Hoşgeldin, Misafir
Sitemize mesaj yazabilmek için Üye Olmanız gerekmektedir.

Kullanıcı Adı/E-Posta:
  

Şifre
  





Forum İstatistikleri
» Üyeler: 72,480
» En Son Üye: Bluadam
» Forum konuları: 69,412
» Forum mesajları: 2,556,739

Tüm İstatistikler

 
  Hanbok Tips for Chuseok
Gönderen: Duiguu - 01-10-2017 20:55 - Cevaplar (6)

Hanbok Tips for Chuseok

Chusok için Hanbok Tipleri


[Resim: qJRaRQ.jpg]

Ülkenin en büyük geleneksel tatillerinden biri de geldi çattı ve akıllarda ne giyileceği sorusu var. Chuseok tatilinin Cumartesi'den Pazartesi'ye kadar bu yıl oldukça kısa olması nedeniyle çoğu kişi, hanbok, geleneksel Kore kostümü giymeyi tercih etmeyebilir, çünkü doğru olarak giymek çok çaba gerektiriyor. Ancak bir hanbok uzmanı Kim Ye-jin, "Bugünün zor zamanlarında hanbok giymek ve atalarımızın bilgeliğini yansıtmak iyi bir şey olacak" diyor. Ve ona göre hanbok hakkında renklerinin anlamı gibi hala bir şeyler biliyor olmamız iyi bir durum.

• Erkekler İçin Üst Kat Zorunludur
Erkeklerin resmi kıyafetleri hanbokun üst kısmı veya bel çevresine geçirilen makarna ile tamamlanır. Arka kısımda geniş kılıflar ve açıklıklar vardır. Atasal törenleri gerçekleştirirken, bir bütün olarak giyilmesi en iyisidir.

• Kadınlar için Askeri Etek ve Kolye
Geleneksel olarak, kadınlar mutlu günler ve büyük etkinlikler için mavi etek giyerlerdi. Renkler neşeli ve kutsal çağrışımlara sahiptir ve bu nedenle Chuseok için doğrudur. Üst gövde için, samhoejang-jeogori adlı bir bluz takılır; boyun bandı, kolun son ucu, kemer yuvası ve goreum olarak adlandırılan ve hanbokun üst tarafını bağlamak için kullanılan gri dize, ana gövdeden farklı renklerde veya banhoejang-jeogori boyun bandının, manşon ve goreumun uç bandı sadece ana gövde ile farklı renktedir.
Geçmişte, bir çocuk doğurmamış bir kadının mor goreum giymesine izin verilmiyordu. Norigae, kadınların servetlerini ve sınıflarını göstermek için giydikleri asılı bir mücevher kolyedir. Nasıl giyileceği mevsim, malzeme ve boyuta göre değişir; orta sınıf kadınlar genellikle kumaş, mendil ve süs bıçakları giyerler.

• Çocuklar için Çizgili Ceket ve Başlık
Çocuklar, altı ya da yedi yaşına kadar beş renkli çizgili ceket giyiyorlardı. Her renk pusulanın bir noktasını temsil eder -- doğu için mavi, batı için beyaz, güney için kırmızı, kuzey için siyah ve merkez için sarı -- uzun ömürlü ve sağlıklı bir yaşamı sembolize eder.
Kızlar, kulaklık veya kürk şapkalar giyiyorlardı ve genç kızlar evlenene kadar saçlarını örüyor ve kırmızı kurdeleler takıyorlardı. Erkekler tek bir kumaştan yapılmış bir şapka giyiyor ve zengin aileden olanlarınki ise altınla süslenmiş oluyordu. Bugün bile, ilk doğum günlerinde ve tatil günlerinde bebekler çizgili bir ceket ve başlık giyer veya kulaklık takarlar.

Çeviri: Duiguu

.~English~.

One of the country's biggest traditional holidays is upon us, and with it the question what to wear. Since the Chuseok holiday is fairly short this year from Saturday through Monday, not many may bother to dress in hanbok, traditional Korean costume, because it takes too much effort to wear it right. But Kim Ye-jin, a hanbok expert, says, "It will be a good thing to wear hanbok and reflect on the wisdom of our ancestors in today's harsh times." And it is better still if we have some knowledge about hanbok, like the meaning of its colors.

• For Men, Topcoat Is a Must
Men's formal attire is completed by a topcoat or durumagi over the hanbok. It has wide sleeves and openings in the back. When performing the ancestral ceremonies, it is best to wear the complete package.

• For Women, Navy Skirt and Pendant
Traditionally, women wore blue skirts for happy occasions and big events. The color has joyous and congratulatory connotations and is therefore just right for Chuseok. For the upper body, wear a blouse called samhoejang-jeogori whose neckband, end band of sleeve, armhole and cloth string called goreum used to tie the upper bodice of hanbok are in different colors from the main body, or banhoejang-jeogori where the neckband, end band of sleeve and goreum only are in different colors from the main body.
In the past, no woman who had not given birth to a boy was allowed to wear a purple goreum. The norigae is a pendant trinket worn by women to show off their wealth and class. How to wear it differed according to seasons, materials and size; middle-class women usually wore fabric, handkerchief and ornamental knives.

• For Children, Striped Jacket and Hood
Children wore a five-colored striped jacket until they were six or seven. Each color represents a point of the compass -- blue for east, white for west, red for south, black for north and yellow for the center -- and symbolizes longevity and a healthy life.
Girls wore earflaps or fur hats, and adolescent girls braided their hair and wore red pigtail ribbons until they got married. Boys wore a hood made from a single piece of fabric, and those from wealthy families had them adorned with gold. Even today, on their first birthday and on holidays, babies wear a striped jacket and hood or earflaps.

Kaynak / Source

Bunu Yazdır Bunu Arkadaşına Gönder

  Korean Age
Gönderen: Yüsra JaeJoong - 20-07-2017 10:28 - Cevaplar (6)

Korean Age
Kore Yaşı

[Resim: ZE5R5z.jpg]

Kore toplumunda yaş, diğer toplumlardan daha önemlidir. Gençlerin kıdemlilere saygı, kıdemlilerin ise küçüklerine ilgi borçlu olduğu yerde hiyerarşinin yaşa göre kurulması, Konfüçyüsçü düşüncenin türevidir. Tabii ki bu, birçok başka kültürde var olmakla birlikte, Kore'de olduğu gibi dile, davranışsalcılığa ve gündelik etkileşimlere çok fazla yerleşmiş değildir.

Koreli insanların, yaşınızı sormak için acele etmelerinin nedeni meraklı olmaları değil, yaşın, karşısındaki insana saygılarına ve hitap şekillerine karar vermelerinde önemli olduğu içindir. Örneğin bir kız öğrenci, ondan sadece 1 yıl büyük bir kıza oni / 언니 (abla) diye hitap eder ve onunla resmi bir şekilde konuşur. Yaşlı kişi (büyük kız kardeş) daha küçük bir kişiyi, 'küçük kız kardeş' olarak çağırmak zorunda değildir ve yaşlı kişinin daha yüksek düzeyde konuşması gerekmez. Toplumun her tarafında durum böyledir çünkü birinden daha yaşlı veya daha genç olmanız, onlarla olan ilişkinizi ve konuşma biçiminizi belirler. Bu nedenle, yeni biriyle tanıştığınızda kimin kaç yaşında olduğunun belirlenmesi hızlı ve doğru yapılmalıdır.

Yaş sayma yöntemi de farklıdır - Kore yaşınız daima gerçek yaşınızdan bir ya da iki yıl daha fazladır. Doğum gününüzde bir yaş almazsınız. Seollal / 살날 olarak adlandırılan bir tatil gününde bütün Koreliler yeni bir yaş alırlar.

Kore Yaşı Nasıl Hesaplanır?

Kore yaşını algılamanız başta biraz garip olabilir;
Doğduğunuzda 0 değil, 1 yaşında sayılırsınız.
Sonraki her yeni ay yılında (Seollal'da - genellikle Ocak sonu ya da Şubat civarında) bir yıl daha kazanırsınız.

Kore yaşınız her zaman gerçek yaşınızdan bir ya da iki yıl daha yaşlı olacaktır. Daha iyi anlamanız için birkaç örnek;
Örnek 1: Teorik olarak, 6 haftalıkken 2 yaşında sayılırsınız. Aralık ayının sonunda doğan bir bebek 1 yaşında sayılır. Sonra, yeni ay yılı dönüşünde, 6 hafta sonra, bebek 2 yaşına geçer.

Örnek 2: Diyelim ki siz 25 yaşındasınız ve Eylül ayında doğdunuz. Siz otomatik olarak 26'sınız, çünkü Koreliler bir yaşında doğar. O zaman 27'ye geçtiğinizde Seollal'a kadar 26 kalırsınız. Bu noktada uluslararası yaşınızdan iki yaş daha büyüksünüz demektir.

Örnek 3: Kore yaşınıza bir yıl 'yetişmek' de mümkündür. Mesela gerçek doğum gününüz Temmuzdadır ve 2017 Seollal'da 30 yaşına geçeceksiniz, Kore yaşınız 30 ve gerçek yaşınız 28, Seollal ile gerçek doğum gününüz arasında iki yıllık fark olacak. Temmuz ayında gerçek yaşınız 28'den 29'a geçerken, Kore yaşınız değişmez ve 30'da kalır (artık Kore yaşınız ile gerçek yaşınız arasında bir yıllık bir fark var).

Kore Yaşı'nın Tarihi

Buradaki yaş hesaplama yöntemi yalnızca Kore'ye özel bir şey değil, Çin'de kök salmış bir fikirdir. Güneydoğu Asya'daki diğer ülkeler de yaş saymasını bu şekilde yapar. Ay Yeni Yılı'nda veya Korece Seollal'da, bir ayın sonu ve başka bir ayın başlangıcı kutlanıyor. Bu Kış gündönümünden sonraki ikinci ayda gerçekleşir. Bu tatil gününde, tüm Koreliler bir yıl daha alır. Kore'nin en kalıcı geleneklerinden biri, Korelilerin yeni bir yaş kazanmasını simgeleyen ve resmileştiren ddeokguk / 떡국 (Kore pirinç keki çorbası) yenmesidir. Böylece alında bütün Koreliler aynı günde yaş alır!

Neden Bu Kadar Önemlidir?

Daha önce de belirtildiği gibi, insanlar arasındaki ilişkiler yaşa göre belirlenir. Dolayısıyla yaş, gençlerin yaşlıların kıdemlerine karşı saygılarını göstermek amacıyla kullanılır. Masada bir yaşlı size alkollü bir içecek dökerse, sizin onu almanız beklenir. Yemeğe başlamadan önce masadaki en yaşlı kişinin yemeğe başlaması beklemeniz gerekir. Bunun gibi beklentilerin kökenleri Konfüçyüsçülüktür, ancak günümüzde de kesinlikle uyulmaktadır.

Bir Koreli'nin yalnızca aynı yıl içinde doğan arkadaşları vardır. Bunun nedeni, birisi kendisinden büyükse, yaşlı saygı görmek zorundadır. Bu ilişkiyi resmi ve biraz rahatsız hale getirir. Kore'de yaşlı birine yakın olmak zordur. Aynı zamanda Koreliler genç biriyle de arkadaş olamaz çünkü genç olan yaşlılarla resmi konuşup ona göre hareket etmek zorundadır.

Yaş İle İlgili Gerçekler

1. Koreliler, hayatın doğumdan çok rahimde başladığına inanmaktadır; bu da hayata 1 yaşında başlamalarının sebeplerinden biridir.
2. Yaş sayma sistemi, daha önce Japonya'da 1902 yılına kadar uluslararası stille değiştirilmek üzere bir kanun çıkarılana kadar kullanılmıştır. İnsanlar yine de eski yöntemi kullanıyordu, bu nedenle 1950'de geçişi güçlendirmek için başka bir kanun çıkarıldı.
3. 28/29 yaşındaki yabancıların çoğu, Kore'de daha önce 30 yaşını doldurmuş olduğunu öğrendiklerinde çılgına dönüyorlar.
4. Kore'de bir bebeğin yüz günlük yıl dönümü kutlanmaktadır. Geçmişte, bebek ölüm hızı yüksekti ve bu bir dönüm noktası günü olarak kabul edildi.
5. Koreliler uluslararası yaşa man-nai (만나이) derler; tam veya gerçek yaş anlamındadır.

Kaynak

Bunu Yazdır Bunu Arkadaşına Gönder

  Korean Greeting Manners
Gönderen: Yüsra JaeJoong - 19-07-2017 22:01 - Cevaplar (4)

5 Korean Greeting Manners You Should Know Before Visiting
Ziyaret Etmeden Önce Bilmeniz Gereken 5 Kore Selamlaşma Kuralı

Kore Selamlaşması hakkında ne biliyorsunuz? Selamlaşmanın tek yolunun eğilmek olduğunu düşünüyorsanız, muhtemelen yanılıyorsunuz. Pek çok ziyaretçi hata yapıyor ama bu sorun değil. Ancak, yalnızca bir defalık ziyaretçiden ziyade Kore'ye girmeye hevesli, tam yetiştirilmiş bir kişi gibi davranmak isterseniz ne yapmalısınız?

İşte 5 Kore Selamlaşma Kuralı;

[Resim: 6XDJpk.jpg]

1. Koreliler, yaşlılara merhaba yada güle güle demek için el sallamazlar. Elbette el sallamak arkadaşlar arasında yaygındır. Bununla birlikte, sizden büyük olan insanları selamlamak için eğilmelisiniz.

[Resim: XXbPj6.jpg]

2. Kore'de eğilmek nezaket göstergesidir. İlginçtir ki, eğilme dereceleri nezaket, sosyal statü ve kıdeme bağlıdır. En yüksek nezaket derecesini göstermek için başınızı ve belinizi yaklaşık 45 derece eğmelisiniz. Çoğu insana gösterilen ortak nezaket yüzünü aşağı doğru yaklaşık olarak 25 derece eğerek gösterilir.

[Resim: 4MpavL.jpg]

3. Tokalaşmak da eğilme gibi Kore'deki tipik selamlaşmalardandır. Genellikle, yaşlı bir kişi tokalaşmak istediğinde genç önce eğilir daha sonra da yaşlı kişinin elini iki eliyle sarar. Sıra önemlidir, ilk önce kıdemliler el uzatır. Genç birinin tokalaşmaya başlaması kabahat olarak görülür.

[Resim: okdOv9.jpg]

4. Buna ek olarak, çoğu Koreliler sıkı bir şekilde değil, yumuşak bir şekilde tokalaşıyor. Başka bir deyişle, gevşek tokalaşma karşıdaki kişiye karşı olumsuz bir izlenim yaratmaz.

[Resim: gWPOm0.jpg]

5. Şaşırmayın. Tokalaşma sırasında, tek elin kullanılması kaba olabilir. İki elinizi kullanın.

Kaynak

Bunu Yazdır Bunu Arkadaşına Gönder

  The Value and Meaning of the Korean Family
Gönderen: Duiguu - 19-02-2017 22:05 - Cevaplar (8)

The Value and Meaning of the Korean Family

Kore Ailesinin Anlamı ve Değeri
[Resim: BvJ90v.jpg]


Biz Amerikalı ebeveynler çocuklarımıza sarılmak istemiyoruz. Onları duygusal olarak zayıflatacağımızdan korkuyoruz ve onlar kendi başlarına "başarmayacaklar". Çoğumuz yaşlandığımızda çocuklarımızın bizi destekleyeceğini düşünmüyor ve çoğu zaman kendi kendimize bakamadığımız zaman geldiğinde onlarla birlikte yaşamayı beklemeye cesaret edemiyoruz. Çocuklarımızdan bizi gömmekten oluşan belli belirsiz bir saygının ötesinde herhangi bir yükümlülük talep etmiyoruz. Yaşlılığımızda çoğu kez onlardan mümkün olduğunca az talepte bulunmaya çalışırız ve "yük olmak" için bağımsızlığı tercih ederiz.

Korelilerin çoğu bunu şaşırtıcı ve insanlık dışı buluyor. Çoğu birey olarak, kendilerini ebeveynlerinden ve ailelerinden ayrı düşünmeyi kabul etmez. Kore'de çok değerli olan yakın aile bağları ve bağlılıkları bize sağlıksız gibi görünebilir; biz çocuğun zihinsel sağlığı için özerklik gerektiğini düşünüyoruz. Koreliler için özerklik bir erdem değildir. Egoların içinde olduğu bir hayat tümüyle "otonom, ayrı, soyut ve kendi kendine yeterli olan, çok soğuk, kişiliksiz, yalnız ve insanlık dışıdır." *

Çocuklar onları doğuran ve yetiştiren anne babalarına karşı borçlanırlar. Bu borç, evlatlık görevi fikrinin arkasında yatmaktadır: ebeveynlere her zaman saygıyla muamele etmek, yaşlılık döneminde onlara bakmak, onları cenaze törenlerinde yas tutmak ve ölümlerinden sonra törenlerde bulunmak. Ancak, bu görevleri yerine getirmek bile borcunu birinin ebeveynlerine ödemek için yeterli değildir. Tam geri ödeme aynı zamanda çocuk sahibi olmak ve aile çizgisinin ve devamlılığını sürdürmek şartına da bağlıdır. Ailenin devamlılığı bu nedenle insan toplumunun doğal hukuka uygun olarak yansıtması gereken biyolojik bir gerçektir.

İnsan varlığı, doğum olarak adlandırılan bir sınırla başlamıyor. Ölüm gibi bir son durak ile de bitmez. Bir kısmı onun ilk atasından biyolojik olarak varlığını devam ettiriyordu. Bir kısmı, var olan nüfusunda olduğu soydaki herkes ile birlikte yaşıyordu. Şimdi o, bu devamlılığın bir parçası olarak varlığını sürdürüyor. Ölümünden sonra, biyolojik torunları yaşamaya devam ettiği sürece onun bir bölümü var olmaya devam ediyor. *

Koreliler, eski doğum ve düşünce fikirlerine göre biyolojik süreklilik gerçeğini aile yaşamına dahil etmektedirler. Annelerin geleneksel olarak çocuklarının etini ürettikleri ve babaların kemikleri sağladıkları düşünülüyordu. Kemik etten daha uzun süre dayandığı için, erkeklerin akrabalığının kadınlara göre daha bağlayıcı olduğu düşünülürdü. Bugün bile erkekler klanlarındaki (boy/kabilelerindeki) üyeliklerini çocuklarına devrederken kadınlar devredemiyor. Böylece, ikinci derece anne tarafından kuzenler evlenebilseler de, erkeklerden akrabalık derecesine sahip kimse, ne kadar uzak olursa olsun evlenemezlerdi. Japonlar ve Çinlilerden çok, Koreliler geleneksel Konfüçyüsçe aile organizasyon ilkelerine bağlı kalmaktadır. Konfüçyüs (6. yüzyılda Bey C.) ve takipçileri, yalnızca aile yaşamının uyumlu olduğu bir ülkenin barışçıl ve müreffeh olabileceğini öğretti. Devlet, aslında evren, büyük Çin imparatoru, kozmik güçlere ataerkil bağlantı (onun gerçekleştirdiği ritüeller aracılığıyla) ve onun küçük kardeşi olan Kore Kralı ile birlikte yazılmıştı. Üniversitelerin bu anlayışı, aile içinde bütün insan ilişkilerine ekinde samimi duyguları ve bağımlılığını meydana getirmiştir. Konfüçyüsçüler, daha genişin içinde daha küçük dairelerin bir sembolü ile, insan ilişkilerinin kişiden aileye, topluma, evrene gitgide genişleyen çevresi ile bu bağı kutladılar.

Kan bağları, akrabalar arasında kendiliğinden bir şefkat oluşturur. Canavarlar ve kanatlılar bile bu fakülteyi insanlarla paylaşıyorlar. Akrabalık, bir çocuğun diğer insanlarla ilişki kurmayı öğrenmesini sağlayan birincil kişiler arası bağlamı sağlar. Bu hazırlık ile bir çocuk, akraba olmayan insanlarla olan etkileşim ağını genişletir. Başkalarıyla güçlü duygusal katılımı olan bir kişinin, yeterli insanlığa sahip olduğu kabul edilir. Yoğun duygu güçlü kişiler arası taahhüdü ifade eder. Sevgi ölülerin kalplerini bile ısıtır. Bir mezar odasının uyuşturucu soğukluğunu hafifletir. *

Geleneksel Aile
Koreliler kan bağlarının aile dışında iyi ilişkiler için doğal ve ideal başlangıç ​​noktaları olduğunu düşünse de, mutlu bir aile hayatının kendiliğinden ortaya çıktığını düşünmemişlerdir. Sevginin uyumu ve pürüzsüz akıcılığı, kadınların ve çocukların uygun ataerkil düzenlenişinin bir sonucu olarak görülüyordu. Aile en büyük erkeğin hanehalkı başı olarak, "hayırsever bir monarşi" ile yönetilmelidir. Oğullar evliliklerinden sonra evde kalıyorlardı, kızlar da kocalarının ailesiyle yaşıyordu.

Tarihsel olarak küçük oğulları ve eşleri, birkaç yıllık evliliklerinden sonra sonunda geniş ailelerinden ayrılmış olsa da, yakınlarda yaşıyorlardı, sosyal olarak dedelerine, babalarına ve ağabeylerine bağımlılardı. En büyük oğullar aile liderliğine atanırdı ve miras zenginliğinin çoğunu devralırdı. Yaşlı ailelerinden sorumlu oldukları için geniş ailelerini terk etmediler. Ebeveynleri öldüğünde, büyük oğulları bir yıldan üç yıla kadar yas yas tutma kısıtlamalarına uyar ve ebeveynleri ve diğer aile üyeleri için yıllık anma töreni düzenlediler. Babaları öldüğünde aile liderliğini üstlenecek oğullar olduğu sürece, aileler süresiz olarak idame ettirilirdi.

Kore'deki küçük çocuklar şımartılırdı; tuvalet eğitimi rahattı ve disiplin Amerikan ailelerindekinden çok daha geç başlamıştır. Kore halkı akıl yürütmeye yetecek kadar yaşlanmadan önce çocukları disiplin altına alma noktasının olmadığını düşünüyordu. Bununla birlikte, bir çocuğun altı ya da yedi yaşına gelindiğinde, eğitimi ciddi bir şekilde başlardı: ebeveynler, Konfüçyüsçülük etiği uyarınca kızların ve erkeklerin sıkı ayrışmasına başlar ve çocukları daha yaşlı veya daha sosyal açıdan önemli olanlara saygılı bir ses kullanmak için eğitiyorlardı.

Yedi yaşına geldiğinde bir oğlan, ağabeyine saygılı bir konuşma tarzını kullanması gerektiğini ve bunda başarısız olmasının, hızlı ve belirli bir cezaya yol açacağını biliyordu. Çoğu aileden gelen çocuklara (oğlanlara), yerli Korece alfabesini (Han'gul) okumak ve yazmak öğretilirdi ve pek çok ailede, klasik Çin alfabesini okumak ve yazmakta öğretilirdi. Bununla birlikte, kızlar "aileden ayrılacak yabancılar" olarak kabul edilirdi ve çoğunluğun Kore alfabesini bile okuması veya yazması öğretilmezdi. Yedi yaşındaki bir kız genellikle ailedeki pozisyonunun evlendiği zaman aileden ayrılacağından erkek kardeşlerine göre daha düşük olduğunu biliyordu.

Eski aile sisteminde ebeveynler, evliliklerini, çocuklarının rızası olmadan kadın ya da erkek olarak düzenlerlerdi. Kız çocukları ebeveynlerinden kocalarının aileleri ile yaşamak için ayrıldıkları için evlilik genellikle onlar için travmatikti. Yeni eşler kuşkusuz kocalarını memnun etmeye çalışıyordu, ama daha önemlisi, onların annelerini memnun etmek zorundalardı. Kayınvalideleri yeni gelini ev işlerinde yönetiyordu ve eğer onu hoşnut etmezse gelini eve geri gönderme yetkisine sahiplerdi. Bazen bu ayar gelin için zordu. Mizahi bir Kore atasözü der ki; yeni bir gelin "üç yıl sağır, üç yıl aptal ve üç yıl kör" olmalıdır. Gelin, azarlanmaktan dolayı üzülmemeli, daha iyisi her şeyi de duymamalıdır. Öfkesini kaybetmemeli ve daha sonra pişman olacağı şeyleri söylememelidir, hatta hiç konuşmaması daha iyi. Yeni evinde hiçbir şeyi eleştirmemesi gerekiyordu, tabiri caizse kör olması daha iyi olur. Çoğu gelin yeni hayatlarına alışıyordu, çünkü kayınvalideler ev işlerine yardım edecek iyi bir gelin sahibi olmalarından dolayı memnunlardı. Gelinler bir erkek çocuk sahibi olduğunda, ailedeki yeri güvendeydi.

Konfüçyüsçü düşüncedeki erkeklerle kadınların birbirinden ayrılması fikri, emeğin iç ve dışa iş bölümüne yol açtı. Kadınlar içeride ev işi yaparken, evi çekip çevirirken, dokumacılık ve yemek ile meşgul olurken, erkekler dışarıda sıkıntı veren tarla işleriyle ilgileniyorlardı. Zayıf kadınların tarlalarda çalışmaktan başka çaresi yoktu, ancak en azından bazen bir aile çalışırsa, kadınları evin bileşimi dışında görme olasılığı o kadar düşük olurdu. Geleneksel Koreliler, toplumdan uzak yaşayan bir kadından ziyade, yanan bir evde ölen ziyade mütevazi hanedan kadınını yüceltiyorlardı. ** İki yüzyıl boyunca kadınsı tevazu modellerinden biri olan Queen Inhyon, haksız yere tahttan indirildikten sonra kendini özel odalarına kapattı.

Bu iş bölümü seçkinler için bir ilke meselesi olmasına rağmen, sıradan insanlar uygulamalı hayatta kalma meselesi olarak bulmuşlardır. Tarım evleri için iç-dış iş bölümü konusu iyi çalıştı; kadınlar çalışırken çocuklarıyla birlikte evde kalabiliyorlardı. Fakat bu iş bölümünün ekonomik sağ kalımı baltaladığı yerde, diğer ayırımlar benimsendi - Konfüçyüsçü idealinden saptıklarında aile statüsünü kaybetmelerine rağmen. Örneğin, Kore'nin güney kıyısındaki adalardaki balıkçı köylerinde erkek ve kadın rolleri düzenli olarak tersine çevrildi. Bu tarım dışı alanlarda, kadınlar deniz yosunu, kabuklu deniz hayvanları ve diğer yenilebilir yemekler için dalış yaparak aile gelirini sağlıyordu. Kore'nin diğer bölgelerinde kadınlar bazen şamanlar gibi yaşayarak, müşterilerinin ruhsal refahı için hizmet eden dini uzmanlar olarak müşterileri için törenler düzenleyerek hayatlarını kazandılar. *** Her iki durumda da, kadınlar aile gelirinin çoğunu sağladığında erkek ve kadın rolleri evdeki erkeklerle ve aileyi yöneten kadınlarla tersine çevrilebildi.

1960'dan Bu Yana Aile Yapısındaki Değişiklikler
1945'te Japonlardan kurtulduktan sonra Koreli akademisyenler ve avukatlar Kore'nin yasal yapısını gözden geçirdiler. Oluşturmayı umdukları sanayi toplumuna daha uygun olan ilişkileri uyumlaştırmak için aile ve bunun yanı sıra ticari hukuku da revize ettiler. Şimdi Korelilerin çoğu, şehirlerde yaşıyor ve fabrikalarda ya da büyük şirketlerde çalışıyor ve artık çiftçilik yapmıyor. Kalabalık şehir dairelerine uymayan geniş geniş ailelerin bakımları zordur. İnsanlar çoğunlukla iş bulmaya yöneldikleri için, büyük oğulları genellikle aileleri ile yaşayamazlar. 1958 tarihli Yeni Medeni Kanun, bu yeni şartları destekleyen değişiklikleri yasalaştırdı. Aslında yeni kod, ev reisinin gücünü zayıflattı ve karı-koca ilişkisini güçlendirdi.

Bugün ev reisi, aile üyelerinin nerede yaşayacaklarına karar veremiyor. Şuanda büyük oğul babasının isteğine karşı evden ayrılabilir. Karı kocalar, çocukların eğitim ve cezasını belirleme yetkisini paylaşırlar. Çocuklar kendi evliliklerine karar verebilir ve yaşları büyükse ebeveyn izni gerekmez. Küçük oğullar evlilik yaptıklarında ailelerini bırakıp kendi ailelerini kurarlar ve aile reisi artık tüm aile mülklerini yönetme hakkına sahip değildir. Yeni Medeni Kanunun yürürlüğe girmesinden bu yana, bütün çocuklar ebeveynlerinin mülklerinde eşit hak sahibidirler.

Evlilik sistemi 2. Dünya Savaşında zaten değişmişti. Bazı aileler, çocukların müstakbel eşleri bulması ve onaylamasına izin verdi. 1950'lerde politikacı Kim Yongsam'ın deneyimi, hukukçu kanunun revize edilmesinden önce bile geleneksel olmayan kişiler arasındaki evliliklerin tipik bir örneğidir.

Kim ailesinin kendisine sevgili büyükbabasının öldüğünü bildiren bir aldatıcı telgraf gönderdiğini hatırlıyor. Acele ettirmeyen Kim, bir tuzağa düşürüldüğünü fark etti. Ailesi, büyük oğlu olarak görevini yerine getirmesi ve hemen evlenmesi için baskı yapıyordu. İsteksizce, müstakbel gelinlerinin evlerine ziyaretler düzenleyen bir aile dostuyla gitmeyi kabul etti -- sabah üç, öğleden sonra üç tane daha. Sonunda Dostoevsky ve Hugo ile görüşme imkânı ile onu etkileyen bir kadın ile evlendi. Kim'in ebeveynleri liberaldi ancak son 30 yılda çocuklar evlilikleri üzerinde daha fazla kontrole sahiplerdi.

Aşk evlilikleri artık hoş görülmüyor, düzenlenmiş evlilikler hala daha da yaygın. Çiftler ve ebeveynlerinin değerlendirebilmek için resmi bebeklik çay evi toplantıları var ve bazıları bir ortak bulmadan önce bu toplantıların düzinelercesine katılıyor. Aşk için evlenen çiftler bile sık sık anne-babalarından geleneksel biçimi gözlemlemek için evlilik düzenlemelerini istemektedirler.

Düzenlenmiş evlilikler popüler olmayı sürdürüyor, çünkü Kore'deki genç erkekler ve kadınlar günlük sosyalleşmeyi garip buluyor ve çoğu zaman kendi ortaklarını seçme tecrübesinden yoksun hissediyorlar. Rastgene randevu daha yaygın olmakla birlikte, genç erkeklerle kadınlar arasındaki çoğu etkileşim gruplar halinde gerçekleşir. Piyangolar gibi dikkatle hazırlanmış oyunlar bazen insanları eşleştirmek için kullanılır; genç Koreliler karşıkonulmaz bir ilişki istemekle ilgili olası bir reddini buluyor. Düzenli evlilikler de güvende gibi görünüyor, çünkü arabulucu gelin ve damadın sosyal geçmişlerini açıkça değerlendirmektedir. Nişanlandıktan sonra, bir çift evlenecekler ve böylece evlendikleri zaman birbirlerini iyi tanımış oluyorlar. Bu kalıp o kadar yaygındır ki, Koreliler düzenli olarak çıkacak genç bir çiftin evleneceğini varsayıyorlar.

1970'lerde yapılan büyük bir Taegu şehri üzerine yapılan bir araştırma, genç evli çiftlerin% 83'ünün evlilik randevuları ile evlendiklerini tespit ettiler. Evliliklerde ve aşk evliliklerinde kocalar eşit derecede memnun olmuşlardı. Aşk evliliklerindeki eşler, düzenlenmiş evliliklerden çok az daha memnun kaldı.

Son değişikliklere rağmen, geleneksel Kore ailesi temel özelliklerini korumaktadır. Ailenin her birinin hâlâ açıkça tanımlanmış bir rolü vardır ve her biri aile birimi içindeki başkalarına bağımlıdır. Koreliler, geleneksel fikirlerini ruhsal ve biyolojik olarak birbirine bağımlılık durumuna getirerek yeni koşullara uyarlarlar. Han Keun-chan'ın modern kısa öyküsü "Baba ve Oğullar İçin Çileler", özel bir durumu açıklıyor. Bir baba oğlunu Kore Savaşından geri getirir. Tren istasyonunda baba, oğlunun bacaklarından birinin kesik olduğunu görür. Babanın kendisi, Japonların emri altında savaşırken bir kolunu kaybetmişti. Eve yürürken bir dereye gelirler. Baba, oğlu sırtüstü ve bir kolu kaldığı halde sırtına yükledi, oğlunun geriye kalan bacağını tuttu, ve fısıldadı: "Oturarak ne yapabiliyorsan onu yapıyorsun, ben de koşarak elimden geleni yapacağım." ****

Aile hala bir erkek ev reisi tutmaktadır. Aile liderliğinin mirası hala babanın soyundan gelmeye devam ediyor ve oğulları hala kız çocuklarından daha fazla servet sahibi olmakta. Çocuklar, özellikle büyük oğullar hala yaşlı ebeveynlerinin bakımından yasal olarak sorumludur. Aile içindeki iş gücü bölümleri temelde 1958'den önceki ile aynı kaldı. Erkekler yaşamı kazanıyor, kadınlar ev ve çocuklarla ilgileniyor. Eşler ev dışında çalışıyor olsa bile, kocaları genellikle ev işlerinde yardımcı olmaktan utanç duyuyorlar ve sosyologlar kocaların bunu nadir yapmakta olduğunu, ancak bazı gençlerin yardım ettiklerini keşfettiler. Bununla birlikte, Kore'deki durum hızla değişmekte, üniversiteden mezun olan ve ev dışında çalışan kadınlar gittikçe artmaktadır. Bu değişim, özellikle kentsel alanlarda, iş bölümlerini çarpıcı bir biçimde etkilemekte başarısız olamaz.

Yapı ya da aile yalnızca çevresel değişikliklerle, potensiyondaki daha önemli değişikliklerle kalır, çünkü onu şekillendiren temel Konfüçyüs değerleri hala Kore hayatında büyük bir kuvvettir.

Notlar
*Bkz. Hahm Pyong-choon, "Batılılaşmanın Mücadelesi," Kore Kültürü, Cilt. 3, No. 1, Mart 1982.

**Bkz. Laurel Kendall, "Koreli Ocaklar ve Evlerin Şüpheli Savcıları", Asya, Vol. 3, No. 1, Mayıs / Haziran 1980.

***Bkz. Youngsook Kim Harvey, Altı Kore Kadını: Şamanların Toplumsallaşması. Paul: Batı Yayıncılık Şirketi, 1979.

****Bkz. Hwang Soon-won, "Kore Edebiyatında Mizah Üzerine Bir Kıskaç", Doğu ve Batı Edebiyatındaki Her Sene, Seul: P.N. Uluslararası Ticaret, 1970.

Yazar: Clark W. Sorenson.

Çeviri: Diyiguu

Kaynak

Bunu Yazdır Bunu Arkadaşına Gönder

  U.S. Relations With South Korea
Gönderen: Yüsra JaeJoong - 27-12-2016 16:46 - Cevaplar (7)

U.S. Relations With South Korea


Amerika Birleşik Devletleri ve Kore'nin Joseon Hanedanı, 1882'de Barış, Dostluk, Ticaret ve Seyfüsefer Antlaşması uyarınca diplomatik ilişkiler kurdu ve 1883'te ilk ABD'li diplomatik elçi Kore'ye geldi. ABD-Kore ilişkileri, 1905 yılında Japonya, Kore'nin dışişlerini yönlendirene kadar devam etti. 1910'da Japonya, Kore'ye karşı 35 yıllık bir sömürge dönemi başlattı. İkinci Dünya Savaşının sona ermesiyle Japonya'nın 1945'te teslim olması sonrasında, Kore yarımadası 38. paralel olarak iki işgal bölgesine bölündü; Birleşik Devletler Güney'de ve Sovyetler Birliği Kuzey'de. Birleşik, bağımsız bir Kore umutları gerçekleşmedi ve 1948'de iki ayrı ülke kuruldu; Güney'de Kore Cumhuriyeti ve Kuzey'de Kore Halk Cumhuriyeti. 1949'da Birleşik Devletler, Kore Cumhuriyeti ile diplomatik ilişkiler kurdu.

25 Haziran 1950'de, Kuzey Kore kuvvetleri Kore'yi istila etti. Amerika Birleşik Devletleri liderliğinde, 16 ülkenin Birleşmiş Milletler koalisyonu savunmasını üstlendi. Çin'in o yılın başlarında Kuzey Kore adına savaşa girmesinin ardından, 27 Temmuz 1953'te ateşkes sona erene kadar savaşın son iki yılına ilişkin bir çıkmaza girildi. Barış antlaşması hiç imzalanmadı. 1953'te Kore Savaşı'nın sona ermesiyle birlikte, Birleşik Devletler ve Kore Cumhuriyeti, karşılıklı bir Savunma Anlaşması imzaladı. Bu Karşılıklı Savunma Anlaşması, bugün süren kapsamlı bir ittifakın temelini oluşturmaktadır.

Savaştan sonraki yıllarda Kore, Otokratik liderlik yüzünden siyasi bir kargaşa yaşadı. Ancak otoriter kurallara karşı güçlü protestolara yol açan bir sivil toplum geliştirdi. 1980'lerde demokrasi yanlısı faaliyetler yoğunlaştı ve Kore şimdiki canlı, demokratik sisteme geçiş sürecini başlattı. ABD-Kore ilişkileri, demokrasinin, insan haklarının ve hukukun üstünlüğünün ortak değerlerine dayanıyor.

Birleşik Devletler ve Kore Cumhuriyeti ortak değerleri ve çıkarları temel alan uzun bir dostluk ve iş birliği tarihi paylaşmaktadır. İki ülke, bölgesel ve küresel tehditlerle mücadele etmek ve ekonomilerini güçlendirmek için birlikte çalışıyor. Birleşik Devletler, ABD-Kore Karşılıklı Savunma Anlaşması çerçevesindeki görevini yerine getirmek için Ordu, Hava Kuvvetleri, Donanma ve Deniz kuvvetlerini korumuş ve Kore'nin kendisini dışarıdan gelen saldırılara karşı savunmasına yardımcı olmuştur. 2013'te iki ülke, ABD-Kore ittifakının 60. yıldönümünü kutladı. Birleşmiş Kuvvetler Komutanlığı, ABD birimleri ile Kore silahlı kuvvetleri arasındaki operasyonları koordine etmektedir. Birleşik Devletler ve Kore, Kuzey Kore'nin nükleer sorununu ve Kore Yarım Adası'ndaki nükleer silahların yok edilmesini yakından takip ediyor. Kore ekonomisi geliştikçe (1996'da OECD'ye katıldı), ticaret ve yatırım ilişkileri ABD-Kore ilişkisinin giderek daha önemli bir unsuru haline geldi.

Son yıllarda, ABD-Kore ittifakı derin, kapsamlı bir küresel ortaklığa dönüşmüştür ve Kore'nin bölgesel ve küresel bir lider olarak rolü büyümeye devam etmektedir. Kore Cumhuriyeti, 2010 G-20 Zirvesi, Yardım Etkinliği Üzerine 2011 Dördüncü Yüksek Düzeyli Forum, 2012 Nükleer Güvenlik Zirvesi, 2013 Siber Uzay Konferansı ve 2014 Uluslararası Telekomünikasyon Birliği Tam Temsilcisi Konferansına ev sahipliği yaptı. Kore 2017'de, Küresel Sağlık Güvenliği Gündem Yönlendirme Grubunun başkanlığını üstlenecek. Kore, Nükleer Çoğalma Güvenlik Girişimi (PSI) ve Nükleer Terörle Mücadele Küresel Girişimi (GICNT) de dahil olmak üzere çeşitli uluslararası nükleer karşıtı rejimlerinin kararlı bir üyesidir. Amerika Birleşik Devletleri ve Kore Cumhuriyeti, yardım ve kalkınma yardımı konusunda da işbirliğini genişletiyor.

ABD ve Kore arasındaki insandan-insana bağı hiç bu kadar güçlü olmamıştı. Kore, sanayileşmiş herhangi bir ülkeyi araştırmaları için en fazla öğrenciyi Amerika'ya yollamaktadır. Eğitim alışverişi, Fullbright değişim programının yanı sıra, öğrencilerin Birleşik devletler hakkında daha fazla bilgi edinmelerine yardımcı olmak amacıyla İş, İngilizce Öğrenimi ve Seyahat (Batı) programlarını da içermektedir.


ABD'nin Kore Cumhuriyeti'ne Yardımı

Amerika Birleşik Devletleri Kore Cumhuriyetine kalkınma yardımı yapmamaktadır. Kore Savaşından sonra ABD'den kalkınma yardımı alan Kore, şimdi kendisi kalkınma yardımı yapmaktadır.


İkili Ekonomik İlişkiler

Son on yılda Kore, son derece yüksek bir ekonomik büyüme seviyesine ulaşmış ve şu anda bir trilyon dolarlık ekonomisiyle Birleşik Devletlerin altıncı en büyük mal ticaret ortağı olmuştur. ABD'nin önde gelen firmaları uzun süredir yatırımcılara liderlik ederken, Kore'nin en büyük firmaları ABD'ye önemli yatırımlar yapmışlardır. İki ülke arasında üretilen malların, tarım ürünlerinin, hizmetlerin ve teknolojinin büyük çapta karları vardır. Kore-Amerika Birleşik Devletleri simgesel yapısı Serbest Ticaret Anlaşması (KORIS FTA), 15 Mart 2012'de yürürlüğe girmiş ve ikili ticaret bağlarının derinliğini vurgulamıştır. Anlaşmanın, her iki ülke için de yılda milyarlarca dolarlık ihracatı artırması ve hem Kore'de hem de Amerika'da ihracatla ilgili yeni işlere imza atması bekleniyor.

Kore Cumhuriyeti'nin Uluslararası Kuruluşlara Üyeliği

Kore Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri uluslararası birkaç ortak örgüte sahiptir. Bunlar; Birleşmiş Milletler dahil olmak üzere, G,20, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü, Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği forumu, Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) Bölgesel Forumu, Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü. Kore, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ile bağlantılı, uluslararası bir organizasyon olan Yeşil İklim Fonu'na ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca Kore, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı ile İşbirliği Ortaklığı ve Amerikan Devletleri Örgütü'nde gözlemci olarak görev yapmaktadır.

Kaynak

Çeviri: Yüsra JaeJoong

Bunu Yazdır Bunu Arkadaşına Gönder

  The Yangban (양반)
Gönderen: dalnim - 16-09-2016 13:30 - Cevaplar (6)

The Yangban (양반)

[Resim: WbDDD4.jpg]

Yangban (Kore'de 양반, 兩班) Kore tarihinde cumhuriyet dönemi ve 1945 öncesi yöneten elit kısmın parçası olan erkek Konfüçyüs bilim adamlarının iyi eğitilmiş alim sınıfıdır. Yangban adı, kelimenin tam anlamıyla 'her iki sınıf' anlamındadır: munban (문반;文班) edebi sınıf ve muban (무반;武班) savaşçı sınıf anlamına gelen iki sınıftan oluşmaktadır. Yangban Konfüçyüs standartlarını koruyarak ve toplumun ahlakını yükseltilmesinden sorumludur.

Yangban geleneksel eğitimi, öğretmenleri, aile geçmişi ve şehrin kökeni içinde Kore'nin kısımlara ayrılmış Kore yönetici sınıfı ile kalıcılaştırmış kapalı çevresine dayanmaktadır. Modern Kore'de bugün, avantaj sahibi değildir ama birçok Koreli yangban sınıfından atalara sahip olmaktan övünürler. Yangban soyunun Chokbo vasıtasıyla Kore soy ağacının en büyük oğul aracılıyla eskiden kalma her bir aile izi sürüle bilmektedir. Yangban üstün ve soylu statüsü hatta varlık içinde yoklukla kıyas edilmesiyle eğitilmiş orta sınıf ve hizmetçi sınıfından ziyade Sangnom sınıfını ifade etmektedir. Bugün, yangban üyelerinin torunları hala geçmiş zamanlardan yangban sınıfıyla kendilerinin bağlantılı olmasından gurur duyarlar.

Yangban'ın Rolü ve Eğitimi
Yangbang Chosŏn hanedanının kuruluşundan sırasında nüfuzunu arttırdı. Choson Yangban'ının tanımlayıcı karakteri onların Konfüçyüs klasikleri ve Neo-Konfüçyüs düşüncesinin bilgi birikimidir. Yangban sınıfının üyeleri tarafından kaleme bir çok metin eskiden kalma ve çağdaş metinler üzerinde çalışmışlardır ve anlaşılmasını sağlamışlardır, yeni fikirler geliştirmişlerdir ve hangi yolla yangbanlar hükümet politikalarını geliştirmiş ve kendi aralarında ciddi ve ayrıntılı şekilde konuşmuşlardır. Onların çalışması değişmeyen Klasik Çince yazılmış, erkek alimler tarafından yazılmış hatta 1443 yılında Kore alfabesinin (hangul) oluşturulduktan sonra bu usul tercih edilmiştir. Bunun yanı sıra yazılı belgeler, çoğu ile ilişkili bazı nesnelerin ve açığa çıkan yangbanın kültürel hayatı bu yazılarla ilişkilidir. Buna ek olarak inkstone, fırçalar ve kağıt, usturuplu edebiyatçılar basit ancak güzel araçların çeşitliliğine sahip beklenen bu gibi porselen veya ahşap fırça sahipleri ve porselen su akıtma boruları vardır. Katı Konfüçyüs ilkelerini takiben, tipik elit evi bayanlara ve baylara ayrılmış yaşam alanları vardır.

Yangban kamu yada askeri sınavı geçmek zorundadırlar. Her yangban aile çocuklarının sınavı geçmesini ve erkek çocuklar Konfüçyüs klasiklerine çok çalışır böylece sınavı geçmelerini umut ederler. Genç erkek yangban için hükümet sınavı, özellikle kamu hizmeti sınavı geçmek en yüksek onurdur. Yangban kızlar erkeklerin aldığı formal eğitimin aynı tipiyle eğitim almazlar ama onlar özellikle Han’gŭl'un icadından sonra okuma ve yazma öğrendiler. Yangban kadınlar genellikle anneleri tarafından uygun görgü ve görgü eğitimi aldılar.


English

The Yangban (양반, 兩班 in Korean) were a well-educated scholarly class of male Confucian scholars who were part of the ruling elite in Korea prior to 1945 and during the Republics period of Korean history. The name yangban, literally "both classes," refers to the two classes it consists of: munban (문반;文班), the literary class, and muban (무반;武班), the martial class. The yangban were responsible for maintaining Confucian standards and elevating the morality of society.

The yangban tradition of a close network based on education, teachers, family background, and city of origin, has been perpetuated within the Korean ruling class of the partitioned Koreas. In modern day Korea, the yangban no longer possess an advantage but many Koreans boast of having a yangban ancestor. Yangban ancestry can be traced through the Chokbo, the Korean equivalent of a family tree which is passed down in each family through the eldest son. Yangban connotes a high and dignified class status, even in the absence of wealth, comparable with the Sangnom class rather than with the educated middle and servant classes. Today, descendants of members of the yangban are still proud of their connection to the yangban class of the past

The Yangban Role and Education
The yangban rose to power during the founding of the Chosŏn dynasty. A defining characteristic of the Joseon yangban was his scholarly knowledge and pursuits, specifically of the Confucian classics and Neo-Confucian thought.Numerous texts authored by members of the yangban class provide insight into the ancient and contemporary texts they studied, the new ideas they developed, how they discoursed among themselves, and how they developed government policies. Their work was invariably written in Classical Chinese, the preferred mode of writing by learned men, even after the creation of the Korean alphabet (hangeul) in 1443. Besides written documents, some of the objects most associated with, and revealing of, the cultural life of the yangban are those related to writing. In addition to the inkstone (which would be ground with water to make ink), brushes, and paper, a proper literati was expected to have an assortment of simple yet beautiful instruments, such as porcelain or wooden brush holders (11.142.1) and porcelain water droppers. Following strict Confucian principles, the typical elite house had separate male and female quarters.

Yangban must passed the civil or military service exams. Each yangban family hoped that one of their children would pass an exam and worked hard to educate the male children in the Confucian classics so that they could pass the exam. The highest honor for a young yangban male was to pass a government exam, especially a civil service exam.Yangban girls did not receive the same type of formal education that the boys received, but they did learn to read and write, especially after the invention of Han’gŭl. Yangban women were typically educated in proper etiquette and manners by their mothers.


Kaynak / Source
*Kaynak / *Source
**Kaynak / **Source

Bunu Yazdır Bunu Arkadaşına Gönder

  China Relations With South Korea
Gönderen: kübüş - 13-09-2016 13:47 - Cevaplar (6)

Güney Kore İle Çin İlişkileri

[Resim: rEORJP.jpg]

Kuzey Kore Güney Kore’yi 1950 Haziran’da işgal etttiğinde, Güney Kore silahlı kuvvetlerinin niteliksizliği hemen ortaya çıktı. Kuzey Kore sürpriz saldırıyı yaptığında Güney Kore’nin 94.000 askeri olmasına rağmen 1 hafta sonra güvenilir sadece 20.000 asker kalmıştı. 1950 başlarında işgalci güçler güneydoğuda ki PusanTaegu koridoru hariç bütün Kore’yi elinde tuttu.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ABD’nin isteği üzerine Kuzey Kore’nin Güney Kore istilasını kınadı ve BM üyelerinden Güney Kore’ye yardım etmesini istedi. ABD ve Güney Kore haricinde toplamda 15 ulus asker sağladı. Tüm kuvvetler BM bayrağı altında ve BM genelkurmay başkanı olan General Douglas A. MacArthur’un komutası altında savaştı. Bu birleşmiş kuvvetler Eylül 1950’de Incheon’a konuşlanarak Kuzey Kore’nin ikmal yollarını başarılı bir şekilde kestiler. İşgal kuvvetleri Çin sınırının yakınına kadar geri çekilmişti. Sadece Çin Halk Gönülleri’nin ekim ayındaki büyük çaplı dahli Kuzey Kore kuvvetlerinin yenilgisini engelledi. BM ve komünist kuvvetlerinin savaşı sonuçsuz kaldı.

Güney Kore’nin genel olarak dış dünyaya, özel olarakta Güney Kore’ye olan duruşu 1980lerde yeni bir evreye geçti. Poliktik meşruiyetini geliştirmek, askeri güvenlik ve batıyla yakın ilkişkileri koruyarak ekonomik olarak gelişmek şeklinde olan, eski hedeflerini korurken; Güney Kore hırslı pukpang chongch'aek, diğer adıyla kuzey politikası veya Nordpolitik'i başlatarak diplomatik büyük oranda genişletti. Nordpolitik Federal Almanya Cumhuriyeti’nin (Batı Almanya) 1970lerin başlarındaki Ostpolitik'in Seoul versiyonuydu.

Başkan Chun Doo Hwan (1980-88) Park'ın uzun zamandır Kuzey Kore’nin müttefiği olan Çin ve Sovyetler Birliği ile olan ilişkileri geliştirme politikasını devam ettirdi ve bu iki ülkeye kayda değer bir önem atfetti. Pekin ve Moskova’nın Kore Yarımadası’nın geleceğini yönlendirmede büyük etkisi olacağı düşünülmüştü bu nedenle Nordpolitik'in bir parçasıydı.

Seoul’ün Pekin ile olan resmi teması kaçırılan bir Çin yolcu uçağının inişi ile Mayıs 1983’te başlamıştı. Çin uçağın geri dönüşünü müzakere etmek maksadıyla Seoul’e 33 yetkiliden oluşan delegasyon gönderdi, bu olay sık sık personel geliş gidişlerinin başlagıcı oldu. Örneğin, Mart 1984’te Güney Kore tenis takımı Kunming’i , Çinli bir takım Davis Kupası maçı için ziyaret etti. Nisan 1984’te 34 kişilik Çin basketbol takımı 8.Asya Küçükler Basketbol Şampiyonası’na katılmak için Seoul’e geldi. Bazı Çinli devlet görevlilerinin gizlice Güney Kore’nin sanayisini incelemek için Güney Kore’ye gittiği söylenirken, Güney Koreli devlet görevlilerinin de bazı uluslararası konferanslara katılmak amacıyla Çin’i ziyaret etmişlerdir. Çin ve Güney Kore’nin dolaylı ticarete başladıkları 1975’ten beri ticaret hacmi düzenli olarak arttı.

1980lerde Pekin’in Seoul’e olan ihtiyaçları Moskova’nınkinden özellikle ekonomik anlamda farklıydı. Yine de tamamlayıcı ekonomik ihtiyaçlar ve coğrafi yakınlık nedeniyle Güney Kore ve Çin aktif bir şekilde ticarete başladı. Fakat herhangi bir resmi bir ilişkinin olmaması Seoul ve Pekin arasında ticaretin gelişmesini zorlaştırdı, çünkü Güney Kore kendi vatandaşlarını ve ticari çıkarlarını Çin’de yasal olarak koruyamazdı.

Pekin Moskova’ya nazaran Pyongyang’a politik olarak daha yakın olması, iki ülke arasında artan ticaret hacmine rağmen Pekin ve Seoul arasında ki politik gelişmeleri yavaşlattı. Daha da ötesi Çin, Kuzey Kore ve ABD ile Kuzey Kore ve Japonya arasında aracı olmaya kalktı ve ayrıca Pyongyang, Seoul ve Washington arasında üçlü görüşmeleri başlattı.

Güney Kore, Çin vatandaşları arasında aktif iletişim teşvik edildi. Akademisyenler, gazeteciler ve özellikle Güney Kore ve Çin arasında bölünen aileler 1980lerin sonlarında serbestçe gidip gelebiliyordu. Özellikle Çin’de ki Jilin eyaletindeki Yanbian Kore Özerk İdaresi’ndeki olmak üzere yaklaşık 2 milyon etnik Koreli, Güney Koreliler ile etkileşim kurdular.

Çin’de ki politik karışıklığın Çin-Kore ilişkileri üzetinde nasıl bir etkisi olacağını tespit etmek zordu. Pekin’de Haziran 1989’da göstericilere karşı uygulanan askeri sert müdahaleden sonra, Pyonyang beklendiği gibi Pekin’in baskıcı hareketlerini destekledi. Diğer taraftan Seoul daha sessiz bir politika sürdürdü. Tiananmen Meydanındaki olayları göz ardı etmedi ama aynı zamanda kınamadı. İki ülke arasındaki ticaret devam etti.

Çin-Güney Kore ilişkileri 1992’de diplomatik ilişkilerin kurulmasından itibaren olağanüstü gelişme gösterdi ve yaklaşık her 5 senede bir seviyesi yükseldi. İkili ilişkiler 1998’de işbirliği ortaklığına, 2002’de geniş işbirliği ortaklığına ve en son 2008’de stratejik işbirliği ortaklığına dönüştü. Pekin ve Seoul Birleşmiş Milletler Reformu , iklim değişikliği, global ekonomik kriz ve tabi ki Kuzey Kore gibi çeşitli küresel konularda yakın işblirliği içinde oldu.

Çin Halk Cumhuriyeti’nin imajı Goguryeo Hanedanlığının ilk politik sorun olduğu 2004 yılında hızla inişe geçti. Araştırma ofisi tarafından sağlanan anket verileri Mayıs 2000’den Mart 2004’e kadar Çin’in imajı nispeten istikrarlı olarak %70 civarı iken, Mart 2004’ten 2007’ye kadar ortalama olarak yaklaşık %50 ye kadar sert bir düşüş yaşamıştır. Diğer bir deyişle Çin Halk Cumhuriyeti’nin olumsuz imajı istikrarlı %30 saeviyelerinden yaklaşık %50 seviyesine çıkmıştır. Bunun yanısıra iki haneli rakamların oynaklığı Güney Kore’nin, Çin Halk Cumhuriyeti’ne karşı olan bakışındaki çelişkili durumu göstermektedir. Çin Halk Cumhuriyeti’nin Asya’da bir partner olması umutları ile Çin’in bir hasıma dönüşmesi endişesi mücadahale etmektedir. Diğer bir deyişle Çin Halk Cumhuriyeti’nin dosthane kardeş bir Asya ulusu olması hissi, Çin Halk Cumhuriyeti’nin Kore Yarımadası üzerinde tasarıları olan bir büyük kardeşe dönüşmesi ile ilgili artan endişelere kaymıştır.

Gorguryeo ihtilafı 2004 yılında "Kuzeydoğu Projesi" adı verilen "Büyük Çin" ulusal kimliği fikrini yaymak için çalışan devlet destekli Çin Sosyal Bilimler Akademisi’ndeki Çinli akademisyenlerin Goguryeo Krallığının Kore Krallığından ziyade Çin’in bölgesel tarihinin bir parçası olduğu iddiası ile başladı. Bu durum Kore Cumhuriyeti’nde, Koreli akademisyenlere göre Çin’in kuzeydoğu projesinde görüldüğü gibi "Büyük Çin" milliyetçiliğinin, Kore Yarımadası gibi tarihi Çin hakimiyet alanlarına genişlemesini haklı çıkarmak için kullanılabileceği korkusu ile ciddi endişeler yarattı.

Çin’in bölgesel tasarılarına ilişkin korkulardan daha fazlası, Kore ulusunun ortadan kalkması eğer Kuzedoğu Projesi Çin Halk Cumhuriyeti’nin Doğu Asya’da ki belirgin stratejisi olsaydı bir ihtimal olarak değerlendirilebilirdi. Kore’nin Çin tarafından yutulma korkusu daha önceki yaygın görüş olan Çin Halk Cumhuriyeti’nin bölgesel genişlemeden çok iş ve ticaretle iglinenen müşfik bir güce dönüşmesi ile ciddi tezat oluşturdu. Bu korkuların ışığında Yoon Kore’nin gelecekte ana partner ülke olarak ABD’ni mi yoksa Çin Halk Cumhuriyetini mi tercih etmesi konusundaki iç tartışmanın artan şekilde ABD’ye kaydığını söylemiştir.

Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nun endişe verici kuruluşu Kore egemenliğine uzun dönemde bir tehdit oluşturabilirdi. Bugün Kore’de genel yaygın görüş Çin’in şu anda Kore’ye herhangi bir tehdit teşkil etmediği ve kısa ve uzun dönemde Kore firmalarına birçok ekonomik fırsatlar sunduğu şeklindedir. Aynı zamanda birçok Koreli Çin in Güney Kore ekonomisi hatta belkide egemenliğine uzun dönemde ciddi bir sorun teşkil edeneceğine inanmaktadırlar. Pekin’in birleşmiş bir Kore adası konusundaki pozisyonu belirsizdir, politik ve askeri şeffaflığın olmaması bölgede Çin’i öngörülemeyen bir güç yapmaktadır. Tarihsel olarak Kore’ye en büyük tehdit olan Japonya değil Çin idi.

Pekin ve Seoul arasındaki politik ilişkiler önemliyken, ikili ilişkilerin kuruluşu ekonomik işbirliği idi. Pekin ve Seoul arasında, Güney Kore’nin ekonomik gelişmesinin artık Çin ekonomisine bağlı olduğu ve Çin’in gelişmesi ile gelişip faydalanacağı konusunda fikir birliği vardı. Çin Kore ticari ilişkilerinde 2009 yılında birçok Koreli fabrika sahibinin yeni işçi düzenlemesine uymaktan kaçınmak için aniden işletmelerini kapatmalarından sonra Çinli işçilerin ödenmemiş ücretlerinden dolayı şikayet etmeleri nedeniyle gerginlik oluştu. İki hükümet bu konu ile ilgilendi ve Koreli yatırımcıları Çin’in yeni işçi düzenlemeleri konusunda eğitmeye devam etti. Pekin Çin’de ki Kore yatırımlarının kalitesini arttırmaya odaklanmıştı ve çevre ve iletişim sektörlerinde daha yüksek teknoloji yatırımları çekmeyi ummaktaydı.

Çin ve Kore yavaşça askeri ilişkilerini geliştiriyordu. İki ordu 2008’de direk hat kurdular, ortak denizde arama kurtarma operasyonları gerçekleştirdiler ve yüksek rütbeli askeri ziyaretler yaptılar.

1950’lerde Kore Savaşında düşman olan Seoul ve Pekin yakın zamandaki kendi gerginliklerine rağmen Japonya’ya olan ortak güvensizlikleri üzerinden bir bağ kurdular. Güney Kore ayrıca Kuzey Kore’nin nükleer silah programının dizginlenmesinde Çin’in yardımına ihtiyaç duymaktadır. 2010 yılında ülkeler arasındaki ilişkiler Çin, Kuzey Kore’yi bir Güney Kore savaş gemisini batırmak ve bir adanın bombalanmasından dolayı kınamayı reddetmesi üzerine ilişkiler soğudu. Seoul’un 2010 saldırılarından beridir daha fazla iş birliği için ortaya koyduğu çaba karşılığını bulmuştu. Pekin nükleer konusunda Pyonyang’ı daha açıkça eleştirir oldu. Bu sırada Çin Kuzey Kore’ ye yardım ediyordu ve destekliyordu. Yine de Güney Kore nükleer konusunu ortaya koyduğundan beri Çin’ in Kuzey Kore üzerindeki görüşü önemli ölçüde değişti. Seoul’ün Pekin ile ısınan ilişkileri önecelikle ticaret üzerine odaklanmıştı ve ilişkilerde ciddi bir kaymanın göstergesi değildi.

Çin ve Güney Kore Çin Başkanı Xi Jinping Seoul’e resmi ziyarete başladığında 3 Temmuz 2014’te ekonomik bağları geliştirmek üzere anlaştı ve nükleerden arındırılmış bir Kore Yarımadasına ilişkin dileklerini yenilediler. Kendisinin ziyareti ilk defa bir Çin başkanının Güney Kore’yi Kuzey Kore’den önce ziyaret etmesi ve Park ve Xi nin göreve geldkilerinden beri 5.defa görüşmelerinin olması nedeniyle dikkat çekmekteydi. Xi göreve 2011 yılında gelen Kuzey Kore lideri Kim Jong Un ile henüz görüşmedi.

Xi ile ortak bir basın brifinginde, Güney Kore Başkanı Park Geun-hye Seoul ve Pekin uzun süredir görüşülen serbest ticaret anlaşmasını 2014 sonunda tamamlamak için çalışacaklarını söyledi. Seoul’ün maliye bakanı ayrıca iki tarafın Güney Kore Won’u ve Çin Yuan’ı ile doğrudan ticareti başlatmaya karar verdiğini söyledi, bu durum Çin’in parasının kullanımını artıracak bir önlemdi. Bu karar Won’un direkt konvertible olduğu tek para birimi olan doların yanına Yuan’ında katıldığı anlamına geliyordu.

Kaynak

Bunu Yazdır Bunu Arkadaşına Gönder

  Japan - ROK Relations
Gönderen: edaozgul33 - 25-07-2016 16:23 - Cevaplar (5)

Japan-ROK Relations
Japonya-Kore Cumhuriyeti İlişkileri

[Resim: pizap_com14694520389651.jpg]

Tokyo ve Seoul arasında doğrudan ilişkiler hassas olmasına karşın komşular ve Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte askeri ittifakları paylaşır. Kore yarımadası, 20. yüzyılın ilk yarısında çoğu kişi için acımasız bir Japon işgali altındaydı ve Güney Kore’de birçok Japon karşıtı duygular oluşmuştu. Sömürge döneminden kalan acılara rağmen Japonya ve Güney Kore, Soğuk Savaş döneminde ortak yaşam ile ilgili ekonomik bir ilişki geliştirdi. Japonya büyüme için bir model oluşturdu ve Güney Kore'nin sanayileşme için gerekli olan sermaye mallarının birçoğunu sağladı. Japon resmi kalkınma yardımı, özel yatırım ve önemli teknoloji transferlerinden Güney Kore'yle aynı anda iki ülke yararlanmıştır. Her şey düzgünken Kore Cumhuriyeti (ROK)–Japonya ilişkileri ekonomik büyüme için istikrar sağlamak amacıyla güvenlik ABD askeri tarafından sağlanmıştır.

1965’deki Kore-Japonya Normalleştirme Antlaşması Japonya için çalkantılı bir sorun oldu. Sol örgütler normalleşmeye karşı çıktı, çünkü ABD'de merkezli ROK ve Japonya üçlü ilişkisi oluşacaktı. Japonlar ülkenin barış yanlısı anayasasına ters olan başka Kore yarımadasındaki anlaşmazlıklarda Japonya’nın yer almasıyla oluşabilecek bir anlaşmanın etkilerine karşıydı. Normalleştirme anlaşmasından hemen sonra 22 Haziran 1965 tarihinde imzalanmasıyla Kuzey’de Japon ihracatı ile Kim Il Sung'un rejimiyle Japonya ilişkileri üzerinde ROK ve Japonya anlaşmazlıklar yaşandı. Güney Kore’nin normalleşmeyi önlemesi gerekiyordu, Japonya'nın "iki Kore" politikasını sürekli olarak kızgınlıkla eleştirdi ve anlaşma olarak "Kore yarımadasında tek yasal hükümet" ROK’u tanıdı.

Liancourt Rocks (Takeshima / Dokdo) üzerinden bölgesel anlaşmazlıkları Güney Kore ile ilişkilerde rahatsız edici olmaya devam etti, ancak her iki taraf da Japonya-ROK ilişkisini kurmak için bir arzusunu dile getirdi. Japonya anayasasının 9. maddesindeki Amerika Birleşik Devletleri dışındaki ülkeler ile güvenlik ilişkileri içine girilmesi Japonya çizgisi olarak yorumlanır. Sonuç olarak, Japonya’nın Güney Kore ile hiçbir maddi savunma ilişkisi yoktu ve askeri ilişkileri seyrek idi. Japon hükümeti başka yollarla komünist olmayan Güney Kore’yi destekledi. Amerika Birleşik Devletleri, Güney Kore'ye olası Kuzey Kore saldırısı durumunda Güney Kore'ye Japonya’dan Amerika Birleşik Devletleri’nin silahlı kuvvetleri gönderme planını destekledi. Aynı zamanda Güney Kore ve Çin arasında arabulucu olarak görev yaptı. 1980'lerde Güney Kore ile ilişkilerini genişletmek ve Çin hükümetini açmak için baskı yaptı.

Japonya'nın politikaları iki Kore’ye karşı bu alandaki Japon barış ve refahı gibi temel görülen Asya istikrarı için önemi yansıtmaktadır. Japonya’nın Kore Yarımadası'nda önemli güvenlik çıkarları vardır, dört büyük güçlerden (Amerika Birleşik Devletleri, Rusya ve Çin ile birlikte) biridir. Ancak, Kore Yarımadası'nda siyasi ve güvenlik konularında Japonya'nın katılımı diğer üç güçlere göre daha sınırlıdır. Kuzey Kore ve Güney Kore ile Japonya'nın ilişkileri 1910 yılından 1945'e kadar Kore üzerindeki sert Japon sömürge yönetiminden kaynaklanan acı bir mirasa sahiptir. Japonya ve Güney Kore’de savaş sonrası dönemdeki anketlerde her milletin insanları, diğer ülke ve insanları derin bir antipati olduğunu gösterdi.

Japonya'nın ticareti Güney Kore ile birlikte 1991 yılında 29.1 ABD $, Japon tarafında ise yaklaşık 5.8 milyar ABD $ fazla oldu. Japon doğrudan özel yatırımı, 1990 yılında Güney Kore’de 4.4 milyar ABD $ olarak gerçekleşti. Japon ve Güney Koreli firmalar Güney Kore'nin büyüyen pazarında Japonya avantajları verirken genellikle birbirine bağlı ilişkileri vardı. Birçok Güney Kore ürünleri, Japon tasarım ve teknolojisine dayalı bulundu. 1990 yılında Japonya'da Güney Kore ürünlerinin ithalatındaki bir dalgalanma Güney Kore’de Japon yatırımcıları tarafından olan üretimin sonucudur.

Japon, Koreli, Çinli, Filipinli ve diğerleri dahil olmak üzere birçok kadın, İkinci Dünya Savaşı sırasında ve öncesinde Japon askerleri için genelevlerde çalışmıştır. Bazı Japon araştırmacılar, 'konfor kadınları' teriminin gerçeği yansıtmadığını 'seks kölesi' olarak adlandırılan bu tür kadınlar için bir örtmece olduğunu söylemektedir. Çoğunlukla Korelilerden oluşan 200.000 kadın, savaş sırasında Japon genelevlerinde "konfor kadınları" olarak hizmet etmek zorunda kaldılar. Birçoğuna gaddarca davranıldı ve hapsedildi. Bazısı öldürüldü veya hastalık ve açlıktan ölü bulundu. Hayatta kalanlar mahvolmuş hayatları için konuştu. Birçoğu duygusal olarak yaralı olduğundan asla evlenmedi ve diğer kişilerinde çocuk sahibi olması için fiziksel olarak yıpranmış bulundu.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Japon askerlerinin sözde "konfor kadınları" olarak genelevlerde çalışmak zorunda kalan Güney Koreli kadınların ailelerine telafi etmesi için Japonya’ya Güney Kore'de büyüyen çağrılar olmuştur. Japonya'nın hükümetleri, hak talepleri konusunda 2 ülke arasındaki yasal bağlarını 1965 antlaşması altında yerleşmiş olan normalleşmeyi korumak için Güney Kore'nin talebi olan resmi bir özür ve tazminatı reddetti.

Japonya, kadın resmi tazminat teklifini asla sunmadı. Ordu uygulamasındaki cinsel kölelik Japonya'da halka duyurulmadı. Kaynaklarda kadınlar 1994 yılına kadar Japon okul kitaplarında görünmedi. Japonya bu acımasızlığı kabul etti, ancak özür veya iade ödemeyi reddetti. Protestolar, 1991 tarihini anmak için her yıl Ağustos ayında ilk "konfor kadınları" deneyimini anlatmak için düzenlenmektedir. Diğerleri de onun yolunu izledi.

Japonya, 1965 yılında imzalanan savaş sonrası antlaşma altında Güney Kore ile tüm hak taleplerini korudu, Seoul, Japonya'dan hibe ve yumuşak krediyle 800 milyon ABD $ aldı. Korelilerin birçoğu Japon hükümet sözcüsünden gelen yetersiz saygı gösterimini 1993’de özür olarak kabul etti. 2005 yılında, Japon Yargıtay’ı yedi Tayvanlı kadının tazminat taleplerini reddetti.

Japonya hükümeti ve özel sektör sorunu gidermek için 1995 yılında Asyalı Kadınlar Fonu'nu kurdu. Proje kapsamında, Japonya eski konfor kadınlarına tazminat parası ile birlikte 4 Japon başbakanı tarafından imzalanan özür mektubu gönderdi. Güney Kore'de birçok kadın özrün resmi olmadığını savunarak özür ya da para kabul etmeyi reddetti. Seoul, paranın yetersiz olduğunu ve tazminatın Tokyo hükümeti tarafından gelmesi gerektiğini söyleyerek bu özel Japon fonunu eleştirdi. 70'li ve 80'li yıllardan hayatta kalanlar Japonya’nın özür dilemesi için hala bekliyor.

Başbakan Abe, 2007 yılında Başkan Bush ile yaptığı ilk zirve öncesinde konfor kadınları sorununu dindirmek için büyük bir çaba sarfetti. Abe gizlice Dünya Savaşı seks köleliğindeki Japonya'nın rolü için özrü olan 1993 Kono bildirimini tekrar onayladı, istasyonlara teselli etmek için kadınları getirerek zorla kullanan farklı "dereceleri" ayırt ederek daha önceki yorumların yabancı eleştirileri canını sıktı. Abe insan haklarını ihlal ettiği için Japonya'nın sorumluluğunu kabul etti ve o Japonya'nın tarihine " tevazu ile" baktığını söyledi, Newsweek’s Lally Weymouth tarafından dürüstçe İmparatorluk Ordusu’nun cinsel hizmetlerini sağlamak için konfor kadınlarının birçoğunun zoraki olduğuna inanıldığı soruldu. O, mağdurlara sempatisini dile getirdi ve "Japonya Başbakanı olarak" özür diledi. O da hükümette fahişe olarak çalışan kadınları zorlayan İmparatorluk Ordusu’nu sorumlu tutarak Tokyo Savaş Suçları Mahkemesi'nin 1948 kararına hiçbir itirazının olmadığını yineledi.

Gizli askeri istihbarat verilerinin paylaşımını sağlayan Japonya ile birlikte eşi görülmemiş bir anlaşmanın yapılması Kore için Japonya'nın işgalinden beri Seoul ve Tokyo arasında bir ilk olacaktı. Birbirlerine uzun vadede dikkatli olan iki komşu, Kuzey Kore ve Çin hakkında savunma kaygılarının arttığını paylaştı. Yeni anlaşma güvenini geliştirmek ve Japonya ve Güney Kore nükleer bombası ve diğer kitle imha silahlarının peşinde olan Kuzey Kore'nin programları için istihbarat paylaşımlarında Pyongyang konusundaki endişeleri ile Seoul’e yardımcı olacaktı. Zaten Güney Kore’nin istihbarat paylaşımı anlaşmalarına ilişkin veya Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, Almanya, İsrail ve Pakistan olmak üzere 24 diğer ülkelerle mutabakatı bulunmaktadır. Japonya ile anlaşma en önemlilerinden biri olacaktı. Ancak, şuanda Haziran 2012'de yasama tartışması sonrasına kadar imzalanamadı. Kore’nin Lee Myung-bak yönetiminin eski sömürge cetveli ile anlaşması için Bakanlar Kurulu gizli onayında beklenmedik güçlü tepkilerle karşılaşmasından sonra askeri bilgi paylaşımı anlaşması 2012 Ağustos başlangıcı itibarıyla beklemeye kaldı.

Kuzey Kore, özellikle Kuzey Kore nükleer silahların yarattığı asimetrik tehdit ışığında Seoul'un bir numaralı endişesi olmaya devam ederken, ROK askeri kuvvetleri daha iyi başa çıkmak için "diğer olasılıklarla" birlikte kendini donatmak istedi. Tartışmalı tarihsel sorunlar bir kenara, Japonya ve ROK arasındaki genel ilişkiler Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana önemli ölçüde iyileşmiştir. Birçok Koreli bugün güvenlik tehdidi olarak Japonya'yı görmemesine rağmen birçok Koreli Japonya’nın bir kez daha tehdit haline gelebileceği konusunda endişe etmedi çünkü etkileyici Kore'ye karşı "belirli koşullar altında" niyetlerini değiştirmede Japon kabiliyetiyle yapılan "takip-sürüsü zihniyet"ini oluşturdu. Bu ROK’un ulusal güvenlik stratejisini oluşturmak için bunun üzerine bir biçimsizlik temeli olmakla birlikte bu tür görüşler yaygın olarak Koreki insanlar arasında yapıldı. Güney Koreliler bu nedenle Japon hükümetinin yaptığı her şeyi --konfor kadınlar konusunda Başbakan Abe'nin yorumlarındaki Aegis sınıfı destroyerlerin alımından kaynaklanan-- bu prizma üzerinden görmek eğilimindedir.

Korelilerin çoğu "Japon tehdidi"nin çılgın iç politik nedenlerle aşırı şişirilmiş olduğunu anlamaktadırlar. Ancak bu ortalama vatandaşların gerçekliği görmesi için saptırıldı çünkü yaygın olan Koreli siyasetçileri "Japonya sopası" gibi bir sorun yarattı. Bilinçli Koreli elitler, Japon askeri gücü hakkında çok az endişelendi. ABD-Japonya ittifakının güçlü tezahüratları arasında Japonya, ROK’u gerçekten tehdit edebilecek bir durumda olacaktır. Japon karşıtı temalar üzerinde ara sıra olan "siyasi göğüs yumruğu"na rağmen, şimdiye kadar Japonya ve ROK arasında siyasi söylemler daha ağır olacaktır, kişisel, ekonomik, eğitim ve kültür alışverişi artacaktır.

Güney Kore Devlet Başkanı Park Geun-hye ve Japonya Başbakanı Shinzo Abe, Asya'da Washington'un iki önemli askeri müttefiklerinin tartışmalı "konfor kadınları" meselesi yüzünden ikiye bölündü, acı bir diplomatik soğukluğa çözüm getirmek için 2 Kasım 2015’de ilk resmi ikili görüşmelerde bulundu. 2013 yılında göreve gelmesinden bu yana Park, Japonya ordusu tarafından cinsel köleliğe zorlanan binlerce Asya "konfor kadınları"ndan "samimi bir özür" dilemesi ve tazminat teklifine kadar Abe ile bir araya gelmeyi reddetmişti. Abe’nin de geleceğe dönük işbirliğini inşa etmeye doğru yönelmesiyle onlar, gelecek nesil için engellerin terk edilmesi gerektiğini düşündüğünü söyledi.

Japonya ve Güney Kore dışişleri bakanları toplantısında konfor kadınları olarak anılacak olanları desteklemek için yeni bir fon oluşturulmasını önermektedir. Ancak her iki taraf da fonun boyutu üzerinde ayrı düşünmüşlerdir. Japonya Dışişleri Bakanı Fumio Kishida, mevkidaşı Yun Byung-se ile görüşmek için 28 Aralık 2015 tarihinde Güney Kore’yi ziyaret etti.

Japonya ve Güney Kore’de İkinci Dünya Savaşı sırasında Japon ordusu için fahişe olarak çalışmak zorunda kalan sözde "konfor kadınlar" için Japonya'nın sorumluluğunu içeren uzun süre devam eden anlaşmazlıklar nedeniyle bir anlaşmaya vardıklarını duyurdu. Anlaşma, Japonya'dan resmi bir özrün yanı sıra 8 milyon $ mali iade içerdi. Japon tarafı, herhangi nihai bir uzlaşmanın olması gerektiği talebini ve sorununu yeniden gözden geçirmenin hiçbir zaman gerekmediğini söyledi.

Kaynak

Bunu Yazdır Bunu Arkadaşına Gönder

  Korean Nationalism
Gönderen: edaozgul33 - 23-07-2016 17:07 - Cevaplar (6)


Korean Nationalism

<< Kore Milliyetçiliği >>

[Resim: vdff.jpg]

Koreliler, Asya’nın İrlandalı olduğunu söyler. Bu klişe, en azından yarım asır civarında devam etmiştir. Bunun anlamı Korelilerin açık sözlü, tutkulu, duygusal olmasıdır - ve içkiye dayanmalarıdır. Kinayeli bir hüzünlü tarihi [son], onların kiliseye olan tutkulu sadakatlerini [Konfüçyüsçülük], açıklık ve boksörlüğünü ifade eder.

Hoşgörüsüz olan Güney Koreli toplumu etiketi yanlıştır. Göreceli etno-ulusal ve dilsel homojenlik ‘’soyulması’’ Koreliler için çok zor, uzun bir süre için norm olmuştur. Ve bu olgu aynı zamanda medya gibi ülkenin kurumlarında belirgindir. Çeşitli faktörler ülkede yabancı düşmanlığına katkıda bulunmaktadır. Bu diğer konular arasında güçlü bir milliyetçi siyasetinin yanı sıra özellikle genç nesiller arasındaki sosyal dışlanma korkularını içerir. Ayrımcı davranışların genellikle herhangi bir hukuki sonucu, ülkedeki ayrımcılık karşıtı yasalara verilen eksikliği çizemez.

Kore’de ulus ve etnik sınırlar ayırt edilemez, etnik olarak homojen bir toplum olduğuna inanılmaktadır. Kore, Kore tarihinin 5000 yıllık olduğunu söylemektedir. Bu ulusal/etnik kökenlerin efsaneleri ve saf kan iması, dil tarih kültür yaşam tarzını paylaşan büyük bir aile ya da akraba grubunda Kore inancını güçlendirmiştir.

Özgün kültürel ürün olan ‘’han’’ı özellikle duygusal bileşenin kaynağı olarak ‘’Koreli-lik’’ açıklamaktadır. Bazen "won-han" (daha derin han) olarak adlandırılan bu şekiller Kore ruhunun derinliklerine açılmış olarak haklı çıkmaktadır ve ‘’Koreli aklı’’ tümünü açıklayarak kabul eder.

Bu han-faktörü uluslararası ilişkilerde ve kişisel etkileşimde hem tarihsel hem ulusal hem de kişisel olarak, belli bir miktar şaşırtıcı Kore davranış anlayışını ve cevaplarını sağlayabilir.

Genellikle konuşmada, han (ya da won-han) bazı haksızlıkların kendine yapılmış olduğu fikrindedir. Adaletsizlik, yabancı bir güç tarafından Kore halkının, işveren tarafından çalışanların, hükümet tarafından vatandaşların, annesinin ilkeleri tarafından kızının, kocası tarafından eşinin ya da zengin komşusu tarafından yoksul kişinin bir kişi ya da grubun kalıcı olarak adaletsizlik ya da haksızlık nedeniyle işlediği herhangi bir şey olabilir.

Hemen hemen tüm Kore'nin kurum ve kişileri hanın güçlü etkisi altındadır. Hemen hemen Korelilerin hepsi adaletsizlikten yana çok güçlü bazı ajanlar tarafından haksızlığa uğratıldıklarından derin bir acı ve şikayet duyguları vardır. Çünkü bu han, Kore'de insan-toplumsal ilişkilerde mevcut hanı ifade eder veya tüm geçmiş Han için ağlayıp, savunanlardan oluşur.

Modern milliyetçi düşüncenin kökleri Japon işgali (1910-1945) sırasında ortaya çıkmıştır. Geleneksel Kore kültürünü ortadan kaldırmak için çalışırken birçok sömürge ilişkilerinin aksine Japonya, Kore’de önemli sanayi yeteneğini inşa etmiştir.

Japonya, 1910 yılında Choson Hanedanlığı’nın 518 yıllık üstünlüğü sona erince Kore'yi resmen topraklarına kattı. Kore neredeyse kendi kimliklerini unuturken 35 yıl boyunca Japonlar tarafından işgal edildi. Bu milli kültür, bugün onlarda şiddetli gurura neden oldu. Japon sömürge yönetimi, acımasız çabalarla Kore dili ve kültürünün ayağını kaydırmaya çalıştı ve Tokyo'dan sıkı bir şekilde kontrol etti. Kore milliyetçiliği, Koreli kamu ruhu için sıcak bir düğmedir. Kore milliyetçiliği, kimlik ve tarih anlamında Kore'nin güçlü duygusunun doğal bir yansımasıdır ve ayrıca ülkenin dünyada artan büyüklüğünü hisseden Koreliler, yeni bir gurur yaşarlar. Bir ulusal kimlik arayışı, çağdaş Kore'de de dikkat çekmiştir.

Sömürge dönemi, Japon sömürgecilik fırsatları ve karşı koymanın ortaya çıkması Kore siyasi liderleri için bütünüyle yeni bir takım şeyleri meydana getirdi. 1919 yılında kitle hareketleriyle Kore dahil olmak üzere birçok sömürge ve yarı sömürge ülkeleri süpürüldü. 1 Mart 1919 tarihinde, Woodrow Wilson'un özerklik umudu çizmesi aylarca ülke çapında devam eden kitlesel protestolara neden oldu ve Japonya’dan bir grup otuz üç aydın kimse bağımsızlık için dilekçe verdi.

Bu protestolar sömürge yönetiminin militan rakiplerine göre çok genç olan Koreliler nedeniyle Japonlar tarafından şiddetle bastırıldı. Bu yıl Kore'de emperyalizm için bir dönüm noktasıydı: görüntüde ağırlıklı olarak Hıristiyan ve Batılı hareketin liderleri, Batı'da devamlılık belirten unsurları destekleyen ve şiddet içermeyen yollarla bağımsızlığını arayan öğrenciler ve ılımlı aydınlar vardı. Onların cesur tanıklığı ve ülke çapındaki gösterilerin onları kışkırtması Kore milliyetçiliğinin mihenk taşı olmuştur.

Hareket, Japon yönetiminde provoke reformlarını başardı, ancak bağımsızlığı gerçekleştirmek için kendi başarısızlığının aynı zamanda anti sömürgeci direnişin radikal biçimleri teşvik edilmeliydi. 1930'larda, silahlı direnişçiler, bürokrat, yeni gruplar ve - ilk kez - askeri liderler ortaya çıktı.

Rho Moo Hyun hükümeti Amerika Birleşik Devletleri üzerinde daha az bağımlı bir dış politika aradı. Atmosfer değişikliği Güney Kore’de Amerika karşıtı patlamalara neden oldu. Güney Kore pan-Kore milliyetçiliğinin yükselişi sorunlu oldu. Kuzey Kore’nin uzlaşma yerine çatışmaya gitmesi, Güney Kore'nin genç nesli için arzuyla hareket etmesi sürmekte olan Kuzey Kore nükleer krizini çözmek için Washington ve Seoul girişimi olarak ikisinde de ABD-Güney Kore ilişkilerinde ciddi gerginliklere yol açtı.

1945 Kore tarafından Japon sanayi tabanı yaklaşık dörtte birini oluşturuyordu. Bu tarihte aynı anda baskı ve fırsat sunan yabancı gücün ABD'nin Güney Kore algılarının boyanmasıyla dış güçlere karşı karışık duygularla sonuçlandı.

ABD askeri aracının 2002 yılında iki kıza çarpmasıyla kazara ölüm üzerine ABD karşıtı protestolar yapıldı, bu baskı fırsatı çatışmayı yansıtıyordu. Olayın siyasi manipülasyonu sömürge açısından yakından ilgiliydi. Bu, yetişkinler ve geleneksel medya ile birlikte iyi bir yankı yaptı. Günün makaleleri, Kore yaşamı için ABD ‘yi umursamaya karşı olanlar ve daha sonra öğrencilerin, McDonald's ile tanıştığını ve Amerikan pop müziğini paylaşmaya başladıklarını belirtti.

Güney Koreli öğrenciler, bugün Kore Savaşı ve hatta Soğuk Savaş için Japon baskısında neredeyse hiçbir kişisel ilişkide bulunmazlar. Öğrenciler bugün çoğu zaman milliyetçilik ve mağduriyeti bağlamak için kasıtlı toplumsal girişimlerinde ABD ile ilgili protestolara katılmaktadır. Öğrencilerin kendi öz kimliklerinin mağdur edilmesi önceki nesillere göre artık daha az olasıdır. Eski çift baskı fırsatı dinamiği tarafından tanımlanan Milliyetçilik sadece baskıyla acısını kaybetti.

Yeni binyılın gelmesiyle birlikte kozmetik cerrahi / moda trendinde Kore ulusu bedensellik için idealist temsilciliğiyle 'beyaz' estetiği birleştirerek ‘’Kore Güzelliği’’ni çıkardı. "Kore Güzelliği" televizyon dramaları, filmler, güzellik ürünleri ve kozmetik cerrahi turizmi gibi daha ağır olarak fenomen olan popüler kültür ihracat yoluyla Kore ve Asya üzerinde ticari olarak sunulmuştur. "Kore Güzelliği"nin yaygınlaşması kozmetik prosedürler, giyim hatları, diyet ve flört sistemlerinde çeşitli "beyazlatıcı" isteklerini oluşturdu. Ama "Kore Güzelliği"ni kutlama kesin olarak başarılı milli rekabet ve gelişimin ilerleme göstergesi olduğundan küreselleşme ve Kore kültürel temsillerin/ürünlerin yaygınlaşmasını yorumlayarak sadık olan sömürge sonrası için milliyetçiliğin söylemsel sınırları içinde gömülü kalmıştır.

"Kore Güzelliği", Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’da alternatif kültürel temsiller yoluyla hayali bir 'Asya'yı oluşturarak bölgeci siyaset iddialarında bulundu. "Kore Güzelliği" yalnızca "Koreli insanlar’’ gibi yeni ve geliştirilmiş Kore'nin kendi özüne dönen ulusal bakışlarını göstermez, ama 'Batı' ile karşıt olan Asya'nın 'geri kalanı' için kültürel bir otorite ve öykünme modeli olarak işlevini varsaymıştır.

17 Ağustos 2007'de, Uluslararası Irk Ayrımcılığının Tüm Biçimlerinin Ortadan Kaldırılması Kongresi’nde (CERD) BM’e bağlı organizasyon endişe ile Kore Cumhuriyeti’nin etnik homojenliği üzerine yerleştirilen vurguyu kaydetti. Burada "... kendi topraklarında yaşayan farklı etnik ve ulusal gruplar arasında anlayış, hoşgörü ve dostluğu teşvik etmeye engel teşkil olabileceği belirtildi. Bu bağlamda, raporda "saf kan" ve "karma kanlar" gibi kavramların karşılaştırmaları ülkede hala kullanımdayken terminolojiden salt bir açıklama amaçlandı, komite bu tür terimlerin yine endişe ve beraberinde olabilecek ırk üstünlüğü fikrinin Kore toplumunda yaygın olmaya devam ettiğini belirtti."

Komite, istihdam, evlilik, barınma, eğitim ve kişiler arası ilişkiler de dahil olmak üzere hayatın her alanında, içinde "etnik sendikalardan doğan göçmen işçiler ve çocuklar dahil Kore Cumhuriyeti'nde yabancılara karşı yaygın toplumsal ayrımcılık kalıcılığının endişe yarattığını" söyledi.

Kore milliyetçiliğinde orijinal "Corea" biçimindeki Kore yazımını değiştirme gibi sorunlar çıktı ve Doğu Denizi’nin Japon Denizi olarak adını değiştirmesiyle iki Kore arasındaki etnik bağ arttırmış gibi göründü. Böylelikle Güney Kore ve özellikle birleşik bir Kore artık Çin ile olan ilişkilerinde daha az bir statüye tahammül edecektir.

Tarihte Kore Yarımadası'nın çevresindeki deniz alanları çeşitli isimlerle anılmıştır. Sarı Deniz ve Japon Denizi de sırasıyla Kore’de Batı Denizi ve Doğu Denizi olarak bilinir. Bu "Japon Denizi" terimi Rus-Japon Savaşı (1904-1905) kadar kabul görmüş değildi. 20. yüzyılın ilk yarısı boyunca dünya sahnesinde Japonya ve güçlendirilmiş siyasi duruşu kendini aktif olarak tanıtmasına yol açtı ve "Japon Denizi" terimi ile birlikte "Oryantal Deniz" ya da "Doğu Denizi", "Kore Denizi" gibi isimlerle değiştirildi. Söz konusu deniz için ortak bir isim üzerinde nihai bir anlaşma beklerken Kore Cumhuriyeti geçici bir uygulama ile "Doğu Denizi" ve "Japon Denizi" olarak her ikisinin aynı anda kullanılması gerektiği görüşündeydi.

Kore çabaları, meyve vermeye Doğu Denizi adını geri almasıyla başladı. Dünyanın önde gelen harita yapımcıları gerçeklere ve delillere dikkat etti. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki en büyük harita yapımcılarından biri olan Rand McNally, 197 ‘de her iki isimin Doğu Denizi ve Japonya Denizi’nin eşzamanlı kullanımı politikasını benimsemiştir. National Geographic Society tarafından yayınlanan haritaların yanı sıra "Bölgeler 2000 Coğrafya: Alanlar, Bölgeler ve Kavramlar"ın dokuzuncu baskısını "Microsoft Encarta 97 Dünya Atlası" uygulaması izledi. "Lonely Plannet", "Times", " Atlas of the World", Enclyclopedia Britannica’’, "Financial Times", "The Economist", "Le Figaro" "Les Echos" ve " Liberation" gibi birçok ülkede yayın ve medya kuruluşları geniş bir yelpazede ya Doğu Denizi’ni ya da aynı anda Japon Denizi'ni birlikte kullandı.

Coğrafi Adlar Amerika Birleşik Devletleri Kurulu’nun (BGN) coğrafi isimlerin-yerli, yabancı, Antarktika ve denizaltı, yazım, kullanımı ve uygulamasını düzenleyen politikaları, ilke ve prosedürlerini geliştirmesi Birleşik Devletler Hükümeti'nin bileşenidir. Onun kararları coğrafi özelliklerin üniform isimlerine erişim için tüm bölümleri ve ABD Hükümeti ajanslarını sağlar. BGN’nin pozisyonu Japon Denizi’nin resmi ABD Hükümeti haritaları ve yayınlarında kullanılabilir olmasıdır.

Kaynak

Bunu Yazdır Bunu Arkadaşına Gönder

  South Korean Won (대한민국 원 / KRW)
Gönderen: sehr-i - 21-07-2016 9:29 - Cevaplar (5)

South Korean Won KRW/ 원 / ₩
< Güney Kore Wonu >

[Resim: 7vj8zl.jpg]

ISO 4217 Kod: KRW
Merkez Bankası : Kore Bankası
Sembol:
Madeni Paralar: ₩10, ₩50, ₩100, ₩500
Banknotlar: ₩1,000, ₩5,000, ₩10,000, ₩50,000

Won ya da Kore Cumhuriyeti Wonu, Güney Kore’nin para birimidir. Bir won parasal alt birimi olan 100 jeona bölünür. Jeon her günki işlemler için kullanılmaz ve sadece yabancı döviz kurlarında görünür. Won, başkent olan Seoul’deki Kore Bankası tarafından basılır. Başkent Pyongyang’da yer alan Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından basılan Kuzey Kore resmi para birimi aynı birimlere bölünmüştür ve Kuzey Kore wonu olarak bilinir.

Etimoloji
Eski won, Çin yuan’ı (para birimi) ve Japon yen’i (para birimi) ile aynı türdendi. Yuvarlak şekil anlamına gelen 圓 (yuán) Çin karakteriyle türdeş 元 (원)’dan türetilmiştir. Won içinde alt bölümlere ayrılır:
100 jeon (Hangul: 전; hanja: 錢; RR: jeon;MR: chŏn), anlamı para olan ve çok eski zamanlarda para birimi olarak kullanılan 錢 (qián) Çin karakteriyle türdeştir. Şimdiki won (1962’den günümüze) genellikle hangul olarak yazılmaktadır.

İlk Güney Kore Wonu
Sömürge dönemi boyunca, won Kore yen’i uydurması ile yen kuru tarafından değiştirildi.
1945’te İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Kore bölündü ve Güney Kore ve Kuzey Kore için her ikisine de won adı verilen para birimlerinin ayrılmasını sonuçladı. Güney wonu ve Kuzey wonu yen ile yer değiştirdi. İlk Güney Kore wonu 100 jeon olarak alt bölümlere ayrılmıştı.
Güney Kore wonu başlangıçta 15 won=1 ABD doları oranında saptanmış oldu. Daha sonra kısmen Kore Savaşı nedeniyle olanları bir devalüasyon serisi izledi. Sabit oran:
15 Şubat 1953’te 1 hwan=100 won oranında ilk Güney Kore wonu, hwan ile yer değiştirdi.

İkinci Güney Kore Wonu
Won 10 Haziran 1962’de 1 won= 10 hwan oranında yeniden değerlendi. 22 Mart 1975’te sürümde olan hwanın çekilmesiyle birlikte tek yasal geçerli para haline geldi. ISO kodu KRW’dur. 1962’de wonun yeniden yapılandırılmasında, değeri 125 won=1 ABD doları oranındaydı. Takip eden oranlar 1962 ve 1980 arasında işletildi.
27 Şubat 1980’de çabalar, döviz kurunda dalgalanmalara yol açılmasını başlatmıştır. Uluslar arası Para Fonu ile imzalanan anlaşma ile 24 Aralık 1997’de nihayet wonun dalgalanmasına izin verilmiştir. Kısa bir süre sonra, Doğu Asya mali krizinin parçası olarak wonun neredeyse değeri yarısı kadar düşmüştür.



Kaynak

Bunu Yazdır Bunu Arkadaşına Gönder

[-]
Gönder: -
Seçenekler
Yükleniyor...
Gülümsemeler
Yeni Pencerede Aç


İletişimKorea-fans.comYukarıya dönHafif SürümRSS