yukari
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 3.64/5 - 11 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Korea-Fans Için Yazdigimiz Nesir Türleri (Deneme, Hikaye, Makale, Fikra vs.) 2
#71
(08-11-2010, Saat: 18:19)mu çank yazdı: Uzun zamandir yazamadim. Herkesten özür diliyorum
HAYATIMI BEKLERKEN

Won bin çok kizmisti gözlerinden öfke püskürtüyordu.
Bay Won bin: Bakalim bu dedigini yapabilecek misin?
Çok kizmistim inadim inatti.
Gülcan: Elbette! Bu konuda bi süpheniz olmasin!
Bu tartismanin ardindan 1 hafta geçti. Mi na ile derse giriyorduk.
Mi na: Hala inanamiyorum kendi gözlerimle görmesem…. Ya aklini mi kaçirdin simdi ne yapacaksin!
Mi na çok sasirmisti ayrica benim içinde endiselenmisti.
Gülcan: Bos ver Mi na … Inat ettim birakmiyacam
……
Olmasi gerektigi gibi Won bin in yaptigi eziyetler -eziyet diyorum çünkü yapmadigini birakmiyordu bana- gittikçe artti. Derste dikkatim dagilacak olsa hemen beni azarliyorfu, genelde çalisma yapilacaksa tüm malzemeleri ben getiriyordum kisacasi ne kadar getir götür isi varsa bana yaptiriyordu. Ben ise nerdeyse hiç karsilik vermeden dediklerini eksiksiz yapiyordum. Eksiksiz yapmak zorundaydim yoksa yine azarlaniyordum. Günler böyle geçti bi yandan won bin diger yandan kendi derslerim.
…..
Bay Won bin: Gülcan! sen ne kar tembelsin hala sahne hazir degil!
Gülcan: Ama Bay Won bin burayi bizim sinif kullanmiyor ki burasi konservatuar ögrencileri kullaniyor yani burasi bizim müdahala edecegimiz bi yer degil!
Bay Won bin: Bahaneye gelince çok güzel yapiyorsun! Bu konuda da oldukça basarilisin! Sana ne diyorsam onu yap! Artik bizde bu sahneyi kullanacagiz!
Yumruklarimi sikiyordum.
Gülcan: Nasil isterseniz efendim. Hemen yapiyorum.
…..
Yil sonu gelmisti çok mutluydum. Artik Won bin olmayacakti. Kurtulmustum ondan. Won bin in verdigi çöküntüleri Türkiye ye döndügümde telafi etmistim.
Artik önümde huzurlu bir yil vardi.
Mi na: hos geldin canim! Iyi görünüyosun geçen seneye göre
Gülcan: Hos buldum! Öylemi nasilsin?
Mi na: iyim canim ne olsun. Hadi gel derse girelim.
Bu gün 4. yilimin ilk günüydü. Artik Kore ye iyice alismistim ama buradaki son yilimin olmasina üzülüyordum. Gün bitmisti tam gitmeye hazirlaniyordum ki mi na seslendi
Mi na: Nereye bir ders daha var.
Gülcan: Ders mi ne dersi? Dersler bitti Mi na!
Mi na: Sana öyle geliyor. Kulüp dersi var ya! Demez mi!? Sok olmustum Mi na ne diyordu böyle?
Gülcan: Mi na sakin üyeligimizi yeniledim deme!
Mi na : Yenilememe gerek yok ki ben iki yillik kayit yaptim.
Gülcan: Mi Na! Sen ne yaptin! Ben simdi yine…. Offf! Mi na!
Mi na çoktan gitmisti. Bende artik çaresizlik içinde gitmeye asladim. Sinifa girdim eski yerime oturup beklemeye basladim. Kapi açildi ve maalesef içeri girdi. Beni görünce sanki yarim kalmis intikaminin devamini getirmenin verdigi mutluluk içinde gülümsedi. Tanisma fasli bitince
Bay Won bin: Bakiyorum da eski üyelerimiz bizi birakmamis(!) sizde hos geldiniz! Gülcan hanim siz nasilsiniz?
Sinirde dislerimi gicirdatiyordum. Bu sene basima ne gelecek diye çok merak ediyordum. Acaba ne olacakti? Bildigim tek bir sey vardi o da bu sene çok zor bi sene olacakti. Simdiden alismaliydim onun bu eziyetlerine. Dersin bitmesi için o kadar dua ettim ki bilemezsiniz. Ders bitmisti Mi na ile sonunda dersten çiktik çikar çikmaz derin bi nefes aldim.
Gülcan: Ohhh! Sonunda bitti!
Mi na: Sen öle san daha 1 yil var.
Gülcan: Mina sus! Zaten senin basinin altindan çikiyo!!
Mi na susmustu. Çok sinirliydim ne yapsam da kurtulsam diye düsünüyodum. Offf isim çok zordu. Çözümü yoktu sanki ama ne yapacagimi bilmiyordum.
……..
Aradan 1 hafta geçti. Ben onun dersine 2 kez geç kalmistim. Ahhh nasilda unuturdum onun dersini. Mi na ile kulübe gidiyorduk. Mi na konusmaya basladi.
Mi na: Biliyo musun? Bay Won bin haril haril asistan ariyormus.ama kimse basvuruda bulunmamis.
Gülcan: Hiç sasirmadim. Kim onun gibi adamanin asistani olmak ister ki!?
Mi na: Büyük konusma ya sen olursanSad!)
Gülcan: onun asistani olcagima gider kendimi Hallasan Dagi* ndan atmayi yeylerim.
Mi na: Büyük konusma! Gülcan bi daha geç kalirsan yanarsin! Zaten sana gicik.
Gülcan: biliyorum ne yapsam ki? Mi na dehset içinde o simsek gibi soruyu sordu.
Mi na: Gülcan!!! Senin çantan nerde?
Gülcan: Neee!? Çanta ne çantasi? Notlarim!!! Eyvah!
Mi na: sen simdi okulu bastan basa gidene kadar 20 dakika geçer!
Gülcan: Eyvah!!! Dememle kosmam bir olmustu ama nafile Won bin çoktan derse girmisti.
Gülcan: Bay Won bin lütfen affedin! Çok özür dilerim!
*Hallasan Dagi Güney Kore nin en yüksek dagidir

8. BÖLÜMÜN SONU
Çok güzel olmus canim... Onay Opucuk
"Işıkları kim kapattı?" Kim Sun Woo-The Equator Man
#72
20.Bölüm
Ince bir ipin üzerinde yürüyordum adeta...Herhangi bir sarsintida dengemi kaybedip düsebilirdim...Ve ben buna aldiris etmeden gelisi güzel adimlarla ilerliyordum...Sirf onun iyiligi için katlaniyordum herseye...Bu asagilanmaya,bu aciya...Belki bana kizacakti,belki benden nefret edecekti ama gün gelecek yaptiklarimin nedenini anlayacakti...O gün gelene kadar bekleyecektim...Sabredecektim...Onun sevgisini kalbimde ölene dek saklayacaktim...
Tahtrevanin içinde yolun bitmesini beklerken bir taraftan da kendimi avutmakla mesguldüm...Kendime söz vermistim...Bugün aglamayacaktim...Aksine mutlu olacaktim...Bir esin yapmasi gereken görevi yerine getirdigim için mesut olacaktim...Tüm yasananlar benim suçumdu ve bedelini ödeyecektim...Belki de Lady Park hakliydi...Ben suçsuzdum...Bu kaderdi...Aklim o kadar karisik,kalbim o kadar agir bir yük tasiyordu ki bunlari ayirt edecek durumda degildim...Sonuçta mecbur kalmistim böyle davranmaya...Ve bu isi layikiyla tamamlamaliydim...Belki ölüm fermanimi kendi elimle imzalamis olacaktim ama yine de yapmaliydim...
Birden tahtrevanin durdugunu hissettim...Tahtrevandan disari çiktigimda basbakan yardimcisinin ve yardimcilarinin beni karsilamak için kapida bekledigini gördüm...Basbakan yardimcisinin yüzündeki memnuniyet açikça belli oluyordu...Yardimcilarin sevinci ise bir baska dikkat çekici durumdu...
Basbakan Yardimcisi(Gülerek):Hosgeldiniz efendim...
Bu karsilamaya yalnizca basimi sallayarak karsilik vermistim...Içeri girdigimde kendine olan güveni doruga ulasmis Ha Jung ile karsi karsiya kaldim...
Ha Jung:Kraliçem...
Kraliçe Jin Sook(Ciddi bir tavirla):Içeri girelim...
Ha Jung:Nasil isterseniz...

-Içeride-
Kraliçe Jin Sook:
Açik konusacagim...Bayan Ha Jung 5.dereceden saray cariyesi olarak atanacaktir...
Ha Jung(Üzülerek):5. dereceden mi?
Jin Sook:Bir itiraziniz mi var?
Basbakan yardimcisi:Ama...
Jin Sook:Saray kurulunun basi ben olduguma göre diledigim atamayi yapabilirim...Öyle degil mi sayin bakan? Ayrica konusmamiz da herhangi bir derece pazarligi yapmamistik...Yanlis hatirlamiyorum degil mi?
Basbakan yardimcisi:Evet kraliçem...
Jin Sook:Sekreter bildiriyi size çikista takdim eder...2 hafta sonra saraya girisiniz için tören bakanligindan yetkililer gönderecegim...Ve o gün saray cariyesi olarak atanmis olacaksiniz...Baska birsey yoksa bu konusmayi uzatmanin bir manasi yok...
Ayaga kalktigimda tam arkami dönmüstüm ki...
Basbakan Yardimcisi:Beni dinlemekle pisman olmayacaksiniz kraliçem...
Arkami dönerek...
Jin Sook(Gülerek):Sizden korktugum için mi bunu yaptigimi düsünüyorsunuz sayin bakan? O zaman hiçbir sey bilmiyorsunuz demektir...Çok yazik...
Basbakan yardimcii(Sasirarak):Efendim?


-Büyük Saray-
Kral Dong Bin(Bagirarak):
Ne demek oluyor bu? Kraliçe nasil böyle birsey yapar? Ha Jung simdi...Bunu bir sekilde durdurmaliyim...Onay ulasti mi bakanliga?
Bay Kim:Evet majesteleri...
Dong Bin umutsuzca yerine oturdugunda sinirinden ne yapacagini bilmez bir haldeydi...
Dong Bin:Bunu bana nasil yapar? Hem de ben böyle birseyi kabul etmezken...
Ana Kraliçe:Senin iyiligin için oglum...
Ana kraliçe kendisini selamlayan Bay Kim’e dönerek...
Ana Kraliçe:Lütfen bizi yalniz birakin...
Bay Kim gittikten sonra...
Dong Bin:Sizin de haberiniz vardi...Ve siz de benden bu durumu birsekilde gizlediniz degil mi?Buna hakkiniz yoktu anne!Ne senin ne de Jin Sook’un buna hakki yoktu...
Ana Kraliçe:Jin Sook hakkinda böyle konusma!O senin iyiligin için yapti tüm bunlari...Daha dogrusu bunu yapmaya mecbur birakildi...Onun sana duydugu o büyük sevgiyi sen de biliyorsun...O hiç ister miydi böyle olmasini? Ama böyle yapmak zorunda kaldi oglum...
Dong Bin(Sasirarak):Ne demek bu?Açik konusun lütfen...
Ana kraliçe:Basbakan yardimcisi kraliçenin çocuk sahibi olamayacagini bir sekilde ögrenmis...Kraliçeyi bunu halka duyurmakla tehdit etti...Ayrica baska bir adayin çikmasini da engelleyerek Ha Jung’u cariyesi olarak alma konusunda kraliçeyi mecbur birakti...Kraliçe de sirf halkin gözünde sen küçük düsmeyesin,düsmanlarina gün dogmasin diye bu zor karari almak zorunda kaldi...
Dong Bin:Demek bu kadar çirkinlestiler?Bunu çok agir bir sekilde ödeyecekler...(Dedi elini yumruk yaparak)
Ana kraliçe(Telaslanarak):Hayir sen bu ise karismayacaksin!Eger bu ise karisirsan Jin Sook’un çektigi onca aci,onca sikinti ne olacak?Ben söyleyeyim...Ha Jung saray cariyesi olma konusunda çoktan onay aldigi için senin bu ise karisman sadece hükümette kraliçeye karsi olan Min klaninin ayaklanmasina neden olacak...Çünkü senin bu tepkinin arkasindakinin gizliden gizliye kraliçe oldugunu düsünecekler...Lütfen oglum...Eger esini seviyorsan onun senin düsündügü gibi sen de onu düsünmelisin...
Dong Bin(Gözleri dolarak):Ama anne!(Biraz durduktan sonra) Suraya bak...Koskoca ülkeyi yöneten ben is aileme geldiginde elim kolum bagli durmak zorunda kaliyorum...Meger ne kadar acizmisim...
Ana kraliçe:Dong Bin!
Dong Bin(Ana kraliçeye imali bir sekilde bakarak):Evet öyle...Acizin tekiyim ben...Esini koruyamayan ,onun sikintilarini gideremeyen biriyim...
Ana Kraliçe(Üzülerek,Dong Bin’in elini tutarak):Oglum...

-Kraliyet Atölyesi-
Ressam:
Duydunuz mu?
Diger Ressam:Neyi?
Ressam:Basbakan yardimcisinin kizi Bayan Ha Jung saraya cariyesi olarak alinmis...Hem de kraliçe bu isi bizzat yapmis...
Diger Ressam:Dogru mu söylüyorsun?
Ziyafet resimlerini tammlamak için ugrasan Woo Jin bunu duyar duymaz telasla ressamlarin yanina gelerek...
Woo Jin:Ne demek oluyor bu?
Ressam:Ne duyduysan iste o...Majestelerinin bir cariyesi oldu yani...Isin özü bu...
Woo Jin sinirinden ne yapacagini sasirmisti...Ama öfkesi daha çok majestelerine yönelikti...Akli bir türlü almiyordu bu isin nedenini...Benim adima üzülüyor,daha önce benden kaçip gittigi için pismanlik duyuyordu simdi...
Diger ressam:Ne zaman saraya giris yapacakmis peki?
Ressam:2 hafta sonra...Majestelerini anlamak mümkün degil...Kraliçe gibi çok güzel bir kadin dururken...
Diger ressam(Eliyle isaret ederek):Sessiz ol...Biri duyacak!
Woo Jin(Telasla):Peki kraliçe?
Ressam:Bildiklerim bu kadar...
O sirada sinirli bir sekilde oraya gelen basressam...
Bas Ressam:Bu kadar çok konusacaginiza biraz da çalismayi deneseniz...Hadi hemen isinizin basina!
Ressamlar:Emredersiniz...
Woo Jin tekrar isinin basina döndügünde firçayi alirken elinin titredigini farketti...Zor da olsa eline firçayi aldiginda gözünden süzülen bir-iki damla yas önündeki kagidi islatmisti...Benim adima o kadar çok üzülüyordu ki...Içinde o kadar büyük bir pismanlik vardi ki... Bunu itiraf etmek istiyor ama basaramiyordu... Haykirmak istiyor ama kendini engelliyordu yine de...Çok aciydi onun için...Ask onun için çok aciydi...


Saraya geldigimde sanki herkes,hersey degismis gibiydi...Tahtrevanimdan indigimde etrafa bakindigimda sanki burada hiç yasamamisim gibi hissettim...Kendimde degildim...Kalbim aciyordu...Dudaklarim mühürlüydü sanki...Hiç konusmak gelmiyordu içimden...Yüzüm bembeyazdi...Tüm korkular oturmustu yüregime bir bir...Düsünmek istemiyordum oysa ki ama yapamiyordum...En çok da Dong Bin’le konusmaktan korkuyordum...Onun benden nefret etmesinden,sevgiden yoksun bakislarla bana bakmasindan korkuyordum...Agir adimlarla konagima ilerlerken arkamdan da benim için endiselenen Lady Park gözü yasli bir sekilde beni takip ediyordu...Birden dengemi kaybedip tam düsecektim ki kendimi zor toparladim...
Lady Park(Telasla):Kraliçem!Kraliçem!
Jin Sook:Merak etme iyiyim...
Lady Park:Hemen doktoru çagiracagim!
Jin Sook(Lady Park’in kolundan tutarak)Bilmişady Park!Gerek yok...(Tebessüm ederek)Ben gerçekten iyiyim...
Lady Park(Üzülerek):Ama...

Konagimin önüne geldigimde yardimcilarimdan biri kosarak yanima geldi...
Yardimci:Kraliçem...Anneniz,babaniz ve abiniz içeride sizi bekliyor...
Jin Sook(Gülerek):Öyle mi?

-Içeride-
Bayan Yu Jin(Aglayarak):
Jin Sook...Bunu nasil yapabildin?
Jin Sook:Anne lütfen sakin ol!
Adalet Bakani Min Jin:Simdi ne olacak?
Jin Sook:Herkes kaldigi yerden hayatina devam edecek...
Hyun Soo:Hiç de öyle olmayacagini siz de gayet iyi biliyorsunuz kraliçem...Eminim ki simdiden baslamislardir planlarina...Tacinizi ele geçirmek için ellerinden geleni yapacaklardir...
Jin Sook:Beni merak etmeyin...Ve sakin benim için üzülmeyin...(Biraz durduktan sonra) Bu arada ana kraliçeyle birazdan görüsmeye gidecegim...Ha Jung’un saraya girisi sirasinda burada olmak istemiyorum...O yüzden yarindan itibaren 3 hafta gibi bir süre için saray disindaki konagimda kalacagim...Majesteleriyle onu yan yana görmeye katlanabilecegimi sanmiyorum...
Hyun Soo:Ama kraliçem...Hayir bunu yapamazsiniz...Ayrica bu bir çözüm degil...Döndügünüzde yine ayni manzarayla karsilasacaksiniz...Hele bir de majesteleri Bayan Ha Jung’u...
Jin Sook:Ha Jung’u severse mi demek istiyorsun?O zaman zaten ben bitmisim demektir abi...
Bayan Yu Jin(Aglayarak):Kraliçem...
Adalet Bakani Min Jin:Lütfen güçlü olun...
Jin Sook:Bosuna ugrasmayin...O manzarayi görmeye tahammül edecegimi zannetmiyorum...O yüzden kararim kesindir...

-Ana Kraliçe Soo Min’in Konagi-
Kraliçe Jin Sook:
Yurt insati için az önce bakanliga gereken talimati verdim...Ilaç yapimiyla ilgili birimle ise majesteleri bizzat ilgilenecek...
Ana Kraliçe:Güzel...(Biraz durduktan sonra,üzülerek)Kendini nasil hissediyorsun?
Jin Sook(Zoraki bir gülümsemeyle):Iyi,ana kraliçem...
Ana Kraliçe:Sen sadece kendini kandiriyorsun!Ve bir de buna ek olarak beni de kandirdigini saniyorsun...Seni gayet iyi taniyorum Jin Sook...O yüzden lütfen içine atma...Benimle paylas duygularini...Belki bu bir çözüm degil ama olsun yine de rahatlaman için bir yol...
Jin Sook:Ilginiz için minnettarim anne...(Dedim ana kraliçenin elini tutarak) Zaten ben de bu konuyla alakali sizden bir izin almak için gelmistim...
Ana Kraliçe:Ne izni?
Jin Sook:Majesteleriyle karsilasmadan önce...
Ana kraliçe tam bir sey söyleyecekti ki araya girerek...
Jin Sook:Biliyorum daha fazla üzülmemem için benimle görüsmesini siz engellediniz...Bunun farkindayim merak etmeyin...Ama bir sekilde karsilasacagiz...Ve ben buna hazir degilim...Ayrica Ha Jung’un saraya girisi sirasinda burada bulunmak istemiyorum...Buna dayanamam...
Ana kraliçe(Endiselenerek):Yani?
Jin Sook:Bu üç hafta boyunca saray disindaki konagimda kalmak istiyorum...Izin verirseniz yarin saraydan ayrilmak istiyorum...
Ana Kraliçe:Hayir! Buna asla izin veremem...Seni böyle sahipsiz,tek basina birakacagimi mi saniyorsun?Senin benim için Dong Bin’den de Jung Bin’den de farkli olmadigini biliyorsun...O yüzden bundan sonra tüm yükü senin üstlenmene izin vermeyecegim...Elimden geldigince sana yardimci olacagim...
Jin Sook(Gözüm yasli):Biliyorum...Bana ne kadar deger verdiginizin farkindayim...Ve bu konuda size çok büyük bir minnettarlik duyuyorum efendim...Ama eger bana yardimci olmak istiyorsaniz benim Ha Jung’un saraya girdigi gün ki manzaraya tanik olmami engellersiniz...Çünkü ben buna daynamam anne! En azindan kendimi buna hazirlamak,saraya döndügümde herkesin gözünde güçlü olmak istiyorum... Aciz bir kadin olmak yeteri kadar asagilanan beni daha da yipratir sadece...
Ana Kraliçe(Aglayarak):Gel buraya...(Dedi ve bana siki siki sarildi)Peki...Itiraz etmeyecegim...Ne istersen onu yap...

Dong Bin bütün gün odasindan çikmamis,tüm toplantilarini iptal etmisti...Masasinda oturmus önündeki beraber yaptigimiz resme bakip duruyordu...Bana verdigi sadece tek bir esi olacagina dair verdigi sözleri hatirliyor ve bunlari yerine getiremedigi için kahroluyordu...Sonra aklina benim halim geliyor,gözünden süzülen yaslara engel olamiyordu...Içindeki aci o kadar büyüktü ki...Yüreginde öyle büyük bir sanci vardi ki...Öyle derindi ki içindeki yara...Aslinda kendinden çok benim için üzülüyor,basaramadigi,beni koruyamadigi için kendinden utaniyordu...Öyle derin dalmisti ki resme...Heyecanla gelen Bay Kim’i bile fark etmemisti...
Bay Kim:Majesteleri...
Dong Bin(Irkilerek):Ne oldu?
Bay Kim:Majesteleri...Kraliçemiz...
Dong Bin(Heyecanlanarak):Ne oldu Jin Sook’a?(Ayaga kalkarak)Hasta degil di mi?
Bay Kim:Hayir efendim...
Dong Bin(Rahat bir nefes alarak):Peki ne oldu?
Bay Kim(Üzülerek):Kraliçemiz ana kraliçeden saraydan 3 haftaligina ayrilmak ve saray disindaki konaginda yasamak için izin almis...Ayrica kraliyet emriyle resmi yetkilerini 3 haftaligina ana kraliçeye devretmis...
Dong Bin(Sasirarak):Ne?Nasil olur bu? (Biraz durduktan sonra)Annemi dinlemeyecegim...Hemen Jin Sook’la konusmaliyim...

-Kraliçe Jin Sook’un Konagi-
Lady Park:
Kraliçem...Majesteleri geldiler...
Kraliçe Jin Sook(Heyecanla):Ne? (Kendi kendime)Biggrinong Bin...

Beni daha neler bekliyordu bilmiyorum...Ama Dong Bin’le yapacagim konusmanin yorgun kalbimi çok acitacagi süphesizdi...
"Işıkları kim kapattı?" Kim Sun Woo-The Equator Man
#73
Ay Ha Jung delirtiyorsun beni.Ban
Dong Bin umarim Jin Sook'un kalbini kiracak seyler söylemez. :Img-cray:
#74
Su Ha Jung'a ve babasi olacak aciz adama söyleyecek laf bulamiyorumOfkeli
Kraliçemiz nasil düsünceli ya kuzum benimBiggrin
Dong Bin onu üzecek ya da kiracak seyler söylemese bariAglaelsalla



Love is real, real is love,
Love is feeling, feeling love,
Love is wanting to be loved.
~
Love is you,
You and me,
Love is knowing,
We can be...



#75
(08-11-2010, Saat: 18:44)ddeerryyaa yazdı:
(08-11-2010, Saat: 18:19)mu çank yazdı: Uzun zamandir yazamadim. Herkesten özür diliyorum
HAYATIMI BEKLERKEN
Çok güzel olmus canim... Onay Opucuk

Yorumun için tesekürlerSmile
Ablacigim kusura bakma hikayeni islerimin yogunlugundan dolayi okuyamiyorum Aglama firsatim olunca okuyacagim ama Smile
#76
(07-11-2010, Saat: 15:38)ddeerryyaa yazdı: 18.Bölüm


Canim, anca okuyabildim. Kusura bakma. Büyük bir heyecanla okudum ama.
Ha Jung cadisi ne hakla gelir ziyarete. Cevabini da aldi ama. Dodgy
Ve iyiliksever kraliçemiz yine is basinda. Sonunda söyledikleri hayata geçecek. Bu çok güzel bir sey.
Ayrica Kim ve Jang klanlarina güç dengesi saglamaya çalismasi da çok harika bir fikir.
Ah Ha Jung cadisi ah. Ögrendin zorla, biçak dayayarak tabi. Sinir sey.



(07-11-2010, Saat: 20:36)ddeerryyaa yazdı: 19.Bölüm

Canim kraliçem benim. Aglama
Ne kadar sevdigin adamin sevgisini kaybetmekten korksa da, baska bir kadinin ellerine vermek istemese de bunu yapmak zorunda kaldi.
Basbakan yardimci si elinde kozu iyi bir sekilde kullandi. Diger üyeleri de etkileyerek digerlerinin kizlarini önermesini engelledi.
Ve simdi Ha Jung saraya giriyor öyle mi? Cariye olarak. Ah ah...

(08-11-2010, Saat: 19:47)ddeerryyaa yazdı: 20.Bölüm

Ve yapti sonunda bunu. Tüm dayanilmaz acisina ragmen.
Ama suçsuzsun kraliçem. Senin suçun degil. Opucuk
Ha Jung da pek kendinden emin. Görecegiz seni.
2 hafta da kendini nasil hazirlayacaksin kraliçem. Ama bunu basaracaksin. inaniyorum.
Ana kraliçe onu öyle bir bagrina basti ki. Canim benim.
Saraydan ayrilmak bir çözüm degil belki ama en azindan az da olsa ise yarayacak kraliçe için.
Ama Dong Bin dayanamadi iste. Jin Sook ne yapacak karsisinda...
Canim tüm bölümler o kadar güzeldi ki. Bölümleri hizli eklemene çok sevindim. Gitmeden hepsini okuyabilirim insallah.
Beklemedeyim hep. Onay

#77
Yorumlariniz o kadar sevindirdi ki beni...Hepinize çok tesekkür ederim...Begenmenize çok ama çok mutlu oldum... OpucukOpucukOpucuk
Not:Hepinize ayri ayri cevap yazmak isterdim ama benim internet baglantisi gelip gidiyor o yüzden bir sorun çikmadan hepinize toplu cevap vermek istedim... Smile
"Işıkları kim kapattı?" Kim Sun Woo-The Equator Man
#78
Upuuuuuu...uuuuuzun bir aradan sonra size yeni bir bölüm ile geldim.Arkadaslar NeulRa sözde hemen dönüyormus gibi duruyor.Fakat NeulRa'nin gittiginde grubun neler yasadigini,NeulRa'nin neler yaptigini ilerki bölümlerde herkes tek tek hatirlayacak

Special Love

Uzun zaman sonra ~~~~~~

"Shinee!Shinee!!Sizi seviyoruz Shinee!!!"
Sahte gülümsemeler bazilarinin gerçek mutlulugudur.Sahte mutluluk bazilari için gerçek hayat demektir...
'Shinee grubunun yeni albümü satis rekorlari kirdi.Albümdeki Sarkilar için ne zaman klip çekilecek sorusu ise yanitsiz kaldi.'
Bütün gazetelerde ayni baslik ayni konu...Herkes Shinee'nin yeni albümünü almak için siraya giriyordu...Çigliklar...Gülüsmeler...bayilan hayranlar...Neden hayat bu kadar zordu ki?Hayatlarinin en zor günleri geri de gelmisti...Geceleri uyumayip birisini beklemek ne kadar zormus meger...Her zil çaldiginda kapiya uçup saçini basini düzeltip kapiyi açinca karsinda sadece postaci yi görmek ne kadar kötüymüs...Birisi için daha geçerliydi bu.Sadece onlar için degil... Telefonda sürekli resimlerine bakmak,tanistiklari yerlerde gezmek...Ruh gibiydi adeta...Jeremy o eski çocuk degildi artik...Eskisi gibi degildi...Bir kiz bir sürü Erkegi bir anda yikmis olabilir miydi?Evet...Yikmisti... Hepsi yikilmisti.O uzun zaman onlari çoktan tüketmisti...

O sirada hava alaninda~~

Bütün erkeklerin gözleri kapiya çevrilmisti.Uzun siyah topuklu botlar,Siyah t-shirt, siyah dar paça ve beline kadar uzanan Renkli saçlar... Gözlerinde ki kalem gözlük yüzünden gözükmüyordu.Kulagindaki Mp4'te çalan sarkiyi herkes duyuyor bir an için bile olsa saçlarini dalgalandiran o klimanin soguk esintisi olmak isteyenler için Dünya'ya dönüs uyarisi yapiyordu.Topuklu ayakkabinin çikardigi sesler her yerde yankilaniyordu... Bu yeni kiz da kimdi?

Key:
"Taemiiiiiiiinnnn!!!!Kapi!!"
Taemin:
"Kalk sen bak!Isim var!"
Key yavasça televizyonun önünden kalkti ve kapiyi açti.Saskinlikla bakiyordu.Kafasini bir saga bir sola çevirdi.Kadinin gözlüklerini çikardiginda sok oldu.
"NEULRA!"
Sesi bütün evde yankilanmisti.Fakat gelen tepki farkliydi.
Taemin:
"Key kendine gelir misin artik?Ne kadar zaman geçti!"
NeulRa tam bagiracakti ki Key agzini kapatti.Uzun zamandir özledigi seyi yapti.NeulRa'nin yanagina bir öpücük kondurdu ve yukari Taemin'in yanina odasina kadar sürükledi.Kapiyi tiklatti.
Taemin:
"Key 2 dakikaligina 'Defolur musun ?'"
Key:
"Emin misin?Bak bir daha yanimdakini getirmem ama!"
Taemin:
"Ne getirdiysen onunla birlikte git o zaman"
Key gülümsedi.
"Kendi kaybi"
NeulRa Hafif bir gülümseme ile Key'i takip etti.Jonghyun,Onew ve Minho ise bir odada toplanmis birbirleri ile konusuyorlardi.
"Girebilir miyim çocuklar?"
Jonghyun:
"Gelme desek te geleceksin zaten.Gel gel Smile"
Kapi açildi.Herkes kapiya döndü.
Hepsi bir agizdan
"Selam NeulRa" diyip leptoplarina geri döndüler.2 Saniye sonra kafalar NeulRa ya geri çevrildi
"NEULRA!"
Herkes kalkip NeulRa'ya sarildi.Taemin kapiyi açarken söylenmeye basladi.
"Abi sabahtan beri NeulRa diyorsunuz.heh.Hani ne..."
NeulRa'yi görünce gülümsemesi kaybolmus sakin bir sekilde eli saçina gitmisti.Içeri girdi ve kapiyi sertçe kapatti.
Herkes sok olmustu.Her gece NeulRa diyen Taemin degil miydi?
Onew:
"Sen onu bosver.Inanamiyorum!Çok degismissin!Saçlarin degismis...Ah ben sey...Uhm...Söyleyecek söz bulamiyorum!"
Minho:
"Heh!Size demistim."
Bu sefer herkes Minho'ya döndü.
"Tamam söylememistim ama biliyordum.hih!"
Herkes gülmeye basladi.NeulRa kafasini çevirdi.Taemin'in odasina bakiyordu.Basini geri çevirdi.Degmezdi...
Jonghyun:
"Ne kadar..Ihm...Tatli diyecegim.Tatli göründügünün farkinda misin?"
Key:
"Tatli mi?Tatli mi?Hah!Sana gülüyorum Jonghyun!Yanlis anlamayin.baliklama dalacagim.Çok Seksi duruyorsun!"
NeulRa:
"Yuh Key!Vur dedik öldürdün."
Herkes onun uzun zamandan beri ilk defa konustugunu fark etti.Sesi degismisti.Önce ki melodi gibi sesi gitmis yerine Melek gibi bir ses gelmisti.Agizlar bir karis açik NeulRa'ya bakmaya devam ediyorlardi.
Hepsi bir agizdan
"Se-Senin Se-sesine Ne-Ne oldu?"
NeulRa:
"Ihm...Açiklamam gerek sanirim.Kore'den ayrildiktan sonra...New York'a gittim.Sizi hep kiskanirdim.Seslerinizde mikser'e ihtiyaç yoktu ya hani...Iste Be-ben de uzun zamandir sesimle ugrasiyordum...Ameliyat olmadim fakat Ihm...Sey...Sesim Terbiye edilmis olarak sadece bu kadar oldu...."
Jonghyun NeulRa'nin ellerinden tuttu ve çevirdi.Karsisindan her yönden mükemmel bir afet görüyordu...
"Be-Ben..."
Kimse konusmadi.Yüzlerinde ki gülümseme bir anda gitmisti...NeulRa'nin gidisini hatirlamislardi.
Onew:
"Bi-Bir saniye bu çok ani oldu...Be-Ben anlayamiyorum..."
NeulRa çantasindan bir Cd çikardi.
"Umarim seversiniz.Simdi bir yere gidecegim...Yaniniza dönecegime söz veriyorum...Içeri gidin ve bunu dinleyin."
NeulRa merdivenlere yönelmisti ki Key onu tuttu.
"Gitme..."
NeulRa Key'in gözlerinin içinde ki istegi görüyordu.
"Be-Ben gelecegim Key.Ge-Gerçekten"
"Sana inanmali miyim?"
"Evet.Geri gelecegime söz veriyorum!"
"Ta-Tamam o zaman...Bekleyecegim.Lütfen gel."
NeulRa muhtesem bir gülümseme ile merdivenlerden inmeye basladi.Key ise ardindan bakiyordu.Hiç bir sey yapamadi...Yine...

Jeremy kanepede oturmus NeulRa'nin fotograflarina bakiyordu.Bir de kolunda ki deri bileklige...Ay ne zaman dolunay olsa bütün geceyi balkonda geçirirdi...Yavasça balkona çikti.disarida dolasan genç sevgilileri düsündü.Kalbi hiçbir zaman dolmadi...Dolamadi ki...Anilar aklinda ki planlarin hepsini bir anda yok ediyordu.NeulRa'nin attigi tekme,Burnunun kanamasi...Bu kiz ona zarar veriyordu...Jeremy böyle yasamayi hakediyor muydu?Neden asik oldugu kizlarin hepsi gidiyordu?Balkondan çikti.Odasina giderken kapiya birinin yaklastigini gördü.Kapi çaldi 1...2...3...Açmaya karar verdi.
"Ne var bu saatte?"
Karsisinda simsiyah saçlari omuzlarinda olan mini bir etek giymis kiz vardi.
"Sen kimsin?"
Kiz gözlüklerini çikardi.Jeremy'nin gözlerinin içine bakti...
"Yo...Hayir olamaz!"
"Içeri davet etmeyecek misin?"
"Defol burdan!"
"Neden?Özlemedin mi beni?"
"Hah!Seni özlemem için..."
"NeulRa geri döndü."
Jeremy lafi havada kalmis bir adam gibi duruyordu.Beyni kitlenmisti.Vücuduna herhangi bir koordinat veremiyordu.
"N-Ne?"
"Döndü.Arka sokakta lüks bir arabanin içinde."
Jeremy tam kapidan çikacaktiki kiz kolunu tuttu ve kendine çevirdi.
"Bana bir -dudaklarina dokundu- ödül yok mu?"
"Sana verecegim tek ödül-Kiza yaklasmisti.Aralarinda sadece 1 yada 2 santim vardi- bana bu kadar yakin olman.Bu sana yeter!"
Jeremy'yi bu kadar yakininda hissetmek bile kiza yetmisti.Hastalik mi?Ah..Evet!"
Jeremy evden kosarak çikti.Arka sokaga gelene kadar gülümsüyordu.Arabayi gördü.Yaklasti.Içi bostu.Etrafina bakti.Kimse yoktu....Yagmur bardaktan bosanircasina yagiyordu.Hiçkimse gerçekten istedigini yasayamiyordu...Ne Yagmurun altinda sirilsiklam olan Jeremy ne de NeulRa'yi dudaklarindan öpebilen tek kisi...Evet dogru...NeulRa'yi dudaklarindan öpen tek kisi bile rahat degil suan...Jeremy bir gölge gördü.Fakat bu bir kadin sülieti degildi.Sopayi gördü.Adamin elinde bir sopa vardi.1-2-3-4...Tam 4 tane adam ona yaklasiyordu.Bir gölge daha yaklasiyordu.Bu...bu bir kadin sülietiydi....Fakat NeulRa'ya ait degil di...Bu gölge Sha Lia'nindi...
"ShaLia!Benimle dalga mi geçiyorsun!"
Shalia masum gülümsemesini sinsi gülümsemeye çevirdi.
"NeulRa buraya geldi.Dogru!Fakat uzun zamandir planladigim planimi bozamaz.Buna hakki yok degil mi...oppa?
"Bana Oppa deme!Ne planiymis bu?"
ShaLia gülümsemesini hiç bozmadan Jeremy'e yaklasti
"Sence NeulRa Neden gitti?Ya da...Neden sizi birakti?"
Jeremy bir süre cevap vermedi.Yapboz parçalari birlesiyordu...Her seyi anlamaya baslamisti.
"Oh...Hayir ciddi olamazsin!"
"Biraz geç olmadimi sence de Oppa?Bunu çoktan anlaman gerekirdi."
"Sirf bana yakin diye söylediklerini yapmis olamazsin"
Kizin gülümsemesi yok oldu.
"Sana yakin olamaz!O küçük çirkin o... sana benden daha yakin olamaz!Bu imkansiz!"
Cümlesini ne kadar hizli bitirdiyse o kadar hizli bir tokat yedi Jeremy'den.
"O Küçük o... dedigin kiz ne seninle ne de senin o diger arkadaslarinla karsilastirilamaz!O özel bir kiz!"
"Oppaaa!!Bunu söylemedigini varsayacagim!"
"Hayir!Özellikle söyledigimi var say!"
Sinsi bir gülümseme vardi Jeremy'de.Kahverengi saçlarini savurdu ve ShaLia'nin taklidini yapmaya basladi.ShaLia kizmisti.Arkadaki adamlara isaret verdi.
ShaLia uzaklasirken Adamlar sopalar ile birlikte Jeremy'nin yanina geliyorlardi.
'Bunu liseden beri yapmamistim...'
Bileklerini çekti....Kavga zamaniydi...

Yagmur son damlalarini atarken yeryüzene, günes dogmustu çoktan.Uzun ve zorlu bir galibiyetti... Jeremy adamin birinin sirtina oturmus kanayan burnu ile ilgileniyordu.NeulRa'nin yüzünü temizledigi an geldi aklina.
"Hah!"

Her Sey sahteymis meger bu Dünya'da...Her sey Yalan Herkes Yalanci... Bir oyun bittiginde yenisi baslar muhakkak.Her oyunda daha büyük mevlalar girer isin içine... Sonunda yorulanlar pes eder ve kaybeder...Sakin Pes etmeyin!bu oyunda Pes Etmenin sonu yok...Eger kaybederseniz bir daha oyuna giremezsiniz.Yeni oyuncular sicak koltuklarini altinizdan alabilir...

~~~~~~~~
Ayni anda -gece- Grubun evinde

Gecenin karanligi agir basar askin aydinligindan...Kalbinde ki son umut, son bir oyun, son bir kart... Ask; bir kumardir aslinda.Kart'i oynamasini bilirsen bütün oyun senindir.Önemli olan pes etmemek...

Gicirtilar...Parkelerden çikan sesler...Kapiyi yavasça araladi ve içeri girdi.Ortalikta los bir isik vardi.Yataginda yatan genç kizi rahatça seçebiliyordu.Yaklasmak ile yaklasmamak arasinda kalmisti.Içini kemiren o dürtüye karsi gelemezdi.Duygularini bastiramiyordu.Artik yetmemismiydi?Yaklasti.Yataga adim adim yaklasti.Kizin üstünde sadece bir atlet ve short vardi.Uzun saçlari topuz olarak toplanmis yüzü açikça seçiliyordu.Kiza dogru egildi.Dokundugu anda elektirik çarpmisa döndü.Yanaklari yumusacik ve bembeyazdi.Alni pürüzsüz ve essizdi.Dudaklarina dokunmaya kiyamadi basta.Ellerini geri çekti.Pembe dudaklara bakti...Dudaklari yumusacikti.Hissedebiliyordu.Uzun parmaklarini kizin yumusak pembe dudaklarinda gezindirdi.Kiz huzursuz oldu.Parmaklari tekrar çekti.Kizin agzindan bazi kelimeler döküldü
"Tae...Min..."
Insan sevdigi kadinin agzindan kendi adini duyunca ne hisseder?Afallamisti.Yaklasti.Kiza biraz daha yaklasti.Uykusundan kalkan minik kedi yavrulari gibi uyandi genç kiz.Bir kaç santim yakininda az önce rüyasinda gördügü çocuk vardi.Kafasini saga çevirdi ve biraz daha dikkatli bakti.
"Taemin?Burada ne isin var?"
Ne diyebilirdi?
"Ben...Sey..."
"Taemin...Yanimda uyur musun?"
Bu soru karsisinda sok olmustu Taemin.Eskiyi hatirladi.Çok eskiyi.Key'in onlara anlattigi seyi.NeulRa'nin uyaninca baslayan korkulari...
"Ne-Neden?"
"Be-Ben...Sadece istiyorum..."
Uyku sersemiydi hala.Sadece istiyordu...Daha küçücük bir çocuk gibiydi...Taemin karsi koy-a-madi.NeulRa'nin yanina uzandi.NeulRa konusmaya basladi.
"Ben...Gittigim için..."
Taemin:
"Önemli degil...Gitmene ben izin verdim.Ben özür dilerim."
NeulRa terse döndü.Simdi Teamin ile yüzyüzeydi.Ikisininde Nefesleri kesilmisti birbirleri görünce.
"B-ben..."
Taemin:
"Sus...Lütfen bu ani bozma..."
Ikiside bütün gece birbirlerine baktilar.Birbirlerini düsündüler...Olanlari...Yasananlari...Yasanacaklari...

Sen Benim İçin İlktin
Senin Tahtın Hep Boştu
Bunu İlk Kez Anladım


#79
Derya ablacim,hikayeni o kadar anlamli,o kadar güzel yaziyorsun ki dalip gidiyorum.Sanki ben yasiyormus gibi oluyorum,o olaylari.Çok güzel yaziyorsun.Yazdigin 3 bölümü okudum ama yorum yazamadim.Hepsi de çok güzeldi.Smile

Ama en sonra yazdigin,yani 20. Bölüm de biraz üzüldüm.
Ha jungBan
Ya umrim kraliçe daha fazla üzülmez ya Aglama
www
#80
(09-11-2010, Saat: 20:36)_F.T. ISLAND_ yazdı: Derya ablacim,hikayeni o kadar anlamli,o kadar güzel yaziyorsun ki dalip gidiyorum.Sanki ben yasiyormus gibi oluyorum,o olaylari.Çok güzel yaziyorsun.Yazdigin 3 bölümü okudum ama yorum yazamadim.Hepsi de çok güzeldi.Smile

Ama en sonra yazdigin,yani 20. Bölüm de biraz üzüldüm.
Ha jungBan
Ya umrim kraliçe daha fazla üzülmez ya Aglama

Canim yorumun için çok sag ol... Opucuk Begenmene çok sevindim... Opucuk
"Işıkları kim kapattı?" Kim Sun Woo-The Equator Man




Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi