Konuyu Değerlendir
  • 1 Oy - 5 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Kopya Çekmek Yasak! / Copy is Forbidden!
#1
Kopya Çekmek Yasak! / Copy is Forbidden!

[Resim: 40755832778979726041722.jpg]

Karekter tanıtımları ~

Jiyeon: Dövüş konusunda çok iyi olan biri. Erkeklerle arası iyi değildir. Çünkü; Hepsini dövmüştür sadece okulun en popüler çocuğu hariç. Erkekler ondan korkar ve yaklaşamazlar.
Lee Sung Yeol: Evden sürekli kaçan yakışıklı bir genç. Babasından oldukça nefret eder.
Okuduğu okuldan kaçmış ve bulması gereken birini arıyordur. Evden kaçmasının nedeni ise aradığı kişiyi bir türlü bulamamasıdır.
Na Na: Jiyeon ile çok yakınlardır. Günlerce hatta haftalarca onlarda kalıyordur. Jiyeon’un abisine aşıktır.
Junho: Bir köpek yavrusu kadar tatlı bir o kadarda yakışıklıdır. Sung Yeol’un en yakın arkadaşıdır.


? BLOCKB IS MY LIFE ?
[Resim: tumblr_olvtfdqgPs1sp9bkwo2_500.gif]
Kore_Güzeli black pearl

Alıntı
#2
Kopya Çekmek Yasak!

[Resim: 40755832778979726041722.jpg]

1. Bölüm
Oyuncular; Jiyeon, Lee Sung Yeol, Na Na, Junho.


“Hızlı olmasam geç kalacağım, en iyisi koşmak.”

O kadar hızlı koşuyordum ki durduğumda bile hala sanki koşuyormuşum gibi geliyordu.

“Ayhs!!! Bu da ne böyle yaa”
Bana biri çok kötü çarptı ve ayağıma bastı,o acı ile birlikte yeri bir güzel boyladım.

“Ah insan bir kaldırır yerden değil mi?”
Ah özür bile dilemeden kaçıp gitti, elime düşersin seni aptal.
Sinirden kıpkırmızı olmuştum bunu hissedebiliyordum. Sakin bir şekilde ayağa kalktım yada kalkmaya çalıştım çünkü yine yeri boyladım.

“Ah p*pom dondu ya. “

Yine güçlük ile kalmaya başladım. Ah yine birileri bana doğru geliyor ne oluyor ya bugün.
Yaklaştılar ve “Buradan geçen uzun boylu bir genç çocuk gördünüz mü?” dediler nefes alara.
Ah ama bunlar demin ki çocuktan bahsediyor olmalı.

Tam “Evet” diyecektim ki “Evet” imi geri yuttum.
Elimle sol taraftaki sokağı gösterip. “Bu yöne doğru koşuyordu” dedim.

Bir şey demeden hemen koşmaya başladılar. Bende hemen arkalarından deminki çocuğun koştuğu tarafa yönelttim kafamı.

“Sen şimdi görürsün.”

Umarım onu bulabilirim. Koşmaya çalışıyordum ama ayağımın acısı ile hızlanamıyordum.
5 dakika sonra arkadan gördüm onu tüm var gücüm ile seslendim.


“Hey!!! SEN”
Bana döndü ve soru soran gözlerle bakmaya başladı.

“Ne var” dedi soluk soluğa. Adama bak be, görende mahsum kedicik zanneder.
Hemen devam ettim.

“Ne var mı? Sen salak mısın yoksa beyninde sorun mu var? Farkındaysan az önce senin yüzünden buz gibi yeri boyladım.” Dedim bağırarak.

Ardından hemen devam ettim. “Ve-Bu-Senin-Yü-zün-den.” Dedim bir solukta.

“Ne olmuş ? Ah özür dilerim elimden tutun kalmanıza yardım mı edeyim deseydim? Farkındaysan acelem vardı ve şimdi yine gidiyorum senin yüzünden izimi bulmalarını istemiyorum çünkü”

‘Senin yüzünden’ kısmını bastırarak söylemişti. Ah salak herif.

“Boşuna koşma senin yüzünden yalan da söyledim merak etme onlar şimdi yanlış yolda arıyorlar seni” dedim alaycı gözlerle.

“Nasıl yani, bunu neden yaptın” dedi.

“Ah neden mi yaptım? Bir düşünelim senin cezanı kendim vermek istediğim için olmasın sakın” dedim ve imalı bir gülüş attım.

Oda hemen gülmeye başladı deli mı ya, ilk defa birini döveceğim için mutlu oluyor.

“Bunu nasıl yapacaksın” dedi sonunda o kahkahayı kesti yani. Herhalde ölmek istiyor bu değil mi?
“Topuğumla gözünü çıkarır sonra kafanı kırarım “ dedim bir solukta.

Beni baştan aşağıya süzdü ardından alaycı bir bakış atıp “İyi hoşta senin ayakkabın babet topuklu değil ki?”

“Sen onca şeyin arasında kafanı buna mı yordun ya. Orasını bana bırak sen düşünme” dedim ve ayakkabımı ayağımdan hızla çıkarıp kafasına fırlattım ardından hemen yanına yaklaşıp ayağına tekme attım üst üste 5 defa. O ne mi yaptı acıdan kıvranırken yüzüne vurduğum tokatlara mı baksın yoksa ayağına attığım tekmelere mi engel olsun derken ben çoktan işimi bitirmiştim.

Acı içinde kıvranıyordu, oh olsun az bile yaptım.

Yanına biraz daha yaklaştım ve kısa olan boyumla onun kulağına uzandım.

“Bir daha benim gibi kişilerle çarpıştığın da kaldırırsın artık değil mi?” dedim ondan cevap bekliyordum ama benim unuttuğum bir şey vardı tabii ki de okul.

“Eyvah!!! Okul” dedim ve ayakkabım elimde koşmaya başladım.

“Ah oluyorum bir bardak su verin ne olur.” Bittim ben ya. Servisi de kaçırdım ne olacak şimdi okulun yoluna doğru yürüyorum ama umutsuz bir şekilde 3. Derste sınavım var ve benim yetişmem imkansız.

“Bir Dakka ta bizim okulun kestirme yolu var.” Ah benim akıllı kafam bunca yolu koştun şimdi mi aklına geliyor neyse hemen okulun kestirme yolundan koşmaya başladım.

20 dakika sonra.
Ah benim akıllı kafam yine bir şeyi gözümden kaçırdım oda bataklık. Şimdi ayağım bataklıkta ve nasıl çıkacağımı bende bilmiyorum. Bilen varsa bana da söylesin? Çekmek mi? Çekiyorum ama çıkmıyor neredeyse dizime kadar batmıştı ayağım.

Yine “Umutsuz Vaka Jiyeonla maceralara.”
Beklemekten başka çarem yoktu, zaten elimden bir şeyde gelmiyordu.

~ 15 dakika sonra ~
Evet 15 dakikadır böyle bekliyorum resmen dondum ya. Ayağım çamurda yavrucağız buz tuttu ama bunu bana yansıtmayı da ihmal etmiyor tabii.
Öyle aval aval etrafıma bakınıyordum ki birde ne göreyim. Bir insan ah bu kadar sevinmezdim bir erkek için ya. Evet maalesef bir erkek. :@

“Hey orada ki bana yardım et lütfen”

Bana doğru yaklaştı yaklaştıkça yüzü tanıdık geliyordu ardından hemen eli ile beni işaret etti ve “SEN!!” dedi bağırarak. Evet tahmin ediyorsunuzdur bu sabahki onu fena benzettiğim çocuk.

“Böyle şansın içine” dedim sinirle.

“Hey bak her şey mazide kaldı lütfen bana yardım et”

“Benden yardım istiyorsun ha, şu halime bak dedi” bağırarak ve pantolonunun paçasını yukarı kaldırarak.
“Benimde başıma bunlar geldiyse sorumlusu sensin.” Var gücümle.
“Tamam o zaman ben gideyim, başına daha belalar gelmesin değil mi?” Ah çıldıracağım ya.

“Hey!! Tamam dur, yardım et lütfen”
“Ah bilmiyorum ki nasıl girdin buraya şu boyun ile.”
Benle dalga mı geçiyor, yok benle değil boyumla, ya sanane benim boyumdan ya. Cık cık cık.
Sakin olmalıyım şuan bu ukala herifin yardımına ihtiyacım var..
“Lütfen yardım et, sen ve ben varız şuan ve buradan bir daha birinin geçeceğini düşünmüyorum. Kısacası yardımına ihtiyacım var lütfen?” Dedim en mahsum hareketlerimle. Ve yüzümü astım.
Bu işe yaramalı kesinlikle. Beni çıkar buradan sonra ben seni buranın içine atacağım hiç merak etme.
Zuhaha…

~~ Lee Sung Yeol ~~
Ne yapabilirim ki başka çarem yok yardım etmek dışında onca işim arasında bide şu cüce ile uğraşıyorum of of.
Hem oda bana yardım etmişti sırf kendi için olsa bile. O adamlardan kurtulmuştum bir sürelikte olsa.

“Elini uzat” dedim ne yapcam başka.
Hemen atladı tabi uzattı elini bende hemen tuttum ve çıkarmaya başladım.

3 dakika sonra

Of çıkmıyor ya çok uğraşlarım sonucu sonuç yine aynı.
“Diğer elini de uzat” dedim artık belki sonuç değişir diye ama zannetmiyorum.
Kendime doğru çekmeye başladım. Ah evet çıkacak bu sefer sanırım.
Ah!! Buda ne ya çıktı ama üstüme düştü oda ne yapcam o kadar yakın ki bana hiçbir kız daha önce böyle yakın olmamıştı bana.
Haha bunlar film dizilerde olan şeyler demek benim başıma da gelecekti.
Sonra öperlerdi değil mi erkek kızı? Ah ne saçmalıyorum bir sapıklık şaplağı yemediğimiz kalmıştı.
Zaten oda hemen harekete geçti ve hızla üstümden kalktı bende hemen ayağa kalktım üstüm başım mahvoldu ya ne yapacağım bu kızla ben?
“Hey sen! Adın ne?”
“Sanane”
“Hemen söyle”
“Söylemem.”
“İyi keyfin bilir” dedi ve elini cebime sokup cüzdanı mı aldı. Ne yapmaya çalışıyor bu kız ya.

“Demek Lee Sung Yeol ha öyle mi?”
“Hey sen utanmıyor musun başaksının eşyasını izinsiz alma ya ha?”
“Sus ve benimle gel…”
“Nereye ben hiçbir yere gelmiyorum.”
“İyi o zaman cüzdanını unut” Ah ne yapıyor artık deli olacağım.
“Tamam tamam ver cüzdanımı, nereye gideceğiz.”
“Nereye olacak tabii ki okula”

~*~*~ Bölüm Sonu ~*~*~
? BLOCKB IS MY LIFE ?
[Resim: tumblr_olvtfdqgPs1sp9bkwo2_500.gif]
Kore_Güzeli black pearl

Alıntı
#3
“Demek Lee Sung Yeol ha öyle mi?”
“Hey sen utanmıyor musun başaksının eşyasını izinsiz alma ya ha?”
“Sus ve benimle gel…”
“Nereye ben hiçbir yere gelmiyorum.”
“İyi o zaman cüzdanını unut” Ah ne yapıyor artık deli olacağım.
“Tamam tamam ver cüzdanımı, nereye gideceğiz.”
“Nereye olacak tabii ki okula”

Kopya Çekmek Yasak!

[Resim: 40755832778979726041722.jpg]

2. Bölüm
Oyuncular; Jiyeon, Lee Sung Yeol, Na Na, Junho.
Yazar: Lee Ayenzel

‘Okul Mu?’ Ne saçmalıyor bu kız, cidden bugn çok olaylı geçti artık gerisine kalbim dayanmayacak…
Önden önden yürüyordu bende arkasından yapacak bir şey yoktu gitmesem cüzdan gidecek en iyisi gitmek artık okulda ne yapacaksa, Cüce ne olacak.

“Hey buradan” Ah beynim o kadar koşuşturmanın ardından bir de bu yolu çekiyorum.
“Tamam be geliyoruz işte. Varmadık mı ya daha ne kadar yürüyeceği.” Dedim derman kalmadı bacaklarda resmen. Zaten vurduğu yerlerde açıyor.

“Geldik işte bu okul.” Başı mı kaldırdım ve gösterdiği okula baktım gerçi bir şey göremiyordum okulun kapısı ve duvarı buna yetiyordu.

Güvenlikçinin yanına gidip konuştu bende öyle baka kaldım bu kız çok farklı ya şu üstünün haline bile bakmadı diğer kızlar olsa ‘Ah olamaz ya ben nasıl dışarı çıkarım bunla’ derdiler vıcık vıcık.

“Hey!! Ne aval aval bakıyorsun, hadi gel” Ben dalmış bunları düşünürken yine bu kız engel oldu ya.
Arkasından yine gidiyordum, kapı açıldı ve okulun tabelasını görmem bir oldu. Ama b-bu nasıll olur ben bu okula gelemem.
“Hey! Ver atık cüzdanımı bak geldik işte, kaçmam merak etme.” Cüzdanımı almam lazım öylece kaçabilirim.

“Yok ya… Yürü gidiyoruz işim bitmedi senle henüz.” Yetti artık ha, gidiyorum var mı diyeceği.
“Ben gidiyorum ne halin varsa gör” Dedim ve arkamı döndüğüm gibi hızlı adımlarla oradan uzaklaşıyordum ki, bir sesle olduğum yerde kaldım.
“Siz Çocuklar” Eyvah bu ses, Ahh! Hepsi bu cüce yüzünden başıma geldi ya.

Şu kız hemen gelip kolumdan çekiştirmeye başladı sanki artık kaçabilirim. Bitti oğlun sen.

“Evet müdür’üm bizde sizin yanınıza geliyorduk.”
“Hayırdır derste olmanız gerekmiyor mu?”
“Aslında evet ama ilk önce sizinle konuşmamız lazım.
Kısık bir sesle “Bıraksan artık kolumu.” Dedim kol tutma şekli bile değişik sıkıyor resmen bu kız.
“Hadi be! Var mı bende o göz.”

Müdürün el işaret ile onun odasının yolunda ilerliyorduk.
“Aslında ben tam vaktinde evden çıkmıştım sonra bu gördüğünüz şahıs bana çok kötü çaptı üstüne de ayağıma bastı ve hiçbir şey demeden oradan uzaklaştı. Bende buna seyirci kalamayacağıma göre gittim dedim ki ’Arkadaşım insan bir kişiye çarparsa üstüne de ayağına basarsa hiç özür dileyip kaldırmaz mı?’

Sonra arkadaşın işi varmış sanırım afettim onu geldiğimde servisi kaçırmıştım , okulun kestirme yolundan geleyim dedim bataklığa battım o sırada bu arkadaş bana yardım etti çok sağ olsun.”

Ne? Ne ne ne? Ah bu kız yalan makinesi resmen ya olayını nasıl çevirdi bir şey de diyemiyorum sen görürsün cüce.

“Tamam kızım sen çıkabilirsin, sınava tekrar gireceksin.” Dedi şu cüceye bakara ardından gözlerini bana çevirdi. “Senle biraz konuşacağız o yüzden burada kal.”
Al işte beklediğim konuşmada geldi, şimdi kurtul bakalım Sung Yeol.

Şu cüce sınıftan çıkmıştı yalnız kalmıştık artık.

~ *~ Jiyeon ~*~

Oh be müdürün odasından çıkıp hemen kızlar lavabosuna gittim üstüm başım hep çamur ya kahretsin. Neyse okulda ki dolabımda yedek üniforma mı alayım bari.

İşte oldu ayakkabımı da değiştirdim artık temizim. Ha bu müdür kılıklı adam o Sung Yeola ne diyecek acaba gitsem mi ki?

Ah gideyim gideyim dedim ve müdür odasına doğru yol aldım.
Tam kulağımı kapıya dayayacaktım ki kapı açıldı ve Sung Yeol çıktı.
“Hey!! Bizi mi dinliyordun sen?!” dedi ve parmağı ile beni işaret etti.

Yutkundum.
Ah olur mu hiç öyle şey arkadaşım ben senin elbisen mahfoldu istersen temiz kıyafet getireyim diyecektim.

“Hadi be bende buna inandım.” Dedi bir kahkaha attı ardından. Uyuz ne olacak.
“Ha!! Bu arada cüzdanımı alabilir miyim?” Unutmamış bak bak ya.

“ Al be, çokta umurumdaydı.” Dedim.

“Ha bunu da söyleyeyim, ben artık bu okulda okuyacağım.” Dedi ne yanlış mı duydum bu okul benim okulum yok ya yan okula diyor sanırım. Seni adi pis herif okuluma göz koydu gördünüz demi.

“Nasıl ya, şaka bu değil mi?”
“Hayır bende burada okuyacağım, kaçırdığın sınavı yarın birlikte ikimiz olacağız. Bir de bir kişi daha var okula gelecek yeni öğrenci.”
“Ah yarın sınav var değil mi? Benim kopya işini haletmem lazım. Neyse zaten 1 yılım kaldı artık gideceğim oku sende bu okulda.” Dedim ve koşuyordum ki kolumdan tutup kendine çevirdi.

“Kopya mı?” Ah ben kopya dedim değil mi? Öf neyse sanki hocaya mı söyleyecek.
“Evet ne olmuş.”

“Sen kopya mı çekiyorsun?” Ah şimdi sanana desem ve bir güzel dövsem yazık olacak.
“Evet dedik ya ne tekrarlıyorsun.” Dedim ve kolumu kurtardım ondan.
“Sana yardım etmemi ister misin? Ben sana kopya veririm.” Hadi be sende kafa var mı ki ya?
Çok güldüm, kahkaha üstüne kahkaha attım.

“Sen ve kopya?” ah hiç güleceğim yoktu sonunda kahkahalarımı yuttum ve konuştum.
“Benle dalga geçiyorsun değil mi?”

“Hayır gayet ciddiyim 3 kişi olacağız bu sınav da Sen, Ben, ve benim yarın okula başlayacak arkadaşım. Yani size kopya vermem de bir sakınca yok.”
“Tamam be yarın kopya alacağım senden ama benim şimdi gidip ne olur ne olmaz B planımı hazırlamam gerek” ve dedim oradan hızla uzaklaştım.

Sınıfın kapısını çaldım ve içeri girdim hocanın ufak tefek sorularını atlatınca kendimi Na Na’nın yanında buldum. Hemen atladı canım arkadaşım tabi merak etmiş beni.

“Neredesin kızım sınavı kaçırdık.” Kaçırdık. Kaçırdık derken ne diyor ya ben kaçırdım o değil.
“Kızım sınavı ben kaçırdım sana ne oluyor?” dedim aynı ses tonumu taşıyarak.

“Sen gelmeyince merak ettim evinize gittim abin okul için evden çıktığını söyledi, ben geldiğimde çoktan sınav başlamıştı.”
“Sana inanmıyorum Na Na ya benim yüzümden sınava girmedin, neden merak ediyorsun ki beni ben başımın çaresine bakabilen biriyim bunu biliyorsun.”

“Evet biliyorum ama merak etme yarın sınava gireceğim öğretmene gerekli açıklamayı yaptım.”
“Bende yarın olacağım, ee birlikte giriyorsak toplam 4 kişi olduk demek böylece daha iyi kopya çekeriz”
“4 kişi?” Anlamamış gözler ile bana bakıyordu.
“Yarın öğrenirsin.”
Zil çalmıştı hemen atladım ve sınıfın çalışkanın yanına gittim. Kokuyordu her halinden beliydi bu çocuğu bir kere dövdüm oda kopya yüzünden neyse o zamandan beri iyi kopya veriyor. Ehehe.

İşte işimizi halettik kopyalarımı aldım ve evin yoluna doğru yürüdüm. Birde abim var değil mi? Neyse ona da bir şeyler uydururuz artıkın ne yapacağız.
~ ~ ~ ~ ~ ~ ~
Sabah olmuştu hemen kalkıp üstümü değiştirdim aşağıya indim abim çoktan kahvaltıyı hazırlamış tı.
“Günaydın” dedim ve yanağından bir öpücük aldım. Bana kızgın olduğu beliydi dün tüm yalanları uydurmuştum oysaki
“Günaydın hadi otur da dün hakkında konuşalım”

“Ne konuşacağız ağabeyciğim ben dün sana hepsini anlattım ya daha ne olsun ki”
“Dün anlattıkların doğru değil şimdi doğruları söyle.” İşte abimin en sevmediğim yanı yanlan söylediğim de anlaması.

“Tamam “ Dedim ve dün size anlattıklarımı ona da anlattım.
Oh be sonunda kurtulduk yani abimden de.
Serviste kafamı koyduğum gibi uyuya kaldım. Taki şoför seslenene kadar.
Okula girdim Na Na her zaman olduğu gibi kapıda beni bekliyordu hemen sınıfa doğru gitmeye başladık kaçıncı ders sınav olacağız acaba.
Sınıfa girer girmez gözlerimin gördüğü Sung Yeol oldu ne yani aynı sınıfta mıyız? Ölüyorum ben ya.
“Selam” dedi vıcık vıcık.
“…” Hiçbir şey demeden arkalarında ki sıraya oturdum bu kadar yakın olmak zorundalar mı?
Oturduğumuz gibi arkasını döndü ve. “Kopya işini nasıl yapacağız bir plan yapmamız lazım en azından.”
Doğru diyor bir plan yapmamız lazım.
“Ben her şeyi size söyleyeceğim, teneffüste yanımıza gelirsiniz” dedim ve onarlın kafasından tutuğum gibi önlerine çevirimdim.
“Ya sana dün bahsettiğim arkadaşım bu, Junho senle tanıştıracaktım.”
“Biz Junho ile tanışırız değil mi Junho?” dedim çok tatlı birine benziyor gözlerinin içi gülüyor resmen.
“Evet tanışırız sen Jiyeon olmalısın değil mi?” Ah adımı da biliyor bu demek oluyor ki Bah uyuz benden bahsetmiş.
“Evet Park Jiyeon ben”
“Buda arkadaşım Na Na” dedim Na Na’yı göstererek.
“Memnun oldum Na Na “dedi önlerine döndüler çok şükür tanışma sefası da geçti.
Zil çaldı ve hemen biz sınıftan çıkıp okulun arkasına gittik Sung Yeol ve Junho da biraz sonra yanımıza geldiler.
“Evet neymiş planın bakalım.”

Oturup bütün planı anlattım. Çenem yoruldu resmen ya.
“İnanmıyorum ya bunu nasıl akıl ettin” dedi Junho hayran hayran bana bakarken.

“Ee ben herkes miyim” dedim biraz övelim değil mi kendimizi?
“Bende kimse değilsin hatta hayatta artık senden başka kimse olmasa çok iyi oalcak” dedi Sung Yeol bende diyordum ki bir şey eksik al işte tamamlandı.
“Fazla konuşma iyi olmaz senin için” dedim ve öldürücü bakışlarımı üstüne fırlattım.
“…” Zilin sesi ile sınıfa doğru yürüme başladık. Ah bir şu bay beyinsiz eksikti bizden ya…
Neymiş babasının parası onun şöhreti. Peh!!

Şu kızlardan cidden çok şaşırtıcı gözleri kör mu ya. Öğğ..
“O.oo Jiyeon nasıllarmış bakalım.”
“Jiyeon seni dövünce iyi olacak bilmiyor musun?” dedim kahkaha atıp ardından devam etti.
“O biraz zor gülüm” Gülün kadar başına taş düşsün. :@
“Git başımdan bay beyinsiz.” Dedim ve yürümeye başladım. Ukala, beyinsiz.

Dersler bitmişti. Ben, Sung Yeol, Junho ve Na Na kalmıştık sınıfta sınav için.
Sonunda öğretmende geldi, oh topuklarını yere vura vura sallana sallana. Dünya umrunda mı Peh!
“Evet bugün aramıza yeni katılan 2 öğrencimiz ve dün sınavı kaçıran arkadaşlar bugün sizi sınav yapacağım, kopya çekmeye kalkışmayın işinizi bitiririm bilirsiniz.”

Hadi hadi sende gözün erkekler haricinde kimi görüyor ki. Evet tekli oturalım arkadaşlar lütfen.
Hemen kafa mı Sung Yeola çevirdim.
“Hadi başlıyoruz.” Dedim kısık sesle. Junho ve Na Na tekli sıralara oturdular ama biz oturu muyuz? Tabii ki hayır.

“Ne duruyorsunuz sizde geçsenize.”
“Ah öğretmenin ayağıma kramp girdi kımıldayamıyorum” dedim bir elimle ayağımı tutarak.
Ardından hemen Sung Yeol konuştu” Bende Solağım o yüzden bu sıradan kalkamam.

“Ah peki öyle olsun. Alın arkaya doğru uzatın.” Dedi öğretmenimiz oh be iyi işti.
“Pışt Yeol aldın mı 2 tane” dedim en kısık sesimle.
“Aldım aldım.” İyi bari yaklanmamalıyız.

Öğretmen arkasını dönüp masasına doğru gidiyordu bende hemen kağıdı p*pomun altından çıkardım.
Teşekkürler Zeki çocuk.


~ * ~ * ~ Bölüm Sonu ~ * ~ * ~
? BLOCKB IS MY LIFE ?
[Resim: tumblr_olvtfdqgPs1sp9bkwo2_500.gif]
Kore_Güzeli black pearl

Alıntı
#4
Teşekkürler Şeyma abla harika olmuş. Opucuk Onay
Alıntı
#5
Teşekkür ederizOnay
[Resim: ZMXZGA.jpg]
Alıntı
#6
Ellerine sağlık Şeyma. Devamı gelecek mi? Opucuk
Alıntı
#7
Kopya Çekmek Yasak!

3. Bölüm
Oyuncular; Jiyeon, Lee Sung Yeol, Na Na, Junho, Jeong soo (Jiyeon’un abisi)
Yazar: Lee Ayenzel

~ * ~ * ~ * ~
Yazarın ağzından Jiyeon’un planı.
Zil çalmıştı hemen atladım ve sınıfın çalışkanın yanına gittim. Kokuyordu her halinden beliydi bu çocuğu bir kere dövdüm oda kopya yüzünden neyse o zamandan beri iyi kopya veriyor. Ehehe.
Yanına oturdu ve “Bugün ki sınav nasıl geçti arkadaşım” demişti Dong Joo şaşkındı çübkü bunun altında yine bir şey olmasından korkuyordu.
“İ-iyi geçti” dedi kekeliyerek. Ardından devam etti Jiyeon, “iyi çok iyi, şimdi beni dinle bak bugün ki planımı beğenecek misin?” konuşmasına izin vermeden lafa girdi hemen.
“Bugün ki sınavı yapan hocanın yanına gideceksin ne diyeceksin biliyor musun bilmiyorsun iyi anlatıyorum.

‘Öğretmenim sınavda başarılı olduğumu zannetmiyorum o yüzden yanlışlarıma bakmak için sizden bir tane sınav kağıdı isteyecektim diyeceksin?’
Hoca ne derse desin onu ikna etme kısmı sende. Diyede eklemeyi unutmamıştı. Ardından hemen Sung Yeol ve Junho’ya planı anlamaya gitmişti.

“Evet neymiş planın bakalım.” Dediğinde Sung Yeol biraz sonra duyacaklarından habersizdi.
“Şimdi ben dün yapılan sınavın sorularını aldım, soruları değil hatta kağıdı aldım, sen Yeol bunu al ve fotokopisini çektir, ardından birine hiç dokunma diğerinin tüm sorularını çöz ve deneme yap sürekli, bugün sınavda böyle olacak hoca kağıtları dağıtırken Yeol sen 2 tane sınav kağıdı alacaksın çaktırmadan bendeki sınav kağıdını bende sanki hocadan alıyor muşum gibi yapacağım sonra sen tüm soruları çözünce çaktırmadan bana vereceksin bende adımı soyadımı yazıp diğer kopya kağdının masanın altının üst kısmına yapıştıracağım.”

“Bunu nasıl yapacaksın” demişti şaşkın gözlerle bakan Junho.
“Oraya sakız yapıştıracağım hoca geldiğinde işim bitince de kağıtla sakızı bir güzel birleştireceğim ardından hoca sınıftan çıkınca yırtacağım, ee bir şeyler ortada kalmasın demi?”

“İyi hoşta ya hoca tekli sıralarda oturun derse o zaman ne yapacaksın bayan çok bilmiş?” dedi Yeol.
“Onu da düşündük bay çok bilmiş” diye de ekledi hemen Jiyeon.
“Söyle de bizde bilelim o zaman.”

“Ben ani bir hareketler ayağımı tutup kramp girdi diyeceğim sende ben solak olduğum için bu sıra dışında başka yerde oturamayacağım diyeceksin.”
“İnanmıyorum ya bunu nasıl akıl ettin” dedi Junho hayran hayran bakarken.
“Ee ben herkes miyim” dedi sırıtırken.

“Bende kimse değilsin hatta hayatta artık senden başka kimse olmasa çok iyi oalcak” dedi Yeol, aslında aklından geçen bunlar değildi ama böyle yansıtmayı uygun gördü esas oğlanımız. .D
“Fazla konuşma iyi olmaz senin için” dedi ve öldürücü bakışlarını üstüne fırlattı.
~ - ~ Geriye bakış son… ~ - ~

~ - ~ Jiyeon ~ - ~

Öğretmen arkasını dönüp masasına doğru gidiyordu bende hemen kağıdı p*pomun altından çıkardım.
Teşekkürler Zeki çocuk.
Yeol kağıdı bana uzattı öğretmen kitabını okurken son bir defa daha kotrol ettim canım öğretmenimi ve hemen kağıdı çektim Yeol’un masasının üstünden.
Ardından elimde ki kağıdı masanın alt kısmın üstüne yapıştırdım.

5 dakka sonra kağıdımı teslim etmek için yerimden kalktım arka mı döndüm Na Na ve Jonho harıl harıl soru çözüyorlardı. Eheh…
Kusura bakmayın arkideşler maalesef kendi yöntemimi size uygulayamadım ama soruları aldınız yine iyisiniz.
Öğretmene sınav kağıdını verdiğim gibi yerime oturdum. Biraz sonra Junho, Nana ve son olarakta Yeol kağıdını teslim etmişti öğretmen sınıftan çıktığı gibi hepimiz derin bir oh çektik.

“Vuhu gizli bir operasyondaymışım gibi geldi. “ dedi Junho sırıtırken, bu çocuk biraz tatlı dilliliğini Yeola verse Yeol mükemmel biri olacak ama…
Daha fazla saçmalamamalıyım.

“İyi işti hatta bence çok iyiydi” dedi Na Na ah bunlar Na Na için bazen o kadar üzülüyorum ki abimin onu sevdiğini bile bile asla ona söylemedim, sanki neyi bekliyor abim, nerden benim abim gibi taş yürekli birini sevdiyse Na Na da acaba aşk gerçekten elde olmayan bir şey mi? Çok karışık.
Ben bunları düşünürken bir el gözümün önünden geçip geçip duruyordu.
Ardından Yeol’un sesi eklendi bunlara.
“Gitti sanırım şokta” dedi ve kahkaha attı.

“Ben seni şimdi bir şoka koyacağım, şok neymiş görürsün.” Dedim sinirlenmiş gibi yaparken aslında şuan içimde bir mutluluk belirdi Yeol’un konuşmasına izin vermeden hemen sözlerime devam ettim.

“Ben eve gidiyorum bu günün ödülü olarak kendime uyumayı veriyorum…” dedim ve ayağa kalktım.

“Jiyeon bu günü kutlamayacak mıyız?” kutlama? Ne diyor Junho ben her kopya çektiğim gün kutlasaydım abim batmıştı şimdiye kadar. Eheh..
“Evet, baksanıza grup olduk farkında olmadan artık kopya grubu gibiyiz resmen” -Na Na-
“Gibiyiz değiliz arkadaşım zaten öyleyiz “dedim sırıtırken
“İyi hadi kutlamaya o zaman” -Yeol-

Ama yani ben uyumak diye düşünüyordum bunların yaptığına bak ya of. Yatağım görüşürüz.
Na Na ve Junho koluma girip ben havaya kaldırıp taşımaya başladılar.
“Hey!! İndirin beni bakın bunun hesabını vereceksiniz siz sonra olacakları düşünmediniz sanırım” of indirin ya.

“Tamam tamam geliyorum hadi indirin şimdi” dedim Junho bıraktığı gibi hemen Yeol’un yanına gitti uzak kalamıyorlar cık cık cık.
Onlar önden önden yürürken Na Na ve ben arkada kalmıştık. Benim canım arkadaşım boş durur mu hemen konuşmaya başladı.
“Pıştt!! Jiyeon sence de Yeol çok karizmatik değil mi?” Karizmatik önden yürüyen Yeola baktım uzun boylu hafif kasları olan ve çokta uzun olmayan saçları vardı göz rengine çok dikkat etmesem de siyahtı sanırım beyaz tenliydi aslında şu okulun yakışıklıyız diyen bir çok erkeğinden yakışıklıydı.

“Ya bir soru sorduk bu o kadar da zor değil yani bir ‘evet’ yeterliydi benim için” Dedi Na Na aval aval suratına bakıyordum.
“Sen bugün iyi değilsin Jiyeon dalıp dalıp gidiyorsun bir sorun mu var?”
“Ayh! Ne olacak kızım ya bilmez misin beni”
“Bilirim bilirim” dedi imalı imalı sırıtırken. Bir şey demeyeceğim boş konuşuyor şuan arkadaşım.
Biz bunları konuşurken Junho’nun sesi ile kafamızı o tarafa çevirdik.
“Arabam burada hadi gelin” diyordu of bu kutlamaya da gitmek istemiyorum ama ya.

Junho arabayı kulanmak için ön koltuğa oturdu Yeol da hemen yanına oturacak ti ki
Junho’nun uyarısı ile kala kaldı. “Oğlum karizmamın yerle bir olmasını mı istiyorsun, ön koltukta bir erkek kızlar varken sen niye oturuyorsun Na Na Jiyen ikinizden biri gelin. Na Na’nın konuşmasına izin vermeden hemen ön koltuğa oturdum.
“Ben geldim bile” dedim oh be şu bay ukala ile yan yana oturdum bugün yeterince.
Söylene söylene Yeol da arka koltuğa geçti, ohh olsun sana.

Araba da hiç birimiz konuşmuyorduk sanki herkesin sesi kesilmiş gibiydi bugün üzerimde bir halsizlik var ya acaba hasta m oluyorum? Hiçte gitme istemiyorum beni indirmelerini mi istesem acaba.
En iyisi bu bence biraz uyursam iyi olurum hem.
“Junho beni bu sokağın sonun da indirebilir misin?” dedim kendimi halsiz hissediyorum eve gitmeliyim.
İtirazlarına karşı sonun da ikna edebilmiştim. Arabadan inip hemen bir taksiye atladığım gibi evin yolunu tuttum normalde taksiye para veren bir kız değilimdir ama acil durum yani.

Eve vardığım gibi hemen odama çıktım neyse ki Soo ağabeyciğim henüz gelmemişti eve üstümü de değiştirmeden sıcak yatağımın arasına girdim. Ov sıcak değilmiş ya buz gibi ben ısıtacağım sanırım burayı…

~ - ~ Sung Yeol ~ - ~

Niye gitti ki şimdi bu merak ettim aslında iyi görünmüyordu yoksa eğlenceden kaçacak biri gibide gelmedi bana hala hala.
Ben bu düşüncelere dalmışken gelmiştik bile. Bende hiç havamda değilim ya keşke bende gitsem ama şimdi ayıp olacak Junho ya katlanacağız ne yapalım.

Bir restoran ta gittik oturduk sohbet koyulaşmıştı Na Na iyice zıvanadan çıktı resmen ya halbu ki sadece bir bardak şarap içmişti…

“Seviyorum seviyorum seviyorum” diye şarkı söylemeye çalışıyordu. Kimi seviyor bu ya. Aslında Jiyeon’un Na Na gibi bir arkadaşı olacağını hiç zannetmiyordum. Na Na biraz tatlı dilliğini Jiyeona verse mükemmel biri olacak ama…

Ne diyorum ben o kız ve mükemmel olmak. Şaşırdım. Ah Na Na nasıl bir bardakla bu hale geldin.
“Biliyor musunuz Jiyeon’un çok çok çok çok yakışıklı bir abisi var ama odunun teki onu sevdiğimi hiç görmüyor çok kırgınım ona aslında değilim olamıyorum o kadar seviyorum ki tüm odunluklarını gözüm görmüyor hiç birini. O kadar yakışıklı ki kalbim bir kelebek gibi pır pır pır ediyor onu görünce”
Kalbi pır pır pır mı ediyor ona nasıl bir şey ya? İnsan birini görünce kalbi ır pır pır ediyor şaşırtıcı.
Ah Na Na bir sus ya.

“Na Na bana evinin adresini ver hadi seni evine bırakalım” dedi Junho saçmalıyor bu resmen ya.
“Manyak mısın Jonho ailesi onu böyle görürse seni öldürür” dedim kafasına bir şaplak geçirirken.
“Ama bizim suçumuz değil ki sadece bir bardak içti şarap oda yemek yerken çok etki yapmamalıydı?” Hala anlamdı bu salak a.

“Onun bünyesi alışık değil arkadaşım ya bir anlamadın ha” dedim artık dayanamayarak.
“Ee ne yapacağız o zaman?” Ben ne bilim ya bana niye soruyorsa.
“Aslın da aklımda bir fikir var ama son karar senin yine de.” Dedim Junho ya başka çaremiz yok zaten kabul edecek mecbur.

“Oda bugün senin evinde kalsın hem boş oda da var” dedim Jonho şaşkın şaşkın bakıyordu dank etmedi sanırım birazdan eder.
“Neee!!” ah işte beklediğim kelime o yeah.
“Başka çaremiz yok Junho, evine götürürsek annesi ve babası bizi öldürür. Ölmek istemiyorsan senin evinde kalmasına izin vereceksin.” Junho evi konusunda çok hassastır temizliği çok seven biri ev dağınıklığına gelmez bir kadın gibi ve en önemlisi de Asla bir kadını evine almaz. Sanırım Na Na ilk olacak.

“Başka çaremiz yok mu?” dedi tatlı tatlı ah bu çocuk başka çare olsa aklıma gelirdi her halde değil mi yani?
Başımı hayır anlamın da bir sağa bir sola çevirdim. Hadi oğlum ya kabul et işte.
“İyi beki” dedi oh yani sonun da.
“Hemen Na Na’yı kucakladığı gibi arabaya doğru götürmeye başladı Na Na hala sayıklıyordu.

"Soo seni adi pislik, seni seviyorum” diyordu ah bu kız hem hakaret ediyor hemde onu sevdiğini söylüyor şaşırtıcı.
Jonho’nun evine gelmiştik Na Na’yı misafir odasında ki bir yatağa uzandırdıktan sonra aşağıya indik ikimizde.
Junho ile biraz konuştuktan sonra Junho da yukarı odasına çıktı. Bende biraz TV izledikten sonra yukarı çıktım. Na Na yine sayıklıyordu ne dediğini merak etmiyorum aslında yine ‘Soo Seni seviyorum’ dediğinden emindim. Yavaş adımlarla kapının önüne geldim.
Şaşırdığım bir durum değil yine ‘Soo seni adi pislik, seni seviyorum’ Diyordu ah bu kızlar.

~ - ~ Na Na~ - ~
Rahat uyuduğum yatakta yavaş yavaş gözlerimi açtım. Ama burası benim odam değil.
Kendime engel olamadan “AAaa” diye bir ses çıktı ağzımdan biraz sonra Junho ve Yeol pijamalarıyla ve dağınık sağları ile odanın kapısını açtılar.

“Hey Na Na sakin ol” deiyordu yarı uykulu yarı açık olan gözleri ile Junho. Ardından Yeol ekledi
“Sakin ol Na Na merak etme güvendesin”
“Ben buraya nasıl geldim?”

“Olamaz bunların hepsini yapmış olamam. Annem babam onlara haber verdiniz mi? Kesin beni öldürecekler.”
Onların dudakların bakıyordum çıkacak cümle çok önemliydi benim için. Ya ölüm, yada dayak. İkisinden biri olacak ama yinede seçim yap derseniz ‘Dayak’ diyorum.
Yeon hemen konuşmaya başladı.
“Merak etme Na Na seni getirirken buraya annenlere mesaj bıraktık. Bu gece Jiyeonlarda kalacağını söyledik.”
“Ohh” diye bir iç çekemeden edemedim. –D

Okula doğru gidiyorduk, telefonuma gelen mesaj sesi ile telefonumu elime aldım Jiyeon dan gelmişti bu mesaj ‘Geç kalabilirim beni merak etme çinguya’ yazıyorduk hemen cevapladım.
‘Seni merak eden yok zaten Çingum.’ Diye mesaj bıraktım. Okula gelmiştik 1. Dersin zili çalmak üzereydi ama Jiyeon hala ortalıkta yoktu Yeol’un sesi ile düşüncelerimden sıyrılıp kafamı o yöne doğru çevirdim.
“Jiyeon nerede gelmeyecek mi okula?” dedi endişeli bir ses tonu ile. Hemen ekledim bende.
“Ah saba mesaj bıraktı geç geleceğim diye merak etme gelir yoldadır.”

~ - ~ Sung Yeol~ - ~

Jiyeon henüz gelmemişt merak etmeye başlamıştım dün öylece gitmişti zaten 1. Ders zili de çalmıştı ama henüz ortalıkta yoktu içimde kötü bir siz vardı nedenini bilmiyordum.
Kafamı Na Na ya çevirdim hemen.
“Jiyeon’un evinin adresini ver bana hemen.” İçimdeki sesi dinleyecektim en azından rahatlamak için.
“Ahh merak etm” lafını tamamlamasına izin vermeden hemen lafa girdim.
“Lütfen” dedim tebessüm edip çantasından kağıt çıkarıp hemen yazmaya başladı adresi bana verdiği gibi hemen yola koyuldum Junho’nun arabasını alarak.

Ah nerde bu ev ya deli oldum aramaktan.
Ah evet sanırım burası. Bahçe kapısı açıktı hemen içeri girdim çok büyük beyaz bir evdi çiçeklerle her tarafı süslenmişti…

Bir çığlık sesi ile koşmaya başladım. Evin kapısı açıktı ve gördüklerim karşısından şok olmuştum.
“Jiyeon’a ne oldu böyle?”

~ * ~ * ~ Bölüm Sonu ~ * ~ * ~
? BLOCKB IS MY LIFE ?
[Resim: tumblr_olvtfdqgPs1sp9bkwo2_500.gif]
Kore_Güzeli black pearl

Alıntı
#8
4.Bölüm

Oyuncular; Jiyeon, Lee Sung Yeol, Na Na, Junho, Jeong soo (Jiyeon’un abisi)
Yazar: Lee Ayenzel


Ah nerde bu ev ya deli oldum aramaktan.
Ah evet sanırım burası. Bahçe kapısı açıktı hemen içeri girdim çok büyük beyaz bir evdi çiçeklerle her tarafı süslenmişti…

Bir çığlık sesi ile koşmaya başladım. Evin kapısı açıktı ve gördüklerim karşısından şok olmuştum.
“Jiyeon’a ne oldu böyle?”
Jiyeon deliye dönmüştü eli kanlar içindeydi ev cam kırıkları ile doluydu basacak yer yoktu resmen.
Eline ne geçiyorsa karşısındaki adama ve yanındaki kadına atıyordu.
“Aşalık herif nasıl bir kadın getirisin eve, defol git buradan!!!! “
Artık bitkin düşmüştü, ben şaşkınlıktan kala kalmıştım onu ilk kez ağlarken görüyordum.
Dizlerinin üstüne düştü ve “Burası annem kokuyor sen nasıl getirisin başkasını onun bastığı yere nasıl başka bir kadının basmasına izin verirsin” Diyordu hıçkırıklarla ağlıyordu.
Olayın farkına vardığım gibi hemen içeri koştum adamın yanındaki kadın hızla korku ile dışarı çıktı.
Hemen koşarak Jiyeon’a sarıldım kendime çektim sıkıca sarıldım ona.
“Jiyeon sakin ol, lütfen bunu bir dene ha”
Hiçbir şey demiyordu içeride ki adam şaşkınca bize bakıyordu hemen kaş göz işareti ile gitmesini istedim.
Oda hemen çıktı evden ve kapıyı kapattı. Hala Jiyeon’a sarılıyordum “İyi misin?” dedim iyi olmadığını bile bile.
“O aşalık kim biliyor musun?” dedi hala ağlarken bir şey söylemedim devam etmesini bekledim.
“O aşalık herif benim babam kahrolasıca benim babam annemi onun yüzünden kaybettim ben.
Onun yüzünden küçücük yaşımda annesiz kaldım annesiz büyüdüm benim çiçek kokan annem onun yüzünden öldü. Neden o ölmedi ha neden neden neden annem yerine neden o ölmedi?”

“Jiyeon böyle düşünmemelisin, sakin ol ha” dedim endişeli bir şekilde.
“Düşünmeyeyim mi? Annem öldü onun yüzünden. Biz mutluyuz zannederken annem acı çeke çeke öldü, beni bıraktı abimi bıraktı bizi bıraktı. Bizi de yanında götürmeliydi hep birlikte gitmeliydik.”
“Hadi bana anlat ne oldu”
“B-babam annemi aldattı haftalarca eve gelmiyordu geldiğinde ise sürekli annemi döverdi abim karışmaya kalksa ikimizi de odaya kilitlerdi, anneme defalarca boşanmasını istedik defalarca.
Ama o istemedi aslında kanser hastasıymış” dedi ve daha çok ağamaya başladı hala bana sarılıyordu. Biraz duraksayıp ardından devam etti.
“Biz hasta olduğunu biliyorduk ama ciddi olduğunu bilmiyorduk git gide yataktan çıkmaz oldu, taki bir gün okul çıkışı evde onu ölü bulana kadar. Aslında babamın onu aldattığını biliyormuş, her şeyin farkındaymış tedavi olabilirmiş ama olmamış doktorlar ne kadar ısrar etseler de istememiş. Onu ölü bulduğum da bir kağıt vardı elinde, oraya bizi ne kadar sevdiğini söylemiş. Onu o kadar özlüyorum ki her gün her gece her Dakka onu özlüyorum.”
Yutkunmuştum ne kadarda güçlü biri görünüyordu aslında ama şu anlattıkları karşısında hemen hemen aynı şeyleri yaşamıştık tek fark onun annesinin ölü olduğu benim ise yaşadı.
Hiç bir şey demiyordum diyemiyordum ne diyebilirim ki zaten öylece bir birimize sarılıyorduk.
Neredeyse 15 dakka geçmişti hala birbirimize sarılıyorduk birazcık olsun onu neşelendirmek istiyorum. Hemen konuşmaya başladım. “Sümüklerinle üstümü ıslattın resmen ya” dedim ama ses yoktu kedimden yavaşça ayırdım uyumuştu. Yavaşça kucaklayıp üst kata çıkardım hangisi onun odası bilmediğim için önüme çıkan ilk odaya götürdüm onu.

Yavaşça bulunan yatağa uzandırdım. Saçlarını anlından çekerken ateşi olduğunu fark ettim hemen aşağıya indim tüm hızlımla bir ıslak bez alıp yukarı çıktım sonra odaya hiç bakamamıştım ama burayı resmen uzaylılar yapmış gibiydi farklıydı her yerde fotoğraflar vardı odanın duvarları nerdeyse gözükmüyordu sadece annesi tahmin ettiğim kadının fotoğrafları vardı. Her yer fotoğraflar ile doluydu.
Ardından tekrar Jiyeon’un yanına gittim kanlı olan elini temizlemeye çalıştım ama kan durmaksızın akıyordu. Çok fazla kesik vardı, nasıl olmasın ki evde cam eşya bırakmamış resmen her yer cam kırıkları.
Biraz sonra kapı sesi ile irkildim yavaş adımlarla aşağıya indim, 20 yaşların da uzun boylu oldukça yakışıklı biri vardı şaşkınca bana bakıyordu soru soran gözlerle. Sanırım Jiyeon’un abisi bu.

“Siz kimsiniz?” ah tabi ya nerden tanıyacak ki beni.
“Ben Jiyeon’un arkadaşıyım.” Evin farkına varmadı henüz sanırım.
“Ne oldu neden geldiniz pek?” ah adam nerden bilsin haklı tabi.

“Ah Jiyeon okula gelmeyince merak ettik arkadaşlarla bakmak istedim geldiğimde deliye dönmüştü.”
Lafımı bitirmeme izin vermeden hemen yukarı koştu. Ardından bende koştum.
Jiyeon’u bıraktığım odaya girdi, demek ki Jiyeon’u odasına götürmüşüm. Uzaylı Jiyeon’dan onun gibi bir oda.
Bende hemen arkasındaydı kapıda onlara bakıyordum. Sıkıca Jiyeon’a sarıldı ardından bana döndü.
“Eli iyi değil ben mazemeleri getiriyorum sen yanında kal uyanınca korka bilir.” Dedi tekrar tebessüm etti. Şaşırdım aslında ne olduğunu hiç sormadı kardeşinin nasıl bu hale geldiğini merak etmedi.
Hemen yavaş adımlarla yaklaştım Jiyeon’a rengi bembeyaz olmuştu dudakları sanki 40 yıldır ıslanmamış gibi kupkuru olmuştu uzun saçları terler içinde kalmıştı yavaşça saçlarını okşamaya başladım.
“Saçlarıma bir daha dokunursan ölürsün.” Ne uyandığında söyleyeceği ilk söz bumu yani. Abiside korkar diyor. Peh! Bizden iyi çıktı. Ama deli edelim bizde onu değil mi?
Hiç bir şey demeden okşamaya devam ettim, ölüme susadım sanırım ayak morluklarım yeni geçti zaten.
“Hey! Ölmek mi istiyorsun?” dedi ayağa kalkarak ardından ben ona bakıp hiçbir şey söylemedim.
Tam konuşacağım sırada abisi geldi.
“Ah uyandın mı tavşan” ne tavşan mı Jiyeon mu tavşanlar tatlı olur ama bu resmen gaddar biri.
“Ya abi bana tavşan diyip durma hemde şu uzun yanında.” Uyuz mu ben gideyim bari uyuz seni şimdi ısırır sende uyuz olursun.
“Ben artık gidiyorum, geçmiş olsun” dedim ve yanına yaklaştım sarıldım tekrar kulağına fısıldadım “Tavşan” dedim ve hızlı adımlarla uzaklaştım.
Arkamdan bas bas bağırıyordu. Aman şimdi kalmamış vazoları bana da fırlatır. En iyisi hızla koşmak.
-D
~ - ~ Jiyeon ~ - ~
Kendime geldiğimde Yeol vardı yanımda saçlarımı okşuyordu, bu ne yapmaya çalışıyor Allah aşkına.
Tüm olaylar gözümün önüne geldi film şeridi gibi. Böyle zamanlarda neden yanımda ki ilk kişiye durumumdan bahsediyorum ki anlamıyorum. Bu huyumdan vaz geçmeliyim hemde hemen. –(
Yıllardır vaz geçmedim şimdi mi geçeceğim. Peh!!
Abim konuşmaya başladı, bir yandan elime pansuman yaparken bir yandan da konuşuyordu.
“Yine mi geldi?”
“Evet kahrolasıca yine geldi ama bu sefer eli boş değildi bir kadında getirmişti, nasıl bu kadar alçala bilir anlamıyorum ki.” dedim ve boşta olan elimi yatağımın tahtasına vurdum.
“Sakin olmalısın, o kendi dışında kimse düşünmüyor bizde aynısını yapacağız kendimiz dışında kimseyi düşünmeyeceğiz yani onu düşünmeyeceğiz sen şu Yeol’u düşünebilirsin.” Dedi imalı imalı sırıtırken. Ne ne ne dedi bu ah yanlış anladı o bana sarılırken ‘tavşan’ demek için sarılmıştı ya ama.
Elime yastığı aldığım gibi kafasına vurdum. “Ne saçmalıyorsun abi sen, bırak kendim yaparım” dedim ve elimi hızla çektim.
“Tamam şaka yaptık hemen ciddiye alıyorsun, ciddiye aldığına göre zoruna giden bir şey var?” dedi yine imalı imalı. Daha 4 gündür tanıdığım bir çocuk hakkında nasıl bana böyle şeyler diyebilir ya…
Anlayamıyorum. “Abi farkındaysan konumuz o değil” dedim sesimi yükselterek.
“Evet konumuza gelelim değil mi? Sen şimdi gidip salonun hepsini temizliyorsun.”
“Ne bu yaralı elimle mi temizleyeceğim?” Şaka yapıyor sanırım abim şaka yapmayı çok sever. –D
“Evet çok ciddi görünmüyor hem”
“Demin Yeol’un yanında ciddi görünüyor diyordun ama ne oldu.”
“Sen uyanık mıydın?” aha yakalandık işte aferin sana Jiyeon. –(
“Ş-Şey ağabeyciğim ne uyanığı sanki o zaman yeni yeni kendime geliyordum, yani belki öylede söylememiş olabilirsin belki ben yanlış anlamışımdır belki ben şuan gidiyorum temizliyorum.” Dedim ve hızla aşağıya indim. Ucuz atlattım değil mi Millet?

~ - ~ Jeong soo ~ - ~
Ah uyanıkmış ta neden uyanmamış bu cadı ha, bizde telaşlandık zaten elide iyi değil acaba yardım mı etsem hem onca kırığı nasıl tek başına temizler biraz bekleyelim bakalım yapamasa yardıma gideriz herhalde.
Aslında ne kadar güçlü görünse de yinede çok narin ve kırılgan. Onun için çok endişeleniyorum bir gün ben gidersem yalnız kalacak diye korkuyorum hiçbir erkeğe güvenmiyor. Buda beni endişelendiriyor.

~ - ~ Jiyeon ~ - ~
Sabah erkenden uyanıp üstümü giyindiğim gibi okulun yolunu tuttum. Elim acıyordu ama pek değil dün onca evi temizlettirdi beyefendi yardım bile etmedi resmen ya nankör seni.
Okulun dış kapısının önüne geldiğimde okulumuzun popüler çocuğu beni karşıladı ah ne mutlu bir gün değil mi?

“Jiyeon nasıllarmış bakalım, dün görüşemedik merak ettim seni açıkcası.” Bir kahkaha attım ardından ben konuşmaya başladım.
“Hadi ya, evime de gelseydin, çay ikram ederdim merak etmişsin bak.” Dedim alaycı gözlerle.
“Sen artık çok fazla oluyorsun Jiyeon.” Adama bak ya hem kendi gelip dalaşıyor hem de fazla oluyormuşum.
“Peh!! Çokta umrumdaydı çok olmak ne yapacaksın, diğer kızlara yaptığın gibi iftiramı atacaksın.”
“İftira olduğunu biliyorsun demek. Ve buna seyirci mi kalıyorsun”
“Doğru zamanı bekliyorum diyelim.” Dedim ve elimi çeketimin cebine koyduğum gibi çekip gittim.
Okula girdiğim gibi Na Na hemen yanıma gelip dün nende okula gelmediğimi sordu cevabını aldığı gibi sınıfa gittik. Gider gitmez Yeol ve Junho hemen arkalarını dönüp bize bakmaya başladılar.
“Ne var” dedim yüksek sesle.
“Elin iyi mi yavşan?” ah unutmadı mı buya ne yapacağım şimdi.
“Tavşan kadar başına taş düşsün.” Ah abi görüyor musun ne yaptığına.
Öğretmenin sınıfa girmesi ile susmuştuk hepimiz, sınav sonuçları açıklanacaktı, eheh notumu çok merak ediyorum doğrusu. –D
Öğretmen notları okumaya başlamıştı ama sıra bize hala gelmemişti. Biraz şüphelenmeye başlamıştım açıkcası.
“Evet okulumuza yabancı arkadaşlar gelecek onun için bu sınav da en çok yüksek notu alan 10 kişi onlar için verilecek olan partiye katılacaklar. Ve bu şanslı arkadaşlarımız Junho, Yeol, Na Na, Dong Joo, Hye, Chi soo, Kang hyeok, Ha Ni, Jang Mi ve son olacakta Jiyeon. Tebrikler arkadaşlar.
Ne ben böyle şansın. Ya nasıl olur ya… Ben asla o partiye katılmam.
“Jiyeon duydun mu bizde katılacağız ay çok mutluyum hemen alışverişe gitmemiz lazım.”
“Kafayı mı yedin Na Na ben gelmiyorum.”
“Nasıl gelmezsin ya bak ne güzel eğleneceğiz biraz.” Eğlence isteyen mi var ya.
“Gelmiyorum dedim ya, sakın bu konuyu abime açayım deme bitersin.” Biliyordum böyle şeyler olunca abime gider ve abim ne yapar ne eder beni gönderirdi. Ağzını kapatmam lazım Na Na’nın.
Ardından öğretmen devam etti. “Bu okuduğum isimler kesinlikle katılacaklar. Katılmamazlık yok biraz eğlence herkesin hakkın.” Dedi ve derse devam etti.
Kafamı sıraya dayadım ve ne yapamam gerektiğini düşünmeye başladım ama aklıma hiç bir şey gelmiyordu… Zilin çaldığının farkında bile değildim Yeol’un sesi ile irkildim.
“Oy oy oy bayan tavşan da partiye gelecekmiş?”
“Senle hiç uğraşamıyacağım Yeol git başımdan.”

Tam ağzını açtı konuşacaktı ki Junho ve Kucağında bir kız ile sınıfa girdi hemen arkasından ise Na Na geldi.
İkisi de konuşmalarına izin vermeden ben atladım lafa.
“Bunu Jon Ho mu yaptı?”
? BLOCKB IS MY LIFE ?
[Resim: tumblr_olvtfdqgPs1sp9bkwo2_500.gif]
Kore_Güzeli black pearl

Alıntı
#9
5. Bölüm

Oyuncular; Jiyeon, Lee Sung Yeol, Na Na, Junho, Jeong soo (Jiyeon’un abisi)
Yazar: Lee Ayenzel


Tam ağzını açtı konuşacaktı ki Junho ve Kucağında bir kız ile sınıfa girdi hemen arkasından ise Na Na geldi.
İkisi de konuşmalarına izin vermeden ben atladım lafa.
“Bunu Jon Ho mu yaptı?”
~ - ~ Yazarın ağzından ~ - ~
Jiyeon bunun da başında Jon Ho’nun olduğundan adı gibi emindi o yüzden cevap beklemeden hemen sınıftan çıktı ve koşmaya başladı ama kolundan tutulan bir el tarafından durdurulmuştu. Bu Yeoldan başkası değildi.

“Ne yapacaksın tüm erkeklere yaptığın gibi onu da mı döveceksin? Sence durur mu bunu yapmaya devam edecektir. Onu dövmen onun umurun da olmaz o yüzden gel ve sakin kafa ile düşünüp ne yapacağımıza bakalım.” Demişti hiç kesmeden, Jiyeon susmuştu çünkü onu haklı buluyordu, kolunu ondan kurtardığı gibi sınıfa gitti ve hemen baygın olan kızın yanına gitti. Ardından Yeola döndü.

“Aklından ne geçiyor bilmiyorum ama benim bir fikrim var ve bunu tek başıma yapamayacağımı da biliyorum o yüzden sizden yardım istiyorum.” Dedi var olan gücüyle. Na Na hemen tebessüm eden bakışları ile Jiyeona döndü. “Ben varım bana sorulmamış say” dedi ışıldayan gözleriyle. Jiyeonda tebessümle ona karşılık verdi ardından Junho’nun sesi duyuldu. “Bende varım bu yaptığı iğrenç bir şey.” Jiyeon nefret dolu gözlerle bakıyordu adeta ne olursa olsun bu bir kıza çektirdiği son işkence olacaktı diye geçiriyordu içinden.

Suskun kalan Yeol konuştu ardından “O zaman bu akşam iş başına başlıyoruz.”

“Buluşma yeri neresi olacak” Diye atladı Na Na, Junho boş durmadan “Benim evim olabilir zaten yalnız yaşıyoruz” demişti.

“O zaman bu akşam sizde görüşüyoruz” demişti Jiyeon birazdan baygın olan kızın sesi duyulmuştu.
Zilin sesi ile konuşamamışlardı bile. Jiyeon hemen kızın yanına oturdu ve.” Adın ne?” dedi en mahsum gözlerle kzı adını söylemeye çekinmemişti çok sıcak bulmuştu Jiyeon’u.
“Choon hee ben” demişti hiç çekinmeden. Çok korktuğu her halinden belliydi, okul tarafından dışlanıyordu karşısında ki sıcak kanlı insanları görünce çok mutlu olmuştu.

“Bak Choon Hee biz sana yardım etmek istiyoruz, korkmana hiç gerek yok seni koruyacağımızdan emin olabilirsin.
İnan sana yaptıklar yanına kalmayacak bu yüzden güçlü ol ve dimdik dur. Ve sakın yanında oluğumuzu unutma.”
Choon Hee başıyla onaylamıştı sadece çok mutlu olmuştu duydukları karşısında.

“Şimdi akşam bu adrese gel hepimiz orada olacağız ve oturup ne yapacağımızı planlayacağız. Sende gel her şeyden haberin olsun olur mu?”
Junho’nun uzattığı kağıt parçasını alarak teşekkür edip çıkmıştı sınıftan.


~


~ ~ Jiyeon ~ ~


Nasıl bir insan bu kadar kötü olur gerçekten anlayamıyorum hiç mi karşı tarafın duygularını düünmüyorlar hiç mi yaptıklarının gün gelirde yüzlerine vurulacağını düşünmüyorlar. İnsanlar bu kadar acımasız olmak zorunda mı?

Ben bu düşüncelere dalmışken eve geldiğimi bile anlamadım. Abimin güler yüzünü görünce elimde olmadan bende gülüvermiştim.


“Neden sırıtıp duruyorsun?” dedim bir yandan gülerken bir yandan konuşurken.

“Güzel şeyler odluda onun için.” Hemen aklıma Na Na geldi yoksa ona açılacak mıydı?


“Yoksa Na Nayı sevdiğini ona söyleyecek misin?” dedim heyecanla koluna girerken.
Birden yüzü düştü, olamaz ya neden yapmıyor ki ikiside eriyor resmen ama neden biri söylemiyor anlamıyorum ki.


“Jiyeon bazen susmak gerekir. Düşünsene belki karşısına benden daha iyi biri çıkabilir ya da onu benden fazla sevecek biri çıkabilir.”


“Öyle diyorsun da senden ne kadar daha çok seven biri çıksa da o seni severken bun ne anlamı olur ki?” dedim artık daynamadım.


Hiçbir şey demeden içeri geçti.”Bari yüzümü güldüren ne onu söyle.” Dedim. Ama nafile odasına geçti. İkisi içinde çok üzülüyorum ama kendileri bunu böyle yapıyorlar. Na Na biraz daha kendine güvenip onu sevdiğini söylese belki abim ondan duyduğunda birazcıkta olsa yumurşar ama bunu Na Nadan beklemek çok zor.


Bende hemen odama çıktım bari biraz uyuyayım akşam yorulacağım konuşmaktan.


~ ~

Na Nayı aldığım gibi hemen otobüse binip Junho’nun evinin yolunu tuttum. Umarım Choon Hee gelir aslında ona bir görev vermiyeceğim sadece işimiz bittiğin de içindekileri dökmesini isteyeceğim zaten bu onun en büyük hakkı.


Düşüncelere dalmış giderken Na Na’nın beni sarsması ile kafamı ona çevirdim. Eli ile dışarıyı işaret ediyordu.
Ne olduğuna bakmak istediğimde gördüklerim karşınsında şaşırmamış değildim. Yeol ve bir kız kol kola yürüyorlardı camın ardından baka kalmıştım sadece.


Junho’nun evinin kapısına geldiğimizde Choon Heeyi kapıyı çalarken bulduk hemen birlikte içeri girdik.
Tahmin ettiğim gibi Yeol hala gelmemişti. Neden gelsin ki eğlencesi kaçar yoksa.


“Junho ben daha fazla beklemiyorum o gelince sen ona planı anlatırsın.” Dedim onun konuşmasına izin vermeden hemen planı anlatmaya başladım ki. Kapı sesi ile kafamı döndüğümde Yeol’un yüzünü görmem bir oldu.

“Sonunda teşrif ettiniz beyefendi.” Dedim kendime engel olamayarak.


“Geciktim kusura bakmayın” dedi bitkin bir şekilde, tabii sevgilisi ile eğlenmekten yorgun düşmüştür şimdi o.
“Hadi geç otur fazla vaktim yok.”dedim ve önüme döndüğüm gibi planı anlatmaya başladım…


Herşeyi anlatmıştım Junho ve Na Na başlarına düşün planı çok beğenmişerdi ama Yeol öyle görünmüyordu.

“Neden en zor iş benim oluyormuş bakalım?”


“Bence hiç zor değil, hatta çok basit “dedim bir yandan sırıtırken bir yandan da konuşurken.


“Dalga geçme Jiyeon bunu bebekler bile yapar yani.” Dedi sinirlenmişe benziyordu.


“Ama görev görevdir değil mi?” dedim daha fazla gülmeye başlamışken.

“Herşey hal olduğuna göre artık biz kalkalım ha” dedim ayağa kalkarken.


“Aa daha çok erken hadi oturup film izleyelim, hem biraz değişiklik olmaz mı?” dedi en tatlı haliyle Junho.

Na Na’nın ‘Be olur kalalım’ diyen gözlerini de görünce kalmaya karar verdim.


“Hadi film seçmeye o zaman” dedi junho ve hemen filmlerin olduğu kısma doğru yürüdü.
Oha burada ne kadar Film varmış böyle ya.


Film seçimlerine karışmıyordum benim için fark etmiyordu zaten pek bir şey izlediğim de yoktu yani annem yaşarken bir çok kez izlerdik ama annemden sonra film izlemez olduk. Genelde televizyonu da pek açmayız zaten.


Na Na’nın seçtiği filmi izlemeye başladık.

Adı: We Teach Love

Filmin başları ne kadar komik olursa olsun sonradan bir ara ağlayacağımı zannettim.
Hızla kalkıp açık olan balkona çıktım. Nasıl da etkilenmiştim bu filmden kalbim acımıştı resmen. Kızın 12 yıldır karşılıksız sevdiği adam için yaptıkları o çiçeklerin anlamları. Hepsi harikaydı.
Özelliklede “Aşkımı Sana Sunuyorum” dediği her kelime resmen içimiz çız etmişti.

Aslında aşkı merak etmiyor değildim ama babam beni tüm erkeklerden soğutmuştu.

Ben bu düşüncelere dalmışken beni izleyen Yeolu fark ettim birden soru soran gözler ile bakmaya başladım.
“Hiç sadece yani filmden etkilendim de” dedi etkilendiği gerçekten beliydi.
Gözlerimin içine bakmaya başlamıştı yaklaşıyordu git gide ve durdu ağzından dökülen tek cümle ise.

“Baban yüzünden erkeklere güvenemiyorsun değil mi?” olmuştu. Susmuştum ne diyebilirdim ki tabii ki de onun yüzümden di. Ama çok korkuyorum eğer günün birinde birini seversem ve bu aşk’ın engelleri çıkarsa çabuk petse etmeyecektim.

“Bence yanılıyorsun herkes baban gibi değil ki? Yani senin annenin yaşadıkları sonra babanın yaptıkları, biz hiçbir şey bilmiyoruz yarın ne olacağı yada 1 yıl sonrasını. Ama şuan bize verilen zamanı yaşamalıyız öyle değil mi?” haklıydı aslında herkes babam gibi olacak değildi ama yinede bir türlü erkeklere güvenemiyorum. Zaten şimdiye kadar güvenmemi hissettirecek bir erkekte karşıma çıkmadı.


“Haklısın ama ben yinede erkeklere güvenmemeye devam edeceğim, taki bana güvenli olduğunu hissettirecek kadar.” Dedim ve içeri geçtim.

Na Na ve Choon Hee ile birlikte evden çıktık. İlk önce Choon Hee’yi evine bıraktık sonra ikimizde evlerimizin yolunu tuttuk…


~ - ~ Sung Yeol ~ - ~


Jiyeon çok farklı her şeyin farkında olmasına rağmen asla değişmeyecek değil mi? Hep aynı kalacak.
Bunun günün birinde değişmesine gerçekten isterim.

“Ohoo sen yine dalıp gittin.” Dedi junho evet daldım yine.


“Ne oldu ne konuştunuz Jiyeonla?”

“Önemli şeyler değil be, öyle havadan sudan.”


“Sung Yeol sana bir şey soracağım?” dedi bana dönerken.

“Nedir” dedim bende ona dönerken.


“Jiyeon ona neden yardım ediyorsun sürekli, kopya konusunda da yardım ettin bu intikam konusunda da öyle yani bunu neden yapıyorsun ki?” doğru diyordu neden yapıyorum ki.


“Bilemiyorum Junho, kopya konusunda o sormadan ona yardım etmek istediğimi söyledim, onu ilk gördüğümde çok tuaf bir kızdı inanabiliyor musun? Babamın beni yakalaması için gönderdiği adamları yanlış yere yönledirip beni dövmeye geldi, ama bana farklı biri gibi geliyor bilmiyorum farklı hissediyorum.”

“Oğlum yoksa sen Jiyeon’a” dedi ne bunun devamını duymak istediğime emin değilim.

“Hayır hayır daha çok yeni Junho öyle bir şey değil yani bilmiyorum ama bu aşk değil.”


“Bence kendini kandırma Yeol basbaya Jiyeondan etkilenmişsin. Zaten aşk olduğunu söylemiyorum ama ona karşı boş olmadığın belli.” Acaba doğru mu söylüyordu. Bilmiyordum ama kendimi sürekli Jiyeon’un yanında buluyordum. Buda biraz doğru olduğunu gösteriyordu.


“Neyse ben artık uyuyorum.” Dedim hızla odaya çıktım, kendimi yatağa atar atmaz ellerimi başımın altına koyup düşünmeye başladım.


Bunu neden yaptığımı bilmiyorum, ama aşk değil bunu da biliyorum yani tamam aşk’ın nasıl bir şey olduğunu bilmiyorum ama yani böyle değildir herhalde sürekli ona koşmak onu gördüğünde söylemek istediklerin değil de tam tersini söylemek, bilemiyorum kafam çok karışık. Bunları düşünürken kendimi uykunun kollarına bıraktım…

~ Jiyeon ~

Sabah uyandığımda hemen üstümü acele ile giyinip okula gittim, her şeyin bugün bitmesi gerekiyor. Yoksa partide rezil olan taraf biz olacağız.

Slayt işini tabii ki ben yapamam ama bunu abim yapabilir değil mi? Telefonum’un çalması ile hemen açtım. Arayan Yeol du.
“İnanabiliyor musun Junho ve Na Na kendi görevlerine halletmişler hem de bu kadar kısa bir sürede.” Gerçekten şaşırtıcı bunu nasıl yaptılar çok merak ediyorum.

“Yeol hemen okula geliyorum bu süper bir haber” dedim ve hemen çantamı koluma taktığım gibi okulun yolunu tuttum. Abimin arkamdan bağırmasını yok saymıştım. Çünkü hemen gidip olanları görmek istiyorum.

~

Okula geldiğim gibi hemen sınıfa çıktım ders başlamadığı için çoğu öğrenci kantindeydi. Hemen Na Na’nın yanına oturdum. “Süpersiniz, bunu nasıl yaptınız ya?” dedim hayran hayran onlara bakarken.

Junho hemen atladı lafa. “Hepsi Choon Hee sayesinde okula geldiğimizde arkasında en az 25 kız öğrenci vardı ve bunalırın hepsi bu yıl içerisinde okuldan ayrılan kızlardı. Bunu nasıl yaptığını ona sorduğumuzda verdiği cevap ise ‘Kendim gibi oldukları için gittikleri yeri tahmin etmem zor olmadı’ dedi şaşırtıcı değil mi?

“Süper, o zaman Yeol sen hemen okul çıkışı onları al ve kamera işini hallet.” Dedim ve hemen Na Naya döndüm.

“Hey hey hey en önemli olan kısmı unuttuk.” Dedi Yeol soru soran gözlerle ona bakmaya başladım.

“Bir bakalım parti sahibi kim?” gözlerim açılmıştı parti sahibinin kim olduğunu bilmiyordum, yoksa bunu Yeol mu yapacak?

“Kim?” dedim belli etirmeden.

“Okulumuzun en popüler çocuğu Jon Ho” dedi kahkaha atarken.

Bende gülemeye başladım. “Şans bizden yana desene” dedim ve Na Naya sarıldım çok mutlu olmuştum çünkü.

Sonunda onunda gerçek yüzünü herkes görecekti…

~

Okul çıkışı hemen Yeol ve ben kızları alıp kayıt için Junho’nun evine gittik. Herkes aynı hikayeyi anlatıyordu, bazıları ağlıyor bazıları ise hırslıydı güçlü durmaya çalışıyordu son olarak sıra Choon Hee’ye geldi.

“Bu arkadaşlarımın anlattıklarını bende yaşadım, ilk önce tehtit etmelerle başlamıştı bu iğrenç şey.
Tehtitlerine göz yumup onu ciddiye almadım, ama sonra bir gün okula geldiğimde okulun asansörlerinde benim iç çamaşırlı fotoğraflarım vardı. Onları nerden bulmuştu diye deliye döndüm düşünmekten ama bir şey atlıyordum o iç çamaşırlarla asla poz vermediğim. Ertesi gün yine yanıma geldi ‘Nasıl süprizi mi beğendin mi’ dedi o an deli olmuştum onun gözü dönmüştü hiç bir şeyi göremiyordu resmen gözleri. Fotoğraflarımızı photoshop yapıyormuş meğer bu arkadaşlarımın hepsi bu nedenle okuldan ayrılmış. Bazıları intihar bile etmiş çünkü onarlın fotoğraflarının üstünde ‘İsterseniz iç çamaşırsız fotoğraflarını da alabilirsiniz’ yazıyormuş. B-Bu iğrenç bir durum.” Dedi ve kendini tutamayıp ağlamay başladı Choon Hee evet bu gerçekten iğrenç bir durum.


Hemen Choon Hee’nin yanına gidip ona sarıldım ve sakin olmasını istedim. Yarını gerçekten iple çekiyorum….

~ ~ ~
? BLOCKB IS MY LIFE ?
[Resim: tumblr_olvtfdqgPs1sp9bkwo2_500.gif]
Kore_Güzeli black pearl

Alıntı
#10
4.bölüme kadar okudum. Devamını da eve gelince okuyacağım. Smile
Jiyeon canım ya ellerini filan kesmiş. cry

Şeyma'm teşekkürler. Opucuk
Alıntı




Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi

Korea-fans.com Hakkında

Lorem ipsum

              Quick Links

              User Links

              Advertise