yukari
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Breath / 숨 (2007)
#1
Breath / Soom / Nefes 숨 (2007)

[Resim: 30a2900b0ch4.jpg]

Tür : Dram
Gösterim Tarihi : 26 Ekim 2007
Yönetmen : Kim Ki-Duk
Yapım : 2007, Güney Kore


Oyuncular

Chen Chang
Jung-woo Ha
Kim Ki-duk
Ji-a Park


Boş Ev, Zaman gibi çalışmaları ile son yıllarda filmleri merakla beklenen yönetmenlerden biri olan Kim Ki-Duk, 14. filmi Nefes'te, hapıshanedeki bir adamla evli bir kadının aşkını anlatiyor.

İnsan doğasının kendini ele vermeyen tarafları...

Hapishanedeki bir idam mahkumu ile evli bir kadın arasındaki aşk hikâyesini anlatan “Breath - Nefes”in, yönetmenin “Boş Ev”den bu yana gerçekleştirdiği en etkileyici filmi olduğu söyleniyor.

Güney Koreli yönetmen bu filmiyle kişilik kavramından yola çıkarak insan doğasının kendini ele vermeyen taraflarını ustaca işliyor. Yönetmenin sözleriyle, film, "Kore toplumuyla yaşadığı çelişkilere dolaylı yoldan göndermeler yapıyor."

Filmde, ölüm cezasına çarptırılmış bir mahkûmla hapıshane duvarlarını dekore eden bir kadın arasındaki ilişki mutsuzluk, kıskançlık ve sevgi açlığı etrafında konu ediliyor.



ÖZET
10 yıllık evli çiftin arasında problemler vardır. Adam müzisyen, kadınsa bir heykeltıraştır. Sağlıklı bir çocukları ve güzel bir evleri vardır ancak kadınla adamın arasındaki iletişim tamamen kopmuştur. Kadın televizyonda gördüğü bir idam mahkumuna karşı saplantılı bir ilgi geliştirir. İnfazdan önce defalarca intihara kalkışan idam mahkumu ile buluşmaya karar veren kadın, mahkuma ölmeden önce son bir kez daha dört mevsimi yaşatmaya karar verir. Her ziyaretinde mahkumun odasını farklı bir mevsime uygun olarak döşeyen kadınla, idam mahkumu arasında tarifi imkansız bir yakınlık doğar.



-------------------------------

Genre: Drama
Release Date: October 26, 2007
Director: Kim Ki-Duk
Built: 2007, South Korea


Players

Chen Chang
Jung-woo Ha
Kim Ki-duk
Ji-a Park

SUBJECT


After finding her husband’s infidelity, YEON absent-mindedly heads for the prison where condemned criminal JIN is confined. Although she doesn’t know him, repeated news of his suicide attempts on TV had subconsciously grown in her mind. Their first meeting is as awkward as it can get. YEON treats JIN like an old friend whereas JIN doesn’t open up so easily. To JIN’s surprise, YEON comes back for the interview again and again, with the decorated interview room like sping, summer and fall. YEON sings him seasonal tunes in dresses of that season. JIN gradually accepts YEON’s efforts and opens up to her. One day, her husband witnesses the intimacy between YEON and JIN and tries to separate them. They can’t see each other again while the limited time for JIN is ticking away. But the two are already attached to each other more than her husband assumed -- more than life and death.
#2
[Resim: nefesrth8.png]


[Resim: breath02pv9.jpg]

[Resim: breath03ai3.jpg]
#3
Güzel bir filme benziyor. Birkaç yerde görmüstüm afisini. Ama hiç dikkat etmemistim. Tesekkürler Melike. Smile
www
#4
Tüm neden-sonuç iliskilerine karsi çikan, beklentileri ve kliseleri sürekli olarak ortadan kaldiran, rasyonel açiklamalara itibar etmeyip, insan iliskilerindeki en beklenmedik tepkiler üzerinden oyunlar yaratan, tuhaf ve alisilmadik bir film üzerine ne söylenebilir?

Kim Ki-Duk'un Oyun Hakkindaki Düsünceleri:
Nefes filmini yapmadan kisa bir süre önce büyük bir kaza geçiren Kim Ki-Duk, bu kazanin onun dünyaya bakisini da epey degistirdigini söylüyor. Herseyi fazla ciddiye aldigimiz modern ve soguk hayatlarimizda o kazadan beri en önemli seyleri minimize edip, en önemsiz gereken seylere daha fazla deger vermeye karar verdigini söylüyor. Iste tam da bu yüzden aslinda klasik bir sekilde anlatilan tüm öyküler, bir bakima, miladini tamamlarken, Kim Ki-Duk artik olgunluga erismis bir yönetmen olarak kendi kurguladigi hikayeler ve genelde sinema için “Fazla ciddiye almayin arkadaslar, aslinda hepsi bir oyun” diyor gibi.

[Resim: 1541nefessin1px8.jpg]


Geçtigimiz Cannes film festivali yarisma bölümünde gösterilen Nefes, Bos Ev gibi hiç konusmadan bir tür “Tek kelime sarf etmeden aska düsme” hikayesi. Idam mahkumu bir adam ve onun hapishane hücresinin gönüllü dekoratörü olan bir kadinin iyi kurgulanmis ama idama mahkum bir dört mevsimlik iliskisi, Tayvanli aktör Chang Chen’in su ana kadar yer aldigi en cüretkar sevisme sahneleri ile durumun absürdlügüne ragmen bize bazi ‘gerçek’ anlar yasatmayi basariyor.

Kocasi tarafindan aldatilan, orta halli hatta zengin sayilabilecek, heykeltras kadinin yasami soguk, hatta metalik… Bu soguklugun alti, kocasiyla ve kiziyla olan iletisimsizlikten, esyalarinin modern ama ruhsuz görünümlerine, kadinin kocasinin beyaz gömlegini asarken uzun uzun dalip gittigi anlara degin kalin bir kalemle çizilmis. Tam da bu soguklugun ortasinda bir televizyon haberiyle harekete geçen genç kadin, tekrar canlanabilmek için bir idam mahkumunun zamanin ve mekanin disindaki cansiz hayatina rengarenk mevsimler, sarkilar ve mevsimlik elbiseler ile giriyor.

Kim Ki-Duk klasik oyunculuktaki karakter motivasyonlari ve dramaturjik dügümleri önemsemeden bizi kendi soguk dünyamizda tekrar hayat bulabilmek için oyun oynamaya ve normun disina çikmaya davet ediyor. Nihayetinde kadinin kocasi bile karisinin idam mahkumuyla iliskisini onayliyor. Sadece yasayan için degil, hapishane müdürü ve diger izleyenler için de tüm tuhafligina ragmen, tüm kurallari çignemek istegini insanda uyandiran oyun oynama istegi, aska ve ölüme ve hayatin kendini tekrar eden dönemleri ve kaçinilmaz sonuna dair insanin üzerinde tuhaf bir tesir yaratiyor.

Yüzlere, bakislara, sessiz anlara önem veren yönetmen, bu filmde de kadin ve erkek arasindaki iliskiye dair zengin imgelemler sunuyor. Kara mizah, az konusma ve sessizlik anlari tüm filme yogun bir gizem yaratiyor. Tuhaf bir biçimde merak duygusunu sürekli diri tutuyor ve sürekli olarak beklentileri çürütüp sasirtiyor.

Hikayeye ilk basta neredeyse polisiye izlenimi veren gizemli bir sekilde girdigimizde, kadinin mahkumla geçmiste bir iliskisi oldugunu düsünüyoruz çünkü olaylar arasinda neden sonuç iliskileri kuran geleneksel filmlere alismis zihinlerimiz. Oysa içindeki tutkulari heykelleri üzerinden yasamaya çalisan kadin için tehlikeli ve akildisi bir oyuna girdigimizin farkina varamiyoruz. Sevmeye inancini yitirmis ve hayatindan sogumus kadinin birisini sadece mutlu etmek için giristigi çocuksu çabalarla, kocasini kiskandirmak için kurguladigi kurnaz mizansenler arasinda gidip geliyoruz.

Kim Ki-Duk Ikea mobilyalarini hatirlatan, bize fazla siradan gelen renkli duvar kagitlariyla “kitsch” (gösterisli ama zevksiz estetik) ögesini sasirtici bir biçimde siradisi haline getiriyor. Zira kadin hayal gücü ile ve “kitsch” dekorasyonlar ile gene de o ruhsuz hapishaneye büyülü ve masalsi bir dünyadan bir peri kizi gibi düsmeyi basariyor. Diger filmi Ilkbahar, Yaz, Sonbahar, Kis...ve Ilkbahar’a da referans yaparak hapishaneye her gidisinde bir askin da evrelerini anlatan ama herseyden çok kaçinilmaz sona gönderme yapan mevsimsel törenlerle dogum-ölüm-yeniden dogum çemberlerine sokuyor bizi.

Küçücük bir hücrede yapacak hiç bir seyi olmadan idami bekleyen mahkumlarin nasil suçlar islediginden bagimsiz, siddetle sehvetin birbirine girdigi iliskileri görülmeye deger. Kim Ki-Duk insan iliskilerini sorgularken gene en hayvani güdüleri arastiriyor. Ask ve ölüm, aci ve haz arasindaki çok bilindik iliskiyi sorgularken de sonunda gene çok dolayli yollardan da olsa hikayeyi metafizik bir noktaya baglamayi basariyor.

Nefes süphesiz Kim Ki-Duk’un en iyi filmi degil. Hatta bu filmde Güney Koreli yönetmenin yer yer epey kolaya kaçtigini da söyleyebiliriz. Fakat gene de her usta yönetmen gibi bu filmi de yönetmenin diger filmleriyle iliskisi üzerinden degerlendirmek gerekiyor. Bos Ev, Zaman, Ilkbahar, Yaz, Sonbahar, Kis...ve Ilkbahar, Yay gibi filmler ile uzakdogu felsefesini kendi dünya görüsüyle birlestirip metafizik bir evren yaratan yönetmen bu filmde de herseye ragmen insanlar üzerinde güçlü bir his yaratmayi basariyor. Zaten onun da pesinde oldugu bu.

[Resim: 1541nefessin2os5.jpg]


Sözcüklere ve neden sonuç iliskileriyle açiklanabilecek durumlara itibar etmeyen yönetmen hiç de gerçekçi olmayan bir hikayeyi gene de inandirici bir biçimde sunmayi basarabiliyor. Baska bir yönetmenin elinde gülünç olabilecek bir film kamera arkasinda Kim Ki-Duk oldugu için bize rüyayla karisik tuhaf ve siradisi bir evren yaratabiliyor.

Filmi ‘Heryerde Kar Var’ gibi olaganüstü kliselesmis bir sarkiyla bitirmesi de tesadüf degil. Kim Ki-Duk “yasama sevinci için biraz mizah, bu kadar da düzenli olmasin hayatlarimiz” diyor. Kaldi ki, filmde en fazla otoriteyi temsil eden hapishane müdürü ve güvenlik görevlileri de ayni fikirde sanki. Hepimiz biraz kurallardan sikilmis gibiyiz. Sanki yönetmenin söyledigi cümle su: “Kurtulusumuz rollerimizi degistirmemiz ve oyun oynamamizdan geçiyor!”
#5
[Resim: 58360872.jpg]

[Resim: 84980740.jpg]
#6
Çok müthis bir filmdi...
#7
Filmde, ölüm cezasina çarptirilmis bir mahkûmla hapishane duvarlarini dekore eden bir kadin arasindaki iliski mutsuzluk, kiskançlik ve sevgi açligi etrafinda konu ediliyor.
Bu filmde izlenilebilir bir film galiba... Tesekkürler.
#8
Chen Chang' i daha önce Kaplan ve Ejderha'da seyretmistik. 2046'da mimi/lulu'nun sevgilisi rolündeydi, Hand (Eros) de Gong Li ile süperdi... Bu filmini de gerçekten çok merak ettim, bilgi için tesekkürler...
I'm Sorry I Love You // A Love to Kill // Cain and Abel // Daisy FAN






www
#9
Çok süren bir filmdi Kim Ki-duk'a hayran kaldim dogrusu... Bir sey sorabilir miyim? Filmin müzikleri çok güzeldi nerden bulabilirim acaba? Smile
#10
Arkadaslar bu film 30 Ocak Cuma günü Cnbc-e'de oynayacakmis. Isteyenler izleyebilir. Bende izleyecegim. Yapilan ortak paylasimlardan ilginç bir film oldugu belli. Kaçirmamak lazim... Onay Konu'da paylasimi bulunan herkese tesekkürler...
www




Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi