Çin Doğu Türkistan
Ahmet Karakuş: Tarihin İzinde
Konfüçyüs: Diyaloglar
Çeviren / Translated:
sukjong

Bu konuyu yazdır

  Korean Wave / Hallyu / 한류
Yazar: first genius - 01-12-2013, Saat: 22:33 - Forum: About Korea - Yorumlar (19)

Korean Wave / Hallyu / 한류 /Kore Dalgası / Kore Ateşi

[Resim: a2jvO5.jpg]

Hangul: 한류

Hanja: 韓流

Japonca Kanji: 韓流

Sadeleştirilmiş Çince: 韩流

Geleneksel Çince: 韩流

Kore Dalgası, 1990’ların sonlarından bu yana Güney Kore kültürünün popülaritesinin artmasında başvurulan önemli bir terim haline geldi. Terim şaşırtıcı bir şekilde ilk olarak Çin’in Pekin gazetecileri tarafından 1999’da keşfedildi, Güney Kore kültür ihracatı için giderek büyüyen bir istektir. Bu terim daha sonra tam manası ‘Kore Dalgası’ olan ‘’Hánliú" (韩流)’’ yeni bir fenomen oldu.

İlk başlangıç aşamalarında Doğu ve Güneydoğu Asya televizyonlarında K-drama yayılması olarak ilerledi, Kore Dalgası Kore pop (K-pop) videolarının Youtube’de yayılması için küresel bir görüngü haline gelerek bölgesel kalkınma gerçekleşti. Şu anda dünyanın diğer bölgelerine Kore Dalgası’nın yayılmasının en gözle görülen kesimi Latin Amerika, Kuzeydoğu Hindistan, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Batı dünyasının göçmen yerleşim bölgelerindeki gençler ve genç yetişkinlerdir.

Dünyanın bir çok yerine eğlence türlerinde geçerli bir biçimi olarak Güney Koreli pop kültürünün büyüyen güçlü bir seçenek, kabul görülen bir araç olarak Kore Dalgasını kullanmak için Güney Kore hükumeti hareketi teşvik etti.

Sonuçta, hükumet yabancı ülkelerde Güney Kore kültürünün kabulü, malların ve fikirlerin çift yönlü akım ideallerini gerçekleştirmek, Güney Koreliler arasında yabancı kültürlerin kucaklaşmanın mukabele şeklinde aşağıdaki hedeflere ulaşmayı hedeflemektedir:

Anti Kore duygularının önlenmesi
Kore’de yeniden birleşme
Dünya barışı ve refahı için ilerlemeler

Bu konuyu yazdır

  Origins of the Korean Nation
Yazar: ji-young park - 01-12-2013, Saat: 16:47 - Forum: About Korea - Yorumlar (8)

Origins of the Korean Nation

Kore Milletinin Kökenleri


Aşağı yukarı Britanya boyutlarında, küçük bir ülke olan Kore; Asya kıtasının kuzeydoğu köşesinden güneye doğru uzanan yarımada üzerinde yer alır. Halkının, 7. yüzyıldan II. Dünya Savaşı sonunda ABD ve Sovyetler Birliği tarafından bölündüğü 1945 yılına dek tek bir millet olarak geliştiği eski bir ülkedir. II. Dünya Savaşının ardından gelen soğuk savaş; biri kuzeyde Demokratik Kore Halk Cumhuriyeti (DPRK) ve biri de güneyde Kore Cumhuriyeti olarak (ROK) bilinen iki Kore hükümeti meydana getirmiştir. İki Kore devleti 1950 ve 1953 yılları arasında çok sert bir savaş yaşamış ve 1971'de iki hükümetin birbirleriyle iletişim kurmaya başlamalarına rağmen 1990 yılından bu yana ayrı devletler olarak kalmışlardır.

Bölündükten sonra Güney Kore ve Kuzey Kore tamamıyla farklı gelişim yolları izlemişlerdir. 1990 yılı itibarıyla uzun yıllar süren askeri diktatörlüğün ardından Güney Kore liberal demokrasiye doğru gelişim gösterirken Kuzey Kore sadık bir komünist toplum haline gelmiştir. Ancak her iki toplum da ortak bir gelenek ve kültürü paylaşmaktadır.

Tüm ülkeler için geçerli olduğu gibi Kore'nin coğrafyası, tarihini şekillendirmede önemli bir etken olmuştur; coğrafya, yarımada sakinlerinin Koreli olma duygusunu paylaşan bir halk haline gelmesini de etkilemiştir. Kore Yarımadası, Asya kıtasının kuzeydoğu köşesinden güneye doğru uzanır ve üç tarafı engin sularla çevrilidir. Japonya'nın bu kara parçasının güney kıyısına uzak olmamasına rağmen eski zamanlarda yarımadadaki olaylar Japonya'dan çok sınırdaki Asya kıtasında yer alan uygarlıklardan ve politik gelişmelerden etkilenmiştir.

Yalu ve Tuman nehirleri çok uzun yıllardır Kore ve Çin arasında sınır kabul edildiğinden bu nehirlerin her zaman Kore'nin kuzey sınırlarını oluşturduğunu varsaymak kolaydır. Ancak eskiden durum böyle değildi. Mançurya ve Kore Yarımadası ovalarının sahibi eski boylar bu nehirlerin hiçbirine önem vermiyorlardı. Nehirler kışın donduğundan büyük ordular kolaylıkla buralardan geçebilirlerdi. Nehirler donmuş olmasa bile demir araçlarla donanmış ordular buralardan geçmek için kolayca gemi yapabilirlerdi.

Kore halkının kökenleri Choson Hanedanlığının kuruluşuna uzanmaktadır. Choson, yarımadanın kuzeybatı köşesinde Taedong Nehri kıyılarında kurulmuş ve kanunname ile bronz kültüre sahip bir uygarlık olarak gelişme göstermiştir. Choson halkı yavaş yavaş hem çevresindeki diğer boyları hem de Liaodong Havzasının çoğunu alarak kuzeye doğru ilerlemiştir. Ancak kuzey Çin'deki Yen Derebeyliğinin (M.Ö 1122-225) artan gücü Choson'un büyümesini önlemekle kalmamış aynı zamanda bu devleti Yalu ve Taedong Nehirlerinin tam ortasında yer alan Cheongcheon Nehrinin güneyindeki bölgeye kadar geriletmiştir. Çinliler o zamana dek demiri keşfetmişler ve tarım ile savaş aletleri yapımında yaygın olarak kullanmaktaydılar; Choson halkı onlarla başa çıkacak güçte değildi. Yen, Choson'un bıraktığı bölgelerde yerleşik konuma geçti.

Bu süre içerisinde sonradan Çin'i oluşturan çoğu kesim ilk kez Qin Shi Huangdi Hanedanlığı altında bir araya gelmişti. Daha sonra Yen, Qin Devleti kontrolüne girdi; Qin Hanedanlığı'nın (221-207 B.C.) yerini yeni bir hanedanlık olan Han Hanedanlığı (206 B.C.- A.D. 220) aldı. M.Ö 195 yılında eski bir Yen görevlisi hile yoluyla Choson tahtını ele geçirdi ve bundan sonra kendisi ve nesli 80 yıl boyunca bu krallığı yönettiler; ancak M.Ö 109-108 yıllarında Çin, Choson'a saldırılarda bulundu ve devletin politik bütünlüğünü parçaladı. Han Çinlileri, o zamanlar Han Nehrinin kuzeyindeki bölgeyi Dört Doğu Eyaleti olarak yönetiyordu; asıl Choson bölgesi Lolang (Korece'de Nangnang) olarak kaldı. (Kuzey Koreli tarihbilimciler Lolang Eyaletinin, Kore Yarımadasının çok daha kuzeyinde, belki de Pekin yakınlarında yer aldığını öne sürdüler. Ancak bu teori evrensel olarak kabul görmemiştir.) Han Dönemine dek Kore Yarımadası tam bir Çin kolonisiydi. Koloninin merkezi olan Lolang 400 yıl kadar süreyle Çin sanatı, felsefesi, endüstrisi ve ticaretinin önemli bir merkezi olmuştur. Pek çok Çinli bu bölgeye göç etmiştir; Çin'in etkisi yönettiği sınırların ötesine geçmiştir. Han Nehrinin güneyindeki boy devletleri Çinlileri takdir edip uygarlık ve hükümetleri için Çin modellerini örnek almışlardır.

Kaynak

Andrea Matles Savada and William Shaw, editors. South Korea: A Country Study. Washington: GPO for the Library of Congress, 1990.

Bu konuyu yazdır

  Korea Under Japanese Rule
Yazar: esra_kjm - 30-11-2013, Saat: 21:22 - Forum: About Korea - Yorumlar (12)

Korea Under Japanese Rule


[Resim: KRjm03.png]
Japon Sömügesi'nin bir parçası olarak Kore, 1939

Kore, Japon egemenliği altında köklü değişikliklere uğramıştır. Ülkenin 1910 yılında resmi olarak Japonya topraklarına katılmasından önce Kral Kojong, Japon bir kadınla evlenecek olan oğlunun güçsüz olmasından dolayı tahtından feragat etmiştir. Japonya, daha sonra Kore’yi ikamet altında yönetmiş ve ardından Japonya devlet başkanına tabi tutulan bir yönetici altında yönetmiştir. Yöneticilerin hepsi, yüksek rütbeli Japon askerleriydi.

Teoride Koreliler, Japon sömürgesinin vatandaşları olarak Japonlar ile aynı statüde olmaktan zevk almışlardır; ancak gerçekte Japon yönetimi, Koreliler’e fethedilen bir halk gibi muamele etmiştir. 1921 yılına kadar kendi gazetelerini yayınlamalarına ya da siyasi ya da entelektüel grup kurmalarına izin verilmemiştir.

Millietçi duygular, 1 Mart 1919 tarihinde Seoul’deki liderlerden oluşan küçük bir grup tarafından Bağımsızlık Bildirgesi için Japonya’da Koreli bir öğrenci gösterisi meydana getirmiştir. Mart 1 Hareketi olarak bilinen bu konsolidasyon ile Japon yönetimini protesto etmek için ülke genelinde sokak gösterileri patlak vermiştir.

Protestonun ardından Japonya, Kore’ye serbestliğini bahşetmiştir. Tarihçilerin de belirttiği gibi 1920li yıllardaki entelektüel ve sosyal kaynaşmanın ardından gelen dönem, Kore tarihinde yeni ufuklar açan bir dönem olarak belirtilmektedir. İşçi sendikaların oluşturulması ve diğer sosyal ve ekonomik hareketler de dahil olmak üzere bu dönemdeki pek çok gelişme, postliberal dönem üzerindeki etkisini sürdürmüştür. 1930lu yıllarda Japon siyasetindeki ordunun üstünlüğü geri çevrilmiştir. Özellikle 1937’den sonra Japonya, Çine karşı İkinci Çin-Japonya Savaşı’nı başlattığını ilan ettikten sonra sömürgeci yönetim, savaş yüzünden tüm ülkede seferberlik politikası kararı almıştır. Sadece ekonominin yeniden düzenlenmesi değildi; ancak Koreliler, Japonlar gibi tamamen asimile edilmiştir. Ayrıca yönetim, 1938 yılında gönüllü olarak Japon ordusuna Koreli gençlerin alınması uygulamasını başlatmış ve 1943 yılında zorunlu hale gelmiştir. Şinto türbelerinde ibadet, zorunlu hale getirilmiş ve Kore kimliğini korumada pek çok girişimin önü kesilmiştir.

Kore ekonomisinde de önemli değişiklikler meydana gelmiştir. Japonya’nın ilk sömürge politikası, Japonya’nın pirinç ihtiyacını karşılamak için Kore’de tarımsal üretimi artırmak olmuştur. Ayrıca Japonya, savaş hazırlığının ve ekonomik yeterlilik programının bir parçası olarak 1930’lu yıllarda Kore’de büyük ölçekli sanayiler inşa etmeye başlamıştır. 1939 ve 1941 yılları arasında imalat sektörü, Kore’nin toplam ekonomik üretiminin %29’unu temsil etmiştir. Ana sanayiler -tarım, balıkçılık ve ormancılık-, 1910 ve 1912 yılları arasında toplam üretimin %84.6’sını sağlarken, bu dönem boyunca toplam ekonomik üretimin yalnızca %49.6’sını oluşturmuştur.

Japon egemenliği altındaki ekonomik kalkınma, Koreliler’e çok az bir fayda sağlamıştır. Hemen hemen bütün sanayiler, Japonya merkezli şirketler tarafından ya da Kore’deki Japon şirketler tarafından sahiplenilmiştir. 1942 itibariyle Kore sermayesi, Kore sanayisindeki toplam yatırımların sadece %1.5’ini oluşturmaktaydı. Koreli girişimciler, Japon meslektaşlarından %25 daha fazla faiz oranlarına tabii tutulmuşlardır; bu yüzden Koreli işletmelerin ortaya çıkması, çok zor olmuştur. Daha fazla tarım arazisinin Japonya tarafından devralınması ile Koreli çiftçiler, ortakçılıkla çalışmaya başlamış ya da Japonya ve Mançurya’ya göç etmişlerdir. Çok fazla Kore pirinci, Japonya’ya ihraç edilmiş ve Koreliler arasında kişi başına düşen pirinç tüketimi azalmıştır; 1932 ile 1936 yılları arasında kişi başına düşen pirinç tüketimi, 1912 ile 1916 yılları arasındaki tüketimin yarı seviyesine düşmüştür. Yönetim, Kore yiyeceklerine olan arzın artırılması için Mançurya’dan iri taneli hububat ithal etmesine rağmen 1944’te kişi başına düşen gıda tüketimi, 1912 ile1916 yılları arasındaki oranın %35 altında kalmıştır.

Japon egemenliği altında geleneksel Budist, Konfüçyanist ve şamanistik inançlardan gelen farklılıklar, ülkeyi sarmıştır. Batı tarzı resim sanatı, edebi trendler, sosyal protesto ve ulusal bağımsızlık temaları vurgulayan yazarlar arasında bile tanıtılmıştır. Rus, Alman, İngiliz, Amerikan ve Japon yazarların eserleri, daha fazla eğitimli Koreliler’e okutulmuş ve Koreli yazarlar giderek Batılı düşünce ve edebi formları benimsemişlerdir. Sosyal ve politik temalar belirgindi. 1906 yılında bir dergide Yi In-jik tarafından seri halinde yayınlanan “yeni romanlar”ın ilki olan Tears of Blood (Soyun Gözyaşları), Batı ve Japon modellerini örnek alarak sosyal reform ve kültürel aydınlanma ihtiyacını vurgulamıştır. Yi Kwang-su’nun 1917’de yayınladığı The Heartless (Kalpsiz), toplu eğitim ihtiyacını, Batı bilimini ve eski aile ve sosyal sistemin reddedilmesini vurgulamıştır. 1934 yılında Chae Man-sik tarafından yayınlanan Ready Made Life (Hazır Yapılmış Hayat), sömürge toplumundaki adaletsizlikleri protesto etmiştir.

1920li ve 1930lu yıllarda sosyalist fikirler, edebiyatın gelişimini etkilemeye başlamıştır. 1925 yılında pek çok çağdaş yazarın romantizm anlayışını reddederek Kore Emekçi Sanatçılar Federasyonu’nu kurmuştur. Bu grubun en iyi temsilcilerinden biri olan Yi Ki-yong, onları organize etmiştir. Sömürge dönemindeki şairler arasında Yi Sang-hwa, Kim So-wol ve Han Yong-un yer almaktadır. İkinci Çin-Japon Savaşı’nın başlangıcı, Japon yetkililer tarafından kültürel alanda uygulanan görülmemiş bir baskı döneminin başlangıcıdır.

1930ların sonlarından 1945 yılına kadar sömürge yönetimi, öncelikli hedefleri Koreliler’e zorla Japonca konuşturmak ve kendilerini Japon konularına karşı dikkatli olmalarını sağlamak olan asimilasyon politikasını amaçlamaktadır. 1937 yılında Japon valisi, okul içinde veya dışında Korece konuşulmasına izin verilmemesi ve derslerin Japonca işlenmesi konusunda bir emir vermiştir. 1939 yılında başka bir karar ile Japon isimlerinin Koreliler tarafından benimsenmesi “tavsiye” edilmiş ve ilerleyen yıllarda Koreli ailelerin yüzde 84’ü bu uygulamayı gerçekleştirmiştir. Savaş yıllarında Korece yayın yapan gazete ve dergiler kapatılmıştır. Japon sömürgesinin dinleri teşvik edilmiş ve ülke genelinde Şinto türbeleri inşa edilmiştir. 1945 yılında Japon yönetimi sona ermiş ve Kore dili, kültürü ve dini, son derece belirsiz bir sürece girmiştir.

Japon yönetimi, özellikle Japon militaristlerin 1930larda yayılmacı hareketlerinin ardından çok sert olmuştur. Polis ve askeri jandarmanın tüm halk üzerinde sıkı gözetim uygulamasından dolayı Kore’deki direnişler durdurulmuştur. Pek çok Koreli, sömürge yönetimine karşı sözde bağlılık göstermiştir. Diğerleri ise aktif olarak Japonlar ile işbirliği yapmıştır. Özgürlüğün elde edilmesinden sonraki yıllarda işbirlikçilerin muamelesi, hassas bir şekilde olmuş ve bazen şiddet sorununu da gündeme getirmiştir.

Kaynak

*Andrea Matles Savada ve William Shaw, editors. South Korea: A Country Study. Washington: GPO for the Library of Congress, 1990.


Bu konuyu yazdır

  Korean Confucianism
Yazar: esra_kjm - 30-11-2013, Saat: 3:05 - Forum: About Korea - Yorumlar (12)

Korean Confucianism

[Resim: A6OgmX.jpg]

Doğu Asya aracılığıyla yayılan ve eski bir Çin düşünme yolu olan Konfüçyüsçülük, çoğu zaman bir din olarak tanımlanmaktadır. Belki de Konfüçyüsçülüğün daha kesin bir tanımı, kişisel davranışların ayrıntılı bir kodu olmasıdır. Bunu benimseyen ülkelerde Konfüçyüsçülük, pratik bir politik ve sosyal bir öğretidir.

Batı ülkelerinde Konfüçyüs olarak bilinen Kung Fu-Tzu, İ.Ö. 500 yıllarında Çin’de yaşamıştır. Kung Fu-Tzu, Çin’in savaş yüzünden alt üst olduğu zaman dönem boyunca öğrencilerine sistem sunan bir öğretmen olmuştur. Konfüçyüs’ün en önemli öğretilerinden biri, insan topluluğu da dahil olmak üzere evrendeki her şeyde uygun bir düzenin olmasıdır. Konfüçyüs, eğer her insan toplumdaki uygun yerini bilir ve yerinin sorumluluklarını onaylarsa, bu sosyal düzenin barış ve uyum ile elde edileceğini düşünmüştür. Bu düşünce Konfüçyüsçülük’te şu şekilde özetlenmiştir: “Hükümdar, hükümdar olsun; vatandaş, vatandaş olsun; baba, baba olsun ve evlat, evlat olsun.” Beş temel ilişkinin tanımı sayesinde Konfüçyüsçülük, aile ve toplum düzeni için basit bir rehber sağlamıştır. Bu beş insan ilişkisini yöneten beş ahlaki disiplin şunlardı:

1. Adalet ve doğruluk, hükümran ile hedef arasındaki ilişkilere dikkat etmelidir.
2. Baba ile oğul arasında dostane bir ilişki olmalıdır.
3. Karı ile koca arasında işlevler ayrılmalıdır.
4. Genç, yaşlıya öncelik vermelidir.
5. İnanç ve güven, arkadaşlar arasındaki ilişkiye egemen olmalıdır.

Bütün ailevi ilişkilerde ebeveynlere ve büyük ebeveynlere saygı, yüce bir değere sahiptir. Yaşlılar, üstleri tarafından kabul edilmektedir; bunun gibi toplam itaat, ailenin geri kalanı tarafından verilmektedir. En azından teorik olarak tartışma, yüksek sesle konuşma, sigara ve içki içmek, onların huzurunda yasaklanmıştır. Buna karşılık yaşlıların, genç nesle şefkat ile muamele etmeleri beklenmektedir. Sıkı ancak zalim olmayan kurallara izin vermektedirler. Koca, aile içinde yüce olsa da, buna karşılık o, ulusal liderin ya da işverenin hizmetindedir. Tüm halkın, hükümdara itaat etme ve onu onurlandırma sorumluluğuna sahiptir; ancak, bu çalışma iki yolla çalışmayı gerektirmektedir. Hükümdar da halka karşı sorumluluklara sahiptir. Hükümdarın, onları korumak, refahlarını sağlamak ve her şeyden önce kendi eylemleri ile onlar için iyi örnekler oluşturması gerekmektedir.

Konfüçyüs, eğer hükümdar dürüst olsaydı halkının, onun dürüst davranışlarını takip edebileceğini düşünmüştür. Ancak hükümdar, rüşvet yediren biri olsaydı hedefinden nasıl farklı şeyler bekleyebilirdi? Hükümdarın Tanrı’nın yasalarını takip etme sorumluluğuna da sahipti. Eğer hükümdar, sorumluluklarını yerine getirmede başarısız olsaydı, doğal ve ekonomik kaos meydana gelirdi ve halk, hükümdarı devirmek zorunda kalabilirlerdi. Konfüçyüs, herkesin bu beş temel sorumluluğu ve ilişkiyi onayladığı takdirde sosyal ve siyasal düzenin hakim olabileceğini öğretmiştir. Daha fazla uyum ve birlik sağlamak için Konfüçyüsçülük, çeşitli kavramların sosyal ortamlarda her şeyden daha değerli olduğunu vurgulamıştır. Bunlar: hayırseverlik, doğruluk, dürüstlük (veya edep), bilgelik ve samimiyettir. Konfüçyüs, yaşın bilgelik getirdiğini öğretmiştir. Konfüçyüs, insanların çağdaş problemlerini çözmek için örnek olarak daima atalarının yollarına ve geçmişlerine bakmaları gerektiğini söylemiştir. İnsanlar, önceki nesillerin birikmiş tecrübelerini öğrenmelidir. Konfüçyüs, “Eskiyi inceleyerek yeniyi öğrenebiliriz.” Anlayışını öğretmiştir.

Yüzyıllardır Kore’de Konfüçyüsçülük, Konfüçyüs’ün yazılarında da ilk olarak ifade ettiği gibi eğitim, tören ve kamu yönetim sistemi anlamına gelmektedir. Sosyal uyum ve ahlakın Konfüçyüsçü kavramları, eski Doğu Asya’nın entelektüel hayatına sinmiş ve bildiğiniz gibi Kore kültürünün oluşmasında çok önemli bir rol oynamıştır. Kore’de Konfüçyüsçülük çok büyük bir hevesle kabul edilmiş ve Koreliler’de tüm öğretileri gözlemledikleri için Çinliler tarafından Korea, “Doğu edebinin ülkesi” olarak adlandırılmıştır.

Konfüçyüs öğretileri, zamanla hükümet ve yönetim için daha az takip edilir hale gelmiştir. Koreliler’in sistemden türeyen alışkanlıklarından vazgeçtiklerini söyleyebiliriz. Özellikle akrabalık ilişkileri, ideoloji, ritüel ve ilişkili davranış, Kore kültüründeki önemli belki de baskın temaları temsil etmiştir. Ahlak ve insan ilişkilerinin köklü düşünceleri, anne babaya olan görevin Konfüsyüsçü kavramı ile ilişkilendirilmiştir. Akrabalık bağları ve sorumluluklar, diğer istemler ve taahhütlerin ötesinde önceliğe alınmıştır. Modernleşme sürecinin bir parçası olarak özellikle hızlı büyüyen kentsel alanlarda akrabalık sisteminde köklü değişiklikler meydana gelmektedir. Aile kaygılarının egemenliği, önemli ölçüde erozyona uğramıştır. Bunun dışında aile içindeki uyum ve dayanışma idealleri, etkisini korumaktadır ve bireyin duygusal bağlılığı hala çok büyüktür.

Günümüzde Koreliler’de Konfüçyüsçülüğün etkilerini görmek kolaydır. Yaşlı insanlar, hala çok fazla saygı görmektedir; hatta yaştaki küçük farklılıklar bile kabul edilmektedir. Arkadaşlar ya da iş arkadaşları arasında en küçük olanın bira koyması, yiyecek servisi yapması beklenirken en büyük olanın restoranda ya da barda ödeme yapması beklenmektedir. Hala günümüzde pek çok Koreli, babalarına karşı gelmekten daha büyük bir günahın olacağını hayal edemezler.

Kaynak

Bu konuyu yazdır

  The National Anthem of South Korea (Aegukga / 애국가)
Yazar: larry - 30-09-2013, Saat: 15:48 - Forum: About Korea - Yorumlar (17)



The National Anthem of South Korea (Aegukga / 애국가)

[Resim: jyWJvg.jpg]

Söz: Yun Chi-ho
Beste: Ahn Eak-tai, 1935
Kabul Ediliş Tarihi: 1948

"Aegukga" ( İngilizce olarak "Yurtseverlik Şarkısı") Güney Kore'ye ait milli bir marştır.

"Aegukga" başlığı kelimenin tam anlamıyla "Yurtsever Şarkısı", veya "Ülke Aşk Şarkısı" anlamına gelir.

"Aegukga" sözlerinin Seoul kurtuluş kapısı'nın temel taşı atma töreni için 1896 yılında bir politikacı olan Yun Chi-ho veya bir bağımsızlık yanlısı lider ve eğitimci olan Chang-ho tarafından yazıldığına inanılıyor. İlk olarak, "Aegukga" da, İskoç halk şarkısı "Auld Lang Syne" batılı misyonerler tarafından söylenerek Kore'de tanıtıldı.Şangay, Çin ve Kore Cumhuriyeti'nin (1919–1945) yıllarında ki geçici hükümeti ulusal marşları olarak benimsemiştir.15 Ağustos 1948'de Güney Kore'nin kuruluş yıldönümü kutlama töreninde, İskoç ezgisi AhnEaktai, 1935 yılında Kore'de Fantasia finali ile değiştirildi. Yeni "Aegukga" daha sonra 1948 Güney Kore başkanı Syngman Rhee (veya Lee Seungman) tarafından cumhurbaşkanlığı kararı ile kabul edilmiştir.

Telif Hakkı
Besteci AhnEaktai 1965 yılında öldüğünden dolayı, müzik için telif hakkı en az 2015 yılı sonuna kadar olmayacaktır. İki Güney Koreli profesyonel futbol takımı Aralık 2003'te bu şarkıyı toplu olarak söyledikleri için telif hakkı sahipleri tarafından dava edildi. Besteci dul Lolita Ahn ve ailesi o zaman 16 Mart 2005'de Güney Kore hükümetine Aegukga'nın tüm haklarını verdi. Aslında 19. yüzyılda yazılmış şarkı sözleri, kamu malı sayılmaktadır.

English

Words by: Yun Chi-ho
Music by: Ahn Eak-tai, 1935
Adopted: 1948

"Aegukga" (English: "Patriotic Song") is the national anthem of South Korea.

The title "Aegukga" literally means "The Patriotic Song", or "The Song of Love for the Country".

It is believed that the lyrics of "Aegukga" were written for the cornerstone-laying ceremony of the Independence Gate in Seoul in 1896 by Yun Chi-ho, a politician, or by An Chang-ho, a pro-independence leader and educator. Initially, "Aegukga" was sung to the tune of the Scottish folk song "Auld Lang Syne", introduced to Korea by Western missionaries. The Provisional Government of the Republic of Korea (1919–1945) in Shanghai, China, adopted it as their national anthem. At a ceremony celebrating the founding of South Korea on 15 August 1948, the Scottish tune was finally replaced by the Finale of Korea Fantasia that Ahn Eak-tai had composed in 1935. The new "Aegukga" was later adopted by the Presidential Decree of 1948 by then-South Korean President Syngman Rhee (or Lee Seungman).

Copyright
Since the composer Ahn Eak-tai died in 1965, the copyright for the music will not expire at least until 2015. Two South Korean professional soccer teams were sued by a copyrightholders' group for public playing of this song in December 2003. The composer's widow Lolita Ahn and her family then relinquished all rights to Aegukga to the South Korean government on 16 March 2005. The lyrics, which were originally written in the 19th century, are in the public domain.

Kaynak - Source

Bu konuyu yazdır

  Korean Comfort Women (Japan's World War II Sex Slaves)
Yazar: esra_kjm - 01-06-2013, Saat: 17:39 - Forum: About Korea - Yorumlar (12)

Korean Comfort Women (Japan's World War II Sex Slaves)



Cinsel köleler, Japonya İmparatorluğu tarafından oluşturulan bir fuhuş birliği içine zorla alınan kadınlar ve kızlardır. “Rahat Kadın”, Japonca “iafu” kelimesinin bir çevirisidir. Güney Kore’de bu konu ile ilgili olarak ilk hazırlanan raporda, bu durumun gönüllü bir kuvvet olmadığını ve 1989 yılından beri, bir grup kadının kendilerinin Japon İmparatorluğu askerleri tarafından kaçırıldıklarını doğrulayan ifadeler yer almıştır.

100.000 ile 200.000 arasındaki kadın, Japon askerleri tarafından 1930 ile 1945 yılları arasında cinsel köleliğe zorlanmıştır. Ancak başarılı bir savaş sonrası Japon yönetimi, Koreli kurbanlar için tazminat ödemeyi ve böyle bir şeyi onaylamayı reddetmiştir. Kore’de insan hakları ve kadın haklarındaki son gelişmeler, iffet ve utanç gibi geleneksel tabuları yıkarak hayatta kalan rahat kadınların bilinmesine izin vermiştir.

*English*

Comfort women were women and girls forced into a prostitution corps created by the Empire of Japan. The name "comfort women" is a translation of a Japanese name ianfu (慰安婦). Ianfu is a euphemism for shōfu (娼婦) whose meaning is "prostitute(s)". The earliest reporting on the issue in South Korea stated it was not a voluntary force, and since 1989 a number of women have come forward testifying they were kidnapped by Imperial Japanese soldiers.

Between 100,000 and 200,000 women were forced into sexual slavery by the Japanese military between the early 1930s and 1945. Yet successive post-war Japanese governments have refused to acknowledge what took place and no reparations have been made to the mainly Korean victims. Recent developments in human rights and women's rights in Korea have led to the surviving Comfort Women to overcome traditional taboos of chastity, defilement and shame to speak out for the first time.

Kaynak / Source

Kaynak / Source - 2

[Resim: UDVJJup.jpg]

Bu konuyu yazdır

  Kisaeng / 기생
Yazar: esra_kjm - 16-03-2013, Saat: 3:31 - Forum: About Korea - Yorumlar (20)

Kisaeng / 기생

[Resim: 1N4MVb.jpg]

Kisaeng (gisaeng olarak da yazılır), bazen ginyeo olarak adlandırılır, resmi olarak onaylanan Koreli kadın eğlendiricilerdir. Kisaeng, kralları, yangbangları ve diğerlerini eğlendiren sanatçılardır.

İlk kez Goryeo Hanedanlığı zamanında görülen kisaengler, devletin çeşitli işlevlerini yerine getiren yöneticilerin yasal eğlendiricisi olmuşlardır. Pek çok sarayda görev almışlar; aynı zamanda tüm ülkeye yayılmışlardır. Alt sosyal sınıfta yer almalarından dolayı yeteneklerinin göz ardı edilmesine rağmen, güzel sanatlarda, şiirde ve düz yazıda özenle eğitilmişlerdir.

Yangban toplumunun gözünde de aynı statüye sahip olmalarına rağmen, kisaeg sınıfı kadınları pek çok rolde yer almışlardır. Eğlencenin yanı sıra, bu roller tıbbi tedaviyi ve örgüyü de içermektedir. Askeri durumlarda kisaenglerin pek çok rolde yer alması beklenmiştir.

Kisaeng, hem tarihi hem de kurgusal olarak Joseon Hanedanlığı’nın geleneksel kültür anlayışında önemli bir rol oynamaktadır. Chunhyang masalı gibi Kore’nin en eski ve en popüler bazı hikayelerinde, kadın kahramanlar olarak kisaengler yer almaktadır. En gerçek kisaenglerin adları unutulmuş olmasına rağmen, birkaçı yetenek ve sadakat gibi özellikleri ile hatırlanmaktadır. Bunlardan en ünlüsü, 16.yüzyıl kisaengi Hwang Jin-i’dir.

**English**

Kisaeng (also spelled gisaeng), sometimes called ginyeo (기녀), were officially sanctioned Korean female entertainers or sometimes prostitutes. Kisaeng are artists who work to entertain others, such as the yangbans and kings.

First appearing in the Goryeo Dynasty, kisaeng were legally entertainers of the government, required to perform various functions for the state. Many were employed at court, but they were also spread throughout the country. They were carefully trained, and frequently accomplished in the fine arts, poetry, and prose, although their talents were often ignored due to their inferior social status.

Women of the kisaeng class performed various roles, although they were all of the same low status in the eyes of yangban society. Aside from entertainment, these roles included medical care and needlework. In some cases, such as at army bases, kisaeng were expected to fill several such roles.

Kisaeng, both historic and fictional, play an important role in Korean conceptions of the traditional culture of the Joseon Dynasty. Some of Korea's oldest and most popular stories, such as the tale of Chunhyang, feature kisaeng as heroines. Although the names of most real kisaeng have been forgotten, a few are remembered for an outstanding attribute, such as talent or loyalty. The most famous of these is the 16th-century kisaeng Hwang Jin-i.

Kaynak / Source

Bu konuyu yazdır

  Hamjin Abi / 함진아비
Yazar: simay_m - 13-02-2013, Saat: 1:12 - Forum: About Korea - Yorumlar (16)

Hamjin Abi / 함진아비

[Resim: thekoreaguidehamjinabi.jpg]

Hamjin Abi, evlilik sandığını taşıyan kişidir. Hediye sandığını damadın ailesinden alarak gelinin ailesine götürür. Sandığın içinde hediyeler, yüzükler, takılar, çantalar ve birçok biblo bulunur. Ayrıca gelin ve damadın evlenmesi için verilen izin mektubu da yer alır. Hanjin Abi'nin hediye sandığı ile gelinin evine gelmesi, bir nevî o çiftin eşe-dosta, çevrelerine evliliklerini ilan etmeleri niteliğindedir. Bazen nişan töreni içinde buna benzer bir durum uygulanır.

Çeviri: simay_m ve R.A.

English

Hamjin Abi is the Matrimonial Chest carrier. He is the person who carries a chest of gifts from the bridegroom’s family to the bride’s family. It contains gifts, rings, jewelry, bags, make up and many other knick-knacks. But it also contains a letter giving the bride and the groom, permission to get married. The arrival of Hamjin Abi with a box of present to the bride-to-be’s family sets evidence to the world that the couple is getting married. Sometimes it is also regarded as a process similar to engagement.

Kaynak / Source

Bu konuyu yazdır

  Mugunghwa / 무궁화
Yazar: Yüsra JaeJoong - 02-02-2013, Saat: 13:51 - Forum: About Korea - Yorumlar (41)

Mugunghwa / 무궁화

[Resim: image.jpg]

Hibiscus Syriacus, Malvaceae (ebegümecigiller) ailesinden, daha çok Asya'ya özgü bir bitki türüdür. Yaygın isimleri şunlardır; Rose of Sharon (özellikle Kuzey Amerika'da) Gül Hatmi (Birleşik Krallıkta) ve Aziz Joseph'in Çubuğu (İtalyada).

Tanım

H. Syriacus zor yaprak döken bir çalıdır. Belirgin sarı uçlu beyaz organları ile büyük trompet şeklinde koyu pembe çiçekler taşır, boyu 2-4 metreye (7-13 ft) ulaşır, dik ve vazo şeklindedir.

Bahçe Tarihi

Hibiscus Syriacus çok eski zamanlardan beri Kore'de bir bahçe çalısıdır; yaprakları ıhlamur suyu yapılmak için demlenir ve çiçekleri yenir. 18. yüzyıla gelindiğinde çalı, İngiliz bahçelerinde ve Amerikan kolonilerinde yaygınlaştı.

Çeşitleri

Sonbaharda bir renge sahip olmaması ve kötü budanmışsa sert ve biçimsiz olmasına rağmen H. syriacus, birçok çeşidi ile bugün popüler bir süs çalısıdır. Piyasada 'Lady Stanley', 'Ardens', 'Lucy' ve 'utangaç gelin' olarak da adlandırılır. Çeşitlerinin yaygın olan renkleri; çekici beyaz, pembe, kırmızı, lavanta veya büyük ve yenilebilir çiçekler için mor rengi, yazları sıcak olan yerlere ekilir.

Ulusal Çiçek

Hibiscus syriacus (Ağaçhatmi), Güney Kore'nin ulusal çiçeğidir. Milli amblemlerde görünür ve Güney Kore Milli Marşında çiçekten bahsedilir. Çiçeğin Korece adı Mugunghwa'dır (Hangul: 무궁화). Çiçeğin sembolik anlamı "sonsuzluk" anlamına gelen mugung kelimesinden kaynaklanmaktadır.


Kaynak
Çeviri: Yüsra JaeJoong

Bu konuyu yazdır

Koreafans Hakkında

Lorem ipsum

              Quick Links

              User Links

              Advertise