yukari
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 5/5 - 1 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Seoul's Haunted Streets
#1
Seoul's Haunted Streets

Seoul'ün Perili Sokakları

[Resim: ab9d5312_orginal.jpg]

Birçoğuna göre, 19. ve 20. yüzyıllarda Seoul perili idi. Kargaşa zamanlarında yaşanan cinayet ve linçlerden sonra terk edilen evler onların doğal alanları olmuştu, ancak bazı hayaletler buralarda kalmamış sokaklarda dolaşmıştır.

Kadınlar, Cheonggye Çayı ve Jeongdong alanının yakınındaki bir kuyuya, bilinmeyen günahtan dolayı kafası kesilerek idam edilen bir adamın ruhu konuşur korkusuyla -özellikle gece- kendi başlarına gitmeye korkuyorlardı. Görünüşe bakılırsa hayalet sonsuz susuzluğunu gidermek için bir içecek bulmak için dolaşıyordu ama bir kafası olmadığından bunu başaramıyordu.

Huzursuz ruhların ve tokgabi (cinler) geceleri Bağımsızlık Kemeri çevresinde dolaştıkları söylenirdi bu nedenle geceleri buradan kaçınılırdı. Tokgabi genellikle yaramazdır ama kızdırırsanız son derece tehlikelidir. Bunların bir çok şekilde olduğu varsayılmaktadır ─özellikle kadınlar ─ ve genellikle basit sıradan öğelerde vücut bulurlar, ama üzerlerine kan sıçradığında kötü olurlar. Bu nedenle, genellikle idam alanları, savaş alanları ve cinayetler ya da kazaların meydana geldiği alanlara yakın yerlerde bulunmaları hiç şaşırtıcı değil. Tokgabi genellikle lejyon içinde dolaşır ve bütün mahalleler veya köylerin terkedilmiş hale gelmesine neden olabilir.

Çoğunlukla tokgabinin yaramazlıkları oldukça çocukça idi. Koreli erkeklerin sangto (saç topuzu) ele geçiriyor ve yere atıyorlar - diğer yandan erkeklik sembolü olan sangtonun kesilmesi erkeler için büyük bir utançtı.

Herkes küçük saldırganların gümüşten korktuğunu biliyordu, bu nedenle erkekler, onlara engel olmak için sangtosuna gümüş iğne takıyordu. Bekar erkek ise - saçı uzun örgülü - yanlarında ahşaptan yapılmış küçük eşyalar ve yıldırımın parçaladığı ağaçların kalıntılarını taşırdı.

Evler bu hayaletler tarafından tehdit edildiğinde, kırmızı bir kumaş büyük levhalar engel olarak kapı ve pencerelere asılırdı. Tokgabi, bu bez orada kaldığı sürece saldıramaz ve bu renkten korktukları için dört gün boyunca içeri giremezler.

Ama herkes önlem aldı ve tüm tokgabi saldırıları masum değildi.

Rev. George Heber Jones, Jemulpo'da (Modern Incheon) bedenine sahip olmak için mücadele eden üç hayalet tarafından rahatsız edilen Koreli bir kızın şeytan çıkarma ayinine tanık oldu. Ruhlardan ikisi kadın -biri yangında can vermiş biri boğularak ölmüş- Üçüncü ruh ise idam edilmiş bir adama ait idi. Kıza ne olduğu bilinmiyor.

Tüm hayaletler Koreli değildi, bazıları yabancı idi. "Yobosang" olarak bilinen Japon hayalet karanlık sokaklarda dolaşan Koreli kadınları avlıyordu. Kadınları avlaması çok fazla artınca, kadınlar da gelişmeler karşısında koruma olarak giysilerinde toz kırmızı biber paketleri taşımaya başladı, çünkü Japon hayaletin biberin ateşli tadına tahammül edemeyeceğini herkes biliyordu.

Bir zamanlar, Jeongdong alanının yakınında, 16. yüzyıl sonlarında Japon işgali sırasında Japonlar tarafından dikildiği iddia edilen büyük bir karaağaç vardı. O büyüdüğünde topraktaki ruhların ve cinlerin musallat olduğu söyleniyordu - muhtemelen Japon kökenliler. 1885 yılında, güçlü bir fırtına ağacı devirdi ama hayalet kalıcıydı ve kötü niyetli yabancı ruh tarafından taciz edilme korkusuyla hiçbir Koreli odun toplamaya veya alan üzerine inşa yapmaya cesaret edemedi. Ama Rev Henry G. Appenzeller Koreli değildi ve buna meydan okuyarak ― veya daha büyük olasılıkla arazi ucuz olduğu için ― araziyi satın almış ve Paichai Hakdang okulunu kurmuştur.

Batılılar her zaman manevi yönden en iyisi değildi ― bazen düşmanlardı. Sukjeong (Kuzey) Kapısı ve Gwanghui Kapısı arasında gezen "beyaz tenli, sarı saçlı, mavi gözlü, kan-kırmızı dudakları olan ve bir çocuk sesiyle ağlayan" korkunç bir hayalet vardı. Onun kurbanlarının çocuklar olduğu tahmin edilmiştir. 1888 yazında, Seoul'de Koreli çocukları kaçırıp onları yemek ya da tıpta kullanmak için vücutlarını parçalayan ve fotoğraf çeken yabancıların olduğu söylentileri nedeniyle huzursuzluk ve endişe olmuştu.

Bazen de Koreli hayaletler yabancılar üzerinde büyük zarara neden oldu. 1921 yılında Nagwon ve Insadong yakınlarında popüler bir Japon restoranı vardı. Bu alan - özellikle Tapgol Parkı - 1919 Mart ayında İlk bağımsızlık gösterilerinin yapıldığı yer olmuştu. Japon ve Koreli işbirlikçileri tarafından işletilen popüler restorana musallat olan içine Han hissi sinmiş intikamcı bir hayalet gibi görünüyordu.

Görünüşe göre, mülk sahibi kadın ve onun müşterilerinin üzerine kan damlıyordu. Restoranda herkes başını kaldırdığı zaman, yüzüne ve elbiselerine kan damlardı. Polis çağrıldı, ama gizemi çözmedi. Bir yılın sonunda restoran tüm müşterilerini kaybetmişti ve mal sahibesi aklını yitirip sokaklarda dolaşmaya başladı.

KHJ-Kolik

[Resim: ab9d0281_orginal.jpg]

KoreaTimes
Cevapla
#2
Seoul's Haunted Streets

[Resim: ab9d5312_orginal.jpg]

According to many, in the late 19th and early 20th centuries, Seoul was haunted. Homes deserted after murders and lynchings had occurred during times of unrest were natural sites for haunting but not all ghosts were content with remaining at one site ― some roamed about the streets.

At a well near Cheonggye Stream and the Jeongdong area, women were afraid to go there by themselves ― especially at night ― for fear of being accosted by the spirit of a decapitated man who had been executed for some unknown transgression. Apparently the ghost wandered about seeking a drink to quench his everlasting thirst but was unable to do so because he had no head.

The area surrounding the Independence Arch was avoided at night because it was said to be plagued by restless spirits and tokgabi (goblins). Tokgabi were generally mischievous but could be extremely dangerous if angered. They assumed many shapes and often began as simple mundane items that had been corrupted when blood ― especially women's ― was splattered upon them. Thus, it is no wonder they were often found near execution grounds, battle-fields and sites where murders or accidents had occurred. The tokgabi often roamed in legions and could cause whole neighborhoods or villages to become deserted.

For the most part the tokgabi's exploits were rather childish. They would seize the sangto (topknot) of Korean men and throw them to the ground ― other times they cut them off causing the men great shame for the sangto was a symbol of manhood.

To prevent this from happening, men would wear silver pins in their sangto because everyone knew the little fiends feared silver. Unmarried boys ― whose hair was still worn in long braids ― carried little trinkets of wood garnered from the ruins of trees shattered by lightning.

When homes were threatened by these ghosts large sheets of red cloth were hung on the doors and windows as barriers. For four days the tokgabi would attack and as long as the cloth remained in place, the tokgabi could not enter for they were repulsed by the color.

But not everyone took precautions and not all tokgabi attacks were innocent. Rev. George Heber Jones witnessed the exorcism of a Korean girl in Jemulpo (modern Incheon) plagued by three spirits that battled with one another to possess her body. Two of the spirits were that of women ― one having perished by fire and the other by drowning. The third spirit was that of an executed man. What became of the girl is unknown.

Not all ghosts were Korean ― some were foreign. A Japanese ghost known as "Yobosang" roamed the darkened streets preying upon Korean women. Its predations became so severe that women began to carry packets of ground red pepper in their clothing as protection against its advances because everyone knew that the Japanese ghost could not endure the fiery taste of the peppers.

Near the Jeongdong area, there once was a large elm tree that had been allegedly planted by the Japanese during their invasions in the late 16th century. It and the soil it grew in was said to be haunted by spirits and demons ― presumably of Japanese origins. In 1885, a powerful storm knocked the tree down but the haunting persisted and no Korean dared to gather wood or build upon the area for fear of being molested by this malevolent foreign spirit. But Rev. Henry G. Appenzeller was not Korean and in defiance ― or more likely because the land was cheap ― he acquired the land and founded Paichai Hakdang School.

Westerners were not always spiritual champions ― they were sometimes antagonists. Roaming between Sukjeong (North) Gate and Gwanghui Gate was a horrid ghost with "a white face, yellow hair, blue eyes, and blood-red lips, and cried in a child's voice." It has been surmised that its intended victims were children. In the summer of 1888, Seoul was plagued with unrest due to rumors of foreigners kidnapping Korean children and eating them or using their body parts for medicine and developing photographs.

Sometimes Korean ghosts wreaked havoc upon foreigners. In 1921 there was a popular Japanese restaurant near Nagwon and Insadong. This area ― specifically Tapgol Park ― had been the site of the March First independence demonstrations in 1919. The feeling of Han seems to have permeated the area and manifested into a vengeful ghost that plagued a popular restaurant patronized by Japanese and Korean collaborators:

"Apparently from nowhere, blood fell on the proprietress and her customs. Whenever anyone in the restaurant raised his head, blood would drop on his face and clothes. The police were called in, but they could not solve the mystery. At the end of a year the restaurant had lost all its customers and the proprietress had been driven mad and was wandering in the streets."

[Resim: ab9d0281_orginal.jpg]

KoreaTimes
Cevapla
#3
Her satırı atlamadan okudum, tam benim ilgimi çeken bir konu. Smile

Makale için çok teşekkürler. Smile
Ve sen yine kendi bildiğini okudun...
Kalbi kırık bedenimde bir yara daha açtın.
30.10.2020
Cevapla
#4
Seoul's Haunted Streets
KoreaTimes
Translate: Yasemin CEBECİ

>>> https://www.facebook.com/groups/kgfatr/
Cevapla
#5
Paylaşım için teşekkürler.^^
Cevapla




Konuyu Okuyanlar: 2 Ziyaretçi