﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Korea-fans.com Türkiye & Kore Dostluk Forumu KOREA & TURKEY FRIENDSHIP - About Korean Literature]]></title>
		<link>https://www.korea-fans.com/forum/</link>
		<description><![CDATA[Korea-fans.com Türkiye & Kore Dostluk Forumu KOREA & TURKEY FRIENDSHIP - https://www.korea-fans.com/forum]]></description>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 2026 16:50:22 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Korece’ye Çevirilen Türk Edebi Eserleri Hakkında]]></title>
			<link>https://www.korea-fans.com/forum/konu-korece%E2%80%99ye-cevirilen-turk-edebi-eserleri-hakkinda.html</link>
			<pubDate>Sat, 06 Mar 2010 21:51:35 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.korea-fans.com/forum/member.php?action=profile&uid=0">Lee Hee Hee(M)</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.korea-fans.com/forum/konu-korece%E2%80%99ye-cevirilen-turk-edebi-eserleri-hakkinda.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #1E90FF;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">*  (Dr. Hankuk Yabancı Diller Üniversitesi, Türkoloji Bölümü Öğretim Üyesi, G.Kore)</span></span></span><br />
<br />
Dünyaya açılmak için her şeyden önce geniş anlamıyla yabancı kültürleri iyi bilmek ve tanımak gerekmektedir. Kültür ise tabi ki bir toplum görüntüsünü de içermektedir. Herkes tarafından kabul edilmelidir ki edebi eserler, bir toplumu ve bu toplumun  kültürünü yansıtmaktadır. Yabancı ülkelerin değerli  edebi eserlerini okumakla, bu ülke toplumu ve kültürü hakkında dolaylı da olsa bilgi ediniriz. Yabancı ülkelerin edebi eserlerini okumak bu anlamda önem kazanmaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu anlamda Türk edebi eserlerinin Kore’de tanıtılması, Korelilerin Türkiye’yi anlaması ve tanıması açısından son derece önemlidir. </span>    <br />
<br />
Başka ülkelerle kıyaslanırsa, son zamanlara  kadar Kore yayın dünyasının Türk edebiyatını tanıdığı söylenemez. Dünyanın başka ülkelerinde olduğu gibi Kore’de de Fransız, İngiliz, Rus ve Alman edebiyatının tanıtılması eski yıllara dayanmasına rağmen, Koreli okurlar Türk edebi eserleriyle ancak son 10 yıl içinde aktif olarak buluştular.  <br />
<br />
Ancak bu durum Türkiye’de tanıtılan Kore edebi eserleriyle kıyaslandığında nispeten iç açıcıdır. Türkiye’de yayınlanan Kore edebi eserlerinin sayısının son derece az (yanılmıyorsam şu ana kadar 6 roman ve 1 şiir kitabı yayınlandı.) olduğunu göz önünde bulundurursak, Kore’de yayınlanan Türk edebi eserleri sayısının 20’ye varması, (Kore’nin değişik edebiyat dergilerinde yayınlanan Türk yazarlarının öyküleri hariç) Kore’de tanıtılan başka ülke eselerlerinin sayısıyla kıyaslandığında oldukça yüksek bir rakam sayılmalıdır. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kore’de tanıtılan ilk Türk romanı, 1982 yılında yayınlanan Yaşar Kemal’in “İnce Mehmet” adlı romanıdır. </span>Ancak bu roman doğrudan Türkçe’den değil İngilizce’den Korece’ye çevrilmiştir. Yaşar Kemal seksenli yıllarda dünya çapında ün kazanmaya başladığı için, bunun farkına varan Kore’nin bir yayınevi “Dünya Edebiyatı Serisi”ne bir Türk yazarı koyma gereği duydu. Bu açıdan, yani Korece'ye çevrilen ilk Türk yazarın kitabı olması açısından Yaşar Kemal’in romanı önem kazanmaktadır. Bu eserden sonra uzun süre Kore kitap piyasasında, Türk edebiyatından çeviri eserler yer almamıştır. <br />
<br />
Şimdiye kadar bir Türk tarafından Korece'ye çevrilen bir Türk edebiyatı eseri bulunmamakta, hepsi Koreli çevirmenler tarafından Kore'ye kazandırılmıştır. Bence bunun iki temel nedeni vardır. Birincisi, Türkler arasında Kore’de eğitim görüp Koreceyi bilenler olmasına rağmen bu kişiler çeşitli nedenlerden dolayı çeviri alanına yönelmemişlerdir. İkincisi, Kore’deki yayınevlerinin daha çok Türk edebiyatı uzmanı olan Korelileri tercih etmesidir. <br />
<br />
Ayrıca çeviri son derece hüner gerektiren bir bilim dalıdır. ‘Çeviri bir ihanettir’, Alman filozofu Schelgel’in deyimleşmiş bu sözü çeviri işinin zorluğunu açıkça ortaya koymaktadır. Çünkü çeviri salt dilin değil, aynı zamanda esere sinmiş olan kültür, düşünce ve tecrübelerin de aktarılması anlamına geliyor. Özellikle öznel ve çok katmanlı yazılmış olan edebi eserlerin çevirisinde daha da titiz olmak zorunluluğu hissediyorsunuz.<br />
<br />
Çevirmen salt metnin anlamının yanı sıra, metin içindeki sosyal, kültürel, tarihi vb. boyuttaki bilgileri de algılamalı ve çözümleyebilmelidir. Bu da kolay bir iş sayılmaz. İkinci olarak metinleri güzel bir hedef diliyle çevirmek de başlıca bir zorluktur. Ayrıca doğrudan çeviri mi yoksa dolaylı çeviri mi bu ikisi arasında denge kurmak da oldukça zor bir iştir.   <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şimdiye kadar Koreceye çevrilen Türk Edebi eserlerini topluca, yayınlama tarihine göre aşağıdaki gibi sıralayabiliriz: </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu listeye göre doğrudan Türkçe’den Korece’ye çevirilen eserlerin sayısı 18, İngilizce’den Korece’ye çevirilen eserlerin sayısı 2 dir. Ayrıca roman ve şiir türünden başka, Türk edebiyatını topluca gösteren edebiyat tarihi çeviri kitabı bulunmamaktadır. İlmi değeri yüksek olan Türk kültür ve edebiyat tarihi kitaplarının iyi bir çevirmen tarafından çevirilmesinin bilimsel açıdan son derece büyük bir katkıda bulunacağı kanısındayım</span>. <br />
<br />
2006 yılından itibaren T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, TEDA Projesi kapsamında Türk edebiyatını dünyaya tanıtmak için uzmanlara maddi destekler vermeye başlamıştır. <br />
<br />
Söz konusu kurum, yetenekli çevirmenleri seçip, Türk edebiyatından iyi örneklerin Koreceye çevrilerek yayınlaması için destekte bulunarak bu alanda çalışma yapanları teşvik  edici bir gayret göstermektedir. Bu projenin gerçekleşmesinin, geç de olsa, Türk edebiyatını yurtdışında tanıtmak açısından son derece yararlı ve yerinde bir atılım olduğu düşüncesindeyim.<br />
<br />
Mühim olan bu projenin uzun vadeli olarak Türkiye dışındaki Türk edebiyatı uzmanları ve çevirmenleri yetiştirmeye gayret göstermesidir. Ayrıca sırf devlet aşamasında değil özel sektör de Türk edebiyatını yurtdışına tanıtmak için destekte bulunursa Türk edebiyatına meraklı olan insanlara çeşitli eserleri tanıma şansı vermiş olacaktır. Türkiye’nin gücünü ve değerini dünyaya tanıtmanın en hızlı , en etkili ve en kestirme yollardan biri, Türk kültürünü edebi eserler aracılığıyla dünyaya tanıtmaktır kanısındayım.    <br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu kaynaklar ise Kore’nin en büyük internet kitap satış sitesi olan  <a href="http://www.aladdin.co.kr" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.aladdin.co.kr</a>’ den elde edilmiştir.</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #1E90FF;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">*  (Dr. Hankuk Yabancı Diller Üniversitesi, Türkoloji Bölümü Öğretim Üyesi, G.Kore)</span></span></span><br />
<br />
Dünyaya açılmak için her şeyden önce geniş anlamıyla yabancı kültürleri iyi bilmek ve tanımak gerekmektedir. Kültür ise tabi ki bir toplum görüntüsünü de içermektedir. Herkes tarafından kabul edilmelidir ki edebi eserler, bir toplumu ve bu toplumun  kültürünü yansıtmaktadır. Yabancı ülkelerin değerli  edebi eserlerini okumakla, bu ülke toplumu ve kültürü hakkında dolaylı da olsa bilgi ediniriz. Yabancı ülkelerin edebi eserlerini okumak bu anlamda önem kazanmaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu anlamda Türk edebi eserlerinin Kore’de tanıtılması, Korelilerin Türkiye’yi anlaması ve tanıması açısından son derece önemlidir. </span>    <br />
<br />
Başka ülkelerle kıyaslanırsa, son zamanlara  kadar Kore yayın dünyasının Türk edebiyatını tanıdığı söylenemez. Dünyanın başka ülkelerinde olduğu gibi Kore’de de Fransız, İngiliz, Rus ve Alman edebiyatının tanıtılması eski yıllara dayanmasına rağmen, Koreli okurlar Türk edebi eserleriyle ancak son 10 yıl içinde aktif olarak buluştular.  <br />
<br />
Ancak bu durum Türkiye’de tanıtılan Kore edebi eserleriyle kıyaslandığında nispeten iç açıcıdır. Türkiye’de yayınlanan Kore edebi eserlerinin sayısının son derece az (yanılmıyorsam şu ana kadar 6 roman ve 1 şiir kitabı yayınlandı.) olduğunu göz önünde bulundurursak, Kore’de yayınlanan Türk edebi eserleri sayısının 20’ye varması, (Kore’nin değişik edebiyat dergilerinde yayınlanan Türk yazarlarının öyküleri hariç) Kore’de tanıtılan başka ülke eselerlerinin sayısıyla kıyaslandığında oldukça yüksek bir rakam sayılmalıdır. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kore’de tanıtılan ilk Türk romanı, 1982 yılında yayınlanan Yaşar Kemal’in “İnce Mehmet” adlı romanıdır. </span>Ancak bu roman doğrudan Türkçe’den değil İngilizce’den Korece’ye çevrilmiştir. Yaşar Kemal seksenli yıllarda dünya çapında ün kazanmaya başladığı için, bunun farkına varan Kore’nin bir yayınevi “Dünya Edebiyatı Serisi”ne bir Türk yazarı koyma gereği duydu. Bu açıdan, yani Korece'ye çevrilen ilk Türk yazarın kitabı olması açısından Yaşar Kemal’in romanı önem kazanmaktadır. Bu eserden sonra uzun süre Kore kitap piyasasında, Türk edebiyatından çeviri eserler yer almamıştır. <br />
<br />
Şimdiye kadar bir Türk tarafından Korece'ye çevrilen bir Türk edebiyatı eseri bulunmamakta, hepsi Koreli çevirmenler tarafından Kore'ye kazandırılmıştır. Bence bunun iki temel nedeni vardır. Birincisi, Türkler arasında Kore’de eğitim görüp Koreceyi bilenler olmasına rağmen bu kişiler çeşitli nedenlerden dolayı çeviri alanına yönelmemişlerdir. İkincisi, Kore’deki yayınevlerinin daha çok Türk edebiyatı uzmanı olan Korelileri tercih etmesidir. <br />
<br />
Ayrıca çeviri son derece hüner gerektiren bir bilim dalıdır. ‘Çeviri bir ihanettir’, Alman filozofu Schelgel’in deyimleşmiş bu sözü çeviri işinin zorluğunu açıkça ortaya koymaktadır. Çünkü çeviri salt dilin değil, aynı zamanda esere sinmiş olan kültür, düşünce ve tecrübelerin de aktarılması anlamına geliyor. Özellikle öznel ve çok katmanlı yazılmış olan edebi eserlerin çevirisinde daha da titiz olmak zorunluluğu hissediyorsunuz.<br />
<br />
Çevirmen salt metnin anlamının yanı sıra, metin içindeki sosyal, kültürel, tarihi vb. boyuttaki bilgileri de algılamalı ve çözümleyebilmelidir. Bu da kolay bir iş sayılmaz. İkinci olarak metinleri güzel bir hedef diliyle çevirmek de başlıca bir zorluktur. Ayrıca doğrudan çeviri mi yoksa dolaylı çeviri mi bu ikisi arasında denge kurmak da oldukça zor bir iştir.   <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şimdiye kadar Koreceye çevrilen Türk Edebi eserlerini topluca, yayınlama tarihine göre aşağıdaki gibi sıralayabiliriz: </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu listeye göre doğrudan Türkçe’den Korece’ye çevirilen eserlerin sayısı 18, İngilizce’den Korece’ye çevirilen eserlerin sayısı 2 dir. Ayrıca roman ve şiir türünden başka, Türk edebiyatını topluca gösteren edebiyat tarihi çeviri kitabı bulunmamaktadır. İlmi değeri yüksek olan Türk kültür ve edebiyat tarihi kitaplarının iyi bir çevirmen tarafından çevirilmesinin bilimsel açıdan son derece büyük bir katkıda bulunacağı kanısındayım</span>. <br />
<br />
2006 yılından itibaren T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, TEDA Projesi kapsamında Türk edebiyatını dünyaya tanıtmak için uzmanlara maddi destekler vermeye başlamıştır. <br />
<br />
Söz konusu kurum, yetenekli çevirmenleri seçip, Türk edebiyatından iyi örneklerin Koreceye çevrilerek yayınlaması için destekte bulunarak bu alanda çalışma yapanları teşvik  edici bir gayret göstermektedir. Bu projenin gerçekleşmesinin, geç de olsa, Türk edebiyatını yurtdışında tanıtmak açısından son derece yararlı ve yerinde bir atılım olduğu düşüncesindeyim.<br />
<br />
Mühim olan bu projenin uzun vadeli olarak Türkiye dışındaki Türk edebiyatı uzmanları ve çevirmenleri yetiştirmeye gayret göstermesidir. Ayrıca sırf devlet aşamasında değil özel sektör de Türk edebiyatını yurtdışına tanıtmak için destekte bulunursa Türk edebiyatına meraklı olan insanlara çeşitli eserleri tanıma şansı vermiş olacaktır. Türkiye’nin gücünü ve değerini dünyaya tanıtmanın en hızlı , en etkili ve en kestirme yollardan biri, Türk kültürünü edebi eserler aracılığıyla dünyaya tanıtmaktır kanısındayım.    <br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu kaynaklar ise Kore’nin en büyük internet kitap satış sitesi olan  <a href="http://www.aladdin.co.kr" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.aladdin.co.kr</a>’ den elde edilmiştir.</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Türkçe-Korece / Korece-Türkçe Çevrilmiş Eserler]]></title>
			<link>https://www.korea-fans.com/forum/konu-turkce-korece-korece-turkce-cevrilmis-eserler.html</link>
			<pubDate>Sat, 06 Mar 2010 21:14:07 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.korea-fans.com/forum/member.php?action=profile&uid=0">Lee Hee Hee(M)</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.korea-fans.com/forum/konu-turkce-korece-korece-turkce-cevrilmis-eserler.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #6B8E23;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TÜRKÇE’YE ÇEVRİLMİŞ KORE EDEBİYATINDAN ESERLER:</span></span><br />
<br />
*Chong Chun LEE ‘in ''Kâhin'' adlı eseri Sevinç Tamgüç tarafından İngilizcesinden çevrilmiştir.<br />
<br />
*Gim So Vol’ün ''Açelya Çiçeği'' adlı eseri Hatice Köroğlu tarafından çevrilmiştir.<br />
<br />
*Chong Chun LEE’nin ''Io Adası'' adlı eseri Nana Lee tarafından çevrilmiştir.<br />
<br />
*Gwang Su I’nin ''Merhametsiz Yaşam'' adlı eseri Yeşim Ferendeci tarafından çevrilmiştir.<br />
<br />
*Munyol Yi’nin ''Değişen Kahramanımız'' adlı eseri S.Göksel Türközü ve Yeşim Ferendeci tarafından çevrilmiştir.<br />
<br />
*Kim Young Ha’nin ''Kendimi Yıkmaya Hakkım Var'' adlı eseri Nana Lee tarafından çevrilmiştir.<br />
<br />
*Yang Gui Ja, ''Uzak ve Güzel Mahalle'' adlı eseri Türkçe'ye çevrilmiştir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #6B8E23;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KORECE’YE ÇEVRİLMİŞ TÜRK EDEBİYAT ESERLERİ:</span></span><br />
<br />
*Murat Tuncel son romanı ''Inanna '' Korece'ye çevrilmiştir.<br />
<br />
*Serdar Özkan ''Kayıp Gül '' adlı eseri Korece'ye çevrilmiştir.<br />
<br />
*Yaşar Kemal’in ''İnce Memed ''adlı eseri I Cincu tarafından çevrilmiştir.<br />
<br />
*Necati Cumali’nin ''Yağmurlar ve Topraklar'' adlı eseri Kim Deasong tarafından çevrilmiştir.<br />
<br />
*Zülfü Livaneli’nin ''Engereğin Gözündeki Kanasma'' Nana Lee tarafından çevrilmiştir.<br />
<br />
*Ahmet Altan’in ''Tehlikeli Masallar ''adlı eseri Nana Lee tarafından çevrilmiştir.<br />
<br />
*Orhan Pamuk’un ''Yeni Hayat'' adlı eseri Nana Lee tarafından çevrilmiştir.<br />
<br />
*Orhan Pamuk’un ''Benim Adım Kırmızı'' adlı eseri Nana Lee tarafından çevrilmiştir.<br />
<br />
*Orhan Pamuk’un ''Kara Kitap'' adlı eseri Nana Lee tarafından çevrilmiştir.<br />
<br />
*Orhan Pamuk’un '' Beya Kale'' adlı eseri Nana Lee tarafından çevrilmiştir.<br />
<br />
*Aziz Nesin’in ''Yaşar ne yaşar ne yaşamaz'' adlı eseri Nana Lee tarafından çevrilmiştir.<br />
<br />
*Yaşar Kemal’in ''Yılanı Öldürseler'' adlı eseri O Ingyong tarafından çevrilmiştir.<br />
<br />
*Sevim Ak’in ''Vanilya Kokulu Mektup'' adlı eseri Nana Lee tarafından çevrilmiştir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Boğaziçi Üniversitesi'nde yapılan 'Yayıncılarıyla II. Uluslararası Türk Edebiyati Sempozyumu'na katılan Türkçe eserleri kendi dillerine kazandıran çevirmenlere sorduk: Türkçe çeviri yapmak zor mu?, Çeviri yaparken neleri çevirmekte zorlanıyorlar?</span><br />
<br />
<span style="color: #6B8E23;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YÖRÜKLERİN TARİHSEL YAŞANTISINI ÇEVİRİRKEN ZORLANDIM.</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Eun-kyung Oh (Kore) </span><br />
<br />
Benim için en zor olan kültür farklılığı olduğunu düşünüyorum. Bir romanı okuyorum, romanı anlayabiliyorum. Onu Korelilerin en iyi anlayabileceği şekilde çevirmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Yalnız bazen o eserler içerisinde yaşamadığımız kültürler ortaya çıkıyor. Örneğin; Yaşar Kemal’in eserlerini çevirirken, en çok Yörüklerin yaşantısı ya da tarihsel yaşantıları Korece’de tam denk gelmeyen ya da Korelilerin anlayabileceği şekilde nasıl yazmak gerekiyor o beni çok düşündürüyor. <br />
<br />
Türkçe deyimleri çevirmekte zorlanıyorum tabii… Bazen bir eser içerisinde konsept içerisinde onun anlamını çıkarmaya çalışıyorum. Bilmediğim deyim çıkarsa sözlüklere bakıyorum. Bulamadığım zaman da Türk birilerine danışmam gerekiyor. <br />
<br />
Koreceye çevirisini yaptığım Yaşar Kemal’in “Yılanı Öldürseler”, “Ağrı Dağı Efsanesi”, “Binboğalar Efsanesi”, Fatma Aliye’nin “Uzak Ülke” kitabı sırada bekliyor henüz çevirmedim. Elif Şafak'ın kitabı da basılmadı o da sırada bekliyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #6B8E23;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TÜRKÇE’YE ÇEVRİLMİŞ KORE EDEBİYATINDAN ESERLER:</span></span><br />
<br />
*Chong Chun LEE ‘in ''Kâhin'' adlı eseri Sevinç Tamgüç tarafından İngilizcesinden çevrilmiştir.<br />
<br />
*Gim So Vol’ün ''Açelya Çiçeği'' adlı eseri Hatice Köroğlu tarafından çevrilmiştir.<br />
<br />
*Chong Chun LEE’nin ''Io Adası'' adlı eseri Nana Lee tarafından çevrilmiştir.<br />
<br />
*Gwang Su I’nin ''Merhametsiz Yaşam'' adlı eseri Yeşim Ferendeci tarafından çevrilmiştir.<br />
<br />
*Munyol Yi’nin ''Değişen Kahramanımız'' adlı eseri S.Göksel Türközü ve Yeşim Ferendeci tarafından çevrilmiştir.<br />
<br />
*Kim Young Ha’nin ''Kendimi Yıkmaya Hakkım Var'' adlı eseri Nana Lee tarafından çevrilmiştir.<br />
<br />
*Yang Gui Ja, ''Uzak ve Güzel Mahalle'' adlı eseri Türkçe'ye çevrilmiştir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #6B8E23;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KORECE’YE ÇEVRİLMİŞ TÜRK EDEBİYAT ESERLERİ:</span></span><br />
<br />
*Murat Tuncel son romanı ''Inanna '' Korece'ye çevrilmiştir.<br />
<br />
*Serdar Özkan ''Kayıp Gül '' adlı eseri Korece'ye çevrilmiştir.<br />
<br />
*Yaşar Kemal’in ''İnce Memed ''adlı eseri I Cincu tarafından çevrilmiştir.<br />
<br />
*Necati Cumali’nin ''Yağmurlar ve Topraklar'' adlı eseri Kim Deasong tarafından çevrilmiştir.<br />
<br />
*Zülfü Livaneli’nin ''Engereğin Gözündeki Kanasma'' Nana Lee tarafından çevrilmiştir.<br />
<br />
*Ahmet Altan’in ''Tehlikeli Masallar ''adlı eseri Nana Lee tarafından çevrilmiştir.<br />
<br />
*Orhan Pamuk’un ''Yeni Hayat'' adlı eseri Nana Lee tarafından çevrilmiştir.<br />
<br />
*Orhan Pamuk’un ''Benim Adım Kırmızı'' adlı eseri Nana Lee tarafından çevrilmiştir.<br />
<br />
*Orhan Pamuk’un ''Kara Kitap'' adlı eseri Nana Lee tarafından çevrilmiştir.<br />
<br />
*Orhan Pamuk’un '' Beya Kale'' adlı eseri Nana Lee tarafından çevrilmiştir.<br />
<br />
*Aziz Nesin’in ''Yaşar ne yaşar ne yaşamaz'' adlı eseri Nana Lee tarafından çevrilmiştir.<br />
<br />
*Yaşar Kemal’in ''Yılanı Öldürseler'' adlı eseri O Ingyong tarafından çevrilmiştir.<br />
<br />
*Sevim Ak’in ''Vanilya Kokulu Mektup'' adlı eseri Nana Lee tarafından çevrilmiştir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Boğaziçi Üniversitesi'nde yapılan 'Yayıncılarıyla II. Uluslararası Türk Edebiyati Sempozyumu'na katılan Türkçe eserleri kendi dillerine kazandıran çevirmenlere sorduk: Türkçe çeviri yapmak zor mu?, Çeviri yaparken neleri çevirmekte zorlanıyorlar?</span><br />
<br />
<span style="color: #6B8E23;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YÖRÜKLERİN TARİHSEL YAŞANTISINI ÇEVİRİRKEN ZORLANDIM.</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Eun-kyung Oh (Kore) </span><br />
<br />
Benim için en zor olan kültür farklılığı olduğunu düşünüyorum. Bir romanı okuyorum, romanı anlayabiliyorum. Onu Korelilerin en iyi anlayabileceği şekilde çevirmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Yalnız bazen o eserler içerisinde yaşamadığımız kültürler ortaya çıkıyor. Örneğin; Yaşar Kemal’in eserlerini çevirirken, en çok Yörüklerin yaşantısı ya da tarihsel yaşantıları Korece’de tam denk gelmeyen ya da Korelilerin anlayabileceği şekilde nasıl yazmak gerekiyor o beni çok düşündürüyor. <br />
<br />
Türkçe deyimleri çevirmekte zorlanıyorum tabii… Bazen bir eser içerisinde konsept içerisinde onun anlamını çıkarmaya çalışıyorum. Bilmediğim deyim çıkarsa sözlüklere bakıyorum. Bulamadığım zaman da Türk birilerine danışmam gerekiyor. <br />
<br />
Koreceye çevirisini yaptığım Yaşar Kemal’in “Yılanı Öldürseler”, “Ağrı Dağı Efsanesi”, “Binboğalar Efsanesi”, Fatma Aliye’nin “Uzak Ülke” kitabı sırada bekliyor henüz çevirmedim. Elif Şafak'ın kitabı da basılmadı o da sırada bekliyor.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[INDEX  ( About Korean Literature) (A-B)]]></title>
			<link>https://www.korea-fans.com/forum/konu-index-about-korean-literature-a-b.html</link>
			<pubDate>Sat, 26 Sep 2009 16:50:07 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.korea-fans.com/forum/member.php?action=profile&uid=16584">esra köksal</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.korea-fans.com/forum/konu-index-about-korean-literature-a-b.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Açmak istediginiz konunun mevcut olup olmadigina buradan bakabilirsiniz.. </span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #800000;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Genel Bilgiler </span></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #800000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ç</span> </span></span><br />
<br />
<a href="http://www.korea-fans.com/forum/showthread.php?tid=6402" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Çagdas Kore Edebiyati </a><br />
<br />
<span style="color: #800000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">H</span></span></span><br />
<br />
<a href="http://www.korea-fans.com/forum/hem-seul%60deyim-hem-ankara%60da-eun-kyung-ohla-soylesi-t-17425.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Hem Seul`deyim hem Ankara`da(Eun Kyung OH'la Söylesi)</a><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #800000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">K</span> </span></span><br />
<br />
<a href="http://www.korea-fans.com/forum/showthread.php?tid=6400" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Klasik Kore Edebiyati</a><br />
<a href="http://www.korea-fans.com/forum/showthread.php?tid=7695" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Korece Bazi Atasözler </a><br />
<a href="http://www.korea-fans.com/forum/koreceye-cevirilen-turk-edebi-eserleri-hakkinda-t-31776.html#pid833670" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Korece'ye Çevrilen Bazi Türk Edebi Eserleri Hakkinda</a><br />
<a href="http://www.korea-fans.com/forum/showthread.php?tid=7641" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Kore Edebiyati Türkiye'de </a><br />
<a href="http://www.korea-fans.com/forum/showthread.php?tid=6396" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Kore Edebiyati Üzerine Shin Myong Hoon ile yapilan bir söylesi </a><br />
<a href="http://www.korea-fans.com/forum/showthread.php?tid=3860" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Kore Edebiyatina Genel Bir Bakis </a><br />
<a href="http://www.korea-fans.com/forum/kore-edebiyatinda-roman-t-19858.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Kore Edebiyati'nda Roman</a><br />
<a href="http://www.korea-fans.com/forum/showthread.php?tid=6398" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Kore Edebiyatinda Siir </a><br />
<br />
<span style="color: #800000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">S</span></span></span><br />
<br />
<a href="http://www.korea-fans.com/forum/shijo-and-kasa-t-59545.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Shijo and Kasa</a><br />
<br />
<span style="color: #800000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">T</span></span></span><br />
<br />
<br />
<a href="http://www.korea-fans.com/forum/the-classical-fiction-klasik-hikaye-t-59704.html#pid2032461" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">The Classical Fiction / Klasik Hikaye </a><br />
<a href="http://www.korea-fans.com/forum/the-modern-literature-of-korea-kore-modern-edebiyat-t-59646.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">The Modern Literature of Korea / (Kore Modern Edebiyat) </a><br />
<a href="http://www.korea-fans.com/forum/the-translation-of-korean-literature-in-foreign-languages-t-59564.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">The Translation of Korean Literature in Foreign Languages</a><br />
<a href="http://www.korea-fans.com/forum/turkcekorece-koreceturkce-cevirilmis-eserler-t-31774.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Türkçe&amp;Korece-Korece&amp;Türkçe Çevirilmis Eserler</a><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #800000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Son Güncelleme Tarihi: 9 Kasim 2011</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Açmak istediginiz konunun mevcut olup olmadigina buradan bakabilirsiniz.. </span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #800000;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Genel Bilgiler </span></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #800000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ç</span> </span></span><br />
<br />
<a href="http://www.korea-fans.com/forum/showthread.php?tid=6402" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Çagdas Kore Edebiyati </a><br />
<br />
<span style="color: #800000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">H</span></span></span><br />
<br />
<a href="http://www.korea-fans.com/forum/hem-seul%60deyim-hem-ankara%60da-eun-kyung-ohla-soylesi-t-17425.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Hem Seul`deyim hem Ankara`da(Eun Kyung OH'la Söylesi)</a><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #800000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">K</span> </span></span><br />
<br />
<a href="http://www.korea-fans.com/forum/showthread.php?tid=6400" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Klasik Kore Edebiyati</a><br />
<a href="http://www.korea-fans.com/forum/showthread.php?tid=7695" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Korece Bazi Atasözler </a><br />
<a href="http://www.korea-fans.com/forum/koreceye-cevirilen-turk-edebi-eserleri-hakkinda-t-31776.html#pid833670" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Korece'ye Çevrilen Bazi Türk Edebi Eserleri Hakkinda</a><br />
<a href="http://www.korea-fans.com/forum/showthread.php?tid=7641" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Kore Edebiyati Türkiye'de </a><br />
<a href="http://www.korea-fans.com/forum/showthread.php?tid=6396" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Kore Edebiyati Üzerine Shin Myong Hoon ile yapilan bir söylesi </a><br />
<a href="http://www.korea-fans.com/forum/showthread.php?tid=3860" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Kore Edebiyatina Genel Bir Bakis </a><br />
<a href="http://www.korea-fans.com/forum/kore-edebiyatinda-roman-t-19858.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Kore Edebiyati'nda Roman</a><br />
<a href="http://www.korea-fans.com/forum/showthread.php?tid=6398" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Kore Edebiyatinda Siir </a><br />
<br />
<span style="color: #800000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">S</span></span></span><br />
<br />
<a href="http://www.korea-fans.com/forum/shijo-and-kasa-t-59545.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Shijo and Kasa</a><br />
<br />
<span style="color: #800000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">T</span></span></span><br />
<br />
<br />
<a href="http://www.korea-fans.com/forum/the-classical-fiction-klasik-hikaye-t-59704.html#pid2032461" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">The Classical Fiction / Klasik Hikaye </a><br />
<a href="http://www.korea-fans.com/forum/the-modern-literature-of-korea-kore-modern-edebiyat-t-59646.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">The Modern Literature of Korea / (Kore Modern Edebiyat) </a><br />
<a href="http://www.korea-fans.com/forum/the-translation-of-korean-literature-in-foreign-languages-t-59564.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">The Translation of Korean Literature in Foreign Languages</a><br />
<a href="http://www.korea-fans.com/forum/turkcekorece-koreceturkce-cevirilmis-eserler-t-31774.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Türkçe&amp;Korece-Korece&amp;Türkçe Çevirilmis Eserler</a><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #800000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Son Güncelleme Tarihi: 9 Kasim 2011</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kore Edebiyatı'nda Roman]]></title>
			<link>https://www.korea-fans.com/forum/konu-kore-edebiyati-nda-roman.html</link>
			<pubDate>Mon, 04 May 2009 10:03:12 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.korea-fans.com/forum/member.php?action=profile&uid=16584">esra köksal</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.korea-fans.com/forum/konu-kore-edebiyati-nda-roman.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #9400D3;" class="mycode_color">Roman</span><br />
<br />
Eski Kore edebiyatında ilk roman, Yi Kyu–Bo’nun (1168-1241) yapıtı Bengun Sosol’dur (Beyaz Bulutun Romanı). Ama o dönemde “roman” (sosol), Çince şiirlere ve şairlere ilişkin öyküler derlemesi demekti. Buna, XVII. yy.’a dek çok rağbette olan ‘peguan’ türü deniyordu. Peguan ile daha sonraki ürünler arasında yer alan başka önemli bir yapıt da Gimo Sinhua’ydi (Altın Kaplumbağanın Yeni Öyküleri). Bu yapıtların tümü Çince yazılmıştı. Kore dilinde ilk roman ancak 1705'te yazıldı; adı Hong Kil-tong Con (Hong Kil-tong’in Öyküsü) olan ve Çinli bir yazarın yazdığı Sueihucuan’dan (Su Kenarında) esinlenmiş bu romanın yazar Ho Gün’dü. Bu yapıtta, bir bakanın evlilikdışı oğlu olan Hong Kil-tong’un, gayri meşru çocuklara karşı uygulanan ayrımcı politikayı protesto etmek için çete reisi olması anlatılır.<br />
<br />
En yaygın öbür konular, çoğunlukla, aşık olma, nikâhlı karıyla nikâhsız karısı arasındaki çatışmalar, Saray’da ki karışık entrikalardı.<br />
Anlatım düzdü ve Konfüçyusçu ahlaka uygundu: Kötülük cezalandırılır, iyilik ödüllendirilirdi. Çoğunlukla yazım tarihi ve yazarın adı hakkında bilgimiz yok, çünkü Çin şiirine tutkun seçkinler için, “halk” diliyle bir roman yazmak utanç verici bir girişimdi ve en çok, vakit geçirmeye yarayan bir işti. Kore romanının başyapıtlarından Kim Man-Cung’un (1637-1692) Zen Buddhacılıktan esinlenen Ku Un Mong’unu (Dokuz Bulutun Rüyası) ve yine aynı yazarın nikâhlı bir karıyla nikâhsız karısı arasındaki mücadeleyi anlattığı Sasi Namcong Gi’sini (Dame Sa’nın Güneyine Yolculuk) de söylemeden geçmemek gerekir.<br />
Çunhyang Con (Çunhyang’ın öyküsü), Kore romanının başyapıtıdır. Bu romanda genç bir aristokrat olan Yi Mongyong ile bir Giseng’in kızı olan Çunhyang (kokulu ilkbahar) arasındaki aşkın, toplumsal engelleri ve devlet görevlilerinin çürümüşlüğünü nasıl aştığı anlatılır. Öbür ünlü romanlar gibi, Kuangde’nin şarkılaştırdığı anlatı olan piansori’den çıkmıştır; Kuangde, tamburuyla dolaşan bir tür halk ozanıdır. Bu, klasik Kore tiyatrosu olarak adlandırılabilecek tek edebi gösteridir. Geriye kalanlar, yani maskeli danslar ve kukla gösterileri folklor kapsamına girer.<br />
<br />
<span style="color: #9400D3;" class="mycode_color"><br />
1945'ten Önce Modern Kore Edebiyatı</span><br />
1905'te ortaya çıktı ve yapıtlar, konuşma diliyle yazılmaya başlandı. 1906'da Hyöl-iy Nu’nun (Kanlı gözyaşları) Yi In-Cik tarafından yayımlanması “Yeni Kore Romanı” nın başlangıcı sayılır. Buna paralel olarak, “yeni şiir” de, Çe Nam-Son ve 1908'e dogru yayımlanan şiiri Heegeso-Sonyonege ile (Denizden Genç Adama) başladı. Önceleri bu, Kore halkına batı tipi modernleşmenin temellerini aşılamayı görev edinen bir “öğüt edebiyatı”ydı, ama çok geçmeden genç yetenekler ortaya çıktı. “Konuşma” dilini kullanan bu edebiyat başlıca iki eğilim arasında kaldı:<br />
Bir yandan, geleneksel toplumun çürümesini ve Japon sömürgeciliğini üstü kapalı bir biçimde eleştiren ve çoğu kez aşırılığa kaçan gerçekçilik; öte yandan, Kore’yi olanca saflığı ve güzelliği içinde koruyan kirlik alanlara kaçış, toprağa dönüş Yi Guang-Su, Kim Dong-In, Yom Sang-Sop, Hyon Cin-Gon, Na Do-Hyang gerçekçilik akımının büyük adlarıdır. Yi Hyo-Sok ve iki ünlü şair, Kim So-Vol ve buddha papazı Yong-Un “Kaçış” akımının en iyi yazarıdır.<br />
<br />
<span style="color: #9400D3;" class="mycode_color">1945'ten Sonraki Modern Edebiyat</span><br />
Modern Güney Kore edebiyatı, savaş öncesi edebiyatın, aynı zamanda Avrupa, Amerika ve Japon etkisinin uzantısıdır. Kuzey Kore edebiyatı, Kim Il –Sung’un şu özdeyişiyle özetlenebilir:'Edebiyatlarımız ve Sanatlarımız, gerçekten Parti’nin, Devrim’in ve halkın edebiyatı ve sanatı olmuştur; bunlar, emekçilerin komünist eğitimi için güçlü bir araç niteliği taşırlar.'</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #9400D3;" class="mycode_color">Roman</span><br />
<br />
Eski Kore edebiyatında ilk roman, Yi Kyu–Bo’nun (1168-1241) yapıtı Bengun Sosol’dur (Beyaz Bulutun Romanı). Ama o dönemde “roman” (sosol), Çince şiirlere ve şairlere ilişkin öyküler derlemesi demekti. Buna, XVII. yy.’a dek çok rağbette olan ‘peguan’ türü deniyordu. Peguan ile daha sonraki ürünler arasında yer alan başka önemli bir yapıt da Gimo Sinhua’ydi (Altın Kaplumbağanın Yeni Öyküleri). Bu yapıtların tümü Çince yazılmıştı. Kore dilinde ilk roman ancak 1705'te yazıldı; adı Hong Kil-tong Con (Hong Kil-tong’in Öyküsü) olan ve Çinli bir yazarın yazdığı Sueihucuan’dan (Su Kenarında) esinlenmiş bu romanın yazar Ho Gün’dü. Bu yapıtta, bir bakanın evlilikdışı oğlu olan Hong Kil-tong’un, gayri meşru çocuklara karşı uygulanan ayrımcı politikayı protesto etmek için çete reisi olması anlatılır.<br />
<br />
En yaygın öbür konular, çoğunlukla, aşık olma, nikâhlı karıyla nikâhsız karısı arasındaki çatışmalar, Saray’da ki karışık entrikalardı.<br />
Anlatım düzdü ve Konfüçyusçu ahlaka uygundu: Kötülük cezalandırılır, iyilik ödüllendirilirdi. Çoğunlukla yazım tarihi ve yazarın adı hakkında bilgimiz yok, çünkü Çin şiirine tutkun seçkinler için, “halk” diliyle bir roman yazmak utanç verici bir girişimdi ve en çok, vakit geçirmeye yarayan bir işti. Kore romanının başyapıtlarından Kim Man-Cung’un (1637-1692) Zen Buddhacılıktan esinlenen Ku Un Mong’unu (Dokuz Bulutun Rüyası) ve yine aynı yazarın nikâhlı bir karıyla nikâhsız karısı arasındaki mücadeleyi anlattığı Sasi Namcong Gi’sini (Dame Sa’nın Güneyine Yolculuk) de söylemeden geçmemek gerekir.<br />
Çunhyang Con (Çunhyang’ın öyküsü), Kore romanının başyapıtıdır. Bu romanda genç bir aristokrat olan Yi Mongyong ile bir Giseng’in kızı olan Çunhyang (kokulu ilkbahar) arasındaki aşkın, toplumsal engelleri ve devlet görevlilerinin çürümüşlüğünü nasıl aştığı anlatılır. Öbür ünlü romanlar gibi, Kuangde’nin şarkılaştırdığı anlatı olan piansori’den çıkmıştır; Kuangde, tamburuyla dolaşan bir tür halk ozanıdır. Bu, klasik Kore tiyatrosu olarak adlandırılabilecek tek edebi gösteridir. Geriye kalanlar, yani maskeli danslar ve kukla gösterileri folklor kapsamına girer.<br />
<br />
<span style="color: #9400D3;" class="mycode_color"><br />
1945'ten Önce Modern Kore Edebiyatı</span><br />
1905'te ortaya çıktı ve yapıtlar, konuşma diliyle yazılmaya başlandı. 1906'da Hyöl-iy Nu’nun (Kanlı gözyaşları) Yi In-Cik tarafından yayımlanması “Yeni Kore Romanı” nın başlangıcı sayılır. Buna paralel olarak, “yeni şiir” de, Çe Nam-Son ve 1908'e dogru yayımlanan şiiri Heegeso-Sonyonege ile (Denizden Genç Adama) başladı. Önceleri bu, Kore halkına batı tipi modernleşmenin temellerini aşılamayı görev edinen bir “öğüt edebiyatı”ydı, ama çok geçmeden genç yetenekler ortaya çıktı. “Konuşma” dilini kullanan bu edebiyat başlıca iki eğilim arasında kaldı:<br />
Bir yandan, geleneksel toplumun çürümesini ve Japon sömürgeciliğini üstü kapalı bir biçimde eleştiren ve çoğu kez aşırılığa kaçan gerçekçilik; öte yandan, Kore’yi olanca saflığı ve güzelliği içinde koruyan kirlik alanlara kaçış, toprağa dönüş Yi Guang-Su, Kim Dong-In, Yom Sang-Sop, Hyon Cin-Gon, Na Do-Hyang gerçekçilik akımının büyük adlarıdır. Yi Hyo-Sok ve iki ünlü şair, Kim So-Vol ve buddha papazı Yong-Un “Kaçış” akımının en iyi yazarıdır.<br />
<br />
<span style="color: #9400D3;" class="mycode_color">1945'ten Sonraki Modern Edebiyat</span><br />
Modern Güney Kore edebiyatı, savaş öncesi edebiyatın, aynı zamanda Avrupa, Amerika ve Japon etkisinin uzantısıdır. Kuzey Kore edebiyatı, Kim Il –Sung’un şu özdeyişiyle özetlenebilir:'Edebiyatlarımız ve Sanatlarımız, gerçekten Parti’nin, Devrim’in ve halkın edebiyatı ve sanatı olmuştur; bunlar, emekçilerin komünist eğitimi için güçlü bir araç niteliği taşırlar.'</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hem Seul`deyim hem Ankara`da(Eun Kyung OH'la Söyleşi)]]></title>
			<link>https://www.korea-fans.com/forum/konu-hem-seul-deyim-hem-ankara-da-eun-kyung-oh-la-soylesi.html</link>
			<pubDate>Sat, 07 Mar 2009 17:17:08 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.korea-fans.com/forum/member.php?action=profile&uid=14678">ceyankbyz</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.korea-fans.com/forum/konu-hem-seul-deyim-hem-ankara-da-eun-kyung-oh-la-soylesi.html</guid>
			<description><![CDATA[<a href="http://img141.imageshack.us/my.php?image=ek6006352c2005c532cby1.jpg" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="http://img141.imageshack.us/img141/5043/ek6006352c2005c532cby1.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: ek6006352c2005c532cby1.jpg]" class="mycode_img" /></a><br />
<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">Eunkyung OH</span>, 1968 yılında Güney Kore`nin başkenti Seul`de doğdu. Hankuk Yabancı Bilimler ve Araştırmalar Üniversitesi Türkoloji Bölümünü bitirdi (1987-1991). 1992-1999 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti`nin burslu ögrencisi olarak Ankara Hacettepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyati Bölümü`nde Yüksek Lisans ve Doktora yaptı. 1995 -1999 yılları arasında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Kore Dili ve Edebiyatı Bölümü`nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. 1994-1997 yıllarında Kore Televizyonu ve Radyosunda Türkiye Cumhuriyeti muhabiri olarak görev yaptı. Halen Kore Dongduk Women Üniversitesi`nde öğretim üyesi olarak çalışıyor. Türkçe`de yayınlanmış iki eseri var: Türk Edebiyatında Kore Savaşı, XX.Yüzyil Türk ve Kore Romanında Kadın. Aşağıda okuyacağınız söyleşiyi soğuk bir Seul akşamında bir kafetaryada gerçekleştirdik. Kafetarya`nın koltuklarında, ayaklarını altına almış bir halde ders çalışan Koreli öğrenciler, varlıklarıyla ortamı sıcak bir yuvaya dönüştürmüşlerdi. Askeri yardımın başlatmış olduğu "tanışma"nın, iki ülke edebiyatına yansıyan çehresini bulacaksınız söyleşinin satır aralarında.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">Siz bir kadın üniversitesinde çalışıyorsunuz. Kadın üniversitesi tam olarak ne anlama geliyor?</span><br />
<br />
<br />
<br />
Kore`de ilk kadın üniversitesi 100 yıl önce kuruldu. Seul`de beş tane kadın üniversitesi var. Bu üniversiteye sadece kadınlar alınıyor. Öğrencinin kadın olarak sınırlanması haricinde diğer üniversitelerden hiç bir farkı yok.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">Kadın üniversitesinin kurulması nasıl bir tarihi arka plana dayanıyor?</span><br />
<br />
Kadın üniversitesinin kurulması 1894 yılında ortaya çıkan Kabo fermanına dayanır. Kabo fermanı Kore`nin modernleşmesini sağlayan tarihsel bir olaydır. Türkiye`nin Tanzimat`ina benzer. 19. Yüzyıla kadar Kore toplumunda kadınların ev dışına çıkmaları pek hoş karşılanmazdı. Bu nedenle kadınlar hep evde okuma yazma öğrenirlerdi. Bunu da ancak soylu aileler sağlayabilirdi. Kabo fermanıyla birlikte Kore`nin hem batılaşmasını hem de modernleşmesini sağlamak isteyen entelektüeller; kadının eğitiminin çok önemli olduğunu anlamışlar. Özellikle kadına uygun özel programla eğitim verilmesinin gerektiğini düşünüp bu okulları kurmuşlar. Bu gelenek halen devam ediyor.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">XX.Yüzyil Türk ve Kore Romanında Kadın adıyla yayınlanmış bir doktora çalışmanız var. Kadınların romana bir yazar ve kahraman olarak girmesi açısından, Türk edebiyati ile Kore edebiyatını karşılaştırır mısınız?</span><br />
<br />
<br />
Doktora tezimde, 20. Yüzyil Türk ve Kore romanlarında kadınları karşılaştırdım. İslam ve Konfuçyüzm olmak üzere farklı kültürde olan iki toplumun batılılaşma ve modernleşme çabalarıyla birlikte geleneksel toplumdan çağdaşa dönüşmesi; karşılaştırma çalışması için önemli bir unsur. Toplumun değişmesi kadınların yaşamına da yansıyor. İki ülkenin romanı içersinde bunu görmek mümkün. Her on senede kadın unsurların ağırlık kazandığı romanlardan birer eseri seçerek değerlendirdim. İçinde bulunduğu politik, ekonomik ve sosyal duruma göre kadınların yaşadıkları sorunlar da farklı şekilde işleniyor. Kadın, romanlarda eğitilmesi gereken bir varlık, milletin sembolü veya kutsal bir anne önder olarak karaktize ediliyor . Her iki toplumda da kadınların hayatı kolay değil. Çektikleri eziyetler de az değil. Bu zorlukları her iki ülkenin romanlarında da görebiliriz.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">1991-1999 yılları arasında öğrenci olarak bulundugunuz Ankara ile Seul`u karşılaştırdığınızda edebi olarak karşınıza neler çıkıyor?</span><br />
<br />
<br />
Ankara`da kaldığım zaman, Kore özellikle de Seul`u çok özledim. İnsanları da özledim ama, en çok bir mekan olarak Seul`u çok özledim. Arkadaşlarımla buluştuğumuz yerler, eski saraylar ve Han Nehri`ne çok hasret çekdim. Türkiye`ye gitmeden önce zamanım genelde Seul`un merkezinde geçerdi. Ayrıca Han Nehri`nin yeri benim için çok özeldir. Gece Han nehri seyretmek bana daima mutluluk verdi.<br />
<br />
<br />
Ankara`ya gittiğimde orada nehrin bulunmaması beni çok sıktı. Başlangıçta Ankara`yı sevemedim. Çok kuru ve küçük geldi. Ama Türkiye`de denizi tanıdım. Kore`deyken denizin anlamını bilmezdim. Akdeniz`i ve Ege Denizi`ni gördükten sonra hayatıma deniz girdi. Şimdi ilk önce Ankara ve Türkiye dediğim zaman kuru ve nefis rüzgarı aklıma geliyor. Ankara`nın rüzgarını çok özlüyorum.<br />
<br />
<br />
Seul ve Ankara artık benim için hiç fark etmeden memleket hasretini veriyor. Kore`ye döndüğümde Ankara`yı çok özledim. Ankara`nın parkları ve sokakları anılarıma yerleşti. Ankara ve Türkiye benim için ikinci bir vatan.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">Koreli kadınların en büyük sıkıntısı nedir? Bu sıkıntı edebiyata ne kadar yansıyor?</span><br />
<br />
<br />
Kore`de kadınlar hep ikinci sınıf vatandaş olarak görülüyor. Kadınların yaptıkları işler önemsiz sayılıyor. İş yerinde kadına önemli iş verilmez. Hatta erkeğin yardımcısı olarak kabul edilir. Eskiden çalışan kadının evlenmesi kolay değildi. Şimdi bu durum tamamen değişti. 1997`deki ekonomik krizden sonra Kore artık tek erkeğin geliriyle geçinilebilecek bir ülke değil. Karı-kocanın birlikte çalışması lazım. Ancak insanlarin zihniyeti değişmediği için kadınlar günlük hayatta çok sıkıntı çekiyor. Kadının iş yerinde sorunlar yaşasa bile sıkıntısını dile getiremez çünkü yeni bir iş bulmak kolay değildir. Aynı zamanda çalışma hayatı ile ev işlerini birlikte yürütmek de kolay değildir. Ev işleri, çocuğun sorumluluğu daima kadınlara ait. Bütün bu sıkıntıları edebiyat eserlerinde görmememiz tabii ki mümkündür.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">Popüler kültür Koreli kadınları olumlu ve olumsuz şekilde nasıl etkiliyor?</span><br />
<br />
<br />
Kadına karşı olan baskıyı fark eden yeni nesillerin buna başkaldırmalarını sağladı popüler kültür. Ama aynı zamanda kadını cinsel bir obje haline dönüştürdü.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">Kore Savaşı Türk edebiyatına daha çok şiir yoluyla işleniyor. Neden?</span><br />
<br />
<br />
Kore Savaşı daha ziyade savaşa katılmış olan askerler ve amatör yazarlar tarafından işlenmiş. Askerler savaşı beklerken duydukları korku ve memleket hasretini dile getiriyordu. Savaşa her an hazır olmaları gerektiği için duygularını en kısa sürede ancak şiir yoluyla ifade edebiliyorlardı. İkinci neden, askerler ve amatör yazarların özel olarak edebiyat eseri yazma eğitimi almamaları. Üçüncüsü ise, Türkiye`deki aşık geleneği. Aşıklar Kore Savaşı sırasında Türk devletinin asker göndermesi kararını destan yazarak desteklediler.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">Kore Savaşı Türk edebiyatına pek fazla yansımıyor. Kore Savaşı sadece Attila İlhan'ın "Yaraya Tuz Basmak" romanında görülüyor. Bu durumu neye bağlıyorsunuz?</span><br />
<br />
<br />
Türk devletinin Kore Savaşı`na asker gönderme kararını entelektüel kesimler kabul etmemişlerdi. Bu karara eleştirel yaklaşarak yazılar kaleme almak rejime karşı çıkmak anlamına gelecekti. Dolayısıyla sessiz kalmayı tecih ettiler. Fakat amatör yazarlar askerlerin savaşa katılmalarını teşvik edici yazılar kaleme alarak propaganda edebiyatı oluşturdular.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">Tek örnek olduğu halde Attila İlhan'ın "Yaraya Tuz Basmak" adlı romanının pek ses getirmemiş olmasını neye bağlıyorsunuz?</span><br />
<br />
<br />
Yaraya Tuz Basmak adlı eserde Kore Savaşı`na katılmış bir subayın hayatı anlatılıyor. Yazar burada sadece onun yaşadığı ıstırabı dile getirmiyor. Türkiye`nin iç politikasıyla alakalı sorunlarına da değiniyor. Konusu çok ciddi ve ağır bulunmuş olabilir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">Kore edebiyatında Türk askerlerini anlatan romanlar var mı?</span><br />
<br />
<br />
Kore edebiyatında Kore Savaş'ının yeri çok büyüktür. Konu olarak birçok eserde savaşa yer veriliyor. Buna rağmen maalesef Türk askerlerini ele alan bir esere rastlamadım. Koreliler savaş sırasında Türk askerlerinin ne kadar büyük rol oynadıklarını bildikleri halde, Türk askerleri edebi kahramanlar olarak kitaplarında yer almıyor. Çünkü Türk askerleri Birleşmiş Milletler adı altında savaşa katıldı. Koreliler onları Birleşmiş Millet Askerleri olarak biliyorlar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alıntıdır</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<a href="http://img141.imageshack.us/my.php?image=ek6006352c2005c532cby1.jpg" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="http://img141.imageshack.us/img141/5043/ek6006352c2005c532cby1.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: ek6006352c2005c532cby1.jpg]" class="mycode_img" /></a><br />
<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">Eunkyung OH</span>, 1968 yılında Güney Kore`nin başkenti Seul`de doğdu. Hankuk Yabancı Bilimler ve Araştırmalar Üniversitesi Türkoloji Bölümünü bitirdi (1987-1991). 1992-1999 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti`nin burslu ögrencisi olarak Ankara Hacettepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyati Bölümü`nde Yüksek Lisans ve Doktora yaptı. 1995 -1999 yılları arasında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Kore Dili ve Edebiyatı Bölümü`nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. 1994-1997 yıllarında Kore Televizyonu ve Radyosunda Türkiye Cumhuriyeti muhabiri olarak görev yaptı. Halen Kore Dongduk Women Üniversitesi`nde öğretim üyesi olarak çalışıyor. Türkçe`de yayınlanmış iki eseri var: Türk Edebiyatında Kore Savaşı, XX.Yüzyil Türk ve Kore Romanında Kadın. Aşağıda okuyacağınız söyleşiyi soğuk bir Seul akşamında bir kafetaryada gerçekleştirdik. Kafetarya`nın koltuklarında, ayaklarını altına almış bir halde ders çalışan Koreli öğrenciler, varlıklarıyla ortamı sıcak bir yuvaya dönüştürmüşlerdi. Askeri yardımın başlatmış olduğu "tanışma"nın, iki ülke edebiyatına yansıyan çehresini bulacaksınız söyleşinin satır aralarında.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">Siz bir kadın üniversitesinde çalışıyorsunuz. Kadın üniversitesi tam olarak ne anlama geliyor?</span><br />
<br />
<br />
<br />
Kore`de ilk kadın üniversitesi 100 yıl önce kuruldu. Seul`de beş tane kadın üniversitesi var. Bu üniversiteye sadece kadınlar alınıyor. Öğrencinin kadın olarak sınırlanması haricinde diğer üniversitelerden hiç bir farkı yok.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">Kadın üniversitesinin kurulması nasıl bir tarihi arka plana dayanıyor?</span><br />
<br />
Kadın üniversitesinin kurulması 1894 yılında ortaya çıkan Kabo fermanına dayanır. Kabo fermanı Kore`nin modernleşmesini sağlayan tarihsel bir olaydır. Türkiye`nin Tanzimat`ina benzer. 19. Yüzyıla kadar Kore toplumunda kadınların ev dışına çıkmaları pek hoş karşılanmazdı. Bu nedenle kadınlar hep evde okuma yazma öğrenirlerdi. Bunu da ancak soylu aileler sağlayabilirdi. Kabo fermanıyla birlikte Kore`nin hem batılaşmasını hem de modernleşmesini sağlamak isteyen entelektüeller; kadının eğitiminin çok önemli olduğunu anlamışlar. Özellikle kadına uygun özel programla eğitim verilmesinin gerektiğini düşünüp bu okulları kurmuşlar. Bu gelenek halen devam ediyor.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">XX.Yüzyil Türk ve Kore Romanında Kadın adıyla yayınlanmış bir doktora çalışmanız var. Kadınların romana bir yazar ve kahraman olarak girmesi açısından, Türk edebiyati ile Kore edebiyatını karşılaştırır mısınız?</span><br />
<br />
<br />
Doktora tezimde, 20. Yüzyil Türk ve Kore romanlarında kadınları karşılaştırdım. İslam ve Konfuçyüzm olmak üzere farklı kültürde olan iki toplumun batılılaşma ve modernleşme çabalarıyla birlikte geleneksel toplumdan çağdaşa dönüşmesi; karşılaştırma çalışması için önemli bir unsur. Toplumun değişmesi kadınların yaşamına da yansıyor. İki ülkenin romanı içersinde bunu görmek mümkün. Her on senede kadın unsurların ağırlık kazandığı romanlardan birer eseri seçerek değerlendirdim. İçinde bulunduğu politik, ekonomik ve sosyal duruma göre kadınların yaşadıkları sorunlar da farklı şekilde işleniyor. Kadın, romanlarda eğitilmesi gereken bir varlık, milletin sembolü veya kutsal bir anne önder olarak karaktize ediliyor . Her iki toplumda da kadınların hayatı kolay değil. Çektikleri eziyetler de az değil. Bu zorlukları her iki ülkenin romanlarında da görebiliriz.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">1991-1999 yılları arasında öğrenci olarak bulundugunuz Ankara ile Seul`u karşılaştırdığınızda edebi olarak karşınıza neler çıkıyor?</span><br />
<br />
<br />
Ankara`da kaldığım zaman, Kore özellikle de Seul`u çok özledim. İnsanları da özledim ama, en çok bir mekan olarak Seul`u çok özledim. Arkadaşlarımla buluştuğumuz yerler, eski saraylar ve Han Nehri`ne çok hasret çekdim. Türkiye`ye gitmeden önce zamanım genelde Seul`un merkezinde geçerdi. Ayrıca Han Nehri`nin yeri benim için çok özeldir. Gece Han nehri seyretmek bana daima mutluluk verdi.<br />
<br />
<br />
Ankara`ya gittiğimde orada nehrin bulunmaması beni çok sıktı. Başlangıçta Ankara`yı sevemedim. Çok kuru ve küçük geldi. Ama Türkiye`de denizi tanıdım. Kore`deyken denizin anlamını bilmezdim. Akdeniz`i ve Ege Denizi`ni gördükten sonra hayatıma deniz girdi. Şimdi ilk önce Ankara ve Türkiye dediğim zaman kuru ve nefis rüzgarı aklıma geliyor. Ankara`nın rüzgarını çok özlüyorum.<br />
<br />
<br />
Seul ve Ankara artık benim için hiç fark etmeden memleket hasretini veriyor. Kore`ye döndüğümde Ankara`yı çok özledim. Ankara`nın parkları ve sokakları anılarıma yerleşti. Ankara ve Türkiye benim için ikinci bir vatan.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">Koreli kadınların en büyük sıkıntısı nedir? Bu sıkıntı edebiyata ne kadar yansıyor?</span><br />
<br />
<br />
Kore`de kadınlar hep ikinci sınıf vatandaş olarak görülüyor. Kadınların yaptıkları işler önemsiz sayılıyor. İş yerinde kadına önemli iş verilmez. Hatta erkeğin yardımcısı olarak kabul edilir. Eskiden çalışan kadının evlenmesi kolay değildi. Şimdi bu durum tamamen değişti. 1997`deki ekonomik krizden sonra Kore artık tek erkeğin geliriyle geçinilebilecek bir ülke değil. Karı-kocanın birlikte çalışması lazım. Ancak insanlarin zihniyeti değişmediği için kadınlar günlük hayatta çok sıkıntı çekiyor. Kadının iş yerinde sorunlar yaşasa bile sıkıntısını dile getiremez çünkü yeni bir iş bulmak kolay değildir. Aynı zamanda çalışma hayatı ile ev işlerini birlikte yürütmek de kolay değildir. Ev işleri, çocuğun sorumluluğu daima kadınlara ait. Bütün bu sıkıntıları edebiyat eserlerinde görmememiz tabii ki mümkündür.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">Popüler kültür Koreli kadınları olumlu ve olumsuz şekilde nasıl etkiliyor?</span><br />
<br />
<br />
Kadına karşı olan baskıyı fark eden yeni nesillerin buna başkaldırmalarını sağladı popüler kültür. Ama aynı zamanda kadını cinsel bir obje haline dönüştürdü.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">Kore Savaşı Türk edebiyatına daha çok şiir yoluyla işleniyor. Neden?</span><br />
<br />
<br />
Kore Savaşı daha ziyade savaşa katılmış olan askerler ve amatör yazarlar tarafından işlenmiş. Askerler savaşı beklerken duydukları korku ve memleket hasretini dile getiriyordu. Savaşa her an hazır olmaları gerektiği için duygularını en kısa sürede ancak şiir yoluyla ifade edebiliyorlardı. İkinci neden, askerler ve amatör yazarların özel olarak edebiyat eseri yazma eğitimi almamaları. Üçüncüsü ise, Türkiye`deki aşık geleneği. Aşıklar Kore Savaşı sırasında Türk devletinin asker göndermesi kararını destan yazarak desteklediler.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">Kore Savaşı Türk edebiyatına pek fazla yansımıyor. Kore Savaşı sadece Attila İlhan'ın "Yaraya Tuz Basmak" romanında görülüyor. Bu durumu neye bağlıyorsunuz?</span><br />
<br />
<br />
Türk devletinin Kore Savaşı`na asker gönderme kararını entelektüel kesimler kabul etmemişlerdi. Bu karara eleştirel yaklaşarak yazılar kaleme almak rejime karşı çıkmak anlamına gelecekti. Dolayısıyla sessiz kalmayı tecih ettiler. Fakat amatör yazarlar askerlerin savaşa katılmalarını teşvik edici yazılar kaleme alarak propaganda edebiyatı oluşturdular.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">Tek örnek olduğu halde Attila İlhan'ın "Yaraya Tuz Basmak" adlı romanının pek ses getirmemiş olmasını neye bağlıyorsunuz?</span><br />
<br />
<br />
Yaraya Tuz Basmak adlı eserde Kore Savaşı`na katılmış bir subayın hayatı anlatılıyor. Yazar burada sadece onun yaşadığı ıstırabı dile getirmiyor. Türkiye`nin iç politikasıyla alakalı sorunlarına da değiniyor. Konusu çok ciddi ve ağır bulunmuş olabilir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">Kore edebiyatında Türk askerlerini anlatan romanlar var mı?</span><br />
<br />
<br />
Kore edebiyatında Kore Savaş'ının yeri çok büyüktür. Konu olarak birçok eserde savaşa yer veriliyor. Buna rağmen maalesef Türk askerlerini ele alan bir esere rastlamadım. Koreliler savaş sırasında Türk askerlerinin ne kadar büyük rol oynadıklarını bildikleri halde, Türk askerleri edebi kahramanlar olarak kitaplarında yer almıyor. Çünkü Türk askerleri Birleşmiş Milletler adı altında savaşa katıldı. Koreliler onları Birleşmiş Millet Askerleri olarak biliyorlar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alıntıdır</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kore Edebiyatı Türkiye'de]]></title>
			<link>https://www.korea-fans.com/forum/konu-kore-edebiyati-turkiye-de--7641.html</link>
			<pubDate>Sun, 03 Aug 2008 00:34:35 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.korea-fans.com/forum/member.php?action=profile&uid=3117">fenergülü</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.korea-fans.com/forum/konu-kore-edebiyati-turkiye-de--7641.html</guid>
			<description><![CDATA[Kore, Asya'nın bir ucunda, biz diğer ucundayız. Ama aramızda Kore Savaşı'ndan kaynaklanan bir gönül bağı var. Güney Kore'yle diplomatik iliskilerimiz ellinci yılında...<br />
<br />
Metin Celal'in yazısı;<br />
<br />
Kore-Türkiye ilişkilerinin ellinci yılında edebiyat ilişkisi önemli bir ivme kazandı. Kore edebiyatını yurtdışında tanıtmak amacıyla çalışan Kore Edebiyatı Çeviri Enstitüsü (LTI) Kore'yi temsilen İstanbul Kitap Fuarı'na katıldı. Koreli yazarlar Yi Mun-yol, Gong Sunok, Kim Young Ha fuarın konuğu oldular. Kore'nin halk masalları, şarkılar, danslarla temellenen ve milat öncesine uzanan bir edebiyat geleneği var. Sözlü edebiyat geleneği de çok köklü. <br />
<br />
"Mahallle Hikâyeleri" denilen eğlenceli hikâyeleri Yi-Kyo- Bo'nun (1168-1241) "Begun Sosol" adlı kitabı ile yazıya geçirilmiş. Hatice Köroğlu "Kore Edebiyatına Genel Bakış" adlı incelemesinde Uzakdoğu ülkelerinin çoğunda olduğu gibi Kore dilinin de çok uzun süre Çin yazı karakterleri ile yazıldığını belirtiyor. Kore edebiyatında dönüm noktasını 15. Yüzyılda Coson Hanedanlığı döneminde Kore alfabesinin yaratılması ile yaşamış. 1910'daki Japon İşgali sırasında yeni alfabe Hangıl ile yazan Yi Kvang Su romanlarıyla ve Choe Nam-Son serbest vezinli şiirleri ile Çağdaş Kore edebiyatının temellerini atmışlar. Klasik roman tanımına uyan ilk eser ise Yi In-cik'in 1906'da yayımlanan Hyol-Iynu (Kanlı Gözyaşları). İlk edebiyat dergisi Cnagco'nun (Yaratma) yayıntı tarihi 1919. Kore edebiyatı hem milat öncesine uzanan güçlü köklerinden hem de Batı'da Avrupa'da gelişen edebiyat akımlarından gücünü almış. İstanbul Kitap Fuarı'nda konuk olan Yi Mun-yol, Gong Sunok, Kim Young Ha Kore romanının üç dönemini temsil ediyor.<br />
<br />
Alıntıdır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Kore, Asya'nın bir ucunda, biz diğer ucundayız. Ama aramızda Kore Savaşı'ndan kaynaklanan bir gönül bağı var. Güney Kore'yle diplomatik iliskilerimiz ellinci yılında...<br />
<br />
Metin Celal'in yazısı;<br />
<br />
Kore-Türkiye ilişkilerinin ellinci yılında edebiyat ilişkisi önemli bir ivme kazandı. Kore edebiyatını yurtdışında tanıtmak amacıyla çalışan Kore Edebiyatı Çeviri Enstitüsü (LTI) Kore'yi temsilen İstanbul Kitap Fuarı'na katıldı. Koreli yazarlar Yi Mun-yol, Gong Sunok, Kim Young Ha fuarın konuğu oldular. Kore'nin halk masalları, şarkılar, danslarla temellenen ve milat öncesine uzanan bir edebiyat geleneği var. Sözlü edebiyat geleneği de çok köklü. <br />
<br />
"Mahallle Hikâyeleri" denilen eğlenceli hikâyeleri Yi-Kyo- Bo'nun (1168-1241) "Begun Sosol" adlı kitabı ile yazıya geçirilmiş. Hatice Köroğlu "Kore Edebiyatına Genel Bakış" adlı incelemesinde Uzakdoğu ülkelerinin çoğunda olduğu gibi Kore dilinin de çok uzun süre Çin yazı karakterleri ile yazıldığını belirtiyor. Kore edebiyatında dönüm noktasını 15. Yüzyılda Coson Hanedanlığı döneminde Kore alfabesinin yaratılması ile yaşamış. 1910'daki Japon İşgali sırasında yeni alfabe Hangıl ile yazan Yi Kvang Su romanlarıyla ve Choe Nam-Son serbest vezinli şiirleri ile Çağdaş Kore edebiyatının temellerini atmışlar. Klasik roman tanımına uyan ilk eser ise Yi In-cik'in 1906'da yayımlanan Hyol-Iynu (Kanlı Gözyaşları). İlk edebiyat dergisi Cnagco'nun (Yaratma) yayıntı tarihi 1919. Kore edebiyatı hem milat öncesine uzanan güçlü köklerinden hem de Batı'da Avrupa'da gelişen edebiyat akımlarından gücünü almış. İstanbul Kitap Fuarı'nda konuk olan Yi Mun-yol, Gong Sunok, Kim Young Ha Kore romanının üç dönemini temsil ediyor.<br />
<br />
Alıntıdır.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Çağdaş Kore Edebiyatı]]></title>
			<link>https://www.korea-fans.com/forum/konu-cagdas-kore-edebiyati.html</link>
			<pubDate>Sat, 21 Jun 2008 19:22:10 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.korea-fans.com/forum/member.php?action=profile&uid=2721">a7xmeltem</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.korea-fans.com/forum/konu-cagdas-kore-edebiyati.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çağdaş Kore Edebiyatı </span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Kaehvagi Dönemi (Modernleşme Dönemi) Edebiyatı <br />
Kabokyongcang (1894) çağdaşlaşma reformundan 1908 yılına dek süren bir dönemi kapsar. Kore'ye batı medeniyetlerinin girmesiyle edebiyat alanında "Sinmunhak" (Yeni Edebiyat) dönemi başlamıştır. "Sinsosol" (Yeni Roman) ve "Sinçesi" (Yeni Stil Sür) faaliyetlerinin başlamasıyla Çağdaş Edebiyatın zemini hazırlanmıştır. 1906'da Hyol-Iynu (Kanlı Gözyaşları) Yi In-cik (1862-1916) tarafindan yayimlanmasi Yeni Kore Romani'nin başlangıcı sayılır. Bu eser biçim olarak klasik roman çerçevesi içinde kalmış olsa da yapı ve anlatım bakımından yeni bir denemedir. O dönemin gerçek sorunları olan bağımsızlık düşüncesi, yeni eğitim, sınıf sisteminin kaldırılması, serbestçe flört etmek ve yeni medeniyetin kabulü gibi Kaehvagi (Modernleşme Dönemi)'nin isteklerine uyan şartları yazarlar eserlerinde istemişlerdir. Ayrıca sür alanında belirtilen bu konular "Çanggagasa" (Uzun Şarkı) denilen yeni sür türünde de dile getirilmiştir. <br />
<br />
1908 - 03.01.1919 Dönemi Edebiyatı bu dönem Çağdaş Kore Edebiyatının başlangıç safhasıdır. Yi Kvang-Su (1892-?) ve Choe Nam-Son (1890-1957) bu döneme damgasını vurmuş iki önemli şahsiyettir. <br />
Choe Nam-Son'un 1908' e doğru yayımladığı "Heegeso- Sonyonege" (Denizden Genç Adama) adlı şiiri Çağdaş Kore Sür Edebiyatının başlangıcı sayılır. <br />
Yi Kvang- Su 'nun edebiyatı milliyetçiliği ve hümanizmi temel alarak Kore milletini aydınlatmayı amaçlayan bir edebiyattı. "Mucong" (Merhametsiz) adlı eserinin aydınlatma amaçlı olması ve bu eserinde konuşma ve yazı birliğini sağlamış olması nedeniyle Kore edebiyat tarihinde ilk çağdaş roman olarak düşünülmektedir. <br />
1919 yılında "Samil-Undong"( 1 Mart Bağımsızlık Hareketi)6 adlı bir ulusal direniş hareketi beraberinde tüm Korelilerin ortak milli birlik ve beraberlik duyguları ile hareket etmelerini sağlamayı amaçlayan bir edebiyat alanını beraberinde getirdi. Bu edebiyat akımı, klasik Çince'yi dışlamış ve tamamen Kore ulusal dilinin bir ürünü olması gerektiğine inanmıştır. Şiirin sico ve gasa gibi standart formlardan bağımsız kılınması doğrultusunda halk şiiri ile ilgilenilmiştir. Ancak, Japon emperyalizmi sansür ve hapis gibi baskı unsurlarının uygulanmasıyla Samil Undong (Bağımsızlık Hareketi) başarısızlıkla sonuçlanmıştır. <br />
1920'li yıllardan itibaren Batı Edebiyatı etkisi Kore edebiyatında yeni eğilimler oluşmasında önemli bir rol oynamıştır. "Proleterya Edebiyatı"7 da bu dönemde faaliyet göstererek "Halk Edebiyatı" ile karşı karşıya gelmiştir. Fakat genç yazarlar dönemin zorluklarını aşmak için büyük bir çaba harcamış ve birçok edebi dergi yayımlamışlardır. Ortak görüş ve akımlara sahip yazar ve şairler aynı dergi etrafında toplanarak eserlerini yayımlamışlardır. <br />
Changco (Yaratma) 1919 yılında yayım hayatına başlayan Kore Edebiyatının ilk edebiyat dergisidir. Bu dergi de yer alan Kim Tong-In'in (1900-1951) "Yakhan caiy silpim" (Zayıfların Üzüntüsü)" adlı eseri Kore edebiyat tarihinde önemli bir yere sahiptir. Yazar alt tabaka sınıf halklarını romanında kahraman olarak belirlemiştir. Aynı zamanda yazar birey ile toplum ilişkilerini objektif olarak değerlendirmiştir. <br />
"Yaratma" dergisinin ardından 1920 yılında yayım hayatına başlayan "Pyeho" (Harabe) umutsuzluk ve karamsarlıktan kaynaklanan görüşlerin toplandığı bir dergidir. Kim Ok bu dergide faaliyetlerini sürdüren şairlerden biridir. <br />
<br />
Daha sonra 1922 yılında yayımlanmaya başlayan "Bekco" (Beyaz Akış) dergisi yazar ve şairleri pesimistik ögelere daha çok yer vererek romantik akımın etkisiyle duygularını net bir şekilde ifade etmişlerdir. Minyo8 tarzı şiirleri ile Kore Edebiyat tarihide önemli bir yere sahip olan Kim So-Vol (1902-1934) "Beyaz Akış" dergisi etrafında toplanan şairlerden biridir. Kim So-Vol 'un minyo tarzı şiirine bir örnek, <br />
<br />
"Açelya Çiçeği <br />
Beni görmekten bıkıp da <br />
Gideceğiniz zaman <br />
Hiçbir şey söylemeden sizi göndereceğim. <br />
Yongbyong'daki Yag dağından <br />
Açelya çiçeklerini <br />
Usul usul giderken <br />
Yolunuza serdiğim o çiçeklere <br />
Yavaşça basıp gidiniz. <br />
Beni görmekten bıkıp da <br />
Gideceğiniz zaman <br />
Ölsem de gözyaşı dökmeyeceğim.' <br />
<br />
<br />
<br />
1930- 15.08.1945 Dönemi Edebiyatı; bu dönemde Japonya'nın Kore'ye baskı politikası uygulamasından dolayı yazarlar eserlerini istedikleri gibi yazamamışlardır. Bundan dolayı "sanat için sanat" edebiyatına yönelmişlerdir. 30'lu yıllarda birçok grup oluşmuş şair ve yazarlar bu gruplar etrafında toplanarak faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. "Sengmyonpa" (Hayat Topluluğu) ve "Modernizim Topluluğu" bu dönemde faaliyetlerini sürdüren dergilerden birkaçıdır. Chong Ji-Yong "Modernizim Topluluğu"nun önde gelen şairlerindendir. So Chong- Ju (1915-) "Hayat Topluluğu"nun önde gelen şairidir. <br />
30'lu yıllarda yazarlar daha da derinleştirdikleri gerçekçi tasvir ile Japon emperyalizmi altındaki aydınların sorunları ile çiftçilerin yaşamını konu alarak eserlerinde işlediler. "Şehir Romanı" , "Köy Romanı" ve "Tarih Romanı" akımları faaliyet göstermiştir. Yi Kvang-Su'nun "Hilk" (Toprak) Sim Hun'un (1901-1936) "Sangroksu" (Yeşil Ağaç) adlı eserleri çiftçi yaşamını en iyi ifade eden eserlerin başında gelmektedir. <br />
Ayrıca Yi Hyo-Sok (1907-1942) memleket özlemi edebiyatı ile Kim Yu-Jong (1908-1937) baski altindaki insanlarin görüntüsünü ve onlarin yoksulluğunu geleneksel hiciv edebiyatı ile Yi Sang (1912-1939) umutsuz, gerçek hayata uyum sağlayamayan karakterleri ele alarak bir nevi kaçış edebiyatı ile edebiyat tarihinde yerini almıştır. <br />
1945 Dönemi, ülkede hüküm süren sağ-sol ideolojik çatışmalar <br />
edebiyat sahasında da etkisini göstermiştir. Dolayısıyla birçok edebi <br />
kavgalarda ortaya çıkmıştır. "Halk Edebiyatı" taraftarları " Parti <br />
Edebiyatına" karşı çıkarak "İnsan Edebiyatını", "Siyasi Edebiyata" karşı<br />
olup "Saf Edebiyatı"savunmuşlardır. <br />
<br />
Japon emperyalizminin baskısı ile duygularını eserlerine yansıtamayan yazarlar "Memleket özlemi" edebiyatı yapmıştır. Kim Tong-Pvi'nin "Hyolgo Bucog" (Magarada Yaşayan Kavim) adlı eser bu türün en iyi örneklerindendir. <br />
1946 yılında Pak Mog-Vol (1916-1978), Pak Tu-Jin, Cho Ji-Hun'dan <br />
oluşan şair topluluğu "Yeşil Geyik Topluluğu" nu oluşturarak milli şiiri <br />
geliştirme çabalarını sürdürmüşlerdir. <br />
<br />
Kore Savaşı sonrası 1950'li yıllarda ülkenin kuzey ve güney olarak ikiye bölünmesi trajedik bir ortam oluşturmuştur. Savaş sonrası Edebiyatında, savaşta yara alan insanların tutumunu ve trajedisini, çelişki içinde kalan topluma karşı şikayet ve eleştiri, geçmişe duyulan özlem ve hümanizm 1950'li yılların yazar ve şairlerinin eserlerinde görülen konulardır. Yu Chi-Hvan'in "Bobyonggva" (Piyade ile birlikte), Gu Sang'in "Conggyungmyociapeso" (Düşman Askerinin Mezarı Önünde) adlı çalışmalar savaş sonrası şiirlerin en iyi örneklerindendir."Savaş sonrası edebiyatı"nin egemen teması, insanın insana yaptığı zulmün gerçek yüzüydü. Kore savaşını ele alırken bu eğilimi simgelemiş olanlar Son Chang-Sop 'un "Bi onin nal" (Yağmurlu Gün) ile Son U-Hui 'nin "Bulggot" (Hava Fişekleri) gibi romanlardı. Yine bu dönem de O Yong-Su 'nun "Getmail" (Kenar Mahalle) adlı eseri "varolusçuluk" eğilimi ile yazılmış başlıca eserlerdendir. <br />
1960'li yıllarda Askeri ihtilal ve öğrenci eylemleri gibi iki önemli olay siyasi dalgalanmalara neden olmuştur. Bu dalgalanmalar edebiyat alanına da yansımıştır. "Varolusçuluk Edebiyatı" 60'li yıllarda da etkisini sürdürmüştür. Kim Su-Yong'un "Godehanburi" (Büyük Kök) ve "Pul" (Ot) , Shin Kyung-Rim'in "Nogmu" (Çiftçinin Dansı) adlı şiirleri bu akımın en iyi örnekleri arasındadır. Yi Mun-Gu'nun "Canghanmong" (Uzun ve Hüzünlü Rüya) adlı romanı 60'li yılların önemli eserleridir. <br />
<br />
Kore Edebiyatı, klasik edebiyattan çağdaş edebiyat dönemine kadar kronolojik biçimde ve tarihsel açıdan ele alınmıştır. Her tarihsel dönemin kendine has özellikleri Kore edebiyatını etkileyerek, Kore halkının düşünceleri, duyguları, kültürü, yaşam biçimi ve tarihi yazarların eserlerinde değindiği konular olmuştur. <br />
Klasik edebiyat dönemindeki Han mun hak edebiyatı döneminden Hangıl edebiyatına, Aristokrat edebiyatından halk edebiyatına geçilmiştir. Böylelikle eski edebiyatın özellikleri yok olup yeni edebiyat doğmuştur. <br />
Ayrıca Batı medeniyetinin kabulü ve Batı Edebiyatı etkisi ile Kore Edebiyatında yeni eğilimler oluşmasında önemli bir rol oynayarak Çağdaş Edebiyatın doğması sağlanmıştır. <br />
<br />
Çağdaş edebiyat döneminde eski edebiyat geleneği olan grup edebiyat çalışmalarından sıyrılıp şahsi edebiyat çalışmalarına yönelinmiştir. Ayrıca zaman zaman Kore toplumunda ortaya çıkan değişiklikler yazarların değişiminde de rol oynamıştır. </span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çağdaş Kore Edebiyatı </span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Kaehvagi Dönemi (Modernleşme Dönemi) Edebiyatı <br />
Kabokyongcang (1894) çağdaşlaşma reformundan 1908 yılına dek süren bir dönemi kapsar. Kore'ye batı medeniyetlerinin girmesiyle edebiyat alanında "Sinmunhak" (Yeni Edebiyat) dönemi başlamıştır. "Sinsosol" (Yeni Roman) ve "Sinçesi" (Yeni Stil Sür) faaliyetlerinin başlamasıyla Çağdaş Edebiyatın zemini hazırlanmıştır. 1906'da Hyol-Iynu (Kanlı Gözyaşları) Yi In-cik (1862-1916) tarafindan yayimlanmasi Yeni Kore Romani'nin başlangıcı sayılır. Bu eser biçim olarak klasik roman çerçevesi içinde kalmış olsa da yapı ve anlatım bakımından yeni bir denemedir. O dönemin gerçek sorunları olan bağımsızlık düşüncesi, yeni eğitim, sınıf sisteminin kaldırılması, serbestçe flört etmek ve yeni medeniyetin kabulü gibi Kaehvagi (Modernleşme Dönemi)'nin isteklerine uyan şartları yazarlar eserlerinde istemişlerdir. Ayrıca sür alanında belirtilen bu konular "Çanggagasa" (Uzun Şarkı) denilen yeni sür türünde de dile getirilmiştir. <br />
<br />
1908 - 03.01.1919 Dönemi Edebiyatı bu dönem Çağdaş Kore Edebiyatının başlangıç safhasıdır. Yi Kvang-Su (1892-?) ve Choe Nam-Son (1890-1957) bu döneme damgasını vurmuş iki önemli şahsiyettir. <br />
Choe Nam-Son'un 1908' e doğru yayımladığı "Heegeso- Sonyonege" (Denizden Genç Adama) adlı şiiri Çağdaş Kore Sür Edebiyatının başlangıcı sayılır. <br />
Yi Kvang- Su 'nun edebiyatı milliyetçiliği ve hümanizmi temel alarak Kore milletini aydınlatmayı amaçlayan bir edebiyattı. "Mucong" (Merhametsiz) adlı eserinin aydınlatma amaçlı olması ve bu eserinde konuşma ve yazı birliğini sağlamış olması nedeniyle Kore edebiyat tarihinde ilk çağdaş roman olarak düşünülmektedir. <br />
1919 yılında "Samil-Undong"( 1 Mart Bağımsızlık Hareketi)6 adlı bir ulusal direniş hareketi beraberinde tüm Korelilerin ortak milli birlik ve beraberlik duyguları ile hareket etmelerini sağlamayı amaçlayan bir edebiyat alanını beraberinde getirdi. Bu edebiyat akımı, klasik Çince'yi dışlamış ve tamamen Kore ulusal dilinin bir ürünü olması gerektiğine inanmıştır. Şiirin sico ve gasa gibi standart formlardan bağımsız kılınması doğrultusunda halk şiiri ile ilgilenilmiştir. Ancak, Japon emperyalizmi sansür ve hapis gibi baskı unsurlarının uygulanmasıyla Samil Undong (Bağımsızlık Hareketi) başarısızlıkla sonuçlanmıştır. <br />
1920'li yıllardan itibaren Batı Edebiyatı etkisi Kore edebiyatında yeni eğilimler oluşmasında önemli bir rol oynamıştır. "Proleterya Edebiyatı"7 da bu dönemde faaliyet göstererek "Halk Edebiyatı" ile karşı karşıya gelmiştir. Fakat genç yazarlar dönemin zorluklarını aşmak için büyük bir çaba harcamış ve birçok edebi dergi yayımlamışlardır. Ortak görüş ve akımlara sahip yazar ve şairler aynı dergi etrafında toplanarak eserlerini yayımlamışlardır. <br />
Changco (Yaratma) 1919 yılında yayım hayatına başlayan Kore Edebiyatının ilk edebiyat dergisidir. Bu dergi de yer alan Kim Tong-In'in (1900-1951) "Yakhan caiy silpim" (Zayıfların Üzüntüsü)" adlı eseri Kore edebiyat tarihinde önemli bir yere sahiptir. Yazar alt tabaka sınıf halklarını romanında kahraman olarak belirlemiştir. Aynı zamanda yazar birey ile toplum ilişkilerini objektif olarak değerlendirmiştir. <br />
"Yaratma" dergisinin ardından 1920 yılında yayım hayatına başlayan "Pyeho" (Harabe) umutsuzluk ve karamsarlıktan kaynaklanan görüşlerin toplandığı bir dergidir. Kim Ok bu dergide faaliyetlerini sürdüren şairlerden biridir. <br />
<br />
Daha sonra 1922 yılında yayımlanmaya başlayan "Bekco" (Beyaz Akış) dergisi yazar ve şairleri pesimistik ögelere daha çok yer vererek romantik akımın etkisiyle duygularını net bir şekilde ifade etmişlerdir. Minyo8 tarzı şiirleri ile Kore Edebiyat tarihide önemli bir yere sahip olan Kim So-Vol (1902-1934) "Beyaz Akış" dergisi etrafında toplanan şairlerden biridir. Kim So-Vol 'un minyo tarzı şiirine bir örnek, <br />
<br />
"Açelya Çiçeği <br />
Beni görmekten bıkıp da <br />
Gideceğiniz zaman <br />
Hiçbir şey söylemeden sizi göndereceğim. <br />
Yongbyong'daki Yag dağından <br />
Açelya çiçeklerini <br />
Usul usul giderken <br />
Yolunuza serdiğim o çiçeklere <br />
Yavaşça basıp gidiniz. <br />
Beni görmekten bıkıp da <br />
Gideceğiniz zaman <br />
Ölsem de gözyaşı dökmeyeceğim.' <br />
<br />
<br />
<br />
1930- 15.08.1945 Dönemi Edebiyatı; bu dönemde Japonya'nın Kore'ye baskı politikası uygulamasından dolayı yazarlar eserlerini istedikleri gibi yazamamışlardır. Bundan dolayı "sanat için sanat" edebiyatına yönelmişlerdir. 30'lu yıllarda birçok grup oluşmuş şair ve yazarlar bu gruplar etrafında toplanarak faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. "Sengmyonpa" (Hayat Topluluğu) ve "Modernizim Topluluğu" bu dönemde faaliyetlerini sürdüren dergilerden birkaçıdır. Chong Ji-Yong "Modernizim Topluluğu"nun önde gelen şairlerindendir. So Chong- Ju (1915-) "Hayat Topluluğu"nun önde gelen şairidir. <br />
30'lu yıllarda yazarlar daha da derinleştirdikleri gerçekçi tasvir ile Japon emperyalizmi altındaki aydınların sorunları ile çiftçilerin yaşamını konu alarak eserlerinde işlediler. "Şehir Romanı" , "Köy Romanı" ve "Tarih Romanı" akımları faaliyet göstermiştir. Yi Kvang-Su'nun "Hilk" (Toprak) Sim Hun'un (1901-1936) "Sangroksu" (Yeşil Ağaç) adlı eserleri çiftçi yaşamını en iyi ifade eden eserlerin başında gelmektedir. <br />
Ayrıca Yi Hyo-Sok (1907-1942) memleket özlemi edebiyatı ile Kim Yu-Jong (1908-1937) baski altindaki insanlarin görüntüsünü ve onlarin yoksulluğunu geleneksel hiciv edebiyatı ile Yi Sang (1912-1939) umutsuz, gerçek hayata uyum sağlayamayan karakterleri ele alarak bir nevi kaçış edebiyatı ile edebiyat tarihinde yerini almıştır. <br />
1945 Dönemi, ülkede hüküm süren sağ-sol ideolojik çatışmalar <br />
edebiyat sahasında da etkisini göstermiştir. Dolayısıyla birçok edebi <br />
kavgalarda ortaya çıkmıştır. "Halk Edebiyatı" taraftarları " Parti <br />
Edebiyatına" karşı çıkarak "İnsan Edebiyatını", "Siyasi Edebiyata" karşı<br />
olup "Saf Edebiyatı"savunmuşlardır. <br />
<br />
Japon emperyalizminin baskısı ile duygularını eserlerine yansıtamayan yazarlar "Memleket özlemi" edebiyatı yapmıştır. Kim Tong-Pvi'nin "Hyolgo Bucog" (Magarada Yaşayan Kavim) adlı eser bu türün en iyi örneklerindendir. <br />
1946 yılında Pak Mog-Vol (1916-1978), Pak Tu-Jin, Cho Ji-Hun'dan <br />
oluşan şair topluluğu "Yeşil Geyik Topluluğu" nu oluşturarak milli şiiri <br />
geliştirme çabalarını sürdürmüşlerdir. <br />
<br />
Kore Savaşı sonrası 1950'li yıllarda ülkenin kuzey ve güney olarak ikiye bölünmesi trajedik bir ortam oluşturmuştur. Savaş sonrası Edebiyatında, savaşta yara alan insanların tutumunu ve trajedisini, çelişki içinde kalan topluma karşı şikayet ve eleştiri, geçmişe duyulan özlem ve hümanizm 1950'li yılların yazar ve şairlerinin eserlerinde görülen konulardır. Yu Chi-Hvan'in "Bobyonggva" (Piyade ile birlikte), Gu Sang'in "Conggyungmyociapeso" (Düşman Askerinin Mezarı Önünde) adlı çalışmalar savaş sonrası şiirlerin en iyi örneklerindendir."Savaş sonrası edebiyatı"nin egemen teması, insanın insana yaptığı zulmün gerçek yüzüydü. Kore savaşını ele alırken bu eğilimi simgelemiş olanlar Son Chang-Sop 'un "Bi onin nal" (Yağmurlu Gün) ile Son U-Hui 'nin "Bulggot" (Hava Fişekleri) gibi romanlardı. Yine bu dönem de O Yong-Su 'nun "Getmail" (Kenar Mahalle) adlı eseri "varolusçuluk" eğilimi ile yazılmış başlıca eserlerdendir. <br />
1960'li yıllarda Askeri ihtilal ve öğrenci eylemleri gibi iki önemli olay siyasi dalgalanmalara neden olmuştur. Bu dalgalanmalar edebiyat alanına da yansımıştır. "Varolusçuluk Edebiyatı" 60'li yıllarda da etkisini sürdürmüştür. Kim Su-Yong'un "Godehanburi" (Büyük Kök) ve "Pul" (Ot) , Shin Kyung-Rim'in "Nogmu" (Çiftçinin Dansı) adlı şiirleri bu akımın en iyi örnekleri arasındadır. Yi Mun-Gu'nun "Canghanmong" (Uzun ve Hüzünlü Rüya) adlı romanı 60'li yılların önemli eserleridir. <br />
<br />
Kore Edebiyatı, klasik edebiyattan çağdaş edebiyat dönemine kadar kronolojik biçimde ve tarihsel açıdan ele alınmıştır. Her tarihsel dönemin kendine has özellikleri Kore edebiyatını etkileyerek, Kore halkının düşünceleri, duyguları, kültürü, yaşam biçimi ve tarihi yazarların eserlerinde değindiği konular olmuştur. <br />
Klasik edebiyat dönemindeki Han mun hak edebiyatı döneminden Hangıl edebiyatına, Aristokrat edebiyatından halk edebiyatına geçilmiştir. Böylelikle eski edebiyatın özellikleri yok olup yeni edebiyat doğmuştur. <br />
Ayrıca Batı medeniyetinin kabulü ve Batı Edebiyatı etkisi ile Kore Edebiyatında yeni eğilimler oluşmasında önemli bir rol oynayarak Çağdaş Edebiyatın doğması sağlanmıştır. <br />
<br />
Çağdaş edebiyat döneminde eski edebiyat geleneği olan grup edebiyat çalışmalarından sıyrılıp şahsi edebiyat çalışmalarına yönelinmiştir. Ayrıca zaman zaman Kore toplumunda ortaya çıkan değişiklikler yazarların değişiminde de rol oynamıştır. </span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Klasik Kore Edebiyatı]]></title>
			<link>https://www.korea-fans.com/forum/konu-klasik-kore-edebiyati.html</link>
			<pubDate>Sat, 21 Jun 2008 19:19:21 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.korea-fans.com/forum/member.php?action=profile&uid=2721">a7xmeltem</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.korea-fans.com/forum/konu-klasik-kore-edebiyati.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">Klasik Kore Edebiyatı  </span></span><br />
<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Tüm eski ulusların edebiyatlarında olduğu gibi Kore edebiyatının doğusu da halkların tapınma ihtiyaçlarından kaynaklanmıştır. Koreliler Göklerin Efendisi dedikleri en üstün tanrıya taparlardı. Tanrıya şükranlarını belirtmek içinde törenler düzenlerlerdi. Müzik, dans ve şarkı bu törenlerin bir parçası idi. <br />
Puyo (M.Ö. l.yy. kuruluş ?-yıkılış?) döneminin "Yonggo" (Davul ruhunu çağırma) adlı töreni, Koguryo (M.Ö. 37- M.S. 668) döneminin "Tongmaeng" (Chumong'a tapma) adlı töreni, Tongye (M.Ö. l.yy. kuruluş ?-yıkılış?) döneminin "Muchon" (Cennet dansı) adlı töreni, Mahan (M.Ö. l.yy. kuruluş ?-yıkılış?) döneminin "Ovolce ve Sivolce" (Mayıs ve Ekim dönemi hasatları ) adlı törenleri, sözlü edebiyatın aktarıcısı olmuştur. <br />
<br />
Hancha1 adlı yazı sisteminin M.Ö. 2.yy.'da Kore'ye girmesi ile sözlü edebiyatın yazılı forma geçmesi sağlanmıştır. Hancha ile yazılan ve günümüze kadar ulaşan en eski yapıtlar Kim Bu-Sik (1075-1151) tarafında yazılmış olan Samguk sagi'den oluşan makaleler (Üç krallık döneminin tarihsel tutanakları) ile Budist bir rahip olan Il-yon (1211- 1289) tarafından hazırlanan Samguk yusa (Üç krallık döneminden kalan kayıtlar)'dır. Samguk sagi, eski Kore kayıtları ve Çin kaynağını, Samguk yusa ise ; Kore'nin ilk kralı Dangun ve diğer tarihsel , mitolojik , efsanevi kahramanlarının geleneksel birimlerini kapsar. Özellikle Samguk yusa eski Kore hikayeleri hakkında izler bulmayı düşünenler için daha önemlidir. Şiirler önemli hikayelerin bazı bölümlerine sıkıştırılmış ve öyküler dışında kişisel değerlendirmeler de kitapta yerini almıştır. Bu kitap şu anda var olan sözlü edebiyatın ilk koleksiyonudur. Aynı zamanda yazılmış hikayelerin ilk antolojisidir. <br />
<br />
Üç krallık (M.Ö.57-M.S.936) döneminde toplumlar daha iyi örgütlendikçe ve ülke sistemi de düzene girdikçe Kore'de önemli değişiklikler olmuştur. Budizm gibi dışarıdan gelen kültürel etki Kore'de verimli bir ortam bularak gelişti. Budizm ve Hancha ile birlikte Han mun hak (Sino-Kore Edebiyatı) denilen edebiyat gelişmiştir. <br />
<br />
Üç Krallığı oluşturan (Silla M.Ö.57-M.S.935, Koguryo M.Ö.37-M.S.668, Bekçe M.Ö.18-M.S. 660) her bir krallığın kendine özgü bir yapısı ve kültürü vardır. Birleşik Silla (668-935) krallığının da kültürel açıdan temel özelliği "Hyangga"2 (Kir sarkilari) adli sür türü idi. Hyanggalar içerik bakimindan üç önemli unsura sahipti. Bu unsurlar ülkeye saygı, Buda'ya şükran ve öldükten sonra cennete gitmek için yapılan dualardır. "Dosolga" ve "Çangiparangga" adlı iki çalışma hyangga türünün en iyi örneklerindendir. Dosolga, gökte beliren iki güneşin tek bir güneşe dönüşmesi için yapılan dua, Çangiparanga ise, Hvarang topluluğunu oluşturan gençlerden biri olan Giparang'in cennete gitmesi için yapılan duadır. <br />
<br />
Koryo (918-1392) döneminde Hyanggalar önemini kaybetmiştir. Bu dönemde devlet hizmetleri için memuriyet sınavları yapılmakta idi. Bu sınava Gvago deniliyordu. Devlet memuru olabilmek için klasik Çince yani hancha ile hazırlanan bir sınavın asılması gerekiyordu. Dolayısıyla da Han mun hak gelişimine devam etmiştir. <br />
<br />
Yine bu dönemde aristokrat kesimin kullandığı hancha ile, "Gyonggiçega" denilen sür tarzı geliştirildi. Halk arasında da " Koryo sokyo" (Koryo türküleri) denilen sür gelişmiştir. Halk o dönemde okuma yazma bilmediğinden bu şiirler ağızdan ağza dolaşmıştır. Ancak Coson (1392-1864) döneminde " Koryo sokyo" (Koryo türküleri ) şiirleri yazılı olarak hayata geçirilmiştir. <br />
Koryo döneminde düz yazı gelişerek halkın ağızdan ağza dolaşarak söylediği sözlü edebiyatın aktarıcısı olan "Mahalle Hikayeleri" denilen eğlenceli hikayeler yazıya geçilmiştir. Yi-Kyo-Bo'nun (1168-1241) yapıtı "Begun Sosol" (Beyaz Bulutun Romanı) bu alanda yazılmış olan en iyi ürün olarak gösterilmekte kalmayıp yeni romanın oluşumuna da zemin hazırlamıştır. <br />
Daha sonraki dönemlerde de "Fabl" ortaya çıkarak "hiciv edebiyatı" ve "ögüt edebiyatı" yapılmaya başlanmıştır. Imçun tarafından yazılan Guksuncon (içki insan) ile I Gok tarafından kaleme alınan "Cupbuincon" (Bambu Kadın) adlı bu iki eser Kore edebiyatında önemli bir yere sahiptir. <br />
<br />
Coson Hanedanlığı (1392-1864) iki döneme ayrılmaktadır. Hanedanlığın her iki döneminde de her alanda olduğu gibi edebiyat alanında da farklılıklar vardı. Hanedanlığın Birinci Dönem Edebiyatı Japonya ile yapılan imcin Veran (1592-1598) savaşına dek sürmüştür. Hanedanlığın ilk dönemlerinde Kore alfabesi Hangıl'ın yaratılması ile ilk kez Kore halkı kendilerine ait alfabeleri ile sözlü edebiyat kaynaklarını yazıya geçirmiştir. Bu arada yabancı edebiyat çevirileri de ülkeye girerek Kore Edebiyat tarihi büyük ölçüde değişime uğramıştır. <br />
<br />
Hangıl ile yazılan şiirler önem kazanarak Sico4 (Günlük Ezgi), Akcang (Müzik Yazıları), Gyonggiçega (Uzun Şarkı), ve Gasa (Şarkı ve Dans Sözleri) tarzı şiirler gelişimini sürdürmüştür. Yongbioçonga (Uçan Ejder Ezgileri) ile Vorinçongangcigok (Bin Irmak Üzerindeki Ayın Yansıları Türküsü) döneme ait iki önemli eserdir. Yongbioçonga , Coson Hanedanlığının kuruluş tarihi ile ilgili bir destandır. Vorinçongangcigok, Buda'nın yol göstericiliğini anlatan bir eserdir. <br />
<br />
Bu dönemde konfüçyanist düşünce ve aristokratların yaşam tarzları şiirlerin içeriğini oluşturmuştur. Konfüçyanist öğretiler ve Budizimden sutra çevirileri de Hangıl ile yazılarak halk arasında yayılması sağlanmıştır. Ancak halk okuma yazma bilmediğinden dolayı edebiyata aktif olarak katılamamıştır. <br />
Koryo sokyo (Koryo Türküleri) ve Gyonggiçega'nin etkileri bu dönemde de görülmüştür. Yeni Gasa tarzı şiirlerin ortaya çıkması ve sico Coson Hanedanlığının iki önemli özelliği olmuştur. Chong Chol'un "Hunminga"(Hunmin'in Şarkısı) ile Yi Fnin "Gosangugokga" (Ulu Dağ ve Derin Tepeler ) adlı sicoları Coson Hanedanlığının ilk dönem sicolarının en iyi örneklerindendir. <br />
Hanedanlığın ikinci Dönem Edebiyatı imcin Veran Savaş'ının başlangıcından Kabokyongcang (1894) çağdaşlaşma reformuna kadar olan dönemi kapsar. Savaşın etkisiyle ortaya çıkan siyasi karışıklık, ekonomik bozukluk, silhak (Uygulamalı Bilimler), batı biliminin ülkeye girmesi, halkın aydınlanması gibi kavramlar dönemin edebiyatında etkili olmuştur. Bu sebepten dolayı Hanedanlığın ikinci dönem edebiyatında daha çok eleştiri edebiyatı hakim olmuştur. Ayrıca silhak kavramı ile eserlerin konusu da değişmiştir. Silhak taraftarı olan Pak Ji-Von'un hancha ile yazdığı "Yangbancon"(Aristokratın Öyküsü) adlı eseri sosyal çelişkileri irdeleyen ve eleştiren döneme ait bir çalışmadır. <br />
<br />
Hangıl ile yani ulusal dilde yazılmış olan ilk roman Honggiltongchun' (Honggiltong'un Öyküsü) dur. 1705 yılında Ho Gyun tarafindan yazılmış olan bu romanın konusu bir bakanın evlilik dışı olan Honggilton'un gayri meşru çocuklara karşı uygulanan ayrımcı politikayi protesto etmek için çete reisi olmasıdır. Kore romanının başyapıtlarından Kim Man-Cung'un (1637-1692) Buddhaciliktan esinlenen Guun mong'unu (Dokuz Bulutun Rüyası) da döneme ait idealist bir romandır. Yine aynı yazarın nikahli bir eş ile nikahsız bir eş arasındaki mücadeleyi anlattığı Sasi nam cong gi'sini (Sa'nin Güneye Yolculuğu ) anmak gerekir. <br />
<br />
Hanedanlığın ikinci yarısında pansori5 geleneği canlanarak, roman alanına girmiştir. Hikayelerin büyüyüp roman şekline dönüşmesiyle yazarlar, genel bir idealizm düşüncesiyle çağdaş sorunlara daha detaylı bir şekilde değinmişlerdir. <br />
<br />
Çunhyang con (Çunhyang'in Öyküsü) Pansori'nin roman alanına girdiğini ispatlayan dönemin realist romanlarına bir örnektir. Bu romanda genç bir aristokrat olan Yi Mongyong ile bir kontramatristin kızı olan Çunhyang arasındaki aşkı ve toplumsal engelleri nasıl aştığını anlatan bir çalışmadır. <br />
Coson Hanedanlığının ikinci döneminde Sico ve Gasa'lar önceki döneme göre daha uzun bir yapı almış ve konularda çeşitlenmiştir. "Gihengasa" (Gezi Şarkısı), "Yubegasa" (Sürgün Şarkısı) ve kadın şairlerin yazdığı "Nebanggasa" (Oda Şarkıları) dönemin önemli gasalarıdır. 17. Yy.'da nazimdan çok düzyazı faaliyetlerinin artmasından dolayı Sico ve Gasa'lar bu dönemde yarı nesir şeklinde yazılmıştır. Ayrıca sico ve gasa antolojileri oluşturulmuştur. </span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">Klasik Kore Edebiyatı  </span></span><br />
<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Tüm eski ulusların edebiyatlarında olduğu gibi Kore edebiyatının doğusu da halkların tapınma ihtiyaçlarından kaynaklanmıştır. Koreliler Göklerin Efendisi dedikleri en üstün tanrıya taparlardı. Tanrıya şükranlarını belirtmek içinde törenler düzenlerlerdi. Müzik, dans ve şarkı bu törenlerin bir parçası idi. <br />
Puyo (M.Ö. l.yy. kuruluş ?-yıkılış?) döneminin "Yonggo" (Davul ruhunu çağırma) adlı töreni, Koguryo (M.Ö. 37- M.S. 668) döneminin "Tongmaeng" (Chumong'a tapma) adlı töreni, Tongye (M.Ö. l.yy. kuruluş ?-yıkılış?) döneminin "Muchon" (Cennet dansı) adlı töreni, Mahan (M.Ö. l.yy. kuruluş ?-yıkılış?) döneminin "Ovolce ve Sivolce" (Mayıs ve Ekim dönemi hasatları ) adlı törenleri, sözlü edebiyatın aktarıcısı olmuştur. <br />
<br />
Hancha1 adlı yazı sisteminin M.Ö. 2.yy.'da Kore'ye girmesi ile sözlü edebiyatın yazılı forma geçmesi sağlanmıştır. Hancha ile yazılan ve günümüze kadar ulaşan en eski yapıtlar Kim Bu-Sik (1075-1151) tarafında yazılmış olan Samguk sagi'den oluşan makaleler (Üç krallık döneminin tarihsel tutanakları) ile Budist bir rahip olan Il-yon (1211- 1289) tarafından hazırlanan Samguk yusa (Üç krallık döneminden kalan kayıtlar)'dır. Samguk sagi, eski Kore kayıtları ve Çin kaynağını, Samguk yusa ise ; Kore'nin ilk kralı Dangun ve diğer tarihsel , mitolojik , efsanevi kahramanlarının geleneksel birimlerini kapsar. Özellikle Samguk yusa eski Kore hikayeleri hakkında izler bulmayı düşünenler için daha önemlidir. Şiirler önemli hikayelerin bazı bölümlerine sıkıştırılmış ve öyküler dışında kişisel değerlendirmeler de kitapta yerini almıştır. Bu kitap şu anda var olan sözlü edebiyatın ilk koleksiyonudur. Aynı zamanda yazılmış hikayelerin ilk antolojisidir. <br />
<br />
Üç krallık (M.Ö.57-M.S.936) döneminde toplumlar daha iyi örgütlendikçe ve ülke sistemi de düzene girdikçe Kore'de önemli değişiklikler olmuştur. Budizm gibi dışarıdan gelen kültürel etki Kore'de verimli bir ortam bularak gelişti. Budizm ve Hancha ile birlikte Han mun hak (Sino-Kore Edebiyatı) denilen edebiyat gelişmiştir. <br />
<br />
Üç Krallığı oluşturan (Silla M.Ö.57-M.S.935, Koguryo M.Ö.37-M.S.668, Bekçe M.Ö.18-M.S. 660) her bir krallığın kendine özgü bir yapısı ve kültürü vardır. Birleşik Silla (668-935) krallığının da kültürel açıdan temel özelliği "Hyangga"2 (Kir sarkilari) adli sür türü idi. Hyanggalar içerik bakimindan üç önemli unsura sahipti. Bu unsurlar ülkeye saygı, Buda'ya şükran ve öldükten sonra cennete gitmek için yapılan dualardır. "Dosolga" ve "Çangiparangga" adlı iki çalışma hyangga türünün en iyi örneklerindendir. Dosolga, gökte beliren iki güneşin tek bir güneşe dönüşmesi için yapılan dua, Çangiparanga ise, Hvarang topluluğunu oluşturan gençlerden biri olan Giparang'in cennete gitmesi için yapılan duadır. <br />
<br />
Koryo (918-1392) döneminde Hyanggalar önemini kaybetmiştir. Bu dönemde devlet hizmetleri için memuriyet sınavları yapılmakta idi. Bu sınava Gvago deniliyordu. Devlet memuru olabilmek için klasik Çince yani hancha ile hazırlanan bir sınavın asılması gerekiyordu. Dolayısıyla da Han mun hak gelişimine devam etmiştir. <br />
<br />
Yine bu dönemde aristokrat kesimin kullandığı hancha ile, "Gyonggiçega" denilen sür tarzı geliştirildi. Halk arasında da " Koryo sokyo" (Koryo türküleri) denilen sür gelişmiştir. Halk o dönemde okuma yazma bilmediğinden bu şiirler ağızdan ağza dolaşmıştır. Ancak Coson (1392-1864) döneminde " Koryo sokyo" (Koryo türküleri ) şiirleri yazılı olarak hayata geçirilmiştir. <br />
Koryo döneminde düz yazı gelişerek halkın ağızdan ağza dolaşarak söylediği sözlü edebiyatın aktarıcısı olan "Mahalle Hikayeleri" denilen eğlenceli hikayeler yazıya geçilmiştir. Yi-Kyo-Bo'nun (1168-1241) yapıtı "Begun Sosol" (Beyaz Bulutun Romanı) bu alanda yazılmış olan en iyi ürün olarak gösterilmekte kalmayıp yeni romanın oluşumuna da zemin hazırlamıştır. <br />
Daha sonraki dönemlerde de "Fabl" ortaya çıkarak "hiciv edebiyatı" ve "ögüt edebiyatı" yapılmaya başlanmıştır. Imçun tarafından yazılan Guksuncon (içki insan) ile I Gok tarafından kaleme alınan "Cupbuincon" (Bambu Kadın) adlı bu iki eser Kore edebiyatında önemli bir yere sahiptir. <br />
<br />
Coson Hanedanlığı (1392-1864) iki döneme ayrılmaktadır. Hanedanlığın her iki döneminde de her alanda olduğu gibi edebiyat alanında da farklılıklar vardı. Hanedanlığın Birinci Dönem Edebiyatı Japonya ile yapılan imcin Veran (1592-1598) savaşına dek sürmüştür. Hanedanlığın ilk dönemlerinde Kore alfabesi Hangıl'ın yaratılması ile ilk kez Kore halkı kendilerine ait alfabeleri ile sözlü edebiyat kaynaklarını yazıya geçirmiştir. Bu arada yabancı edebiyat çevirileri de ülkeye girerek Kore Edebiyat tarihi büyük ölçüde değişime uğramıştır. <br />
<br />
Hangıl ile yazılan şiirler önem kazanarak Sico4 (Günlük Ezgi), Akcang (Müzik Yazıları), Gyonggiçega (Uzun Şarkı), ve Gasa (Şarkı ve Dans Sözleri) tarzı şiirler gelişimini sürdürmüştür. Yongbioçonga (Uçan Ejder Ezgileri) ile Vorinçongangcigok (Bin Irmak Üzerindeki Ayın Yansıları Türküsü) döneme ait iki önemli eserdir. Yongbioçonga , Coson Hanedanlığının kuruluş tarihi ile ilgili bir destandır. Vorinçongangcigok, Buda'nın yol göstericiliğini anlatan bir eserdir. <br />
<br />
Bu dönemde konfüçyanist düşünce ve aristokratların yaşam tarzları şiirlerin içeriğini oluşturmuştur. Konfüçyanist öğretiler ve Budizimden sutra çevirileri de Hangıl ile yazılarak halk arasında yayılması sağlanmıştır. Ancak halk okuma yazma bilmediğinden dolayı edebiyata aktif olarak katılamamıştır. <br />
Koryo sokyo (Koryo Türküleri) ve Gyonggiçega'nin etkileri bu dönemde de görülmüştür. Yeni Gasa tarzı şiirlerin ortaya çıkması ve sico Coson Hanedanlığının iki önemli özelliği olmuştur. Chong Chol'un "Hunminga"(Hunmin'in Şarkısı) ile Yi Fnin "Gosangugokga" (Ulu Dağ ve Derin Tepeler ) adlı sicoları Coson Hanedanlığının ilk dönem sicolarının en iyi örneklerindendir. <br />
Hanedanlığın ikinci Dönem Edebiyatı imcin Veran Savaş'ının başlangıcından Kabokyongcang (1894) çağdaşlaşma reformuna kadar olan dönemi kapsar. Savaşın etkisiyle ortaya çıkan siyasi karışıklık, ekonomik bozukluk, silhak (Uygulamalı Bilimler), batı biliminin ülkeye girmesi, halkın aydınlanması gibi kavramlar dönemin edebiyatında etkili olmuştur. Bu sebepten dolayı Hanedanlığın ikinci dönem edebiyatında daha çok eleştiri edebiyatı hakim olmuştur. Ayrıca silhak kavramı ile eserlerin konusu da değişmiştir. Silhak taraftarı olan Pak Ji-Von'un hancha ile yazdığı "Yangbancon"(Aristokratın Öyküsü) adlı eseri sosyal çelişkileri irdeleyen ve eleştiren döneme ait bir çalışmadır. <br />
<br />
Hangıl ile yani ulusal dilde yazılmış olan ilk roman Honggiltongchun' (Honggiltong'un Öyküsü) dur. 1705 yılında Ho Gyun tarafindan yazılmış olan bu romanın konusu bir bakanın evlilik dışı olan Honggilton'un gayri meşru çocuklara karşı uygulanan ayrımcı politikayi protesto etmek için çete reisi olmasıdır. Kore romanının başyapıtlarından Kim Man-Cung'un (1637-1692) Buddhaciliktan esinlenen Guun mong'unu (Dokuz Bulutun Rüyası) da döneme ait idealist bir romandır. Yine aynı yazarın nikahli bir eş ile nikahsız bir eş arasındaki mücadeleyi anlattığı Sasi nam cong gi'sini (Sa'nin Güneye Yolculuğu ) anmak gerekir. <br />
<br />
Hanedanlığın ikinci yarısında pansori5 geleneği canlanarak, roman alanına girmiştir. Hikayelerin büyüyüp roman şekline dönüşmesiyle yazarlar, genel bir idealizm düşüncesiyle çağdaş sorunlara daha detaylı bir şekilde değinmişlerdir. <br />
<br />
Çunhyang con (Çunhyang'in Öyküsü) Pansori'nin roman alanına girdiğini ispatlayan dönemin realist romanlarına bir örnektir. Bu romanda genç bir aristokrat olan Yi Mongyong ile bir kontramatristin kızı olan Çunhyang arasındaki aşkı ve toplumsal engelleri nasıl aştığını anlatan bir çalışmadır. <br />
Coson Hanedanlığının ikinci döneminde Sico ve Gasa'lar önceki döneme göre daha uzun bir yapı almış ve konularda çeşitlenmiştir. "Gihengasa" (Gezi Şarkısı), "Yubegasa" (Sürgün Şarkısı) ve kadın şairlerin yazdığı "Nebanggasa" (Oda Şarkıları) dönemin önemli gasalarıdır. 17. Yy.'da nazimdan çok düzyazı faaliyetlerinin artmasından dolayı Sico ve Gasa'lar bu dönemde yarı nesir şeklinde yazılmıştır. Ayrıca sico ve gasa antolojileri oluşturulmuştur. </span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kore Edebiyatı'nda Şiir]]></title>
			<link>https://www.korea-fans.com/forum/konu-kore-edebiyati-nda-siir.html</link>
			<pubDate>Sat, 21 Jun 2008 19:11:43 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.korea-fans.com/forum/member.php?action=profile&uid=2721">a7xmeltem</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.korea-fans.com/forum/konu-kore-edebiyati-nda-siir.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kore Edebiyatında Şiir</span><br />
<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Her zaman bestelenmiş ve şarkı olarak söylenmiştir. İlk Kore şiirlerine hyang ga(kir şarkıları)denirdi: idu ile yazılmış yalnızca 25 tanesi elimize geçmiştir. Bu Mattungun şarkısı bibi kısa tekerlemelerin buddha ya da konfuçius kökenli daha yüce esinli yapıtlarla bir arada bulunduğu 4, 8 ve 10 dizeli yapıtlardan oluşmuş oldukça karışık bir bütündür.<br />
Hyanggaların çoğu, vı. Ve x. yy.lar arasında, Şilla döneminde yazılmıştır, Onu izleyen dönemde, Koryo Hanedanı zamanında (918-1392) egemen tür canggadır (uzun şarkı). Bunlar, her dizesi genellikle 3 hecelik 3 guruptan oluşan ve uzunluğu (10-50 dize) değişen şiirlerdir. Gyong gi üslubundaki şiirler, yazarlarş konfuçiusçu seçkinler tabakasından aydınlar olan cangganın bir türüdür. Konular daha felsefi ve ağırbaşlı bir sadeliktedir. En ünlü Canggalarin bazıları şunlardır: Sogyong pyilgok (pyongyangin şarkısı), Dong Dong (Dört mevsim için od), Çongsan pyolgok (Yeşil dağların türküsü), kasırı (Gidecek misin?) ve Bu şiirlerin yazarları bilinmektedir.<br />
<br />
Eski edebiyatı En son dönemi olan Li ya da Yi hanedenı zamanında (1392-1910) iki şiir türü göze çarpar. Bunlar sico ve gasadır. Siconun en yaygın türünde 3 dize vardır; yapısı şöyledir: a)3-4-3/4-4, b)3-4-3/4-4, c)3-5-4-3. İki iki dizede konu geliştirilir; üçüncü ve dördüncüde, genellikle mizah ya da hüzünle yüklü özgün ve beklenmedik bir biçimde sonuca varılır. Önceleri seçkin tabakaya özgü olan sico, kısa sürede toplumun tüm sınıfları arasında yayıldı. Bu, kuskusuz en tanınmış şiir türüdür ve Japonların haiku*suyla karşılaştırılabilir. Korelilerin en değer verdiği sicolar amiral Li Sun-Sin ve kadın şair Huang Cin-Inin sicolarıdır.<br />
Şiirdeki duygusallığın anlatımı siconun özlü anlatımıyla sinirlanamayacağı için, Li hanedanından başlayarak Koryo gyong gisine dayalı şarkı ve dans sözleri olan gasa geliştirildi. Bu türün getirdiği tek kısıtlama uyarınca, her dize dört heceli iki grup içeriyordu, ama dize sayısı sinirlanmamıştı ve bazı gasalar yüzlerce hatta binlerce dizeden oluşuyordu. Önceleri lirik nitelikli olan ve neredeyse yalnızca doğa güzelliklerini betimleyen gasalar, özellikle xvı.yy. sonu. </span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kore Edebiyatında Şiir</span><br />
<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Her zaman bestelenmiş ve şarkı olarak söylenmiştir. İlk Kore şiirlerine hyang ga(kir şarkıları)denirdi: idu ile yazılmış yalnızca 25 tanesi elimize geçmiştir. Bu Mattungun şarkısı bibi kısa tekerlemelerin buddha ya da konfuçius kökenli daha yüce esinli yapıtlarla bir arada bulunduğu 4, 8 ve 10 dizeli yapıtlardan oluşmuş oldukça karışık bir bütündür.<br />
Hyanggaların çoğu, vı. Ve x. yy.lar arasında, Şilla döneminde yazılmıştır, Onu izleyen dönemde, Koryo Hanedanı zamanında (918-1392) egemen tür canggadır (uzun şarkı). Bunlar, her dizesi genellikle 3 hecelik 3 guruptan oluşan ve uzunluğu (10-50 dize) değişen şiirlerdir. Gyong gi üslubundaki şiirler, yazarlarş konfuçiusçu seçkinler tabakasından aydınlar olan cangganın bir türüdür. Konular daha felsefi ve ağırbaşlı bir sadeliktedir. En ünlü Canggalarin bazıları şunlardır: Sogyong pyilgok (pyongyangin şarkısı), Dong Dong (Dört mevsim için od), Çongsan pyolgok (Yeşil dağların türküsü), kasırı (Gidecek misin?) ve Bu şiirlerin yazarları bilinmektedir.<br />
<br />
Eski edebiyatı En son dönemi olan Li ya da Yi hanedenı zamanında (1392-1910) iki şiir türü göze çarpar. Bunlar sico ve gasadır. Siconun en yaygın türünde 3 dize vardır; yapısı şöyledir: a)3-4-3/4-4, b)3-4-3/4-4, c)3-5-4-3. İki iki dizede konu geliştirilir; üçüncü ve dördüncüde, genellikle mizah ya da hüzünle yüklü özgün ve beklenmedik bir biçimde sonuca varılır. Önceleri seçkin tabakaya özgü olan sico, kısa sürede toplumun tüm sınıfları arasında yayıldı. Bu, kuskusuz en tanınmış şiir türüdür ve Japonların haiku*suyla karşılaştırılabilir. Korelilerin en değer verdiği sicolar amiral Li Sun-Sin ve kadın şair Huang Cin-Inin sicolarıdır.<br />
Şiirdeki duygusallığın anlatımı siconun özlü anlatımıyla sinirlanamayacağı için, Li hanedanından başlayarak Koryo gyong gisine dayalı şarkı ve dans sözleri olan gasa geliştirildi. Bu türün getirdiği tek kısıtlama uyarınca, her dize dört heceli iki grup içeriyordu, ama dize sayısı sinirlanmamıştı ve bazı gasalar yüzlerce hatta binlerce dizeden oluşuyordu. Önceleri lirik nitelikli olan ve neredeyse yalnızca doğa güzelliklerini betimleyen gasalar, özellikle xvı.yy. sonu. </span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kore Edebiyatı üzerine Shin Myong Hoon ile yapılan bir söyleşi]]></title>
			<link>https://www.korea-fans.com/forum/konu-kore-edebiyati-uzerine-shin-myong-hoon-ile-yapilan-bir-soylesi.html</link>
			<pubDate>Sat, 21 Jun 2008 19:07:00 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.korea-fans.com/forum/member.php?action=profile&uid=1953">sunshine</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.korea-fans.com/forum/konu-kore-edebiyati-uzerine-shin-myong-hoon-ile-yapilan-bir-soylesi.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: left;" class="mycode_align">
<br />
<br />
2005 yılında Buchkultur dergisi Frankfurt Kitap Fuarında Koreli organizatörlerinin başkanı Shin Myong Hoon ile Kore edebiyatının günümüzdeki durumu üzerine bir söyleşi yaptı. Okursanız Kore Edebiyatı ile ilgilenenler için yararı olacağını düşündüğüm bilgiler içeriyor...<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Modern Kore edebiyatına hangi eğilimler hâkim? </span><br />
<br />
Kore, 20. yüzyılı Japon sömürgesi olarak geçirdi. Sonra Kore Savaşı'nı yaşadı, onun sonrasında da Güney Kore'de 1980'lere kadar süren askeri diktatörlüğe tanık oldu. Bu tarihsel evrede, birçok yazar siyasi konularla ilgilendi ve çoğunlukla demokratikleşme ya da Kuzey-Güney birleşmesi üzerine yoğunlaştı. Bu dönemin büyük epik yapıtlarındaki başlıca tema ulus oldu. <br />
1970'li, 80'li yıllarda Güney Kore hızla endüstrileşti ve demokratik süreç işlemeye başladı. Düsünce özgürlüğü geldiğinden beri ulusal temalar moda olmaktan çıktı. Genç nesil yazarlar toplumdaki tek tek bireyler üzerine, insanın iç dünyası ya da varolussal meseleler üzerine yazıyor artık. <br />
Diğer eğilimlerse, postmodernizm ve 1990'larda feminist söylem olarak kendini sunan kadın edebiyatı. O dönemde insanlar, Kore'de, örneğin Jon Kyongnin'in anlatılarında bireysel bakış açısını açıkça gösteren feminist bir dönemin başladığını söylediler. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kore'de şiir büyük bir anlam taşıyor? Bunu neye bağlıyorsunuz? </span><br />
<br />
Şiir kitapları 100.000 baskı yapabiliyor. Almanya'dakinin çok çok üstünde bir rakam bu. Hatta bir milyon baskı bile az rastlanan bir durum değil. Hwang Chi U gibi birçok tanınmış şairin kitapları 300 bin ila 600 bin arası satabiliyor. Koreliler, şiiri seviyor. Bu, bizim geleneğimizden gelen bir sey. Joseon Hanedanlığı sırasında (1392-1910), devletin yüksek kademelerine başvuran adaylardan iyi şiir yazanlar tercih ediliyordu. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şair Ko Un, Kore'de edebiyatın bir duvarla çevrili olduğunu ileri sürdü. Şiir, yalıtılmış durumda mi Kore'de? </span><br />
<br />
Buna katılmıyorum. Koreli şairler, örneğin Friedrich Schiller, Heinrich Heine gibi şairlerden de etkilendiler aynı zamanda. Çin şiiri de giderek artan bir etkiye sahip. Ko Un, kendi kendine duvar örüyor bence. <br />
Kore'de 'tescilli yazarlık' diye bir şey var. Ne anlama geliyor bu? <br />
Kore'de, kitabı yayımlanan bir yazar ulusal edebiyat birliğine kayıt olabiliyor. Tam sayıyı bilmiyorum ama hem profesyonel hem de yarı profesyonel yaklaşık yirmi bin yazar birliğe kayıtlı. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Resimli hikâyeler ya da Manhwa karikatürleri (Japonca'da Manga) çok baskı yapıyor. Bu popülerliği nasıl açıklıyorsunuz? Manhwa'lar, Japonya'dan mı alınma? </span><br />
<br />
1990'ların başına kadar Kore'de, Japon kültürü yasaklıydı. Bu yüzden bu tarihe kadar sadece Kore manhwalarına ulaşılabiliyordu. Manhwa'lar, Joseon Hanedanlığı'ndan bu yana kendi geleneğine sahip. 1970'lerden itibaren Japon Manga üretimiyle bağlantılı ticari bir genişleme başladı. Kitap basına 500 bin ila 1 milyon baskı normal. Bana göre, Japon Manga'larıyla Kore Manwha'ları birbirinden çok farklı. Çünkü Kore'de şiddet ya da 'hard-core seks' sahnelerine çok az rastlanıyor. Onun yerine daha çok katmanlı karakterler, daha detayli çizimler var. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Manhwa'lar edebiyatçılar tarafından kabul görüyor mu? </span><br />
<br />
Eski nesil yazarlardan hayır ama yeni nesilden bazılarından evet. Hatta Manhwa okuyor ya da kendileri de yazıyorlar. Ancak genel olarak Manhwa'ların yerleşik edebiyatta büyük bir önemi yok. <br />
<br />
(Buchkültür, Ağustos-Eylül 2005, söyleşiyi yapan: Hans Dietere Grünefeld)</div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: left;" class="mycode_align">
<br />
<br />
2005 yılında Buchkultur dergisi Frankfurt Kitap Fuarında Koreli organizatörlerinin başkanı Shin Myong Hoon ile Kore edebiyatının günümüzdeki durumu üzerine bir söyleşi yaptı. Okursanız Kore Edebiyatı ile ilgilenenler için yararı olacağını düşündüğüm bilgiler içeriyor...<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Modern Kore edebiyatına hangi eğilimler hâkim? </span><br />
<br />
Kore, 20. yüzyılı Japon sömürgesi olarak geçirdi. Sonra Kore Savaşı'nı yaşadı, onun sonrasında da Güney Kore'de 1980'lere kadar süren askeri diktatörlüğe tanık oldu. Bu tarihsel evrede, birçok yazar siyasi konularla ilgilendi ve çoğunlukla demokratikleşme ya da Kuzey-Güney birleşmesi üzerine yoğunlaştı. Bu dönemin büyük epik yapıtlarındaki başlıca tema ulus oldu. <br />
1970'li, 80'li yıllarda Güney Kore hızla endüstrileşti ve demokratik süreç işlemeye başladı. Düsünce özgürlüğü geldiğinden beri ulusal temalar moda olmaktan çıktı. Genç nesil yazarlar toplumdaki tek tek bireyler üzerine, insanın iç dünyası ya da varolussal meseleler üzerine yazıyor artık. <br />
Diğer eğilimlerse, postmodernizm ve 1990'larda feminist söylem olarak kendini sunan kadın edebiyatı. O dönemde insanlar, Kore'de, örneğin Jon Kyongnin'in anlatılarında bireysel bakış açısını açıkça gösteren feminist bir dönemin başladığını söylediler. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kore'de şiir büyük bir anlam taşıyor? Bunu neye bağlıyorsunuz? </span><br />
<br />
Şiir kitapları 100.000 baskı yapabiliyor. Almanya'dakinin çok çok üstünde bir rakam bu. Hatta bir milyon baskı bile az rastlanan bir durum değil. Hwang Chi U gibi birçok tanınmış şairin kitapları 300 bin ila 600 bin arası satabiliyor. Koreliler, şiiri seviyor. Bu, bizim geleneğimizden gelen bir sey. Joseon Hanedanlığı sırasında (1392-1910), devletin yüksek kademelerine başvuran adaylardan iyi şiir yazanlar tercih ediliyordu. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şair Ko Un, Kore'de edebiyatın bir duvarla çevrili olduğunu ileri sürdü. Şiir, yalıtılmış durumda mi Kore'de? </span><br />
<br />
Buna katılmıyorum. Koreli şairler, örneğin Friedrich Schiller, Heinrich Heine gibi şairlerden de etkilendiler aynı zamanda. Çin şiiri de giderek artan bir etkiye sahip. Ko Un, kendi kendine duvar örüyor bence. <br />
Kore'de 'tescilli yazarlık' diye bir şey var. Ne anlama geliyor bu? <br />
Kore'de, kitabı yayımlanan bir yazar ulusal edebiyat birliğine kayıt olabiliyor. Tam sayıyı bilmiyorum ama hem profesyonel hem de yarı profesyonel yaklaşık yirmi bin yazar birliğe kayıtlı. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Resimli hikâyeler ya da Manhwa karikatürleri (Japonca'da Manga) çok baskı yapıyor. Bu popülerliği nasıl açıklıyorsunuz? Manhwa'lar, Japonya'dan mı alınma? </span><br />
<br />
1990'ların başına kadar Kore'de, Japon kültürü yasaklıydı. Bu yüzden bu tarihe kadar sadece Kore manhwalarına ulaşılabiliyordu. Manhwa'lar, Joseon Hanedanlığı'ndan bu yana kendi geleneğine sahip. 1970'lerden itibaren Japon Manga üretimiyle bağlantılı ticari bir genişleme başladı. Kitap basına 500 bin ila 1 milyon baskı normal. Bana göre, Japon Manga'larıyla Kore Manwha'ları birbirinden çok farklı. Çünkü Kore'de şiddet ya da 'hard-core seks' sahnelerine çok az rastlanıyor. Onun yerine daha çok katmanlı karakterler, daha detayli çizimler var. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Manhwa'lar edebiyatçılar tarafından kabul görüyor mu? </span><br />
<br />
Eski nesil yazarlardan hayır ama yeni nesilden bazılarından evet. Hatta Manhwa okuyor ya da kendileri de yazıyorlar. Ancak genel olarak Manhwa'ların yerleşik edebiyatta büyük bir önemi yok. <br />
<br />
(Buchkültür, Ağustos-Eylül 2005, söyleşiyi yapan: Hans Dietere Grünefeld)</div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Some Korean Proverbs / Korece Bazı Atasözler]]></title>
			<link>https://www.korea-fans.com/forum/konu-some-korean-proverbs-korece-bazi-atasozler.html</link>
			<pubDate>Thu, 07 Feb 2008 22:58:12 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.korea-fans.com/forum/member.php?action=profile&uid=209">hiraru</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.korea-fans.com/forum/konu-some-korean-proverbs-korece-bazi-atasozler.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: small;" class="mycode_size">1. <span style="color: #800080;" class="mycode_color">백짓장도 맞들면 가볌다 (Baek Jit Jang Do Mat Tul Myun Gah Byup Dah)</span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">English:</span> Even a sheet of paper seems lighter when two people lift it together.<br />
<br />
Bir kağıt parçası bile başkasının yardımıyla hafif gelir. Bu atasözünde yardımlaşmanın iş kolay olsa da işi daha da kolaylaştıracağını anlatıyor.<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">2. <span style="color: #800080;" class="mycode_color">우물안 개구리 (Oo Mool An Gae Goo Ree)</span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">English:</span> The frog in the well.<br />
<br />
Kuyudaki kurbağa anlamına gelen bu atasözünde kurbağanın tüm dünyasının kuyu olduğunu, sınırlarının çok dar olduğunu anlatıyor. Bizde at gözlüğüyle bakmakla benzer anlamda sanırım.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">3. <span style="color: #800080;" class="mycode_color">하늘이 무너져도 솟아날 구멍이 있다.(Hannulee Moonuh Jyudo Sossanal Goomungee Itda)</span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">English:</span> There is a hole to escape through even when the sky collapses on us.<br />
<br />
Gökyüzü üstümüze düşse bile kaçacak bir delik vardır anlamına gelen bu atasözünde en zor durumda bile bir umut olduğu anlatılmak isteniyor. Bir şeye inanırlarsa onu gerçekleştirebileceklerini söylüyorlar.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">4. <span style="color: #800080;" class="mycode_color">물이 가야 배가 온다. (Muri Gaya Bae Ga On Dah) </span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">English:</span> The water has to reach the shore for the boat to come.<br />
<br />
Geminin gelmesi için su kıyıya ulaşmalıdır anlamına gelen bu atasözünde geminin su olmadan hareket edemeyeceğini anlatmak istiyor. Bizde bir elin nesi var iki elin sesi var atasözüne benzer.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">5. <span style="color: #800080;" class="mycode_color">못 올라갈 나무는 쳐다보지도 말. (Mot Olla Gal Na Moo Nun, A Ye, Chyu Dah Bo Jido Malla)</span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">English:</span> Do not even look at the tree which you are not able to climb up.<br />
<br />
Bir ağaç tırmanılamaz görünüyorsa, bakma bile anlamına gelen bu atasözünde ulaşılamayacağın şeyi çok fazla istememelisin denilmek istenmiş. <br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">6. <span style="color: #800080;" class="mycode_color"> 손바닥으로 하늘을 가리려한다 (Sunbadakiro  Hanilil Kariryuhanda)</span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">English:</span> Don't try to cover the whole sky with the palm of your hand.<br />
<br />
Burda gökyüzünü ancak gözlerimizi kapattığımızda örtmüş gibi oluruz ama gökyüzü hala vardır ve bu gerçek değişmez bu atasözünde de kendimizi kandırsak da gerçeklerden kaçılamaz denilmek istenmiş.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">7. <span style="color: #800080;" class="mycode_color">호랑이는 죽으면 가죽을 남기고, 사람은 죽으면 이름을 남긴다.(Horanginin Cukimyun Kacukil Namgigo, Saramin Cukimyun Irimil Namginda</span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">English:</span> When tigers die, they leave leather behind. When people die, they leave their names behind.<br />
<br />
Kaplan öldüğünde tüyü kalır, insan öldüğünde adı kalır şeklinde çevrilebilir. İnsanların karakterlerinin iyi olması ve bir isim bırakmaları gerektiği anlatılmak istenmiş.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">8. <span style="color: #800080;" class="mycode_color">소 잃고 외양간 고친다. (So Ilgo Oiyanggan Goçinda)</span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">English:</span> After losing a cow, one repairs the barn.<br />
<br />
İneği kaybettikten sonra ancak ahır onarılır. Burda da başına bir şey geldikten sonra harekete geçmek anlatılmak istenmiş.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">9. <span style="color: #800080;" class="mycode_color">티끌모아 태산. (Tiggilmoa Tesan)</span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">English:</span> Gather dust to build a mountain.<br />
<br />
Dağ yapmak için tozları biriktir. Damlaya damlaya göl olura benzer bir atasözü.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">10. <span style="color: #800080;" class="mycode_color">등잔 밑이 어둡다. (Deungjan michi eodupda)</span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">English:</span> It's darkest underneath the lampstand.<br />
<br />
Lambanın Altı En Karanlıktır. Türkçe'de mum dibine ışık vermez atasözüyle benzer anlamda. Etrafını aydınlatır ama kendisine faydası yoktur.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">11. <span style="color: #800080;" class="mycode_color"> 촣운 약운 입에 쓰다. (Chun Yakun Ipe Suta)</span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">English:</span> A good medicine is bitter to the mouth.<br />
<br />
İyi ilaç ağza acı gelir. Burda gülü seven dikenine katlanır anlamı var sanırım. Acı veriyor olsa da iyileşmek için ilacı kullanmamız gerekiyor.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">12. <span style="color: #800080;" class="mycode_color"> 아니 땐 굴뚝에 연기 날까 (Ani Ten Kulkute Yonki Nalka.)</span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">English:</span> No smoke comes out of a chimney without fire.<br />
<br />
Ateş yoksa bacadan duman çıkmaz. Bizim ateş olmayan yerden duman çıkmaz atasözü. <img src="https://www.korea-fans.com/forum/images/smilies/biggrin.gif" alt="Biggrin" title="Biggrin" class="smilie smilie_111" /><img src="https://www.korea-fans.com/forum/images/smilies/biggrin.gif" alt="Biggrin" title="Biggrin" class="smilie smilie_111" /><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">13. <span style="color: #800080;" class="mycode_color">수염이 석자라도 먹어야 양반이다.(Suyomi Sokçarado Mokoya Yangbanida)</span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">English:</span> Even a man with a three-foot long mustache must eat to be a nobleman. / Fine manners are no cure for an empty stomach.<br />
<br />
Üç ayaklı uzun bıyıklı adam soylu olmak için yemek yemelidir. Burada iyi huylu olmanın karın doyurmayacağı anlatılmak isteniyor sanırım.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">14. <span style="color: #800080;" class="mycode_color">원숭이도 나무에서 떨어진다. (Wonsungido Namueso Toroçinda)</span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">English:</span> Even monkeys fall from trees.<br />
<br />
Maymunlar bile ağaçtan düşebilir. Bizim hatasız kul olmaz atasözüyle aynı anlamda.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">15. <span style="color: #800080;" class="mycode_color">되로 주고 말로 받 는다. (Toiro Çuko Malro Patnunda</span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">English:</span> Give a little, receive a bundle.<br />
<br />
Çok almak için az ver. Bu da kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez atasözüyle aynı anlamda.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">16. <span style="color: #800080;" class="mycode_color">가는 말이 고와야 오는 말도 곱다. (Kanin Mari Kooya Onin Mari Kopta)</span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">English:</span> Say kind words to hear kind words.<br />
<br />
Türkçe'ye, hoş sözler duymak için hoş söz söyle olarak çevirilen bu atasözü bizim ne ekersen onu biçersin atasözüyle aynı anlamda sanırım.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">17. <span style="color: #800080;" class="mycode_color">말 한 마디에 천냥 빚을 갚는다. (Mal Han matie Çonyang Pito Kapnunda) </span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">English:</span> A big debt is repayed with only a few words.<br />
<br />
Türkçe'ye, büyük bir borç birkaç kelimeyle ödenir olarak çevrilen bu atasözü bizim tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır atasözüyle benzer anlamda.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">18. <span style="color: #800080;" class="mycode_color"> 낮말은 새가 듣고 밤 말은 쥐가 듣는다. (Nat Marun Seka Tuko Pam Marun Çuika Tutnunda) </span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">English:</span> Birds can hear the talk in the daytime, rats can hear the talk at night.<br />
<br />
Türkçe'ye, konuşulanları gündüz kuşlar, gece sıçanlar duyabilir olarak çevirilen bu atasözü bizim yerin kulağı vardır atasözüyle benzer anlamda.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">19. <span style="color: #800080;" class="mycode_color"> 모르는 게 약이다. (Morinin Ke Yakida) </span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">English:</span> Ignorence is bliss.<br />
<br />
Cehalet mutluluktur. Cahil insanların tasalanacak pek fazla şeyı yoktur şeklinde açıklanan bir atasözü. </span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">Çeviriler bana aittir. Kaynak kullanırken çok çesitli kaynaklar kullanmıştım şimdi bulamıyorum. Ama illa kaynak istiyorsanız Korean proverb diye google araması yapabilirsiniz.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: small;" class="mycode_size">1. <span style="color: #800080;" class="mycode_color">백짓장도 맞들면 가볌다 (Baek Jit Jang Do Mat Tul Myun Gah Byup Dah)</span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">English:</span> Even a sheet of paper seems lighter when two people lift it together.<br />
<br />
Bir kağıt parçası bile başkasının yardımıyla hafif gelir. Bu atasözünde yardımlaşmanın iş kolay olsa da işi daha da kolaylaştıracağını anlatıyor.<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">2. <span style="color: #800080;" class="mycode_color">우물안 개구리 (Oo Mool An Gae Goo Ree)</span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">English:</span> The frog in the well.<br />
<br />
Kuyudaki kurbağa anlamına gelen bu atasözünde kurbağanın tüm dünyasının kuyu olduğunu, sınırlarının çok dar olduğunu anlatıyor. Bizde at gözlüğüyle bakmakla benzer anlamda sanırım.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">3. <span style="color: #800080;" class="mycode_color">하늘이 무너져도 솟아날 구멍이 있다.(Hannulee Moonuh Jyudo Sossanal Goomungee Itda)</span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">English:</span> There is a hole to escape through even when the sky collapses on us.<br />
<br />
Gökyüzü üstümüze düşse bile kaçacak bir delik vardır anlamına gelen bu atasözünde en zor durumda bile bir umut olduğu anlatılmak isteniyor. Bir şeye inanırlarsa onu gerçekleştirebileceklerini söylüyorlar.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">4. <span style="color: #800080;" class="mycode_color">물이 가야 배가 온다. (Muri Gaya Bae Ga On Dah) </span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">English:</span> The water has to reach the shore for the boat to come.<br />
<br />
Geminin gelmesi için su kıyıya ulaşmalıdır anlamına gelen bu atasözünde geminin su olmadan hareket edemeyeceğini anlatmak istiyor. Bizde bir elin nesi var iki elin sesi var atasözüne benzer.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">5. <span style="color: #800080;" class="mycode_color">못 올라갈 나무는 쳐다보지도 말. (Mot Olla Gal Na Moo Nun, A Ye, Chyu Dah Bo Jido Malla)</span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">English:</span> Do not even look at the tree which you are not able to climb up.<br />
<br />
Bir ağaç tırmanılamaz görünüyorsa, bakma bile anlamına gelen bu atasözünde ulaşılamayacağın şeyi çok fazla istememelisin denilmek istenmiş. <br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">6. <span style="color: #800080;" class="mycode_color"> 손바닥으로 하늘을 가리려한다 (Sunbadakiro  Hanilil Kariryuhanda)</span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">English:</span> Don't try to cover the whole sky with the palm of your hand.<br />
<br />
Burda gökyüzünü ancak gözlerimizi kapattığımızda örtmüş gibi oluruz ama gökyüzü hala vardır ve bu gerçek değişmez bu atasözünde de kendimizi kandırsak da gerçeklerden kaçılamaz denilmek istenmiş.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">7. <span style="color: #800080;" class="mycode_color">호랑이는 죽으면 가죽을 남기고, 사람은 죽으면 이름을 남긴다.(Horanginin Cukimyun Kacukil Namgigo, Saramin Cukimyun Irimil Namginda</span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">English:</span> When tigers die, they leave leather behind. When people die, they leave their names behind.<br />
<br />
Kaplan öldüğünde tüyü kalır, insan öldüğünde adı kalır şeklinde çevrilebilir. İnsanların karakterlerinin iyi olması ve bir isim bırakmaları gerektiği anlatılmak istenmiş.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">8. <span style="color: #800080;" class="mycode_color">소 잃고 외양간 고친다. (So Ilgo Oiyanggan Goçinda)</span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">English:</span> After losing a cow, one repairs the barn.<br />
<br />
İneği kaybettikten sonra ancak ahır onarılır. Burda da başına bir şey geldikten sonra harekete geçmek anlatılmak istenmiş.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">9. <span style="color: #800080;" class="mycode_color">티끌모아 태산. (Tiggilmoa Tesan)</span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">English:</span> Gather dust to build a mountain.<br />
<br />
Dağ yapmak için tozları biriktir. Damlaya damlaya göl olura benzer bir atasözü.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">10. <span style="color: #800080;" class="mycode_color">등잔 밑이 어둡다. (Deungjan michi eodupda)</span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">English:</span> It's darkest underneath the lampstand.<br />
<br />
Lambanın Altı En Karanlıktır. Türkçe'de mum dibine ışık vermez atasözüyle benzer anlamda. Etrafını aydınlatır ama kendisine faydası yoktur.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">11. <span style="color: #800080;" class="mycode_color"> 촣운 약운 입에 쓰다. (Chun Yakun Ipe Suta)</span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">English:</span> A good medicine is bitter to the mouth.<br />
<br />
İyi ilaç ağza acı gelir. Burda gülü seven dikenine katlanır anlamı var sanırım. Acı veriyor olsa da iyileşmek için ilacı kullanmamız gerekiyor.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">12. <span style="color: #800080;" class="mycode_color"> 아니 땐 굴뚝에 연기 날까 (Ani Ten Kulkute Yonki Nalka.)</span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">English:</span> No smoke comes out of a chimney without fire.<br />
<br />
Ateş yoksa bacadan duman çıkmaz. Bizim ateş olmayan yerden duman çıkmaz atasözü. <img src="https://www.korea-fans.com/forum/images/smilies/biggrin.gif" alt="Biggrin" title="Biggrin" class="smilie smilie_111" /><img src="https://www.korea-fans.com/forum/images/smilies/biggrin.gif" alt="Biggrin" title="Biggrin" class="smilie smilie_111" /><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">13. <span style="color: #800080;" class="mycode_color">수염이 석자라도 먹어야 양반이다.(Suyomi Sokçarado Mokoya Yangbanida)</span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">English:</span> Even a man with a three-foot long mustache must eat to be a nobleman. / Fine manners are no cure for an empty stomach.<br />
<br />
Üç ayaklı uzun bıyıklı adam soylu olmak için yemek yemelidir. Burada iyi huylu olmanın karın doyurmayacağı anlatılmak isteniyor sanırım.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">14. <span style="color: #800080;" class="mycode_color">원숭이도 나무에서 떨어진다. (Wonsungido Namueso Toroçinda)</span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">English:</span> Even monkeys fall from trees.<br />
<br />
Maymunlar bile ağaçtan düşebilir. Bizim hatasız kul olmaz atasözüyle aynı anlamda.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">15. <span style="color: #800080;" class="mycode_color">되로 주고 말로 받 는다. (Toiro Çuko Malro Patnunda</span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">English:</span> Give a little, receive a bundle.<br />
<br />
Çok almak için az ver. Bu da kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez atasözüyle aynı anlamda.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">16. <span style="color: #800080;" class="mycode_color">가는 말이 고와야 오는 말도 곱다. (Kanin Mari Kooya Onin Mari Kopta)</span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">English:</span> Say kind words to hear kind words.<br />
<br />
Türkçe'ye, hoş sözler duymak için hoş söz söyle olarak çevirilen bu atasözü bizim ne ekersen onu biçersin atasözüyle aynı anlamda sanırım.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">17. <span style="color: #800080;" class="mycode_color">말 한 마디에 천냥 빚을 갚는다. (Mal Han matie Çonyang Pito Kapnunda) </span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">English:</span> A big debt is repayed with only a few words.<br />
<br />
Türkçe'ye, büyük bir borç birkaç kelimeyle ödenir olarak çevrilen bu atasözü bizim tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır atasözüyle benzer anlamda.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">18. <span style="color: #800080;" class="mycode_color"> 낮말은 새가 듣고 밤 말은 쥐가 듣는다. (Nat Marun Seka Tuko Pam Marun Çuika Tutnunda) </span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">English:</span> Birds can hear the talk in the daytime, rats can hear the talk at night.<br />
<br />
Türkçe'ye, konuşulanları gündüz kuşlar, gece sıçanlar duyabilir olarak çevirilen bu atasözü bizim yerin kulağı vardır atasözüyle benzer anlamda.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">19. <span style="color: #800080;" class="mycode_color"> 모르는 게 약이다. (Morinin Ke Yakida) </span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">English:</span> Ignorence is bliss.<br />
<br />
Cehalet mutluluktur. Cahil insanların tasalanacak pek fazla şeyı yoktur şeklinde açıklanan bir atasözü. </span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">Çeviriler bana aittir. Kaynak kullanırken çok çesitli kaynaklar kullanmıştım şimdi bulamıyorum. Ama illa kaynak istiyorsanız Korean proverb diye google araması yapabilirsiniz.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kore Edebiyatına Genel Bir Bakış]]></title>
			<link>https://www.korea-fans.com/forum/konu-kore-edebiyatina-genel-bir-bakis.html</link>
			<pubDate>Thu, 07 Feb 2008 21:09:49 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.korea-fans.com/forum/member.php?action=profile&uid=2469">bademd</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.korea-fans.com/forum/konu-kore-edebiyatina-genel-bir-bakis.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kore Edebiyatına Genel Bir Bakış</span></span><br />
<br />
Sözlü edebiyatın aktarıcıları olan halk hikayeleri, şarkılar ve danslar Kore Edebiyatının temelini oluşturmaktadır. Sözlü edebiyatın yazılı forma geçirilmesi için harfler sistemine ihtiyaç duyulmuş, Uzakdoğu ve Güneydoğu Asya ülkelerinin çoğunda olduğu gibi eski Kore dili ve edebiyatı çok uzun bir zaman dilimi boyunca Çin dili ve Çin yazı sisteminin etkisi altında kalmıştır. Kore Edebiyatının Çin karakterleri ile yazılmasına “Sino-Kore Edebiyatı” denilmektedir. Silla döneminin “Hyangga” şiiri Kore edebiyatında kendine özgü bir şiir formunun başlangıcını gösterir. Koryo dönemi edebiyatında, Coson dönemine kadar sözlü edebiyat olarak aktarılan “Koryo Türküleri”nin ortya çıkmasıdır.Coson döneminde Kore alfabesi Hangil’in yaratılması, Kore edebiyat tarihinin dönüm noktası olmuştur. Kore edebiyatında ilk klasik düz yazı olan “BeyazBulutun Romanı”ı Çince ile, “Hongkiltong’un Öyküsü” Hangıl ile yazılmıştır.1910’daki Japon işgalinin öncesi ve sonrasında edebiyat aracılığı ile açığa vurulan yeni ulusal bilinç, Hangıl ile yazılmıştır. Adına Sinmunhak (Yeni Edebiyat) denir. Choe Nam- Son serbest stil şiir yazarak, Yi Kvang- Su modern tarzda romanlar yazarak Çağdaş Kore Edebiyatının zeminini oluşturmuştur. Çağdaş Kore Edebiyatı Batı’dan aktarılan yeni düşüncelerin temeli üzerine yükselmiştir.<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Giriş</span></span><br />
<br />
<br />
Milletler edebiyatlarında ve sanatlarında her şeyden önce kendi sosyal<br />
kimlik ve sosyolojik yapısını belirtir. Çünkü her sanatkar, yazar ve şair<br />
milletin yetiştirdiği bir kişidir. Bir sanatın, bir eserin milli olması ise maddi<br />
ve manevi bütün malzemesini ve konusunu bağlı olduğu milletin<br />
Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı : 12 Yıl : 2002 (203-213 s.)<br />
<br />
kaynaklarından alması ile mümkündür. Toplum ızdırap çekiyorsa yazar ve<br />
şair ister istemez bu ızdırabı hisseder ve eserlerinde yansıtırlar. Elbette<br />
bunun tersi de mümkündür.<br />
<br />
Kore Edebiyatına Genel Bir Bakış adlı bu çalışma bahsettiğimiz üzere<br />
Kore halkının duygularını, düşüncelerini, yaşam tarzını ve yaşama bakış açılarını görmemiz mümkün olacaktır.<br />
<br />
1. Klasik Kore Edebiyatı<br />
Tüm eski ulusların edebiyatlarında olduğu gibi Kore edebiyatının<br />
doğusu da halkların tapınma ihtiyaçlarından kaynaklanmıştır. Koreliler<br />
Göklerin Efendisi dedikleri en üstün tanrıya taparlardı. Tanrıya<br />
şükranlarını belirtmek içinde törenler düzenlerlerdi. Müzik, dans ve şarkı bu<br />
törenlerin bir parçası idi.<br />
Puyo (M.Ö. 1.yy. kuruluş ?-yıkılış?) döneminin “Yonggo” (Davul<br />
ruhunu çağırma) adlı töreni, Koguryo (M.Ö. 37- M.S. 668) döneminin<br />
“Tongmaeng” (Chumong’a tapma) adlı töreni, Tongye (M.Ö. 1.yy.<br />
kuruluş ?-yıkılış?) döneminin “Muchon” (Cennet dansı) adlı töreni,<br />
Mahan (M.Ö. 1.yy. kuruluş ?- yıkılış?) döneminin “Ovolce ve Sivolce”<br />
(Mayıs ve Ekim dönemi hasatları ) adlı törenleri, sözlü edebiyatın<br />
aktarıcısı olmuştur.<br />
Hancha1 adlı yazı sisteminin M.Ö. 2.yy.’da Kore’ye girmesi ile sözlü<br />
edebiyatın yazılı forma geçmesi sağlanmıştır. Hancha ile yazılan ve<br />
günümüze kadar ulaşan en eski yapıtlar Kim Bu-Sik (1075-1151) tarafında<br />
yazılmış olan Samguk sagi’den oluşan makaleler (Üç krallık döneminin<br />
tarihsel tutanaklari) ile Budist bir rahip olan Il-yon (1211- 1289) tarafından<br />
hazırlanan Samguk yusa (Üç krallık döneminden kalan kayıtlar)’dır.<br />
Samguk sagi, eski Kore kayıtları ve Çin kaynağını, Samguk yusa ise ;<br />
Kore’nin ilk krali Dangun ve diger tarihsel , mitolojik , efsanevi<br />
kahramanlarının geleneksel birimlerini kapsar. Özellikle Samguk yusa eski<br />
Kore hikayeleri hakkında izler bulmayı düşünenler için daha önemlidir.<br />
Şiirler önemli hikayelerin bazı bölümlerine sıkıştırılmış ve öyküler dışında<br />
kişisel değerlendirmeler de kitapta yerini almıştır. Bu kitap şu anda var olan<br />
sözlü edebiyatın ilk koleksiyonudur. Aynı zamanda yazılmış hikayelerin ilk<br />
antolojisidir.<br />
Üç krallık (M.Ö.57-M.S.936) döneminde toplumlar daha iyi<br />
örgütlendikçe ve ülke sistemi de düzene girdikçe Kore’de önemli<br />
değişiklikler olmuştur. Budizm gibi dışarıdan gelen kültürel etki Kore’de verimli bir ortam bularak gelişti. Budizm ve Hancha ile birlikte Han munhak (Sino-Kore Edebiyati) denilen edebiyat gelişmiştir.<br />
<br />
Üç Krallığı oluşturan (Silla M.Ö.57-M.S.935, Koguryo M.Ö.37-<br />
M.S.668, Bekce M.Ö.18-M.S. 660) her bir krallığın kendine özgü bir yapısı<br />
ve kültürü vardır. Birleşik Silla (668-935) krallığının da kültürel açıdan<br />
temel özelliği “Hyangga”2 (Kır şarkıları) adlı şiir türü idi. Hyanggalar<br />
içerik bakımından üç önemli unsura sahipti. Bu unsurlar ülkeye saygı,<br />
Buda’ya şükran ve öldükten sonra cennete gitmek için yapılan dualardır.<br />
“Dosolga” ve “Çangiparangga” adlı iki çalışma hyangga türünün en iyi<br />
örneklerindendir. Dosolga, gökte beliren iki güneşin tek bir güneşe<br />
dönüşmesi için yapılan dua, Çangiparanga ise, Hvarang topluluğunu<br />
oluşturan gençlerden biri olan Giparang’in cennete gitmesi için yapılan<br />
duadır.<br />
Koryo (918-1392) döneminde Hyanggalar önemini kaybetmiştir. Bu<br />
dönemde devlet hizmetleri için memuriyet sınavları yapılmakta idi. Bu<br />
sınava Gvago deniliyordu. Devlet memuru olabilmek için klasik Çince yani<br />
hancha ile hazırlanan bir sınavın aşılması gerekiyordu. Dolayısıyla da Han<br />
mun hak gelişimine devam etmiştir.<br />
Yine bu dönemde aristokrat kesimin kullandığı hancha ile,<br />
“Gyonggiçega” denilen şiir tarzı geliştirildi. Halk arasında da “ Koryo<br />
sokyo” (Koryo türküleri) denilen şiir gelişmiştir. Halk o dönemde okuma<br />
yazma bilmediğinden bu şiirler ağızdan ağza dolaşmıştır. Ancak Coson<br />
(1392-1864) döneminde “ Koryo sokyo” (Koryo türküleri ) şiirleri yazılı<br />
olarak hayata geçirilmiştir.<br />
Koryo döneminde düz yazı gelişerek halkın ağızdan ağza dolaşarak<br />
söylediği sözlü edebiyatın aktarıcısı olan “Mahalle Hikayeleri” denilen<br />
eğlenceli hikayeler yazıya geçilmiştir. Yi-Kyo-Bo’nun (1168-1241) yapıtı<br />
“Begun Sosol” (Beyaz Bulutun Romanı) bu alanda yazılmış olan en iyi<br />
ürün olarak gösterilmekte kalmayıp yeni romanın oluşumuna da zemin<br />
hazırlamıştır.<br />
Daha sonraki dönemlerde de “Fabl” ortaya çıkarak “hiciv edebiyatı”<br />
ve “ögüt edebiyati” yapilmaya baslanmistir. Imçun tarafindan yazilan<br />
Guksuncon (içki insan) ile I Gok tarafından kaleme alınan “Cupbuincon”<br />
(Bambu Kadın) adlı bu iki eser Kore edebiyatında önemli bir yere sahiptir.<br />
Coson Hanedanlığı (1392-1864) iki döneme ayrılmaktadır.<br />
Hanedanlığın her iki döneminde de her alanda olduğu gibi edebiyat alanında<br />
da farklılıklar vardı. Hanedanlığın Birinci Dönem Edebiyatı Japonya ile yapılan İmcin Veran (1592-1598) savaşına dek sürmüştür. Hanedanlığın ilk<br />
dönemlerinde Kore alfabesi Hangıl3’in yaratılması ile ilk kez Kore halkı<br />
kendilerine ait alfabeleri ile sözlü edebiyat kaynaklarını yazıya geçirmiştir.<br />
Bu arada yabancı edebiyat çevirileri de ülkeye girerek Kore Edebiyat tarihi<br />
büyük ölçüde değişime uğramıştır.<br />
<br />
Hangıl ile yazılan şiirler önem kazanarak Sico4 (Günlük Ezgi),<br />
Akcang (Müzik Yazıları), Gyonggiçega (Uzun Şarkı), ve Gasa (Şarkı ve<br />
Dans Sözleri) tarzı şiirler gelişimini sürdürmüştür. Yongbioçonga (Uçan<br />
Ejder Ezgileri) ile Vorinçongangcigok (Bin Irmak Üzerindeki Ayın<br />
Yansıları Türküsü) döneme ait iki önemli eserdir. Yongbioçonga , Coson<br />
Hanedanlığının kuruluş tarihi ile ilgili bir destandır. Vorinçongangcigok,<br />
Buda’nın yol göstericiliğini anlatan bir eserdir.<br />
Bu dönemde konfüçyanist düşünce ve aristokratların yaşam tarzları<br />
şiirlerin içeriğini oluşturmuştur. Konfüçyanist öğretiler ve Budizimden sutra<br />
çevirileri de Hangıl ile yazılarak halk arasında yayılması sağlanmıştır.<br />
Ancak halk okuma yazma bilmediğinden dolayı edebiyata aktif olarak<br />
katılamamıştır.<br />
Koryo sokyo (Koryo Türküleri) ve Gyonggiçega’nin etkileri bu<br />
dönemde de görülmüştür. Yeni Gasa tarzı şiirlerin ortaya çıkması ve sico<br />
Coson Hanedanlığının iki önemli özelliği olmuştur. Chong Chol’un<br />
“Hunminga”(Hunmin’in Şarkısı) ile Yi I’nin “Gosangugokga” (Ulu Dağ<br />
ve Derin Tepeler ) adlı sicolari Coson Hanedanlığının ilk dönem sicolarının<br />
en iyi örneklerindendir.<br />
Hanedanlığın İkinci Dönem Edebiyatı Imcin Veran Savaşı’nın<br />
başlangıcından Kabokyongcang (1894) çağdaşlaşma reformuna kadar olan<br />
dönemi kapsar. Savaşın etkisiyle ortaya çıkan siyasi karışıklık, ekonomik<br />
bozukluk, silhak (Uygulamalı Bilimler), batı biliminin ülkeye girmesi,<br />
halkın aydınlanması gibi kavramlar dönemin edebiyatında etkili olmuştur.<br />
Bu sebepten dolayı Hanedanlığın ikinci dönem edebiyatında daha çok<br />
eleştiri edebiyatı hakim olmuştur. Ayrıca silhak kavramı ile eserlerin konusu<br />
da değişmiştir. Silhak taraftarı olan Pak Ji-Von’un hancha ile yazdığı<br />
“Yangbancon”(Aristokratın Öyküsü) adlı eseri sosyal çelişkileri<br />
irdeleyen ve eleştiren döneme ait bir çalışmadır.<br />
Hangıl ile yani ulusal dilde yazılmış olan ilk roman<br />
Honggiltongchun’ (Honggiltong’un Öyküsü) dür. 1705 yılında Ho Gyun<br />
tarafından yazılmış olan bu romanın konusu bir bakanın evlilik dışı olan<br />
Honggilton’un gayri meşru çocuklara karşı uygulanan ayrımcı politikayi<br />
protesto etmek için çete reisi olmasıdır. Kore romanının baş yapıtlarından Kim Man-Cung’un (1637-1692) Buddhaciliktan esinlenen Guun mong’unu<br />
(Dokuz Bulutun Rüyası) da döneme ait idealist bir romandır. Yine aynı<br />
yazarın nikahlı bir eş ile nikahsız bir eş arasındaki mücadeleyi anlattığı Sasi<br />
nam cong gi’sini (Sa’nin Güneye Yolculuğu ) anmak gerekir.<br />
Hanedanlığın ikinci yarısında pansori5 geleneği canlanarak, roman<br />
alanına girmiştir. Hikayelerin büyüyüp roman şekline dönüşmesiyle<br />
yazarlar, genel bir idealizm düşüncesiyle çağdaş sorunlara daha detaylı bir<br />
şekilde değinmişlerdir.<br />
Çunhyang con (Çunhyang’in Öyküsü) Pansori’nin roman alanına<br />
girdiğini ıspatlayan dönemin realist romanlarına bir örnektir. Bu romanda<br />
genç bir aristokrat olan Yi Mongyong ile bir kontramatristin kızı olan<br />
Çunhyang arasındaki aşkı ve toplumsal engelleri nasıl aştığını anlatan bir<br />
çalışmadır.<br />
Coson Hanedanlığının ikinci döneminde Sico ve Gasa’lar önceki<br />
döneme göre daha uzun bir yapı almış ve konularda çeşitlenmiştir.<br />
“Gihengasa” (Gezi Şarkısı), “Yubegasa” (Sürgün Şarkısı) ve kadın<br />
şairlerin yazdığı “Nebanggasa” (Oda Şarkıları) dönemin önemli<br />
gasalarıdır. 17. Yy.’da nazımdan çok düzyazı faaliyetlerinin artmasından<br />
dolayı Sico ve Gasa’lar bu dönemde yarı nesir şeklinde yazılmıştır. Ayrıca<br />
sico ve gasa antolojileri oluşturulmuştur.<br />
2. Çağdaş Kore Edebiyatı<br />
Kaehvagi Dönemi (Modernleşme Dönemi) Edebiyatı<br />
Kabokyongcang (1894) çağdaşlaşma reformundan 1908 yılına dek<br />
süren bir dönemi kapsar. Kore’ye batı medeniyetlerinin girmesiyle edebiyat<br />
alanında “Sinmunhak” (Yeni Edebiyat) dönemi başlamıştır. “Sinsosol”<br />
(Yeni Roman) ve “Sinçesi” (Yeni Stil Şiir) faaliyetlerinin başlamasıyla<br />
Çağdaş Edebiyatın zemini hazırlanmıştır. 1906’da Hyol-Iynu (Kanlı<br />
Gözyaşları) Yi In-cik (1862-1916) tarafından yayımlanması Yeni Kore<br />
Romanı’nın başlangıcı sayılır. Bu eser biçim olarak klasik roman çerçevesi<br />
içinde kalmış olsa da yapı ve anlatım bakımından yeni bir denemedir. O<br />
dönemin gerçek sorunları olan bağımsızlık düşüncesi, yeni eğitim, sınıf<br />
sisteminin kaldırılması, serbestçe flört etmek ve yeni medeniyetin kabulu<br />
gibi Kaehvagi (Modernleşme Dönemi)’nin isteklerine uyan şartları yazarlar<br />
eserlerinde işlemişlerdir. Ayrıca şiir alanında belirtilen bu konular<br />
“Çanggagasa” (Uzun Şarkı) denilen yeni şiir türünde de dile getirilmiştir.<br />
<br />
1908 – 03.01.1919 Dönemi Edebiyatı bu dönem Çağdaş Kore<br />
Edebiyatının başlangıç safhasıdır. Yi Kvang-Su (1892-?) ve Choe Nam-Son<br />
(1890-1957) bu döneme damgasını vurmuş iki önemli şahsiyettir.<br />
Choe Nam-Son’un 1908’ e doğru yayımladığı “Heegeso- Sonyonege”<br />
(Denizden Genç Adama) adlı şiiri Çağdaş Kore Şiir Edebiyatının<br />
başlangıcı sayılır.<br />
Yi Kvang- Su ‘nun edebiyatı milliyetçiliği ve hümanizmi temel alarak<br />
Kore milletini aydınlatmayı amaçlayan bir edebiyattı. “Mucong”<br />
(Merhametsiz) adlı eserinin aydınlatma amaçlı olması, ve bu eserinde<br />
konuşma ve yazı birliğini sağlamış olması nedeniyle Kore edebiyat tarihinde<br />
ilk çağdaş roman olarak düşünülmektedir.<br />
1919 yılında “Samil-Undong”( 1 Mart Bağımsızlık Hareketi)6 adlı<br />
bir ulusal direniş hareketi beraberinde tüm Korelilerin ortak milli birlik ve<br />
beraberlik duyguları ile hareket etmelerini sağlamayı amaçlayan bir<br />
edebiyat alanını beraberinde getirdi. Bu edebiyat akımı, klasik Çince’yi<br />
dışlamış ve tamamen Kore ulusal dilinin bir ürünü olması gerektiğine<br />
inanmıştır. Şiirin sico ve gasa gibi standart formlardan bağımsız kılınması<br />
doğrultusunda halk şiiri ile ilgilenilmiştir. Ancak, Japon emperyalizmi<br />
sansür ve hapis gibi baskı unsurlarının uygulanmasıyla Samil Undong<br />
(Bağımsızlık Hareketi) başarısızlıkla sonuçlanmıştır.<br />
1920’li yıllardan itibaren Batı Edebiyatı etkisi Kore edebiyatında yeni<br />
eğilimler oluşmasında önemli bir rol oynamıştır. “Proleterya Edebiyatı”7 da<br />
bu dönemde faaliyet göstererek “Halk Edebiyatı” ile karşı karşıya gelmiştir.<br />
Fakat genç yazarlar dönemin zorluklarını aşmak için büyük bir çaba<br />
harcamış ve birçok edebi dergi yayımlamışlardır. Ortak görüş ve akımlara<br />
sahip yazar ve şairler aynı dergi etrafında toplanarak eserlerini<br />
yayımlamışlardır.<br />
Changco (Yaratma) 1919 yılında yayım hayatına başlayan Kore<br />
Edebiyatının ilk edebiyat dergisidir. Bu dergi de yer alan Kim Tong-In’in<br />
(1900-1951) “Yakhan caiy silpim” (Zayıfların Üzüntüsü)” adlı eseri Kore<br />
edebiyat tarihinde önemli bir yere sahiptir. Yazar alt tabaka sınıf halklarını<br />
romanında kahraman olarak belirlemiştir. Aynı zamanda yazar birey ile<br />
toplum ilişkilerini objektif olarak değerlendirmiştir.<br />
“Yaratma” dergisinin ardından 1920 yılında yayım hayatına başlayan<br />
“Pyeho” (Harabe) umutsuzluk ve karamsarlıktan kaynaklanan görüşlerin<br />
toplandığı bir dergidir. Kim Ok bu dergide faaliyetlerini sürdüren şairlerden<br />
biridir.<br />
Daha sonra 1922 yılında yayımlanmaya başlayan “Bekco” (Beyaz<br />
Akış) dergisi yazar ve şairleri pesimistik ögelere daha çok yer vererek<br />
romantik akımın etkisiyle duygularını net bir şekilde ifade etmişlerdir.<br />
Minyo8 tarzı şiirleri ile Kore Edebiyat tarihide önemli bir yere sahip olan<br />
Kim So-Vol (1902-1934) “Beyaz Akış” dergisi etrafında toplanan şairlerden<br />
biridir. Kim So-Vol ‘un minyo tarzı şiirine bir örnek,<br />
“Açelya Çiçeği<br />
Beni görmekten bıkıp da<br />
Gideceğiniz zaman<br />
Hiçbir sey söylemeden sizi göndereceğim.<br />
Yongbyong’daki Yag dağından<br />
Açelya çiçeklerini<br />
Usul usul giderken<br />
Yolunuza serdiğim o çiçeklere<br />
Yavaşça basıp gidiniz.<br />
Beni görmekten bıkıp da<br />
Gideceğiniz zaman<br />
Ölsemde gözyaşı dökmeyeceğim.”9<br />
1930- 15.08.1945 Dönemi Edebiyatı; bu dönemde Japonya’nın<br />
Kore’ye baskı politikası uygulamasından dolayı yazarlar eserlerini<br />
istedikleri gibi yazamamışlardır. Bundan dolayı “sanat için sanat”<br />
edebiyatına yönelmişlerdir. 30’lu yıllarda birçok grup oluşmuş şair ve<br />
yazarlar bu gruplar etrafında toplanarak faaliyetlerini sürdürmüşlerdir.<br />
“Sengmyonpa” (Hayat Topluluğu) ve “Modernizim Toplulugu”10 bu<br />
dönemde faaliyetlerini sürdüren dergilerden birkaçıdır. Chong Ji-Yong<br />
“Modernizim Topluluğu”nun önde gelen şairlerindendir. So Chong- Ju<br />
(1915-) “Hayat Topluluğu”nun önde gelen şairidir.<br />
30’lu yıllarda yazarlar daha da derinleştirdikleri gerçekçi tasvir ile<br />
Japon emperyalizmi altındaki aydınların sorunları ile çiftçilerin yaşamını<br />
konu alarak eserlerinde işlediler. “Şehir Romanı” , “Köy Romanı” ve<br />
“Tarih Romanı” akımları faaliyet göstermiştir. Yi Kvang-Su’nun “Hilk”<br />
(Toprak) Sim Hun’un (1901-1936) “Sangroksu” (Yeşil Ağaç) adlı<br />
eserleri çiftçi yaşamını en iyi ifade eden eserlerin basında gelmektedir.<br />
Ayrıca Yi Hyo-Sok (1907-1942) memleket özlemi edebiyatı ile, Kim<br />
Yu-Jong (1908-1937) baskı altındaki insanların görüntüsünü ve onların<br />
yoksulluğunu geleneksel hiciv edebiyatı ile , Yi Sang (1912-1939) umutsuz, gerçek hayata uyum sağlayamayan karakterleri ele alarak bir nevi kaçış<br />
edebiyatı ile edebiyat tarihinde yerini almıştır.<br />
<br />
1945 Dönemi, ülkede hüküm süren sağ-sol ideolojik çatışmalar<br />
edebiyat sahasında da etkisini göstermiştir. Dolayısıyla birçok edebi<br />
kavgalarda ortaya çıkmıştır. “Halk Edebiyatı” taraftarları, “ Parti<br />
Edebiyatına” karşı çıkarak “İnsan Edebiyatını”, “Siyasi Edebiyata” karşı<br />
olup “Saf Edebiyatı”savunmuşlardır.<br />
Japon emperyalizminin baskısı ile duygularını eserlerine<br />
yansıtamayan yazarlar “memleket özlemi” edebiyatı yapmıştır. Kim Tong-<br />
Ri’nin “Hyolgo Bucog” (Mağarada Yaşayan Kavim) adlı eser bu türün en<br />
iyi örneklerindendir.<br />
1946 yılında Pak Mog-Vol (1916-1978), Pak Tu-Jin, Cho Ji-Hun’dan<br />
oluşan şair topluluğu “Yeşil Geyik Topluluğu”nu oluşturarak milli şiiri<br />
geliştirme çabalarını sürdürmüşlerdir.<br />
Kore Savaşı sonrası 1950’li yıllarda ülkenin kuzey ve güney olarak<br />
ikiye bölünmesi trajedik bir ortam oluşturmuştur. Savaş Sonrası<br />
Edebiyatında, savaşta yara alan insanların tutumunu ve trajedisini, çelişki<br />
içinde kalan topluma karşı şikayet ve eleştiri, geçmişe duyulan özlem ve<br />
humanizm 1950’li yılların yazar ve şairlerinin eserlerinde görülen<br />
konulardır. Yu Chi-Hvan’in “Bobyonggva” (Piyade ile birlikte), Gu<br />
Sang‘in “Conggyungmyociapeso” (Düşman Askerinin Mezarı Önünde)<br />
adlı çalışmalar savaş sonrası şiirlerin en iyi örneklerindendir.“savaş sonrası<br />
edebiyatı”nın egemen teması, insanın insana yaptığı zulmün gerçek<br />
yüzüydü. Kore savaşını ele alırken bu eğilimi simgelemiş olanlar Son<br />
Chang-Sop ‘un “Bi onin nal” (Yağmurlu Gün), ile Son U-Hui ‘nin<br />
“Bulggot” (Hava Fişekleri) gibi romanlardı. Yine bu dönem de O Yong-<br />
Su ‘nun “Getmail” (Kenar Mahalle) adlı eseri “varoluşculuk” eğilimi ile<br />
yazılmış başlıca eserlerdendir.<br />
1960’li yıllarda Askeri İhtilal ve öğrenci eylemleri gibi iki önemli<br />
olay siyasi dalgalanmalara neden olmuştur. Bu dalgalanmalar edebiyat<br />
alanına da yansımıştır. “Varoluşculuk Edebiyatı” 60’li yıllarda da etkisini<br />
sürdürmüştür. Kim Su-Yong’un “Godehanburi” (Büyük Kök) ve “Pul”<br />
(Ot) , Shin Kyung-Rim‘in “Nogmu” (Çiftcinin Dansı) adlı şiirleri bu<br />
akımın en iyi örnekleri arasındadır. Yi Mun-Gu’nun “Canghanmong”<br />
(Uzun ve Hüzünlü Rüya) adlı romanı 60’li yılların önemli eserleridir.<br />
60’li yıllarda So Chong-Ju , Pak Tu-Jin gibi “saf edebiyat”<br />
düşüncesini savunan yazarlar bulunmaktaydı. Pak Kyung-Ri’nin “Sicanggvaconcang” (Pazar ve Savaş Yeri) ile Kim Sing-Ok’un “Seul<br />
1964 nyon Gyoul” (Seul 1964 Kisi) adlı eseri dönemin önemli yapıtları<br />
arasında sayılmaktadır. Ayrıca Kim Sang-Ok, Yi Ho-U gibi şairler Sico<br />
tarzı şiirleri çağdaş biçimde ele alarak yorumlamışlardır. An Su-Gil’in<br />
“Pukgando” (Kuzey Gando) ile Yu Chu-Hyon ‘nun “Cosonçongdogbu”<br />
(Coson’daki Bakanlık) adlı çalışmaları tarihsel nitelikli değerli<br />
çalışmalardır.<br />
1970’lerde yeni yazarlar “Ulusal Edebiyat” akımını başlattılar. Bunda,<br />
“ulusal yaşamın ve bütünlüğünün (onurun) yeniden gerçekleştirilmesinin<br />
tümel anlamının aranılışı” içinde ulusallık ifade edilmekteydi. 1970 sonları<br />
ve 1980 ‘lerde genç yazarlar “halk edebiyatı” diye bilinen yazın türünü<br />
yarattılar; bu akım, halk kitlelerini, “toplumsal ana ögeler olarak , edebiyatın<br />
tüketicileri olarak ve de bir güç tabanı olarak” görmekte ve önemsemekteydi.<br />
Yazarlar daha çok Güney Kore toplumunun hızla değişen ve ekonomik<br />
ortamın, özellikle çağdaşlaşma ve sanayi işlemenin çok sayıda yeni ve<br />
önceden tanıtılmamış durumlar yarattığı psikolojik sorunları ele almışlardır.<br />
Cho Se-Hui’nin “Nancangiga soaollin cagingong” (Bir Cücenin Attığı<br />
Küçük Top) adlı eseri bu türün en iyi örneklerindendir.<br />
SONUÇ<br />
Kore Edebiyatı, klasik edebiyattan çağdaş edebiyat dönemine kadar<br />
kronolojik biçimde ve tarihsel açıdan ele alınmıştır. Her tarihsel dönemin<br />
kendine has özellikleri Kore edebiyatını etkileyerek , Kore halkının<br />
düşünceleri, duyguları, kültürü, yaşam biçimi ve tarihi yazarların eserlerinde<br />
değindiği konular olmuştur.<br />
Klasik edebiyat dönemindeki Han mun hak edebiyatı döneminden<br />
Hangıl edebiyatına, Aristokrat edebiyatından halk edebiyatına geçilmiştir.<br />
Böylelikle, eski edebiyatın özellikleri yok olup yeni edebiyat doğmuştur.<br />
Ayrıca Batı medeniyetinin kabulu ve Batı Edebiyatı etkisi ile Kore<br />
Edebiyatında yeni eğilimler oluşmasında önemli bir rol oynayarak Çağdaş<br />
Edebiyatın doğması sağlanmıştır.<br />
Çağdaş edebiyat döneminde eski edebiyat geleneği olan grup edebiyat<br />
çalışmalarından sıyrılıp şahsi edebiyat çalışmalarına yönelinmiştir. Ayrıca<br />
zaman zaman Kore toplumunda ortaya çıkan değişiklikler yazarların<br />
değişiminde de rol oynamıştır.<br />
Klasik edebiyat döneminden çağdaş edebiyat dönemine kadar olan<br />
süreçte yazarların eser yazma tekniklerinin değiştiğini, ancak tek<br />
değişmeyen şey Kore‘nin geleneksel duygularıdır.<br />
Kore halkının her zaman içinde yaşattıkları sevinçleri, mutlulukları<br />
hüzünleri, acıları Korelilerin kısaca han dedikleri bu duyguları Kore<br />
Edebiyat döneminin her safhasında eserlerde yer almaktadır.<br />
<br />
<br />
kaynak: Ögr. Gör. Hatice KÖROĞLU<br />
Erciyes Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi<br />
Doğu Dilleri ve Edebiyatlari Bölümü<br />
Kore Dili ve Edebiyati Anabilim Dalı<br />
E-mail: hatice@erciyes.edu.tr<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alıntıdır. </span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kore Edebiyatına Genel Bir Bakış</span></span><br />
<br />
Sözlü edebiyatın aktarıcıları olan halk hikayeleri, şarkılar ve danslar Kore Edebiyatının temelini oluşturmaktadır. Sözlü edebiyatın yazılı forma geçirilmesi için harfler sistemine ihtiyaç duyulmuş, Uzakdoğu ve Güneydoğu Asya ülkelerinin çoğunda olduğu gibi eski Kore dili ve edebiyatı çok uzun bir zaman dilimi boyunca Çin dili ve Çin yazı sisteminin etkisi altında kalmıştır. Kore Edebiyatının Çin karakterleri ile yazılmasına “Sino-Kore Edebiyatı” denilmektedir. Silla döneminin “Hyangga” şiiri Kore edebiyatında kendine özgü bir şiir formunun başlangıcını gösterir. Koryo dönemi edebiyatında, Coson dönemine kadar sözlü edebiyat olarak aktarılan “Koryo Türküleri”nin ortya çıkmasıdır.Coson döneminde Kore alfabesi Hangil’in yaratılması, Kore edebiyat tarihinin dönüm noktası olmuştur. Kore edebiyatında ilk klasik düz yazı olan “BeyazBulutun Romanı”ı Çince ile, “Hongkiltong’un Öyküsü” Hangıl ile yazılmıştır.1910’daki Japon işgalinin öncesi ve sonrasında edebiyat aracılığı ile açığa vurulan yeni ulusal bilinç, Hangıl ile yazılmıştır. Adına Sinmunhak (Yeni Edebiyat) denir. Choe Nam- Son serbest stil şiir yazarak, Yi Kvang- Su modern tarzda romanlar yazarak Çağdaş Kore Edebiyatının zeminini oluşturmuştur. Çağdaş Kore Edebiyatı Batı’dan aktarılan yeni düşüncelerin temeli üzerine yükselmiştir.<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Giriş</span></span><br />
<br />
<br />
Milletler edebiyatlarında ve sanatlarında her şeyden önce kendi sosyal<br />
kimlik ve sosyolojik yapısını belirtir. Çünkü her sanatkar, yazar ve şair<br />
milletin yetiştirdiği bir kişidir. Bir sanatın, bir eserin milli olması ise maddi<br />
ve manevi bütün malzemesini ve konusunu bağlı olduğu milletin<br />
Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı : 12 Yıl : 2002 (203-213 s.)<br />
<br />
kaynaklarından alması ile mümkündür. Toplum ızdırap çekiyorsa yazar ve<br />
şair ister istemez bu ızdırabı hisseder ve eserlerinde yansıtırlar. Elbette<br />
bunun tersi de mümkündür.<br />
<br />
Kore Edebiyatına Genel Bir Bakış adlı bu çalışma bahsettiğimiz üzere<br />
Kore halkının duygularını, düşüncelerini, yaşam tarzını ve yaşama bakış açılarını görmemiz mümkün olacaktır.<br />
<br />
1. Klasik Kore Edebiyatı<br />
Tüm eski ulusların edebiyatlarında olduğu gibi Kore edebiyatının<br />
doğusu da halkların tapınma ihtiyaçlarından kaynaklanmıştır. Koreliler<br />
Göklerin Efendisi dedikleri en üstün tanrıya taparlardı. Tanrıya<br />
şükranlarını belirtmek içinde törenler düzenlerlerdi. Müzik, dans ve şarkı bu<br />
törenlerin bir parçası idi.<br />
Puyo (M.Ö. 1.yy. kuruluş ?-yıkılış?) döneminin “Yonggo” (Davul<br />
ruhunu çağırma) adlı töreni, Koguryo (M.Ö. 37- M.S. 668) döneminin<br />
“Tongmaeng” (Chumong’a tapma) adlı töreni, Tongye (M.Ö. 1.yy.<br />
kuruluş ?-yıkılış?) döneminin “Muchon” (Cennet dansı) adlı töreni,<br />
Mahan (M.Ö. 1.yy. kuruluş ?- yıkılış?) döneminin “Ovolce ve Sivolce”<br />
(Mayıs ve Ekim dönemi hasatları ) adlı törenleri, sözlü edebiyatın<br />
aktarıcısı olmuştur.<br />
Hancha1 adlı yazı sisteminin M.Ö. 2.yy.’da Kore’ye girmesi ile sözlü<br />
edebiyatın yazılı forma geçmesi sağlanmıştır. Hancha ile yazılan ve<br />
günümüze kadar ulaşan en eski yapıtlar Kim Bu-Sik (1075-1151) tarafında<br />
yazılmış olan Samguk sagi’den oluşan makaleler (Üç krallık döneminin<br />
tarihsel tutanaklari) ile Budist bir rahip olan Il-yon (1211- 1289) tarafından<br />
hazırlanan Samguk yusa (Üç krallık döneminden kalan kayıtlar)’dır.<br />
Samguk sagi, eski Kore kayıtları ve Çin kaynağını, Samguk yusa ise ;<br />
Kore’nin ilk krali Dangun ve diger tarihsel , mitolojik , efsanevi<br />
kahramanlarının geleneksel birimlerini kapsar. Özellikle Samguk yusa eski<br />
Kore hikayeleri hakkında izler bulmayı düşünenler için daha önemlidir.<br />
Şiirler önemli hikayelerin bazı bölümlerine sıkıştırılmış ve öyküler dışında<br />
kişisel değerlendirmeler de kitapta yerini almıştır. Bu kitap şu anda var olan<br />
sözlü edebiyatın ilk koleksiyonudur. Aynı zamanda yazılmış hikayelerin ilk<br />
antolojisidir.<br />
Üç krallık (M.Ö.57-M.S.936) döneminde toplumlar daha iyi<br />
örgütlendikçe ve ülke sistemi de düzene girdikçe Kore’de önemli<br />
değişiklikler olmuştur. Budizm gibi dışarıdan gelen kültürel etki Kore’de verimli bir ortam bularak gelişti. Budizm ve Hancha ile birlikte Han munhak (Sino-Kore Edebiyati) denilen edebiyat gelişmiştir.<br />
<br />
Üç Krallığı oluşturan (Silla M.Ö.57-M.S.935, Koguryo M.Ö.37-<br />
M.S.668, Bekce M.Ö.18-M.S. 660) her bir krallığın kendine özgü bir yapısı<br />
ve kültürü vardır. Birleşik Silla (668-935) krallığının da kültürel açıdan<br />
temel özelliği “Hyangga”2 (Kır şarkıları) adlı şiir türü idi. Hyanggalar<br />
içerik bakımından üç önemli unsura sahipti. Bu unsurlar ülkeye saygı,<br />
Buda’ya şükran ve öldükten sonra cennete gitmek için yapılan dualardır.<br />
“Dosolga” ve “Çangiparangga” adlı iki çalışma hyangga türünün en iyi<br />
örneklerindendir. Dosolga, gökte beliren iki güneşin tek bir güneşe<br />
dönüşmesi için yapılan dua, Çangiparanga ise, Hvarang topluluğunu<br />
oluşturan gençlerden biri olan Giparang’in cennete gitmesi için yapılan<br />
duadır.<br />
Koryo (918-1392) döneminde Hyanggalar önemini kaybetmiştir. Bu<br />
dönemde devlet hizmetleri için memuriyet sınavları yapılmakta idi. Bu<br />
sınava Gvago deniliyordu. Devlet memuru olabilmek için klasik Çince yani<br />
hancha ile hazırlanan bir sınavın aşılması gerekiyordu. Dolayısıyla da Han<br />
mun hak gelişimine devam etmiştir.<br />
Yine bu dönemde aristokrat kesimin kullandığı hancha ile,<br />
“Gyonggiçega” denilen şiir tarzı geliştirildi. Halk arasında da “ Koryo<br />
sokyo” (Koryo türküleri) denilen şiir gelişmiştir. Halk o dönemde okuma<br />
yazma bilmediğinden bu şiirler ağızdan ağza dolaşmıştır. Ancak Coson<br />
(1392-1864) döneminde “ Koryo sokyo” (Koryo türküleri ) şiirleri yazılı<br />
olarak hayata geçirilmiştir.<br />
Koryo döneminde düz yazı gelişerek halkın ağızdan ağza dolaşarak<br />
söylediği sözlü edebiyatın aktarıcısı olan “Mahalle Hikayeleri” denilen<br />
eğlenceli hikayeler yazıya geçilmiştir. Yi-Kyo-Bo’nun (1168-1241) yapıtı<br />
“Begun Sosol” (Beyaz Bulutun Romanı) bu alanda yazılmış olan en iyi<br />
ürün olarak gösterilmekte kalmayıp yeni romanın oluşumuna da zemin<br />
hazırlamıştır.<br />
Daha sonraki dönemlerde de “Fabl” ortaya çıkarak “hiciv edebiyatı”<br />
ve “ögüt edebiyati” yapilmaya baslanmistir. Imçun tarafindan yazilan<br />
Guksuncon (içki insan) ile I Gok tarafından kaleme alınan “Cupbuincon”<br />
(Bambu Kadın) adlı bu iki eser Kore edebiyatında önemli bir yere sahiptir.<br />
Coson Hanedanlığı (1392-1864) iki döneme ayrılmaktadır.<br />
Hanedanlığın her iki döneminde de her alanda olduğu gibi edebiyat alanında<br />
da farklılıklar vardı. Hanedanlığın Birinci Dönem Edebiyatı Japonya ile yapılan İmcin Veran (1592-1598) savaşına dek sürmüştür. Hanedanlığın ilk<br />
dönemlerinde Kore alfabesi Hangıl3’in yaratılması ile ilk kez Kore halkı<br />
kendilerine ait alfabeleri ile sözlü edebiyat kaynaklarını yazıya geçirmiştir.<br />
Bu arada yabancı edebiyat çevirileri de ülkeye girerek Kore Edebiyat tarihi<br />
büyük ölçüde değişime uğramıştır.<br />
<br />
Hangıl ile yazılan şiirler önem kazanarak Sico4 (Günlük Ezgi),<br />
Akcang (Müzik Yazıları), Gyonggiçega (Uzun Şarkı), ve Gasa (Şarkı ve<br />
Dans Sözleri) tarzı şiirler gelişimini sürdürmüştür. Yongbioçonga (Uçan<br />
Ejder Ezgileri) ile Vorinçongangcigok (Bin Irmak Üzerindeki Ayın<br />
Yansıları Türküsü) döneme ait iki önemli eserdir. Yongbioçonga , Coson<br />
Hanedanlığının kuruluş tarihi ile ilgili bir destandır. Vorinçongangcigok,<br />
Buda’nın yol göstericiliğini anlatan bir eserdir.<br />
Bu dönemde konfüçyanist düşünce ve aristokratların yaşam tarzları<br />
şiirlerin içeriğini oluşturmuştur. Konfüçyanist öğretiler ve Budizimden sutra<br />
çevirileri de Hangıl ile yazılarak halk arasında yayılması sağlanmıştır.<br />
Ancak halk okuma yazma bilmediğinden dolayı edebiyata aktif olarak<br />
katılamamıştır.<br />
Koryo sokyo (Koryo Türküleri) ve Gyonggiçega’nin etkileri bu<br />
dönemde de görülmüştür. Yeni Gasa tarzı şiirlerin ortaya çıkması ve sico<br />
Coson Hanedanlığının iki önemli özelliği olmuştur. Chong Chol’un<br />
“Hunminga”(Hunmin’in Şarkısı) ile Yi I’nin “Gosangugokga” (Ulu Dağ<br />
ve Derin Tepeler ) adlı sicolari Coson Hanedanlığının ilk dönem sicolarının<br />
en iyi örneklerindendir.<br />
Hanedanlığın İkinci Dönem Edebiyatı Imcin Veran Savaşı’nın<br />
başlangıcından Kabokyongcang (1894) çağdaşlaşma reformuna kadar olan<br />
dönemi kapsar. Savaşın etkisiyle ortaya çıkan siyasi karışıklık, ekonomik<br />
bozukluk, silhak (Uygulamalı Bilimler), batı biliminin ülkeye girmesi,<br />
halkın aydınlanması gibi kavramlar dönemin edebiyatında etkili olmuştur.<br />
Bu sebepten dolayı Hanedanlığın ikinci dönem edebiyatında daha çok<br />
eleştiri edebiyatı hakim olmuştur. Ayrıca silhak kavramı ile eserlerin konusu<br />
da değişmiştir. Silhak taraftarı olan Pak Ji-Von’un hancha ile yazdığı<br />
“Yangbancon”(Aristokratın Öyküsü) adlı eseri sosyal çelişkileri<br />
irdeleyen ve eleştiren döneme ait bir çalışmadır.<br />
Hangıl ile yani ulusal dilde yazılmış olan ilk roman<br />
Honggiltongchun’ (Honggiltong’un Öyküsü) dür. 1705 yılında Ho Gyun<br />
tarafından yazılmış olan bu romanın konusu bir bakanın evlilik dışı olan<br />
Honggilton’un gayri meşru çocuklara karşı uygulanan ayrımcı politikayi<br />
protesto etmek için çete reisi olmasıdır. Kore romanının baş yapıtlarından Kim Man-Cung’un (1637-1692) Buddhaciliktan esinlenen Guun mong’unu<br />
(Dokuz Bulutun Rüyası) da döneme ait idealist bir romandır. Yine aynı<br />
yazarın nikahlı bir eş ile nikahsız bir eş arasındaki mücadeleyi anlattığı Sasi<br />
nam cong gi’sini (Sa’nin Güneye Yolculuğu ) anmak gerekir.<br />
Hanedanlığın ikinci yarısında pansori5 geleneği canlanarak, roman<br />
alanına girmiştir. Hikayelerin büyüyüp roman şekline dönüşmesiyle<br />
yazarlar, genel bir idealizm düşüncesiyle çağdaş sorunlara daha detaylı bir<br />
şekilde değinmişlerdir.<br />
Çunhyang con (Çunhyang’in Öyküsü) Pansori’nin roman alanına<br />
girdiğini ıspatlayan dönemin realist romanlarına bir örnektir. Bu romanda<br />
genç bir aristokrat olan Yi Mongyong ile bir kontramatristin kızı olan<br />
Çunhyang arasındaki aşkı ve toplumsal engelleri nasıl aştığını anlatan bir<br />
çalışmadır.<br />
Coson Hanedanlığının ikinci döneminde Sico ve Gasa’lar önceki<br />
döneme göre daha uzun bir yapı almış ve konularda çeşitlenmiştir.<br />
“Gihengasa” (Gezi Şarkısı), “Yubegasa” (Sürgün Şarkısı) ve kadın<br />
şairlerin yazdığı “Nebanggasa” (Oda Şarkıları) dönemin önemli<br />
gasalarıdır. 17. Yy.’da nazımdan çok düzyazı faaliyetlerinin artmasından<br />
dolayı Sico ve Gasa’lar bu dönemde yarı nesir şeklinde yazılmıştır. Ayrıca<br />
sico ve gasa antolojileri oluşturulmuştur.<br />
2. Çağdaş Kore Edebiyatı<br />
Kaehvagi Dönemi (Modernleşme Dönemi) Edebiyatı<br />
Kabokyongcang (1894) çağdaşlaşma reformundan 1908 yılına dek<br />
süren bir dönemi kapsar. Kore’ye batı medeniyetlerinin girmesiyle edebiyat<br />
alanında “Sinmunhak” (Yeni Edebiyat) dönemi başlamıştır. “Sinsosol”<br />
(Yeni Roman) ve “Sinçesi” (Yeni Stil Şiir) faaliyetlerinin başlamasıyla<br />
Çağdaş Edebiyatın zemini hazırlanmıştır. 1906’da Hyol-Iynu (Kanlı<br />
Gözyaşları) Yi In-cik (1862-1916) tarafından yayımlanması Yeni Kore<br />
Romanı’nın başlangıcı sayılır. Bu eser biçim olarak klasik roman çerçevesi<br />
içinde kalmış olsa da yapı ve anlatım bakımından yeni bir denemedir. O<br />
dönemin gerçek sorunları olan bağımsızlık düşüncesi, yeni eğitim, sınıf<br />
sisteminin kaldırılması, serbestçe flört etmek ve yeni medeniyetin kabulu<br />
gibi Kaehvagi (Modernleşme Dönemi)’nin isteklerine uyan şartları yazarlar<br />
eserlerinde işlemişlerdir. Ayrıca şiir alanında belirtilen bu konular<br />
“Çanggagasa” (Uzun Şarkı) denilen yeni şiir türünde de dile getirilmiştir.<br />
<br />
1908 – 03.01.1919 Dönemi Edebiyatı bu dönem Çağdaş Kore<br />
Edebiyatının başlangıç safhasıdır. Yi Kvang-Su (1892-?) ve Choe Nam-Son<br />
(1890-1957) bu döneme damgasını vurmuş iki önemli şahsiyettir.<br />
Choe Nam-Son’un 1908’ e doğru yayımladığı “Heegeso- Sonyonege”<br />
(Denizden Genç Adama) adlı şiiri Çağdaş Kore Şiir Edebiyatının<br />
başlangıcı sayılır.<br />
Yi Kvang- Su ‘nun edebiyatı milliyetçiliği ve hümanizmi temel alarak<br />
Kore milletini aydınlatmayı amaçlayan bir edebiyattı. “Mucong”<br />
(Merhametsiz) adlı eserinin aydınlatma amaçlı olması, ve bu eserinde<br />
konuşma ve yazı birliğini sağlamış olması nedeniyle Kore edebiyat tarihinde<br />
ilk çağdaş roman olarak düşünülmektedir.<br />
1919 yılında “Samil-Undong”( 1 Mart Bağımsızlık Hareketi)6 adlı<br />
bir ulusal direniş hareketi beraberinde tüm Korelilerin ortak milli birlik ve<br />
beraberlik duyguları ile hareket etmelerini sağlamayı amaçlayan bir<br />
edebiyat alanını beraberinde getirdi. Bu edebiyat akımı, klasik Çince’yi<br />
dışlamış ve tamamen Kore ulusal dilinin bir ürünü olması gerektiğine<br />
inanmıştır. Şiirin sico ve gasa gibi standart formlardan bağımsız kılınması<br />
doğrultusunda halk şiiri ile ilgilenilmiştir. Ancak, Japon emperyalizmi<br />
sansür ve hapis gibi baskı unsurlarının uygulanmasıyla Samil Undong<br />
(Bağımsızlık Hareketi) başarısızlıkla sonuçlanmıştır.<br />
1920’li yıllardan itibaren Batı Edebiyatı etkisi Kore edebiyatında yeni<br />
eğilimler oluşmasında önemli bir rol oynamıştır. “Proleterya Edebiyatı”7 da<br />
bu dönemde faaliyet göstererek “Halk Edebiyatı” ile karşı karşıya gelmiştir.<br />
Fakat genç yazarlar dönemin zorluklarını aşmak için büyük bir çaba<br />
harcamış ve birçok edebi dergi yayımlamışlardır. Ortak görüş ve akımlara<br />
sahip yazar ve şairler aynı dergi etrafında toplanarak eserlerini<br />
yayımlamışlardır.<br />
Changco (Yaratma) 1919 yılında yayım hayatına başlayan Kore<br />
Edebiyatının ilk edebiyat dergisidir. Bu dergi de yer alan Kim Tong-In’in<br />
(1900-1951) “Yakhan caiy silpim” (Zayıfların Üzüntüsü)” adlı eseri Kore<br />
edebiyat tarihinde önemli bir yere sahiptir. Yazar alt tabaka sınıf halklarını<br />
romanında kahraman olarak belirlemiştir. Aynı zamanda yazar birey ile<br />
toplum ilişkilerini objektif olarak değerlendirmiştir.<br />
“Yaratma” dergisinin ardından 1920 yılında yayım hayatına başlayan<br />
“Pyeho” (Harabe) umutsuzluk ve karamsarlıktan kaynaklanan görüşlerin<br />
toplandığı bir dergidir. Kim Ok bu dergide faaliyetlerini sürdüren şairlerden<br />
biridir.<br />
Daha sonra 1922 yılında yayımlanmaya başlayan “Bekco” (Beyaz<br />
Akış) dergisi yazar ve şairleri pesimistik ögelere daha çok yer vererek<br />
romantik akımın etkisiyle duygularını net bir şekilde ifade etmişlerdir.<br />
Minyo8 tarzı şiirleri ile Kore Edebiyat tarihide önemli bir yere sahip olan<br />
Kim So-Vol (1902-1934) “Beyaz Akış” dergisi etrafında toplanan şairlerden<br />
biridir. Kim So-Vol ‘un minyo tarzı şiirine bir örnek,<br />
“Açelya Çiçeği<br />
Beni görmekten bıkıp da<br />
Gideceğiniz zaman<br />
Hiçbir sey söylemeden sizi göndereceğim.<br />
Yongbyong’daki Yag dağından<br />
Açelya çiçeklerini<br />
Usul usul giderken<br />
Yolunuza serdiğim o çiçeklere<br />
Yavaşça basıp gidiniz.<br />
Beni görmekten bıkıp da<br />
Gideceğiniz zaman<br />
Ölsemde gözyaşı dökmeyeceğim.”9<br />
1930- 15.08.1945 Dönemi Edebiyatı; bu dönemde Japonya’nın<br />
Kore’ye baskı politikası uygulamasından dolayı yazarlar eserlerini<br />
istedikleri gibi yazamamışlardır. Bundan dolayı “sanat için sanat”<br />
edebiyatına yönelmişlerdir. 30’lu yıllarda birçok grup oluşmuş şair ve<br />
yazarlar bu gruplar etrafında toplanarak faaliyetlerini sürdürmüşlerdir.<br />
“Sengmyonpa” (Hayat Topluluğu) ve “Modernizim Toplulugu”10 bu<br />
dönemde faaliyetlerini sürdüren dergilerden birkaçıdır. Chong Ji-Yong<br />
“Modernizim Topluluğu”nun önde gelen şairlerindendir. So Chong- Ju<br />
(1915-) “Hayat Topluluğu”nun önde gelen şairidir.<br />
30’lu yıllarda yazarlar daha da derinleştirdikleri gerçekçi tasvir ile<br />
Japon emperyalizmi altındaki aydınların sorunları ile çiftçilerin yaşamını<br />
konu alarak eserlerinde işlediler. “Şehir Romanı” , “Köy Romanı” ve<br />
“Tarih Romanı” akımları faaliyet göstermiştir. Yi Kvang-Su’nun “Hilk”<br />
(Toprak) Sim Hun’un (1901-1936) “Sangroksu” (Yeşil Ağaç) adlı<br />
eserleri çiftçi yaşamını en iyi ifade eden eserlerin basında gelmektedir.<br />
Ayrıca Yi Hyo-Sok (1907-1942) memleket özlemi edebiyatı ile, Kim<br />
Yu-Jong (1908-1937) baskı altındaki insanların görüntüsünü ve onların<br />
yoksulluğunu geleneksel hiciv edebiyatı ile , Yi Sang (1912-1939) umutsuz, gerçek hayata uyum sağlayamayan karakterleri ele alarak bir nevi kaçış<br />
edebiyatı ile edebiyat tarihinde yerini almıştır.<br />
<br />
1945 Dönemi, ülkede hüküm süren sağ-sol ideolojik çatışmalar<br />
edebiyat sahasında da etkisini göstermiştir. Dolayısıyla birçok edebi<br />
kavgalarda ortaya çıkmıştır. “Halk Edebiyatı” taraftarları, “ Parti<br />
Edebiyatına” karşı çıkarak “İnsan Edebiyatını”, “Siyasi Edebiyata” karşı<br />
olup “Saf Edebiyatı”savunmuşlardır.<br />
Japon emperyalizminin baskısı ile duygularını eserlerine<br />
yansıtamayan yazarlar “memleket özlemi” edebiyatı yapmıştır. Kim Tong-<br />
Ri’nin “Hyolgo Bucog” (Mağarada Yaşayan Kavim) adlı eser bu türün en<br />
iyi örneklerindendir.<br />
1946 yılında Pak Mog-Vol (1916-1978), Pak Tu-Jin, Cho Ji-Hun’dan<br />
oluşan şair topluluğu “Yeşil Geyik Topluluğu”nu oluşturarak milli şiiri<br />
geliştirme çabalarını sürdürmüşlerdir.<br />
Kore Savaşı sonrası 1950’li yıllarda ülkenin kuzey ve güney olarak<br />
ikiye bölünmesi trajedik bir ortam oluşturmuştur. Savaş Sonrası<br />
Edebiyatında, savaşta yara alan insanların tutumunu ve trajedisini, çelişki<br />
içinde kalan topluma karşı şikayet ve eleştiri, geçmişe duyulan özlem ve<br />
humanizm 1950’li yılların yazar ve şairlerinin eserlerinde görülen<br />
konulardır. Yu Chi-Hvan’in “Bobyonggva” (Piyade ile birlikte), Gu<br />
Sang‘in “Conggyungmyociapeso” (Düşman Askerinin Mezarı Önünde)<br />
adlı çalışmalar savaş sonrası şiirlerin en iyi örneklerindendir.“savaş sonrası<br />
edebiyatı”nın egemen teması, insanın insana yaptığı zulmün gerçek<br />
yüzüydü. Kore savaşını ele alırken bu eğilimi simgelemiş olanlar Son<br />
Chang-Sop ‘un “Bi onin nal” (Yağmurlu Gün), ile Son U-Hui ‘nin<br />
“Bulggot” (Hava Fişekleri) gibi romanlardı. Yine bu dönem de O Yong-<br />
Su ‘nun “Getmail” (Kenar Mahalle) adlı eseri “varoluşculuk” eğilimi ile<br />
yazılmış başlıca eserlerdendir.<br />
1960’li yıllarda Askeri İhtilal ve öğrenci eylemleri gibi iki önemli<br />
olay siyasi dalgalanmalara neden olmuştur. Bu dalgalanmalar edebiyat<br />
alanına da yansımıştır. “Varoluşculuk Edebiyatı” 60’li yıllarda da etkisini<br />
sürdürmüştür. Kim Su-Yong’un “Godehanburi” (Büyük Kök) ve “Pul”<br />
(Ot) , Shin Kyung-Rim‘in “Nogmu” (Çiftcinin Dansı) adlı şiirleri bu<br />
akımın en iyi örnekleri arasındadır. Yi Mun-Gu’nun “Canghanmong”<br />
(Uzun ve Hüzünlü Rüya) adlı romanı 60’li yılların önemli eserleridir.<br />
60’li yıllarda So Chong-Ju , Pak Tu-Jin gibi “saf edebiyat”<br />
düşüncesini savunan yazarlar bulunmaktaydı. Pak Kyung-Ri’nin “Sicanggvaconcang” (Pazar ve Savaş Yeri) ile Kim Sing-Ok’un “Seul<br />
1964 nyon Gyoul” (Seul 1964 Kisi) adlı eseri dönemin önemli yapıtları<br />
arasında sayılmaktadır. Ayrıca Kim Sang-Ok, Yi Ho-U gibi şairler Sico<br />
tarzı şiirleri çağdaş biçimde ele alarak yorumlamışlardır. An Su-Gil’in<br />
“Pukgando” (Kuzey Gando) ile Yu Chu-Hyon ‘nun “Cosonçongdogbu”<br />
(Coson’daki Bakanlık) adlı çalışmaları tarihsel nitelikli değerli<br />
çalışmalardır.<br />
1970’lerde yeni yazarlar “Ulusal Edebiyat” akımını başlattılar. Bunda,<br />
“ulusal yaşamın ve bütünlüğünün (onurun) yeniden gerçekleştirilmesinin<br />
tümel anlamının aranılışı” içinde ulusallık ifade edilmekteydi. 1970 sonları<br />
ve 1980 ‘lerde genç yazarlar “halk edebiyatı” diye bilinen yazın türünü<br />
yarattılar; bu akım, halk kitlelerini, “toplumsal ana ögeler olarak , edebiyatın<br />
tüketicileri olarak ve de bir güç tabanı olarak” görmekte ve önemsemekteydi.<br />
Yazarlar daha çok Güney Kore toplumunun hızla değişen ve ekonomik<br />
ortamın, özellikle çağdaşlaşma ve sanayi işlemenin çok sayıda yeni ve<br />
önceden tanıtılmamış durumlar yarattığı psikolojik sorunları ele almışlardır.<br />
Cho Se-Hui’nin “Nancangiga soaollin cagingong” (Bir Cücenin Attığı<br />
Küçük Top) adlı eseri bu türün en iyi örneklerindendir.<br />
SONUÇ<br />
Kore Edebiyatı, klasik edebiyattan çağdaş edebiyat dönemine kadar<br />
kronolojik biçimde ve tarihsel açıdan ele alınmıştır. Her tarihsel dönemin<br />
kendine has özellikleri Kore edebiyatını etkileyerek , Kore halkının<br />
düşünceleri, duyguları, kültürü, yaşam biçimi ve tarihi yazarların eserlerinde<br />
değindiği konular olmuştur.<br />
Klasik edebiyat dönemindeki Han mun hak edebiyatı döneminden<br />
Hangıl edebiyatına, Aristokrat edebiyatından halk edebiyatına geçilmiştir.<br />
Böylelikle, eski edebiyatın özellikleri yok olup yeni edebiyat doğmuştur.<br />
Ayrıca Batı medeniyetinin kabulu ve Batı Edebiyatı etkisi ile Kore<br />
Edebiyatında yeni eğilimler oluşmasında önemli bir rol oynayarak Çağdaş<br />
Edebiyatın doğması sağlanmıştır.<br />
Çağdaş edebiyat döneminde eski edebiyat geleneği olan grup edebiyat<br />
çalışmalarından sıyrılıp şahsi edebiyat çalışmalarına yönelinmiştir. Ayrıca<br />
zaman zaman Kore toplumunda ortaya çıkan değişiklikler yazarların<br />
değişiminde de rol oynamıştır.<br />
Klasik edebiyat döneminden çağdaş edebiyat dönemine kadar olan<br />
süreçte yazarların eser yazma tekniklerinin değiştiğini, ancak tek<br />
değişmeyen şey Kore‘nin geleneksel duygularıdır.<br />
Kore halkının her zaman içinde yaşattıkları sevinçleri, mutlulukları<br />
hüzünleri, acıları Korelilerin kısaca han dedikleri bu duyguları Kore<br />
Edebiyat döneminin her safhasında eserlerde yer almaktadır.<br />
<br />
<br />
kaynak: Ögr. Gör. Hatice KÖROĞLU<br />
Erciyes Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi<br />
Doğu Dilleri ve Edebiyatlari Bölümü<br />
Kore Dili ve Edebiyati Anabilim Dalı<br />
E-mail: hatice@erciyes.edu.tr<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alıntıdır. </span></div>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>