24-11-2015, Saat: 15:30
Keeping a Vanishing Art Form Alive
Kaybolan Sanat Dalını Canlı Tutmak
![[Resim: ab9d4079_orginal.jpg]](http://www.hizliresimyukle.net/u/79/40/ab9d4079_orginal.jpg)
Hattat Ha Sang-ho Seoul'ün güneyinde Seocho İlçesi'ndeki mütevazı meskeninde yorulmadan çalışmaktadır. Duvarlarda kaligrafi hat sanatı hakkındaki kitapları, odanın bir köşesinde ise bir fırça, bir mürekkep sopası, kağıt ve mürekkep taşı vardır ve Ha'nın çalışma sayfaları her yere yayılmıştır.
Hat sanatını yüceltmek için hayatı boyunca çabaladığının kanıtı olarak evinin her yerine nüfuz eden yoğun mürekkep sopası kokusu vardır.
Ha, "Hat insanlık tarihinin ve kültürünün en belirgin göstergesidir. Başka türlü nasıl düzenleyebilirsiniz ve binlerce yıllık olan her şeyi nasıl içerebilir? Hat sanatının insanlar üzerindeki etkisi, özellikle Doğu Asyalıların zihninde neredeyse açıklanamaz. Ayrıca Pablo Picasso'da [1881-1973], Asya'daki en büyük sanat olarak özellikle el yazısıyla yazılan hat sanatını gösterdi." dedi.
Bir kayıt aracının ötesinde, kendi kendini kayıt işlemi sanatsal bir uygulama haline gelmiştir. Yüzyıllar boyunca Koreliler tarafından sürekli sevilen hat sanatı (kaligrafi), uzun bir yol kat etti. Ancak, Japon sömürge döneminden (1910-1945) itibaren, kaligrafi yavaş yavaş kaybolmaya başladı, diye açıkladı.
Modern çağda, insanlar kaligrafi ile daha az ilgileniyor gibi görünüyor. Bilgisayar ve medya kültürünün yükselişi hat sanatının ilerlemesine ölümcül bir darbe vurmuştur. Ve yine, 1970'lerden 80'lerin ortasına doğru kaligrafi sanatında bir patlama oldu. Her blokta en az bir hat akademisi kuruldu, bunlara birkaç, hatta 100'ün üzerinde öğrenci kayıt oldu.
Ha, örnek olarak Çin'i gösterdi, Kore hat sanatı için daha fazla değer ve takdir olması gerektiğini iddia etti. Çin'in Konfüçyüs değerleri ve Kültür Devrimi sırasında kaybolan sanat değerini canlandırma çabaları sayesinde, Çin kaligrafi sanatı şu anda altın çağını yaşıyor.
Ha, aslında hiçbir şekilde Kore edebiyat ve sanatının Çin'dekinden daha düşük olmadığını, hat sanatının Koreli vatandaşlar arasında daha az değer gördüğünü üzüntü ile dile getirdi.
Ha, kaligrafi sanatının en önemli özelliğinin sanatsal bir biçim olarak yazılı metin gibi kabul edilmesi şeklinde vurguladı. Çünkü kaligrafi sanatı ulusun fikir ve düşüncelerini temsil ettiğinden, önemi gözardı edilmemelidir. Özellikle, Kore alfabesi hangulun bilimsel hesaplamalara dayalı, hala keşfedilecek ve geliştirilecek çok fazla şeyi var. Ha, yenilenen araştırmalar, Kore kaligrafi sanatını öğrenme çabaları ve küresel anlamda gösterilen ilgi umut verici dedi.
Ha, bugünün el yazısı bilginleri hangula itibar kazandırdı, bu sayede Kore kaligrafisinin yakında kendi altın çağını yaşayacağını göreceksiniz dedi. Metinler nihai olarak kültürün gelişmesini sağlar ve kaligrafi bu olguda en önemli rolü oynar.
Alman psikiyatrist ve filozof Karl Jaspers'ın Japonya'da en unutulmaz bulduğu 1 numaralı Ulusal Hazine olan çapraz bacaklı düşünen ahşap Buda heykeli olduğunu iddia etti. Ha, bu heykelin aslında Kore'de yapıldığını kaydetti. Benzer şekilde, Claude Debussy'nin senfonisi "La Mer" de denizi resmeden Japon taşbaskı baskılarında, Japonya'nın Kore litografisinden etkilendiğini söyledi, ama bu etkileşim orada bu sanat formunun gelişimine yol açmıştır dedi.
Ha, bunun gibi, Japonya'nın kültür ve sanat çoğunluğunun Kore'den kaynaklandığını ifade etti. Bütün bu zengin ve nüfuzlu sanatın temelinin aslında hat sanatı olduğundan ve Korelilerin bu sanatı canlandırmak ve tanıtmak için büyük bir sorumluluk taşıdığından bahsetti.
Ha, Çince karakterler öğretmeni olan bir baba tarafından yetiştirildi, eğitime 4 yaşında başladı ve "Thousand Character Classic" adlı çocukların altıncı yüzyıldan kalma Çince karakterleri öğrenmek için kullandığı Çince şiir ve aracı ile kendini o yaşından itibaren kaligrafi sanatına adamıştır.
Onun çabaları bazen boşa çıksa da, Ha, son 55 yıldır yaptığı kaligrafik çalışmalarına sonuna kadar devam etti ve şimdi bir avuç dolusu stajyeri var. Ancak, hala kendisinin de öğrendiğini düşünüyor, gece gündüz durmadan uygulamaya devam ediyor.
Efsanevi çellist Pablo Casals'ın (1876-1973) 90 yaşın üzerinde bile altı ya da sekiz saat pratik yaptığını söyledi. Kişinin becerilerini geliştirmesi için en iyi yolun bu olduğunu kendi öğrencilerine de tavsiye ediyor.
Ha, aynı şekilde sürekli uygulama yoluyla hat sanatını geliştirmek için kararlılığını dile getirdi. "Uygulamanın yaratılışın annesi" olduğunu göstermek istediğini söyledi.
KHJ-Kolik
In his humble abode in Seocho District, southern Seoul, calligrapher Ha Sang-ho works tirelessly. In one corner of the room is a brush, an ink stick, paper and ink stone, while books about calligraphy line the walls, and sheets of Ha’s work are spread out all over the floor.
The evidence of his lifelong endeavor to elevate calligraphy is as thick as the scent of the ink stick that permeates his home.
“Calligraphy is a marker of the history and culture of humankind,” Ha said. “How else could we organize and contain all of that which spans thousands of years? The influence that calligraphy has on us humans, particularly in the minds of East Asians, is almost inexplicable. Pablo Picasso [1881-1973] also cited calligraphy, specifically cursive writing, as the greatest art in Asia.”
Beyond a recording tool, the process of recording itself has become an artistic practice, he explained. Calligraphy has come a long way, as it has been cherished steadily by Koreans over the centuries. However, since the Japanese colonial era (1910-45), calligraphy has gradually started to disappear.
In the modern era, people seem to have even less interest in calligraphy. The rise of computers and media culture has dealt a fatal blow to the progress of calligraphy. And yet, from the 1970s to the mid-’80s, there was a calligraphy boom. On each block stood at least one calligraphy academy, among which a few would even have over 100 students enrolled.
Citing China as an example, Ha asserted that there must be greater value and appreciation for calligraphy in Korea. As China is reviving its Confucian values and the value of art that disappeared during the Cultural Revolution, Chinese calligraphic art is currently experiencing a golden age.
Ha expressed dismay with the fact that, though in no way are Korea’s literature and art inferior to those of China, calligraphy seems to hold much less value among Korean citizens.
Ha emphasized the most important characteristic of calligraphy, which is that it treats written text as an artistic form. Because calligraphy represents the nation’s ideas and thoughts, it is crucial to not lose sight of its significance. In particular, because hangul, the Korean alphabet, is based on scientific calculations, there is still much more to be discovered and developed. That said, the renewed research and efforts to study Korean calligraphy, which has garnered global attention, have given Ha some hope.
The way that today’s handwriting scholars esteem hangul seems to indicate that Korean calligraphy will soon see its own golden age, Ha said. Text is what ultimately enables a culture to flourish, and calligraphy plays the most important role in this phenomenon.
German psychiatrist and philosopher Karl Jaspers claimed that what he found most memorable in Japan was its National Treasure No. 1, a wooden statue of a crossed-legged thinking Buddha. But Ha noted that the statue was originally made in Korea. Similarly, Claude Debussy’s symphony “La Mer” was inspired by Japanese lithographic prints depicting the sea, but it has been said that it was Korean lithography that influenced Japan, leading to the development of the art form there.
As such, the majority of Japan’s art and culture stems from Korea, Ha said. And because the root of all this rich and influential art is in fact calligraphy, Koreans have a greater responsibility to revive and promote it.
Raised by a father who was a teacher of Chinese characters, Ha immersed himself in the world of calligraphy from the age of 4 when he began studying the “Thousand Character Classic,” a Chinese poem and tool for teaching Chinese characters to children dating back to the sixth century.
Although there were a few times when he strayed from his endeavors, Ha has kept up his calligraphic studies for the past 55 years and had a handful of apprentices. Yet, considering himself still a learner, day and night he relentlessly continues to practice.
It has been said that legendary cellist Pablo Casals (1876-1973) strove to practice six to eight hours a day even when over the age of 90. He advised his students that it is the best way to improve one’s skills.
Likewise, Ha expressed his resolve to develop calligraphy through his continual practice. He wants to show that “practice is the mother of creation,” he said.
Koreajoongangdaily
![[Resim: ab9d6459_orginal.jpg]](http://www.hizliresimyukle.net/u/59/64/ab9d6459_orginal.jpg)
![[Resim: ab9d7325_orginal.jpg]](http://www.hizliresimyukle.net/u/25/73/ab9d7325_orginal.jpg)
Kaybolan Sanat Dalını Canlı Tutmak
![[Resim: ab9d4079_orginal.jpg]](http://www.hizliresimyukle.net/u/79/40/ab9d4079_orginal.jpg)
Hattat Ha Sang-ho Seoul'ün güneyinde Seocho İlçesi'ndeki mütevazı meskeninde yorulmadan çalışmaktadır. Duvarlarda kaligrafi hat sanatı hakkındaki kitapları, odanın bir köşesinde ise bir fırça, bir mürekkep sopası, kağıt ve mürekkep taşı vardır ve Ha'nın çalışma sayfaları her yere yayılmıştır.
Hat sanatını yüceltmek için hayatı boyunca çabaladığının kanıtı olarak evinin her yerine nüfuz eden yoğun mürekkep sopası kokusu vardır.
Ha, "Hat insanlık tarihinin ve kültürünün en belirgin göstergesidir. Başka türlü nasıl düzenleyebilirsiniz ve binlerce yıllık olan her şeyi nasıl içerebilir? Hat sanatının insanlar üzerindeki etkisi, özellikle Doğu Asyalıların zihninde neredeyse açıklanamaz. Ayrıca Pablo Picasso'da [1881-1973], Asya'daki en büyük sanat olarak özellikle el yazısıyla yazılan hat sanatını gösterdi." dedi.
Bir kayıt aracının ötesinde, kendi kendini kayıt işlemi sanatsal bir uygulama haline gelmiştir. Yüzyıllar boyunca Koreliler tarafından sürekli sevilen hat sanatı (kaligrafi), uzun bir yol kat etti. Ancak, Japon sömürge döneminden (1910-1945) itibaren, kaligrafi yavaş yavaş kaybolmaya başladı, diye açıkladı.
Modern çağda, insanlar kaligrafi ile daha az ilgileniyor gibi görünüyor. Bilgisayar ve medya kültürünün yükselişi hat sanatının ilerlemesine ölümcül bir darbe vurmuştur. Ve yine, 1970'lerden 80'lerin ortasına doğru kaligrafi sanatında bir patlama oldu. Her blokta en az bir hat akademisi kuruldu, bunlara birkaç, hatta 100'ün üzerinde öğrenci kayıt oldu.
Ha, örnek olarak Çin'i gösterdi, Kore hat sanatı için daha fazla değer ve takdir olması gerektiğini iddia etti. Çin'in Konfüçyüs değerleri ve Kültür Devrimi sırasında kaybolan sanat değerini canlandırma çabaları sayesinde, Çin kaligrafi sanatı şu anda altın çağını yaşıyor.
Ha, aslında hiçbir şekilde Kore edebiyat ve sanatının Çin'dekinden daha düşük olmadığını, hat sanatının Koreli vatandaşlar arasında daha az değer gördüğünü üzüntü ile dile getirdi.
Ha, kaligrafi sanatının en önemli özelliğinin sanatsal bir biçim olarak yazılı metin gibi kabul edilmesi şeklinde vurguladı. Çünkü kaligrafi sanatı ulusun fikir ve düşüncelerini temsil ettiğinden, önemi gözardı edilmemelidir. Özellikle, Kore alfabesi hangulun bilimsel hesaplamalara dayalı, hala keşfedilecek ve geliştirilecek çok fazla şeyi var. Ha, yenilenen araştırmalar, Kore kaligrafi sanatını öğrenme çabaları ve küresel anlamda gösterilen ilgi umut verici dedi.
Ha, bugünün el yazısı bilginleri hangula itibar kazandırdı, bu sayede Kore kaligrafisinin yakında kendi altın çağını yaşayacağını göreceksiniz dedi. Metinler nihai olarak kültürün gelişmesini sağlar ve kaligrafi bu olguda en önemli rolü oynar.
Alman psikiyatrist ve filozof Karl Jaspers'ın Japonya'da en unutulmaz bulduğu 1 numaralı Ulusal Hazine olan çapraz bacaklı düşünen ahşap Buda heykeli olduğunu iddia etti. Ha, bu heykelin aslında Kore'de yapıldığını kaydetti. Benzer şekilde, Claude Debussy'nin senfonisi "La Mer" de denizi resmeden Japon taşbaskı baskılarında, Japonya'nın Kore litografisinden etkilendiğini söyledi, ama bu etkileşim orada bu sanat formunun gelişimine yol açmıştır dedi.
Ha, bunun gibi, Japonya'nın kültür ve sanat çoğunluğunun Kore'den kaynaklandığını ifade etti. Bütün bu zengin ve nüfuzlu sanatın temelinin aslında hat sanatı olduğundan ve Korelilerin bu sanatı canlandırmak ve tanıtmak için büyük bir sorumluluk taşıdığından bahsetti.
Ha, Çince karakterler öğretmeni olan bir baba tarafından yetiştirildi, eğitime 4 yaşında başladı ve "Thousand Character Classic" adlı çocukların altıncı yüzyıldan kalma Çince karakterleri öğrenmek için kullandığı Çince şiir ve aracı ile kendini o yaşından itibaren kaligrafi sanatına adamıştır.
Onun çabaları bazen boşa çıksa da, Ha, son 55 yıldır yaptığı kaligrafik çalışmalarına sonuna kadar devam etti ve şimdi bir avuç dolusu stajyeri var. Ancak, hala kendisinin de öğrendiğini düşünüyor, gece gündüz durmadan uygulamaya devam ediyor.
Efsanevi çellist Pablo Casals'ın (1876-1973) 90 yaşın üzerinde bile altı ya da sekiz saat pratik yaptığını söyledi. Kişinin becerilerini geliştirmesi için en iyi yolun bu olduğunu kendi öğrencilerine de tavsiye ediyor.
Ha, aynı şekilde sürekli uygulama yoluyla hat sanatını geliştirmek için kararlılığını dile getirdi. "Uygulamanın yaratılışın annesi" olduğunu göstermek istediğini söyledi.
KHJ-Kolik
In his humble abode in Seocho District, southern Seoul, calligrapher Ha Sang-ho works tirelessly. In one corner of the room is a brush, an ink stick, paper and ink stone, while books about calligraphy line the walls, and sheets of Ha’s work are spread out all over the floor.
The evidence of his lifelong endeavor to elevate calligraphy is as thick as the scent of the ink stick that permeates his home.
“Calligraphy is a marker of the history and culture of humankind,” Ha said. “How else could we organize and contain all of that which spans thousands of years? The influence that calligraphy has on us humans, particularly in the minds of East Asians, is almost inexplicable. Pablo Picasso [1881-1973] also cited calligraphy, specifically cursive writing, as the greatest art in Asia.”
Beyond a recording tool, the process of recording itself has become an artistic practice, he explained. Calligraphy has come a long way, as it has been cherished steadily by Koreans over the centuries. However, since the Japanese colonial era (1910-45), calligraphy has gradually started to disappear.
In the modern era, people seem to have even less interest in calligraphy. The rise of computers and media culture has dealt a fatal blow to the progress of calligraphy. And yet, from the 1970s to the mid-’80s, there was a calligraphy boom. On each block stood at least one calligraphy academy, among which a few would even have over 100 students enrolled.
Citing China as an example, Ha asserted that there must be greater value and appreciation for calligraphy in Korea. As China is reviving its Confucian values and the value of art that disappeared during the Cultural Revolution, Chinese calligraphic art is currently experiencing a golden age.
Ha expressed dismay with the fact that, though in no way are Korea’s literature and art inferior to those of China, calligraphy seems to hold much less value among Korean citizens.
Ha emphasized the most important characteristic of calligraphy, which is that it treats written text as an artistic form. Because calligraphy represents the nation’s ideas and thoughts, it is crucial to not lose sight of its significance. In particular, because hangul, the Korean alphabet, is based on scientific calculations, there is still much more to be discovered and developed. That said, the renewed research and efforts to study Korean calligraphy, which has garnered global attention, have given Ha some hope.
The way that today’s handwriting scholars esteem hangul seems to indicate that Korean calligraphy will soon see its own golden age, Ha said. Text is what ultimately enables a culture to flourish, and calligraphy plays the most important role in this phenomenon.
German psychiatrist and philosopher Karl Jaspers claimed that what he found most memorable in Japan was its National Treasure No. 1, a wooden statue of a crossed-legged thinking Buddha. But Ha noted that the statue was originally made in Korea. Similarly, Claude Debussy’s symphony “La Mer” was inspired by Japanese lithographic prints depicting the sea, but it has been said that it was Korean lithography that influenced Japan, leading to the development of the art form there.
As such, the majority of Japan’s art and culture stems from Korea, Ha said. And because the root of all this rich and influential art is in fact calligraphy, Koreans have a greater responsibility to revive and promote it.
Raised by a father who was a teacher of Chinese characters, Ha immersed himself in the world of calligraphy from the age of 4 when he began studying the “Thousand Character Classic,” a Chinese poem and tool for teaching Chinese characters to children dating back to the sixth century.
Although there were a few times when he strayed from his endeavors, Ha has kept up his calligraphic studies for the past 55 years and had a handful of apprentices. Yet, considering himself still a learner, day and night he relentlessly continues to practice.
It has been said that legendary cellist Pablo Casals (1876-1973) strove to practice six to eight hours a day even when over the age of 90. He advised his students that it is the best way to improve one’s skills.
Likewise, Ha expressed his resolve to develop calligraphy through his continual practice. He wants to show that “practice is the mother of creation,” he said.
Koreajoongangdaily
![[Resim: ab9d6459_orginal.jpg]](http://www.hizliresimyukle.net/u/59/64/ab9d6459_orginal.jpg)
![[Resim: ab9d7325_orginal.jpg]](http://www.hizliresimyukle.net/u/25/73/ab9d7325_orginal.jpg)




