yukari
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Special News from Korea
#51
The Evolution of Korea's Favorite Snack Tteokbokki

Kore’nin Favori Atistirmalik Yemegi Tteokbokki’nin Degisimi

Kore’nin pirinç kekleri ve baharatli biber ezmesinden yapilan sevgili yemegi Tteokbokki, “kirmizibiber sosu içerisinde karistirilmis kavruk pirinç ezmesi” olarak etiketlendiginde hepimize fazla resmi geliyor. Birçok Koreliye göre tteokbokki onlarin en çok sevdikleri yiyecek oldugu siralardaki, çocuklugun sicak, evcil hissini hatirlatiyor.

Her Korelinin kalbinde en ekonomik ve lezzetli atistirmaliklardan biri olarak özel bir yer kaplayan tteokbokki 57 yil sonra modern haliyle göründü.

Tteokbokki önceleri tamamen farkli pisiriliyordu. Chosun Hanedani yemek kitabina göre tteokbokki aslinda soya sosu aromali ve sigir eti, taze ya da kuru sebzeler ekleyerek yapilan hafif bir yemekti. Genellikle saray çevresini içeren yüksek sinif tarafindan yenirdi. Kraliyet Saray Mutfagi Enstitüsü’nden Prof. Han Bok-ryeo’ya göre “Baharatli yiyecekler insanlarin huzurunu kolayca bozabilir, böylece krala baharatli yiyecek ikram etmekten kaçinmak daima bir kuraldi.

Fakat büyük degisiklik 1953 yilinda, Seoul’un Sindang-dong semtinden Ma Bok-rim tteokbokkiye baharatli biber ezmesi ekleyerek yeniden icat ettiginde gerçeklesti. Birdenbire harap edici Kore Savasindan sonra halkin büyük bir çogunlugunun kalplerini ele geçirdi, bu ekonomik yiyecegi istediler. Simdi bildigimiz tteokbokki bu sekilde dogdu.

1970’lerde daha sonralari içerikleri balik köftesi, seffaf noodel, haslanmis yumurta, yesil sogan eklenerek degistirildi. 1980’lerde tteokbokki aniden süpermarket raflarinda görünerek yerini saglamlastirdi. 2000’lerde zaman içerisinde Kore’nin geleneksel tadlariyla harmanlanip birleserek gelisti.

Tüm dünyada gelismeye ve ve ilgi çekmeye devam eden tteokbokki suan en lüks restoranlarda bile servis ediliyor. Popülerligi tadinda yapilan degisikliklere ve yapilan uyarlamalara baglanan tteokbokki, bir yemegin olasi bir uluslar arasi basarisini kanitliyor.

hee_sun


Tteokbokki, the beloved Korean dish made of rice cakes and spicy chili paste, sounds all too formal when labeled "stir-fried rice pasta cooked in red chili sauce." To most Koreans, tteokbokki evokes a warm, homely feeling of childhood, when it was most likely their favorite dish.

Occupying a special corner in every Korean's heart as one of the most affordable and tasty snacks, tteokbokki appeared in its modern form 57 years ago.

Before then it was cooked entirely differently. According to a Chosun Dynasty cookbook, tteokbokki was originally a mild dish flavored with soy sauce and made with the addition of beef, and fresh or dried vegetables. It was usually eaten by the upper class, including the royal court. According to Prof. Han Bok-ryeo of the Institute of Royal Court Cuisine, "Spicy food can easily upset people's composure, so it was always a rule of royal courts to avoid serving spicy food to the king."

But a drastic change came in 1953, when Ma Bok-rim of Seoul's Sindang-dong neighborhood reinvented tteokbokki by adding spicy chili paste. It instantly captured the hearts of the masses who, after the devastating Korean War, wanted affordable food. Tteokbokki as we know it now was born.

It was further transformed in the 1970s when ingredients such as chewy fish cakes, clear noodles, boiled eggs and spring onion were added. In the 1980s, tteokbokki gained a foothold in the instant food market by appearing on the shelves of supermarkets. In 2000s, it further evolved by appearing in fusion forms, blending western flavors with traditional Korean ones.

As tteokbokki continues to make strides and develop global appeal, it is now served even in upscale fusion restaurants. Its popularity here can be attributed to the fact that it has been continuously transformed to match changing tastes, proving the dish's potential to become an international success.

The Chosunilbo
[Resim: 15nisan.jpg]
#52
Interview with Fox International Production Creative Executive Paul HUH

Fox Uluslararasi Yapim Sirketi'nin Kurucu Baskani Paul HUH ile Röportaj

Bu, Kore film endüstrisi için yeni bir enerji kaynagi mi olacak, yoksa Korece filmlerin Hollywood'un stüdyo sistemleriyle yarismasi gerektigi yeni bir dönem mi baslayacak? 20th Century Fox Entertainment Group'un bir parçasi olan Fox Uluslararasi Yapimcilik (FIP), Kore film piyasasina resmen giris yaptigini açikladi. FIP, dünyanin baslica ülkelerinde yerel dillerde film üretimi ve dagitimina yatirim yapmak amaciyla 2008'de kuruldu. Basitçe söylemek gerekirse, baslica Holywood yapim sirketlerinden biri Kore'de korece filmler yapacak. DoHoon Kim, gelecekteki planlari hakkinda konusmak için FIP'nin kurucu baskani Paul HUH ile bulustu. HUH, New York'ta ekonomi bölümünü okuduktan sonra MK Pictures'in uluslararasi satis ekibinde ilk kez Kore film endüstrisinde çalismaya basladi ve daha sonra bir yapimci oldu.

KOBIZ: FIP, Kore filmleri üretim ve dagitimina yatirim yapmaya nasil karar verdi?

HUH: Kore piyasasi, yerel film alaninda %50'lik pazar payina sahip önemli bir piyasa. FIP, Kore'nin de Hindistan, Çin, Rusya, Almanya ve Japonya gibi ülkelerde oldugu gibi dogrudan üretim, yatirim ve dagitim yapilmaya layik bir ülke oldugunu düsündü. Aslina bakilirsa, FIP ilk kez NA Hong Jin'in ''The Yellow Sea''(sari deniz) isimli projesinde ortak yapim ve yatirim/dagitim isini tamamladiginda FIP'in Kore'deki projelerinin merkezinde sirf bu isler için çalisan hiçkimse yoktu. Geçen yil Ocak'ta sirkete girdigimden beri, yani yaklasik bir yildir özellikle yerel yapimlara kaynak bulmaya konsantre olduk.

KOBIZ: 2012'de iki filmi piyasaya sunmaya hazirlaniyorsunuz. Bize bunun hakkinda bilgi verebilir misiniz?

HUH: Su anda ikisi bu sene piyasaya sunulmak üzere toplam 5-6 film projemiz var. Ayrintilari henüz açiklayamam fakat iki film de orta büyüklükte bütçelere sahip ve daha önce bir iki film yönetmis olan tecrübeli yönetmenler tarafindan yönetilen filmler. FIP'in üzerinde piyasaya her yil belli sayida film sürmek gibi herhangi bir baski yok. Filmleri hazirliklari tamamlandikça, asama asama yayinlamayi planliyoruz.

KOBIZ: FIP'in film seçmek için kriterleri neler?

HUH: Biz Kore'de iyi bir gise hasilati yapabilecek filmleri seçiyoruz. Tabiki yabanci ülkelerdeki satislari da dikkate aliyoruz fakat öncelikli amacimiz Kore'nin düsünce yapisina hakim Kore seyircisine hitap edebilecek filmler yapmak. Yabanci ülkelerdeki satislara hiçbir katkida bulunmasa da tarihi bir dönem eseri hiçbir sorun olmadan seçilebilir, yeter ki senaryo güzel olsun ve Kore piyasasi için potansiyel göstersin.

KOBIZ: FIP'in kurucu baskani olarak, ana ofis ve Kore'deki kadro arasindaki iliskilerin sorunsuz olmasi için üzerinizde baski olmali. Geçtigimiz yil rastladiginiz kültürel veya sistematik degisiklikler var mi?

HUH: Benim FIP'daki en büyük rolüm iki taraf arasindaki iliskilerin iyi gitmesini saglamak. Sahsen, kisa bir süre için de olsa Kore'deki yapim sirketlerinde çalismistim ve prodüksiyon ekibinin en genç elemani olarak didinmenin nasil bir sey oldugunu biliyorum. Bence bu bana degisikliklerin altindan kalkma yetenegi kazandirdi. Yine de herhangi bir sorun veya hata olabilir ama FIP'in Çin ve Hindistan gibi yerlerde yerel ekiplerin görüslerine uyum saglamakla ilgili deneyimleri var. Bu nedenle, iki taraf da biraz orta yolu bulmak isterse, Kore'ye ait deneyimleri de dikkate alarak çözüme ulasmak çok zor olmamali.

portkalkabugu



Will this be a source of new energy for the Korean film industry, or a new era in which it will have to compete with Hollywood’s studio system in making Korean-language films? Fox International Production (FIP), part of the 20th Century Fox Entertainment group, has declared it is officially entering the Korean film production market. FIP was established in 2008 to invest in, produce and distribute local language films in major territories around the world. Simply put, this means that a major Hollywood film company will be making Korean-language films in Korea. Dohoon KIM met with FIP’s Korean Creative Executive Paul HUH to talk about their plans. After studying finance in New York, Huh started working in the Korean film industry first at MK Pictures's international sales team and later became a producer.


KOBIZ:What made FIP decide to go directly into investing in, producing and distributing Korean films?

HUH: The Korean market is an important one that has a 50% local film market share. FIP thought it was a country worth starting direct production, investment and distribution in, the same way it did with countries like India, China, Russia, Germany, and Japan. Actually, when FIP first carried out co-production and partial investment/distribution on NA Hong-jin’s <The Yellow Sea>, there wasn’t anyone exclusively and centrally working on FIP’s projects in Korea. It’s been about a year, starting in January of last year when I entered the company, that we’ve been concentrating specifically on sourcing local productions.


KOBIZ: You’re planning to release two films in 2012. Tell us about that.

HUH: We are currently planning and developing five to six films at the moment, with an aim to release two this year. I can’t reveal details as yet. Both are mid-size budget films, directed by established filmmakers who have already directed one or two films. There’s no pressure at FIP to put out an exact number of films per year. We are planning to put out films gradually, as they are prepared.


KOBIZ: What are FIP’s criteria for selecting films to greenlight?

HUH: We choose films that will do well at the Korean box office. Of course, we keep foreign sales in mind as well, but the primary goal is to make films that can approach Korean audiences with Korean sentiments. A historical period piece that won’t do anything for foreign sales, as long as the script is good and it shows potential for the Korean market, can be greenlit without problem, too.


KOBIZ: As FIP’s Creative Executive in Korea, there must be pressure on you to keep communications smooth between the head office and Korean staff. Are there any systemic and/or cultural differences you have felt in the past year?

HUH: My biggest role is to keep the communications going well between the two sides. Personally, I have worked on productions in Korea if but for a short while, and I have experience toiling as the youngest of the production team as well. So I think that helps me fine-tune the differences in opinion more skillfully. There can be trial and error, but FIP has also already had experience coordinating opinions with local crews in places like India and China, so it shouldn’t be too hard reaching accords as we keep Korean practices in mind and if both sides compromise a bit.


KOBIZ: Don’t you think 20th Century Fox could be seen as invading Korea with Hollywood capital and systems?

HUH: Of course there will be people who think that. But, I don’t think Hollywood capital will snatch away market share from the Korean market. It is here to make money, but aside from making a profit in the limited market of Korea, our goal is also to use Fox’s distribution network to introduce these films to the global market, increase their gross and expand their opportunities to meet with audiences. In addition, just in the way Fox discovered director Timur Bekmambetov <Night Watch> in Russia and took him to Hollywood, it will be able to discover good directors and actors in Korea to launch in Hollywood, too.


06/03/2012 - koreanfilm.or.kr


[Resim: rqxaetroezwswmlaqhiev.jpg]
#53
Interview With Shinhwa

Shinhwa Ile Röportaj

"Ama en sonunda oldu." Oldukça imkansiz görünen seyler gerçeklestiginde insanlar bunu hep söylerler. Her yil sayisiz idol gelip geçiyor ama gösteri dünyasinda ayakta kalmalari kolay olmuyor. Geçtigimiz yüzyilda çikis yapan Shinhwa, 24 Mart 1998 tarihinde ilk kez seyircilerin önüne çiktiktan 14 yil sonra bile faaliyetlerini devam ettirmeyi basardi. Grup bu yil, 5 Mart günü, 24 Martta gerçeklestirmeyi planladiklari 14. yil dönümü konserini tanitmak amaciyla bir basin toplantisinda bir araya geldi. Shinhwa, toplanti esnasinda grubun ismini su sekilde söyledi: "Biz Hye-sung (grubun adinin bir üyesi ve ayni zamanda Korece'de 'kuyruklu yildiz' anlamina geliyor) gibi Jun Jin (baska bir üyesinin isminin anlami 'ileriye adim atmak') olan Shinhwa'yiz!" Ancak, her zaman oldugu gibi, alti üye uzun bir prova sonrasinda bile yanlis anlasildi. Ama odanin içerisindeki aydinlik ve neseli atmosfer, Shinhwa üyelerinin otuzlu yaslarin üzerinde olmalarina ragmen 90'li yillara geri dönerek gerçek bir Efsane (Shinhwa) olduklarini kanitladi.


[Resim: p11hb.jpg]

10asia:Grup olarak 14. yildönümünüzü kutlamak nasil hissettiriyor?

Eric: Öncelikle, bizde görülmeye deger bir seyler oldugunu düsünüp altimizi Shinhwa adi altinda bir araya getiren SM Entertainment Genel Müdürü Lee Soo-man'a tesekkür etmek istiyoruz. Sirketiyle sözlesme imzaladiktan sonra bize yol gösteren Good Entertainment Genel Müdürü Park Kwon-young'a da tesekkür ederiz. Ve son olarak, geçen 14 yil boyunca bizimle birlikte gülen, aglayan ve bize olan inancini kaybetmeyen hayranlarimiza ve uzun bir düre daha bizimle birlikte çalisiyor olacak tüm Shinhwa Company çalisanlarina tesekkür ederiz. 14. yildönümümüz bir son degil, sadece bir baslangiç. Bu isin merkezinde yer alarak uzun bir süre daha sarkicilik faaliyetlerimizi yerine getirmek ve diger yeni gruplar için bir model olmak istiyoruz. Bir basyapit insa etmek zaman alir. Grubumuzun gelismisligini ve gelenekselligini kanitlayarak, eski bir seyin sefil halde olmayacagini herkese göstermek istiyoruz.
Shinhwa: (alkislayarak) Biz Shinhwa'yiz!


10asia: Single ve mini albüm modayken, sizler dört yil aradan sonra tam bir albüm ile dönüs yapiyorsunuz.

Lee Min-woo (Lee): 14 yillik kariyerimiz boyunca bir takim single, mini-albüm ve stüdyo albümü çikardik ve o kadar çok sarkimiz oldu ki, biz bile hepsini hatirlayamiyoruz. Fakat onuncu kaydimizi yapacaksak bunun tam bir albüm olmasi gerektigini hissettik. Sadece bizim yeni kaydimiz için bekleyen hayranlarimizin onuncu albümümüzü dinlerken keyif almalarini istiyoruz. Fiziksel olarak yorgun olmamiza ragmen, her üye sarkilari kaydederken büyük bir çaba sarfetti. Bu sarkilari sahnede sergilemekle ilgili yüksek beklentilerimiz var. Harika bir gösteri olacagini umuyoruz.

[Resim: p12ak.jpg]

10asia: Sarkilari olustururken ve kaydini yaparken bazi zorluklar yasamis olmalisiniz.

Jun Jin: Yorgun hissetmek yerine, bu kadar uzun bir süre sonra sahneye döndügümüz için sadece gerçekten heyecanli ve mutluyum. Ben ve diger üyeler en küçük ayrintilar hakkinda bile toplanti yapmak için sürekli bir araya geliyoruz ve bir seye karar vermeden önce herkesin fikir ve görüsleri aliyoruz. Ama yasadigimiz zorluklardan bazilarini tam olarak belirlemek gerekirse...bu muhtemelen Eric olur. Eric birkaç sarkiyi kendisi yazip hazirladi ve kayit stüdyosunda bizi o kadar zorladi ki neredeyse öldürüyordu. Bu, becerilerimizi gelistirmemize dair iyi bir kisim. Bu türde söylemekten utanmiyorum ama ben hem sarki söyleyip hem de rap yaptigim için her yönden gelistigimi hissediyorum.


10asia: Üyeler arasinda ses becerileri en çok gelisen kim?

Jun Jin: Jun Jin.
Lee: Jun Jin de dahil olmak üzere tüm üyeler harika bir is çikardi (gülüyor). Pek çok insanin albümümüzdeki sarkilarin nasil ve ne türde olacagini merak ettigine eminim. Albüm hala Shinhwa'nin tarzini yansitirken, ayni zamanda daha genis kitlelerin de keyifle dinleyebilmesi için farkli tarzlarda sarkilardan olusmakta. Yeni türdeki sarkilarimiza uygun yeni koreografiler hazirladigimiz için piyasaya çikmasini beklemeye deger.
Eric: Albümümüze adini veren parça yurtdisindan satin alindi. Lee, sarki sözlerini ve koreografiyi hazirlayarak bu süreç boyunca ekibe önderlik etti. Ilk kez elektronik müzik türünde bir sarki söylemeyi deneyecektik. Bu yüzden, görünümümüzü ve tarzimizi buna uydurabilme konusunda endiseliydik. Ama sonuçtan memnunum. Albümümüzü dinlerken, yeni tarzdaki sarkilardan gelen tinilarin yani sira, eski tarzimiz olan ballad türünden sarkilar ve danslar ile dünü, bugünü ve gelecegi hissedeceksiniz.


10asia: 24 Martta baslatacaginiz konserin toplamda 20.000 adet olan biletlerinin tamamini yalnizca 40 dakika içinde satmayi basardiniz.

Shin Hye-sung (Shin): Bu konuda son derece heyecanlandik. 14. yildönümü konserimizin daha önce yapmis oldugumuz diger gösteriler ile kiyaslandiginda farkli bir anlami var. 2008 yilinda gerçeklestirdigimiz 10. yildönümü konserimiz esnasinda, hepimiz zorunlu askerlik görevimizi tamamladiktan sonra grup olarak bir gösteri düzenleyecegimize dair hayranlarimiza söz verdik. Bu yilki konser ile hayranlarimiza verdigimiz sözü tuttuk.
Jun Jin: Iyi bir dil, iyi bir silahtir ve biz sözümüzü tutmak istedik...
Eric: Jun Jin, bizim için bir sarki söylemek ister misin?


10asia: Çikis yaptiginiz günden bu yana 14 yil geçti. Tüm üyelerin farkli ajanslarla sözlesme imzaladiktan sonra bile hala birlikte çalisabilmesinin sirri nedir?

Kim Dong-wan (Kim): Kesin faktör Jun Jin. Bizim için bir sarki söylemeye ne dersin Jun Jin?
Jun Jin: 14 yil boyunca Shinhwa'yi ayakta tutmak gerçekten zor oldu ve sürekli herkesin destegini istedik.
Kim: Herhangi bir sirrimiz yok. Biz sadece sansliydik. Geçmiste çok kavga ettik ama üyelerinin sahsi faaliyetleri veya anlasmazliklar nedeniyle dagilan diger gruplarin aksine, böyle anilarin üyeler arasindaki bagi kuvvetlendirdigini düsünüyorum. Her an önceden neler yaptigimizdan kaçinmamamiz, bugüne kadar hayatta kalmamiza yardimci oldu. Biz bir grup olarak çalisirken bireysel kariyerlerimizin pesine düsmekte israr etmedik. Bireysel olarak faaliyetlerimiz olsa bile, bunu dengeleyerek ayni zamanda Shinhwa olarak birlikte çalismak zorunda oldugumuzu düsündük.

[Resim: p13fb.jpg]

10asia: Geçmisteki çatismalarinizdan bahsediyorsunuz. Öyleyse, bu albüm için hazirlanirken grubunuzun bagini kuvvetlendiren anilariniz var mi? (gülüyor)

Kim: Eric'in stüdyoda ne zaman yöneticilik yapsa yumruklarini siktigini hatirliyorum. (gülüyor) O zamanlarda Eric'e vurup kaçmayi düsünürüm.
Lee: Bir seferinde, Kim kayittan sonra oldukça üzgün görünüyordu. Eric ona çok baski yaptigi için onu benim yönlendirip yönlendiremeyecegimi bile sordu. Herkesin yönetme ve insanlari neselendirme yolu farklidir. Böylelikle herkes isini en iyi sekilde yapabilir. Ben de insanlara duygularimi sarki söyleyerek yansitmaya çalisirim.
Kim: Lee düdügünü çaliyor. (gülüyor)
Lee: Dürüst olmak gerekirse, dogru olan Eric'in yönetme tarzi. Bu konularda kendi kendine mücadele eden ve çaba sarfeden birinin en iyi sonuçlari aldigini görmesi mümkündür.
Kim: Bir dahakine bana Lee'nin yöneticilik yapmasini isteyecegim.


10asia: Birçok idol grup rol modelinin Shinhwa oldugunu söylüyor. Shinhwa müzik türünün ne olmasini istiyor ve bundan 10 veya 20 yil sonra bile hala birlikte olursaniz hangi tür müzige devam etmek istersiniz?

Jun Jin: Böyle harika bir soru için tesekkür ederiz. Bunu Kim cevaplayacak.
Kim Dong-wan (Kim): Herhangi bir hazirlik ya da uygun bir sebep olmadan grubun 10 veya 20 yil daha devam edecegini söyleyemeyiz. Ancak seyirci isterse buna son verebilecegimizi düsünüyorum. Bir seyler kaybedeceksek faaliyetlerimizi devam ettirmek istemiyoruz. (gülüyor) Hem biz hem de çalisanlarimiz mutlu oldugu sürece faaliyetlerimize devam edecegiz. Bizim tam olarak bir rol modelimiz yok ama baskalarinin rol modeli olmak istiyoruz.
Eric: Shinhwa SM Entertainment ile çalisirken Japon grup SMAP ile kiyaslandiginda oldukça siki çalistik. Biz ayrica, bireysel faaliyetlerini baslatan ve bununla basarilar elde elde eden üyelere sahip ilk Koreli grubuz. Bu, Kore'nin ve dünyanin 14 yil boyunca hiçbir üye degisikligi olmaksizin, esas üyeleriyle ayakta kalan tek idol grubuymusuz gibi hissettiriyor. SMAP bir kez üyelerinden birini degistirmisti. Mevcut trendleri takip etmek önemlidir ama daha önemli sey; dinleyicinin müzigimizi dinleginde bunun Shinhwa grubu oldugunu anlamasi.


10asia: Size üyeleri degistirmek için bir sans verilseydi ne olurdu?

Eric: Kim'i düsünüyorum!
Jun Jin: Bence Kim menajer olabilir.
Kim: Ve ben ayni sekilde karsilik verecegim.
Shin Hye-sung (Shin): Basin konferansimiz dünya üzerinde yayinlaniyor. (kamereya bakarak) Biz sakalasiyoruz.
Eric: (Kim'e bakarak) Seni seviyorum.


10asia: Andy, sen idol grup Teen Top'un yapimcisisin. Kendilerine rol model olarak Shinhwa'yi seçen diger sarkicilar için herhangi bir tavsiyen var mi?

Andy: En önemli seyin üyeler arasindaki iletisim ve güven oldugunu düsünüyorum.Birçok erkek idol birbiriyle kavga ediyor fakat konusarak bunun üstesinden gelebilirler. Birbirleriyle konusarak anlastiklari ve güvendikleri sürece Shinhwa gibi uzun süre ayakta kalacaklarina eminim.


10asia: Su anda mevcut olan gruplar arasinda Shinhwa'ya benzer bir etkiye sahip olan var mi?

Eric: Tüm üyeler gerçekten BIGBANG'e benziyor. Bunu sadece söylemiyorum. Ne zaman Teen Top'u görsem geçmisteki halimize bakiyormus gibi hissediyorum. Biz de bu ise ilk basladigimizda onlarin geçtigi yollardan geçtik. Pek çok zorlukla karsilastik ve beceriksiz görünüyorduk. Teen Top ayni sikintilari atlatti 1 numara oldu. Ilk etabi kazandiktan sonra beceriksizligini görüp sadece... (gülüyor)
Jun Jin: Biz SM Entertainment ile birlikte çalisirken Girls Generation üyeleri ilkögretim okulu ögrencileriydi. Jessica ve Hyoyeon o günlerde bize mektup yazmislardi. Simdi onlarin birer hanimefendiye dönüsmelerini ve iyi isler basardiklarini görmek bana gerçekten gurur ve mutluluk veriyor.
Lee Min-woo (Lee): Ben Girls' Generation ve 2NE1'in bir hayraniyim. Hyoyeon'un küçükken gerçekten iyi dans ettigini hatirliyorum. Onun gelecegin BoA'si olabilecegini düsünürdüm. Simdi Girls' Generation'da dans yetenekleriyle taninmasi harika bir sey. Su anda çok sayida kiz grubu oldugunu biliyorum ama T-ara'dan sonra ilgimi yitirdim. Gruplarin adlarini biliyorum ama her üyenin adini hatirlayamiyorum. (gülüyor)
Jun Jin: Stellar adinda bir kiz grubu var ve kliplerinde görünen adam gerçekten etkileyici (kendisinden bahsediyor). "Böyle bir rolü nasil oynabildim?" diye kendi kendime hayretle düsündüm. Stellar'in sarkilari gerçekten harika ve ben iki yildir düsünüyorum...
Eric: Iki yildir mi?
Jun Jin: Ah, demek istedigim onlarin bir sene sonra da iyi kiz gruplarindan biri haline gelecek olmasi.
Eric: Bunun sadece sözle kalmayacagini umarim. (gülüyor) Jun Jin, Stellar'in "U.F.O" sarkisinin klibinde erkek basrol oldu ve uzun süre hareket edememesi yüzünden zorlandigini ve asabilestigini söyledi ve klibi gördükten sonra, bir robotu oynadigindan dolayi hala o sekilde kaldigi ortaya çikti.
Jun Jin: Çekimler boyunca çok soguktu.

[Resim: 44401409.jpg]

10asia: Su anki müzik piyasasi Shinhwa'nin dört yil öncesine kadar aktif oldugu zamankinden çok farkli. Grup müzik dünyasina hakim olmak için bir tür gizli silah var mi?

Lee: Biz idoller ile rekabet etmiyoruz. Albümü olustururken en çok endise duydugumuz sey; baslik sarkisinin olmasi gerektigi gibi olup olmadigiydi. Ancak bu sekilde halka hitap edebilirdik. Izleyici performansimizi izlediginde bunun Shinhwa'ya ait oldugunu söylemeli. Buna ragmen, bizim gizli bir silahimiz yok. Biz sadece geçmiste nasilsak simdi de öyleyiz. Uyku yetersizligi yüzünden nefesimiz kesilse de, hala ayniyiz.
Eric: Gençlerimiz ve idollerin pek çogunun arasindaki fark, onlari takdir ettigimiz ölçüde oldukça iyi. Ve onlarla kendimizi karsilastirarak farkli bir seyler gösterebilmek için yollar aradik. Dürüst olmak gerekirse, bizi izleyerek büyüyen sarkicilara son 14 yil içinde gelistigimizi göstermek istiyorum. Ve ben kosullarimizin meslegimizi yapmak için oldukça iyi oldugunu söyleyebilirim.
Kim: Ah, bizim gizli silahimiz Lee.
(Tüm üyeler sessizlesir)
Jun Jin: Özür dilerim!
Kim: Performansimizi izledikten sonra Lee'nin gizli silahimiz oldugunu söyleyebilirsiniz. Ben sadece onun arkasina saklaniyor olacagim. (gülüyor)


10asia: JTBC'nin "Shinhwa Show" programinin çekimleri nasil gidiyor?

Jun Jin: Her zaman bizim adi tasiyan bir gösteri yapmak istemistik. Ilk çekimlerimiz geçen hafta sonu basladi. Üyelerin bunu yapmak için ne kadar zorlandiklarini gördükten sonra gözyaslarima hakim olmak zorundaydim. Seyirciler her üyenin neseli, çekici ve daha pek çok farkli yönünü görecekler.


10asia: Son olarak söylemek istedigimiz bir sey var mi?

Andy: Uzun bir aradan sonra dönüs yapacagimiz için çok daha siki çalisacagiz. Faaliyetlerimizi acemi zihniyetiyle sürdürmeyi umuyoruz ve dinleyiciler ilk albümümüzde oldugu gibi bir izlenime kapilacaklar.
Kim: Uzun bir zaman sonra faaliyetlerimizi resmen baslatacagimiz için çok destek vermenizi istiyoruz. Bize yardimci olun!
Jun Jin: Bir saheser bir günde yapilmaz...Özür dilerim (gülüyor). Sevinçle, keyifle ve çok siki çalisarak insanlara bizim Shinhwa oldugumuzu hatirlatacagiz.
Lee: Bir hedef kitlenin önünde durmayali çok uzun bir süre olsa da gerçekten çok mutluyum ve yeniden bize dogru yanip sönen bu kameralari görmek biraz garip hissettiriyor. Shinhwa'nin tarihini yeniden yazan bir grup olmasini istiyorum. Elimizden gelenin en iyisini göstererek adimizi tarihe yazacagimizi umuyorum.


Min-Hee Chang^^



English in spoiler
[Resim: 9VY5VO.gif]
#54
Why Samgyetang Is Good for You on Hot Summer Days

Samgyetang Neden Sicak Yaz Günlerinde Sizin Için Yararlidir?

Birçok Koreli tavuklu ginseng çorbasi ya da samgyetangi üç özel yaz günlerinde severler – Chobok, Jungbok ve Malbok’a yilin en sicak üç günü denir. Toplu halde Sambok denilen günler, ay takviminin Temmuz ve Haziran aylarina düser ve 10 gün aralikla gelir. Bu yil, 19 ve 29 Haziran ve 8 Agustos günlerine denk geliyor.
Samgyetang bütün tavugun lapa pirinçle, ginseng ve hünnap, sarimsak ginko ceviz gibi saglikli malzemelerle doldurulmasina denir. Samgyetang için yaz sicagindan yorgun düsmüs olan insanlarin istahini açtigi söyleniyor.
Samgyetang’in her bir içeriginin kendi özel islevi vardir. Ginseng saglik kaynagi ve tek basina çesitli belirtilerle mücadele etmede etkilidir. Vücudu canlandirir, metabolizmayi kuvvetlendirir, stresi azaltir, diyabeti tedavi eder, solunum yetmezligini düzeltir, sindirim organlarini destekler ve anti kanserojen özelligi vardir.
Dogulu tip rehberlerine göre, sarimsak vücuttaki zehri giderir, hünnap susuzlugu bastirir ve ginko ceviz düsük enerji düzeyinden kaynaklanan yorulmus cigerleri korur. Tüm bu malzemeler protein ve önemli amino asit içeren tavukla pisirilir. Samgyetangin yazin en sicak günlerinde rakipsiz bir saglikli yiyecek oldugu konusunda süphe yoktur.
Fakat bu samgyetangin neden kisin degil de yazin yendiginin tam açiklamasi degildir. Arkasinda sicagi sicakla tedavi eden bilimsel bir mantik yatar. Yazin, organlari sogutarak ve açligi bastirip enerjiyi dengeleyen kan dolasimi cilt yakininda artar ve iç organlara dogru düser, Samgyetang gibi sicak bir yemek yemek iç organlardaki kan dolasimini hizlandirabilir böylece açligi bastirmada ve enerji seviyesine yardim eder. Ayrica teri atarak vücut sicakligini düsürür. Sonuncu fakat belki de ayni derecede önemli olan, ekonomik olusudur, bir tabagi 10 dolar civarindadir.

hee_sun


Many Koreans enjoy chicken ginseng soup or samgyetang on three special summer days -- Chobok, Jungbok and Malbok that are said to be the hottest days of the year. Collectively called Sambok, they fall between June and July in the lunar calendar and come at 10-day intervals. This year, they are July 19 and 29 and Aug. 8.
Samgyetang is a whole chicken stuffed with glutinous rice, ginseng and other healthy ingredients like jujube, garlic and ginkgo nut. It is said to invigorate the appetite of people who have grown tired from the summer heat.
Each ingredient of samgyetang has its own special function. Ginseng is a health specialty coveted in and by itself as it is effective in tackling multiple symptoms. It rejuvenates the body, boosts metabolism, reduces stress, treats diabetes, improves respiratory illnesses, spurs the digestive organs, and has anti-carcinogenic capabilities.
According to oriental medicine guides, garlic detoxifies the body, jujube quenches thirst, and ginkgo nut protects lungs that are apt to be weakened by low energy levels. All of these ingredients are then cooked with chicken, rich in protein and essential amino acids. It is no wonder that samgyetang is an unrivaled healthy food at the hottest period of summer.
But that does not fully explain why samgyetang is eaten in summer, not winter. Behind it lies the scientific wisdom that treats heat with heat. In summer, blood flow increases near the skin and decreases in the internal organs, leading to cooling of the organs and reducing appetite and energy. Eating a hot dish like samgyetang packed with nourishing ingredients can facilitate blood flow in the internal organs and thus help recover appetite and energy. It also lowers body heat by emitting sweat. Last but perhaps not the least, it is affordable, costing around US$10 a bowl

The Chosunilbo
[Resim: 22nisan.jpg]
#55
Bibimbap, a Dish with Many Faces

Bibimpap, Birçok Çesidi olan Yemek

Bibimbap sotelenerek karistirilmis ve sebzeler, et ve buharda pisirilmis pirinç üzerine Kore biber ezmesi ile harmanlanmis geleneksel bir Kore yemegidir. Soguk olarak ya da sicak olarak tas tencerede servis edilebilir. Modern haline de “dolsot bibimbap” denir. Yagda pisirilmis ya da kati yumurta ve susam yagi gibi malzemeler de eklenebilir.

Bibimbap en popüler Kore yemeklerinden ve yabancilar tarafindan oldukça bilinen bir yemektir çünkü malzemelerin ve baharatlarin essiz karisimindan olusur. Ayrica saglikli, lif ve vitaminler açisindan zengin, kolesterol seviyesi düsüktür. Bir kase bibimbap yemek birçok sebze karisimi ve buharda pisirilmis pirinçli biftek gibi çok çesitli besin kaynaklarini birçok vitamini bir kerede almakla karsilastirilir.

Bu yemegin kendine özgü hazirlama sekilleri oldugu gibi, bölgeye göre degisen birçok çesidi vardir. Örnegin, Jeonju’daki en ünlü bibimbap çesidi, pirincin et suyu ile hazirlandigi, son pismesinde içine fasulye filizinin eklendigidir. Üzerine sadece kiyilmis, izgarada pismis biftek yerine yukhoe, Kore tarzi çig et üzerine eklenerek her lokantada servis edilir.

Bibimbap’in ilk nasil yapildigi konusunda birçok tahmin vardir. Bazilari Chosun Hanedanliginda saray çevresinde krallara ikram edilen pirinç yemeklerinden geldigini söyler. Baskalari da ilk bibimbap çesidinin geleneksel törenler ve seremonilerden sonra artan yemekleri karistirarak birçok yemek çesidinin sembolik olarak atalara servis edilmesinden sonra icat edildigini iddia ediyorlar.

Bir tahmin de çiftçilerin yogun mevsimlerinde oldugunu içeriyor. Bu teorinin yandaslari hasat zamaninda çiftçilerin çok ihtiyaç duydugu bir yemek oldugunu fakat karmasik bir yemek yapmaya zamanlari olmadigini böylece bir kase içerisine çesitli malzemeleri karistirarak birçok besini bir araya getirme fikrinin ortaya çiktigina inaniyorlar.

hee_sun


Bibimbap is a traditional Korean dish mixed with sauteed and seasoned vegetables, meat, and Korean chili paste over steaming rice. It can be served either cold or in a sizzling stone pot. The latter type is called "dolsot bibimbap." Toppings such as raw or fried egg and sesame oil can also be added.

Bibimbap is one of the most popular Korean dishes and quite well-known to many foreigners because of its unique combination of ingredients and spices. But it is also healthy, being rich in fiber and vitamins but low in cholesterol. Eating a bowl of bibimbap has come to be compared to taking multiple vitamins as the mixture of assorted vegetables and beef with steamed rice provides a wide range of nutritional sources at a time.

There are many regional variations of this dish as well as individual ways of preparing it. For example, for the most famous kind of bibimbap from Jeonju, the rice is specially prepared by steaming it in meat broth and then bean sprouts are added to the rice during the last steaming. Yukhoe, Korean-style raw beef, is also laid on top instead of the plain grilled minced beef served in ordinary restaurants.

There are many conjectures about how bibimbap came into being. Some say it originated in the royal court as one of the rice dishes served to the kings of the Chosun Dynasty. Others claim that the first type of bibimbap was invented after traditional rites or ceremonies in which various kinds of food are laid out symbolically to serve the ancestors, by mixing the leftovers together.

Another guess involves the busy season for farmers. Proponents of this theory believe that farmers who required a hearty meal for work during the harvest season but did not have time to cook complex meals so they simply came up with the idea to mix various ingredients together to get all kinds of nutrients into one bowl.

The Chosunilbo

[Resim: 29nisanresmi.jpg]
#56
Ajumma entrepreneurs take on the world and win

Ajumma Girisimciler Dünyayla Savasip Kazandilar

1999’da is hayatina atilmadan önce, Ha Hyun-young, 30lu yaslarinda 2 erkek çocuk annesi olarak evde oldugundan her gün içi içini yiyordu.

Güney Seoul, Dogok-dong’daki isyerinde “Hiçbir yetenegimin olmamasindan ve ekonomik olarak kendi ayaklarim üstünde duramamaktan utaniyordum,” dedi.

Su an 50 yasinda olan Ha, Mavi Ev’de çiçek dikimleriyle bilinen Hayoung Green Peyzaj Sirketi’nin kurucusu ve CEO’su.

“Birçok ev kadinin evde yaptigi gibi esya veya baska seyler satarak para kazanmak istemedim. Aktif bir seyler yaparak ve topluma katki saglayarak para kazanmak istedim.”

Ajumma kelimesi (orta yasli ev hanimlari için kullanilan yerel bir terim) Kore toplumunda, metroda koltuk kapmak için insanlari iteleyen, çocuklari hakkinda böbürlenen veya zaman, yer ve uygunluguna bakmadan pazarlik yapan bir bayan gibi olumsuz düsünceler akla getiriyor.

Bu, bir ajummanin tipik çizimi olabilir ancak 2008 global ekonomik krizinden sonra harekete geçip yerel ekonomiyi canlandirmada büyük rol alanlar bu kadinlardi.

Genel olarak, çalisan kadin sayisi son yillarda durmadan yükseldi.

Kore Istatistik Kurumu’na göre, geçen yil ülkede toplam 14.15 milyon çalisan kadin vardi. Bu, ülkedeki 48.875.000 çalisan kadin sayisinin ilk kez 10 milyon sayi geçtigi 2010 yilindan %2 fazlaydi.

Fakat bu istatistigin arkasinda aci bir gerçek var. Veriler, çalisan kadinlar arasinda en hizli artan yas grubunun geçen yil 50lerinde olanlar oldugunu gösteriyor. Uzmanlar, 50li yaslarindaki pek çok evli kadinin düsük ücretli isçiler olarak is alanina girdiginden çalisan kadin sayisinin artista olduguna dikkat çekiyor.

Samsung Ekonomik Arastirma Kurumu geçen yilki bir raporunda “Global ekonomik kriz sonrasinda ailelerine ekonomik açidan destek olmak için 50 yaslarindaki pek çok kadin is firsati ariyor,” diye açiklamada bulundu.

Fakat bu kadinlarin çogu is ararken, duruma el koyup kendi islerini açmaya karar veren baska bir orta yasli kadin grubu var.

Ulusal Vergi Servisinden alinan en son veri, 2010 yili itibariyla yerli girisimci sayisinin 962.000 oldugunu ortaya koydu. Bunun yariya yakini, ya da %47’si, kadinlardi ve çogunlugunu da 40 ve 50li yaslarindaki orta yasli kadinlar olusturuyordu. Küçük ve Orta Ölçekli Isletme Idaresi’ne göre, Kore’deki bayan girisimcilerin ortalama yasi 43.

Nambu Kadinlari Kalkindirma Merkezinde isletme danismani olan Kim Youn-joong, “Aileleriyle ilgilendiklerinden, çogunun is alaninda az ya da hiç tecrübesi bulunmadigindan orta yasli kadinlarin is bulmasi çok zor,” dedi. “Bu kadinlarin çogu için girisimcilik daha iyi bir seçenek haline geliyor.”

Banul Story’den Song Young-ye

[Resim: 21200035.jpg]

Örgü sirketi Banul Story’nin (“banul” Korece’de “sis”) kurucu ve baskani Song Young-ye, ilk banka kredisi denemesinin hikayesini anlattiginda gözyaslarini saklamaya çalisarak bir an duraksadi.

Song 13 yil önce kendi isini kurmaya hazirlanirken küçük miktarda bir kredi için bankaya gitmis fakat müdür tarafindan yalanci muamelesi görmüs.

Song, kuzey Seoul, Myeong-dong’daki ofisinde, “1997’de Asya ekonomik krizi sirasinda kocamin is yeri iflas etti. Banka müdürü, is yerini kurtarmak için “suçlu borçlular” kategorisine konulan kocamin yerine kendi adima kredi almaya çalistigimi düsündü,” dedi.

“Benim gibi bir bayanin bir isletme açmayi planladigina inanmazlardi. Bana yalanci oldugumu ya da hiç kimse olmadigimi söyleyen bu yabancilari neden dinlemek zorunda kaldigimi bilmiyorum. Ondan sonra evde günlerce agladim.”

Fakat bu olay Song’u kendi isletmesini kurmaya çalismaktan alikoymamis, ve 1998’de örgü metinleri sunan bir web sayfasi açmis ve sis ve iplikler de dahil ilgili ürünler satmis.

“Siteyi açmak beni dis dünyayla ve aksi takdirde asla tanisamayacagim insanlarla karsilastirdi,” dedi.

“Bir is açmanin ekonomik kismi hakkinda hiçbir fikri olmadigini” kabul eden ilk kisiydi. Aslinda Song, web sitesinden kazandigi ilk 4 milyon wonu (3.546 dolar) görmedi bile çünkü kullandigi online servis yoluyla kazancini nasil elde edecegini bilmiyordu.

Yine de Song, basariya giden yolun kendisinden uzak oldugunu ve bir bayan sirket yöneticisi olarak sik sik ayrimciliga maruz kaldigini söyledi.

Song, sirketin 2 ay sonra Lotte’den ayrildigini ekleyerek “Ürünlerimiz kisa süreligine Seoul’deki Lotte Alisveris Merkezi merkez subesinde satildi. Fakat oradaki alicilar “iyi içen erkek çalisanlar” göndermemiz konusunda israrci davrandilar ve anlasmazlik basladi,” dedi.

Fakat bu, Song’un bu süreçteki asil mücadelesi degildi.

“Sirketi açtigimda çocuklarim daha ilk ve ortaokuldaydilar neden onlardan uzak kalmam gerektigini anlamiyordum. Kendi isimle ilgilenmek için onlari biraktigimdan suçluluk duyuyordum,” dedi.

“Fakat simdi benimle ne kadar gurur duyduklarini söylüyorlar. Hatta geçenlerde en küçük kizim üniversitedeki ekonomi dersi için isletmem hakkinda bir makale yazdi.”

2000lerin ortasinda Banul Story’nin ülke genelinde 150’den fazla subesi vardi. 6-7 yil pes pese satislardan sabit olarak 3.5 milyon won sagladi.

Bu arada Song, kendi adiyla, bazilari Çinceye çevrilip Çin'e satilan örgü üzerine birçok kitap yayinladi.

Gülerek, “Simdi kocamin kazandigindan çok daha fazla kazaniyorum,” dedi. Bu is sayesinde, sanirim içimde oldugunu asla tahmin etmedigim bir parçami buldum. Zor bir is fakat basardigim için hayatimi bu is olmadan düsünemiyorum.”

Hayoung Green’den Ha Hyun-young

[Resim: 21200058.jpg]

15 yillik ev hanimligindan sonra Ha Hyun-young, gerçek hayatla yüzlesmeye hazirdi.

“Dergilerde basarili bayan isletme liderleri hakkinda bir seyler okur ve kiskanirdim. Sonra aynada kendime bakip utanir ve çaresiz hissederdim,” dedi.

Iki çocuk yetistirmek tatmin edici fakat evde yalniz oldugumda her gün için içimi yiyordu. Sanirim içten içe, hep bir girisimci olmayi ve kendi isimin basinda olmayi düsündüm.”

Ha, yillardir biriktirdigi 5 milyon wondan az parayla 1999 yilinda güney Seoul’de Yangjae Çiçek Pazari içinde küçük bir çiçekçi dükkani isletmeye basladi.

Dükkani kendisinin isletmesine ek olarak, bos zamanlarinda aktif olarak sektör içinde ag olusturarak çiçekler ve bitkiler hakkinda arastirma yapti.

Ha’nin siki çalismasina degdi ve dükkan, zirvedeyken aylik 3 milyon wondan fazla kazandi.

Dükkanin basarisi, Ha’nin 2001’de peyzaj sirketi açmasina sebep oldu.

Sirket, “yesil yasam” sloganiyla sirketler ve sahsi ev sahipleri için peyzaj servisleri sagliyor. Ha’nin simdi kendisi için çalisan 20 elemani var.

Sirket, Anmyeon Adasinda düzenlenen uluslar arasi çiçek festivali Korea Floritopia ve Samcheok International Cave Expo Korea da dahil bölgesel fuar ve festivaller için büyük ölçekli projelerle sürekli olarak isim yapiyor.

Fakat sirketi 6.5 milyon wonluk yerli peyzaj pazarinda lider yaparak tanitimini yapan, sirketin Mavi Ev’in önündeki fiskiyenin etrafina çiçek ekmesiydi.

Ha, asil isinin beraberinde iç peyzaj dersleri veren Hayoung Academy’yi de isletiyor.

CEO, Hayoung Academy yoluyla amacinin, baskalarinin, özellikle de kendisi gibi ev hanimlarinin kendi islerini kurmasini ve bu alanda bir kariyere baslamasini kolaylastirmak oldugunu söyledi.

“Her seyi yasayarak ve kendim arastirarak ögrenmek zorunda kaldim. Fakat arkamdan gelen kadinlarin bu dünyaya adim atmadan önce mümkün oldugunca çok bilgi edinmelerini istiyorum,” dedi.

Ha, bunun hayatinda en mutlu oldugu an oldugunu söyledi.

“Çok gençken, yalnizca 23 yasindayken evlendim ve bu isletme ortaya çikana kadar evde kalip iyi bir es ve anne olmaktan baska bir sey bilmiyordum,” dedi.

“Kore’de bir söz vardir- tavuk sarki söylerse ev halki dagilir [kadin ailede daha baskinsa, ev dagilir anlaminda].

“Fakat bence tavugun sessiz oldugu ev, sorunlu bir yerdir.”

I ECO’dan Hong Ok-joo

[Resim: 21200112.jpg]

10 yil önce kocasi öldügünde Hong Ok-joo, aniden aile reisi ve iki oglunun tek bakicisi haline gelmisti.

Kuzey Seoul, Mapo-gu’daki ofisinde, “Çok kötüydü. Siir yazmaya devam etmek istiyordum ancak esim öldükten sonra para kazanip aileme bakmam gerekiyordu,” dedi.

Green Korea’nin Incheon subesinin aktif bir üyesi olarak Hong, çevresel etkinliklerle her zaman ilgili oldugunu söyledi.

“Ne kadar yikilmis olsam da degisiklik yapip cesur olmak için bunun bir sans oldugunu düsünen bir yanim da vardi,” dedi Hong.

Tek varligi olan dairesini satti ve Kuzey Amerika ve Avrupa’da benzer ürünler üzerine yillardir yaptigi arastirmadan sonra 2006’da yikanabilir, pamuktan ped satan I ECO’yu kurdu.

“Geriye bakinca, yapilmasi mantiksiz ve düsüncesizceydi. Fakat gurur duyacagim, çevreye ve insanlara zararli olmayan bir ürün satarak para kazanmak istedim,” dedi.

“Acemiligimi telafi etmek için gerçekten çok sey ödedim. Girisimcilik dersleriyle isletmenin temellerini ögrenmeden hammadde ögrenmeye ve ürünlerimi yapip fabrika bulmaya kadar her seyi kendim yapmak zorundaydim.”

CEO, hiçbir is tecrübesi veya belirli mali durumu olmadan, sirketin sagliksiz bir baslangiç yaptigini ve taklit ürünler daha ucuz fiyata yerel pazarlarda görünmeye basladiktan sonra pek çok kez kapanma noktasina geldigini söyledi.

Hong, “Yeni açildigimizda medyada iyi yer edindik ancak kisa süre sonra taklit ürün yapan diger sirketler alisveris merkezleri ve organik mal satan dükkanlarda yerimizi almaya basladi,” dedi.

“Sirket ilk 4 yilda borç içindeydi. Bir noktada çalisanlarimin tümünü kovup ofisimi tasimak zorunda kaldim,” dedi Hong.

Ilk 4 yil sikinti çektikten sonra Hong yeni bastan baslamaya karar verdi. Ürünlerini girisken bir sekilde tanitarak ve internet üzerinden satislarda daha aktif olarak farkli türdeki saticilari garanti etmek üstüne çalisanlariyla planlar kurdu. Geçen yil, I ECO satislardan 300 milyon won kazandi ve sirket birkaç yil içinde bunun iki katini kazanmayi bekliyor.

Sirket, Japonya ve Avustralya’da da satis yapiyor ve Hong, Asya’daki diger ülkelere de açilmayi planladigini söyledi.

“Çogu kisinin düsündügünün aksine, bir sirketin kadin liderinin olmasinin avantajli sebepleri var. Sanirim kadinlar için aile yasamini ve isini dengelemek zor bir is ve ben bu konuda sansliydim çünkü çocuklarim destek veriyordu,” dedi.

“Pek çok kadinin yüksek mevkide oldugu ve sirketler yönettigi bu zamanlarda bile bazi banka müdürlerinin kadin oldugum için bana kredi vermeyi reddetmeleri beni hala sasirtiyor,” dedi.

ji-young park

Before starting her own business in 1999, Ha Hyun-young said she died a little inside every day that she was home as a young, 30-something mother of two boys.

“I was embarrassed that I had no skills and wasn’t able to support myself financially,” she said at her office in Dogok-dong, southern Seoul.

Ha, now 50, is the founder and CEO of landscaping company Hayoung Green, which became known for its flower installations at the Blue House.

“I didn’t want to make money by selling stocks or other things that many housewives do at home. I wanted to make money by actively doing something and contributing to society.”

The word ajumma (a local term addressing middle-aged housewives) conjures up many negative images in Korean society, whether it be of a lady shoving people on the subway to get a seat, bragging about her children or bargaining relentlessly regardless of time, place or appropriateness.

This may be the typical caricature of an ajumma, but after the global financial crisis of 2008, it was these women who stepped up to the plate and played a large part in reinvigorating the local economy.

In general, the number of working women here has inched up steadily in recent years.

Last year, there were a total of 14.15 million working women in the country, according to Statistics Korea. This was a 2 percent rise from 2010, when the number of working women in the nation of 48,875,000 surpassed the 10 million mark for the first time ever.

But behind this statistic, there is a bitter reality. The data shows that the fastest growing age group among working women last year was women in their 50s. Experts point out that the reason the number of working women is on the rise is because many married women in their 50s have started entering the work force as low-wage employees.

“In order to financially support their families in the aftermath of the global financial crisis, more women in their 50s are seeking job opportunities,” the Samsung Economic Research Institute said in a report last year.

But while many of these women are seeking jobs, there is another group of middle-aged women who have decided to take matters into their own hands and launch their own businesses.

The most recent data from the National Tax Service put the number of local entrepreneurs at 962,000 as of 2010. Close to half of them, or 47 percent, were women and of them, the majority were middle-aged women in their 40s and 50s. The average age of female entrepreneurs in Korea, according to the Small and Medium Business Administration, is 43.

“It is very difficult for middle-aged women to find jobs, as many of them have little or no experience in the workforce after being busy with taking care of their families,” Kim Youn-joong, a business consultant at the Nambu Women’s Development Center, said. “For many of these women, entrepreneurship is becoming a better option.”

The Korea JoongAng Daily met with three middle-aged female entrepreneurs who stamp a proud “A” in ajumma.

Banul Story’s Song Young-ye

As she told the story of her first attempt at a bank loan, Song Young-ye, the founder and president of knitting company Banul Story (“banul” is “needle” in Korean), stopped for a moment, holding back tears.

When Song was preparing to launch her business 13 years ago, she went to the bank for a small loan but was taken for a liar by the manager.

“My husband’s business went bankrupt during the Asian financial crisis in 1997. The bank manager thought that I was trying to get a loan in my name instead of that of my husband, who had fallen into the ‘delinquent borrower’ category, in order to salvage his business,” Song said at her office in Myeong-dong, northern Seoul.

“They wouldn’t believe that an ajumma like me was planning on starting a business. I didn’t know why I had to listen to these strangers tell me I was a liar and a nobody. I cried at home for days after that.”

The incident, however, didn’t stop Song from pursuing a business of her own, and in 1998, she launched a Web site that provided knitting texts and sold related products including needles and thread.

“Opening the site exposed me to the outside world and to people whom I would otherwise never have met,” she said.

She is the first to admit that she had “no clue about the finance part of starting a business.” In fact, Song didn’t even see the first 4 million won ($3,546) she made through her Web site because she didn’t know how to claim her earnings through the connected online service site she used.

Still, Song said the road to success was far from a level one for her and she often faced discrimination as a female company director.

“Our products were sold at the main branch of Lotte Department Store in Seoul for a short time. But the buyers there kept insisting that we send ‘male employees who could drink well’ and the friction started from there,” said Song, adding that the company left Lotte after two months.

But that wasn’t the main challenge for Song during this period.

“When I started the company, my children were still in elementary and middle school and didn’t understand why I had to be away from them. I felt so guilty leaving them to take care of my business,” she said.

“But now, they tell me how proud they are of me. Recently, my youngest daughter even wrote a paper about my business for her university economics class.”

By mid-2000, Banul Story had more than 150 branches across the country. It has accrued a steady 3.5 billion won in sales each year for six to seven years straight.

Meanwhile, she’s published several books under her name on knitting, some of which have been translated into Chinese and sold in China.

“Now, I make much more than what my husband makes!” she said, laughing. “Through this business, I think I realized a part of myself that I had never guessed was inside me. It’s hard work but now that I’ve done it, I can’t imagine my life without this business.”

Hayoung Green’s Ha Hyun-young

After 15 years of being a homemaker, Ha Hyun-young was ready to face the real world.

“I would read about successful female business leaders in magazines and I felt so envious. Then I would look at myself in the mirror and feel ashamed and helpless,” she said.

“Raising two boys was rewarding, but when I was alone at home, I died a little inside every day. I think that secretly, I always wanted to be an entrepreneur and be in charge of my own business.”

With the less than 5 million won she had saved up over the years, Ha started a small flower shop within Yangjae Flower Market in southern Seoul in 1999.

On top of operating the shop by herself, she did research on flowers and plants, vigorously networking in the sector during her free time.

Ha’s hard work paid off, and the shop earned more than 3 million won per month at its height.

The shop’s success led her to launch an interior landscaping company, Hayoung Green, in 2001.

Under its motto of a “green life,” the company provides landscaping services for companies and individual homeowners. Ha now has 20 employees working for her.

The company has steadily been making a name for itself with large-scale projects for regional expos and festivals including Samcheok International Cave Expo Korea and Korea Floritopia, an international flower festival held on Anmyeon Island.

But it was the company’s flower installation around the fountain in front of the Blue House that put it on the map, making it a market leader in the 6.5 trillion won local landscaping market.

Along with her core business, she also operates Hayoung Academy, which offers classes on interior landscaping.

The CEO said that her goal through Hayoung Academy is to make it easier for others, especially homemakers like herself, to launch their own businesses or start a career in this field.

“I had to learn the hard way and research everything by myself. But I want the women who come after me to have as much knowledge as possible before stepping into this world,” she said.

Ha said that this is the happiest she’s ever been in her life.

“I got married when I was really young, when I was just 23 years old, and I didn’t know anything apart from staying at home and being a wife and mom until this business came along,” she said.

“There is a saying in Korean - a household goes to ruin if the hen sings [meaning that if a woman is more dominant in the household, the home goes to ruin].

“But I think that a household where the hen is silent is the one with the problem.”

I ECO’s Hong Ok-joo

When her husband passed away 10 years ago, Hong Ok-joo was suddenly thrust into the role of breadwinner and lone caretaker of her two sons.

“It was devastating. I wanted to pursue writing poetry but after my husband passed away, I needed to make money and take care of my family,” she said at her office in Mapo-gu, northern Seoul.

As an active member of Green Korea’s Incheon division, Hong said she had always been interested in environmental activities.

“As devastated as I was, there was a part of me that thought, this is my chance to make a difference and be brave,” said Hong.

She sold her sole asset, her apartment, and launched I ECO, which sells washable cotton menstrual pads, in 2006, after several years of research on similar products in North America and Europe.

“Looking back, it was probably an imprudent, rash thing to do. But I wanted to make money selling a product that I was proud of, that isn’t harmful for the environment or to human beings,” she said.

“To make up for my inexperience, I really had to pay my dues. I had to do everything by myself, from learning the basics of business through entrepreneur classes to studying raw materials to make my products and finding factories.”

With no business background or concrete finances, the CEO said that the company had a shaky start and faced closure numerous times after copycat products started appearing in the local market at cheaper prices.

“We had quite a media buzz going for us when we first launched, but soon, other companies with copycat products were replacing us in department stores and organic shops,” said Hong.

“The company was in the red for the first four years. I had to fire all my employees at one point and move the office to another location,” said Hong.

After the grueling first four years, Hong said that she decided to start over. She strategized with employees on securing different types of vendors, promoting her products aggressively and being more active with online sales. Last year, I ECO saw 300 million won in sales and the company expects to earn twice that amount within a few years.

The company is also selling in Japan and Australia, and Hong said she plans to expand the business to other countries throughout Asia.

“Contrary to what many people assume, there are many advantageous reasons for a company to have a woman as a leader. I guess the big obstacle for women would be balancing their family life with their business, and I was lucky in that sense because my children were so supportive,” she said.

“Though even during these times, when so many women are holding high positions and running companies, it still amazes me that some bank managers refuse to give me a loan because I am a woman,” she said.

JoongAng Daily
#57
ji-young park'a tesekkürler...Smile

>>> http://www.facebook.com/pages/korea-fans...2387364063
#58
Haberler için tesekkürler. ^^
You're a sky
full of stars

[Resim: 0E8dXo.gif]
#59
What Made Bulgogi a Worldwide Hit?

Bulgogi’yi Dünyaca Ünlü Yapan Nedir?

Cizirdayan soya sosuna seker, susam yagi, sarimsak, taze sogan ve pirinç sarabi karistirilir, marine edilmis izgara biftekle tamamlanmis olur.-- bu agiz sulandirici yemegin edebi adi “yanan et”tir.

Bulgogi Koreliler arasinda popüler oldugu gibi, yabancilar arasinda da popülerdir. Örnegin, Los Angeles’ta Kogi BBQ gibi bulgogi satan tekerlekli büfeler oldukça popülerdir ve 50,000 yerli hayrani vardir. Kore yemekleri üzerine yapilan birçok ankette, 10 yabancidan 8’i ya da 9’u bulgogiyi favori Kore yemekleri olarak adlandirdilar.

Bunun bir nedeni de bulgoginin öbür Kore yemeklerinden çok, birbirine daha benzer malzemelerle karistirilmis olmasidir. Bulgoginin tadi biraz daha hafif oldugundan, Batiya ait yemeklere daha kolay uyarlanabilir. Bu yemek genellikle Meksika usulü fajita ya da takonun aksine olmayan kimchi ile sebzeli sarma sekliyle yapilarak da sevilir. Eger böyleyse sarma bulgogi neden onlar gibi olmasin? Bu tarz karisim çoktan birçok füzyon restoranlarinda yapilmaya baslandi.

Bulgoginin Koguryo Kralligi’na dayandigina inanilir. (M.Ö 37- M.S 668) Ilk sekline “maekjeok” denilmisti ve cömert bir hizmetle soya sosuyla birlikte karistirilan biftek, Frenk sogani ve sarimsak içeriyordu. Fakat Budizm’i etkisi altina aldigi gibi, vejetaryen yiyecekler tercih edilir hale geldi. Bunun en dikkat çekici noktasi etçil beslenmeye bir süre ara verilmesi ve bulgoginin yapiminin gelismesidir.

Ancak, Mogol istilasiyla birlikte, et tüketimi yarimadaya geri döndü. Chosun Hanedanligi’nda bulgogiye “neobiani” deniyordu, anlami ince yayilmis et idi. Chosun dönemi yasam ve tarim kitabina kitabina göre bugüne oranla daha fazla soya sosu agirlikliydi, çünkü o zamanlar seker pahaliydi.

Yemegin çogunu yapmak için, izgarayi bir dakika önce isittiginizdan emin olun. Eger izgara yeterince isitilmamissa, et izgaraya yapisacak ve kuruyacaktir. Bulgogi etin çevresinde tamamen kabarciklar olustugunda degil de, küçük kabarmaya basladiginda izgaradan alinmalidir.

Mantar, sogan, ginseng, lahana ve biber gibi çesitli sebzeler de yemege eklenebilir.

hee_sun


Sizzling soy sauce blended with sugar, sesame oil, garlic, spring onion, and rice wine to accompany juicy marinated beef grilled to perfection -- the literal meaning of this mouthwatering dish is "fire-meat."

Bulgogi is popular among Koreans and foreigners alike. In Los Angeles, for instance, food stalls on wheels like Kogi BBQ that serve bulgogi are hugely popular and have some 50,000 local fans. In most surveys on Korean food, eight or nine out of 10 foreigners name bulgogi as their favorite Korean dish.

One reason for this is that bulgogi is seasoned with more familiar condiments than other Korean dishes. As bulgogi's taste is relatively mild, it is easier to integrate it into a Western diet. The dish is usually enjoyed by making vegetable wraps with kimchi, not unlike Mexican fajita or taco. If so, why not wrap bulgogi like them? This kind of mix-and-match is already happening in many fusion restaurants.

Bulgogi is believed to date back to the Koguryo Kingdom (37 BC - 668 AD). The first form was called "maekjeok" and contained a generous serving of beef, chives, and garlic seasoned thoroughly with soy sauce. But as Buddhism took hold, vegetarian food came to be preferred. This marked a brief hiatus for the carnivorous diet and the evolution of bulgogi.

However, with the Mongol invasion, the consumption of meat returned to the peninsula. In the Chosun Dynasty, bulgogi was called "neobiani," meaning thinly-spread meat. It was more heavily seasoned with soy sauce than today according to a Chosun-era book on living and farming, as sugar was expensive then.

To make the most of the dish, make sure to preheat the grill for about a minute. If the grill is not sufficiently heated, the meat tends to stick to the grill and get dry. Bulgogi should be taken off the grill when the juices start to run in little droplets, not when they flow freely.

An assortment of vegetables like mushroom, onion, ginseng, cabbage, and pepper can add to the flavor.

The Chosunilbo

[Resim: 6mays.jpg]
기억은 잊어도 심장은 기억한다.
#60
hee_sun'a tesekkür ederiz...Smile

>>> http://www.facebook.com/pages/korea-fans...2387364063




Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi